Analiz

Nuakşot Konferansı: Sahel’de Uzlaşı, Dinî Diplomasi ve Meşruiyet Arayışı

Konferansın sembolik hamleleri bölgedeki meşruiyet terazisinin nasıl çalıştığına dair ipuçları vermektedir.
Konferansın arka planında, dinî diplomasinin kurumsal bir araç hâline getirildiği görülmektedir.
Konferansın “umut inşası” başlığını öne çıkarması, güvenlik söylemini toplumsal rıza üretimiyle tamamlamayı amaçlamaktadır.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

10-12 Şubat tarihlerinde Nuakşot’ta düzenlenen Afrika Barışını Teşvik Konferansı, Sahel’de yaşanan sarsıntının askeri başlıklara indirgenemeyeceğini göstermektedir.[1] Kongre Sarayı’nda “Afrika ve umudun inşası” temasıyla açılan toplantı, krizin merkezine güvenlik kadar meşruiyet ve toplumsal onarım tartışmasını yerleştirmektedir. Moritanya yönetimi, uzlaşının siyasi bir jestten ibaret kalması hâlinde şiddetin başka bir biçimde geri dönebileceği fikrini görünür kılmaktadır. Bununla birlikte Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) konferansın ana sponsoru olarak öne çıkması ve bazı Arap başkentlerinde boykot ya da mesafe tartışmalarının yaşanması, barış söylemi etrafında yeni bir meşruiyet polemiği de üretmektedir.[2]

Konferansın sembolik hamleleri bölgedeki meşruiyet terazisinin nasıl çalıştığına dair ipuçları vermektedir. Afrika Barışını Teşvik Ödülü’nün Çad Cumhurbaşkanı Mahamat Idriss Déby’ye verilmesi, Sahel çevresinde “düzen kurucu liderlik” arayışının hangi performans göstergeleriyle ölçüldüğünü hatırlatmaktadır.[3] Nuakşot sahnesi, seçim takviminden ziyade devletin dağılmasını önleme kapasitesi, arabuluculuk iddiası ve güvenlik yönetimi üzerinden bir puanlama üretmektedir.

Konferansın arka planında, dinî diplomasinin kurumsal bir araç hâline getirildiği görülmektedir. Toplantıda öne çıkan din âlimleri, şiddetin toplumsal tabanını kurutan bir anlam siyaseti inşa etmeye çalışmaktadır. Şeyh Abdullah bin Bayyah’ın uzlaşı ve ortak yaşam vurgusu, Sahel’de radikalleşmenin ideolojik boyutuna karşı yumuşak bir karşı-anlatı üretmektedir.[4] Ödül töreniyle birlikte kurulan bu sahne, barışın bir devlet projesi kadar toplumsal bir sözleşme olarak sunulmasına hizmet etmektedir.

Moritanya’nın bu rolü üstlenebilmesinde coğrafya kadar iç güvenlik yaklaşımı da belirleyici olmaktadır. Mali sınırına yaslanan bir ülkenin uzun yıllardır nispeten düşük şiddet düzeyiyle anılması, Nuakşot’a “işleyen model” iddiası kazandırmaktadır. Bu iddia, güvenliği sosyal uyum, dinî otoriteyle diyalog ve yerel ekonomik damarları canlı tutma stratejisiyle birleştiren bir çizgiye yaslanmaktadır. Konferansın “umut inşası” başlığını öne çıkarması, güvenlik söylemini toplumsal rıza üretimiyle tamamlamayı amaçlamaktadır.

Toplantının en fazla konuşulan anı, Malili dinî lider İmam Mahmoud Dicko’nun konuşmasıyla şekillenmektedir. Dicko, krizi “umut kırılması” olarak tarif ederken göç dalgalarını sadakat tartışmasına hapsetmeyen bir çerçeve önermektedir. Gençlerin hareketliliğini ekonomik çıkmaz kadar adalet ve temsil talebiyle ilişkilendirmesi, uzlaşının başkentlerdeki pazarlık masalarından taşarak mahalle ölçeğine inmesi gerektiğini ima etmektedir.

Mali örneği, meşruiyet kavgasının ülke içi haritasını daha keskin göstermektedir. Bamako’da geçiş yönetimi, güvenlik gerekçesiyle siyaseti daraltırken toplumun önemli bir kesimi gündelik hayatın yükünü, hizmet boşluğunu ve adalet arayışını öne çıkarmaktadır. Dicko gibi aktörlerin sesinin Nuakşot’ta yankılanması, bu iç gerilimin bölgesel bir sahneye taşındığını göstermektedir. Bu durum, uzlaşı arayışını kolaylaştırabilir, fakat tarafların birbirini “meşruiyet gaspı” ile suçladığı bir atmosferde kırılganlık da üretebilir.

Nuakşot’taki uzlaşı dili, sahadaki insani baskıyla birleştiğinde daha sert bir gerçekliğe temas etmektedir. Bölge için yapılan projeksiyonlar, “açlık mevsimi”nde milyonlarca kişinin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanacağını ve gıda güvensizliğinin çatışma döngüsünü besleyebileceğini göstermektedir. Mali’de en ağır açlık kategorisine düşme riski taşıyan nüfusun raporlara girmesi, meşruiyet krizinin devlet kapasitesiyle bağını açık etmektedir.

Nuakşot toplantısının bölgesel meşruiyet mücadelesine ilk etkisi, Moritanya’nın kendisini güvenli bir ara alan olarak konumlandırmasında ortaya çıkmaktadır. Bamako, Vagadugu ve Niamey’in uluslararası alanla ilişkilerinde sertleşen ton, arabuluculuğu kıymetli bir kaynak hâline getirmektedir. Nuakşot, bu kaynak üzerinden Sahel’e dönük güvenlik gündeminde söz üretmekte ve Mağrip ile Sahel arasındaki geçiş kapısı rolünü güçlendirmektedir.

İkinci etki, meşruiyeti sandık ile darbe ikiliğine kilitleyen tartışmanın aşınmasıdır. Güvenlik krizinin uzaması, “etkin devlet” fikrini seçmen meşruiyetinin önüne taşıma eğilimini beslemektedir. Konferansın dili, devletin toplumu koruma kapasitesini ve toplumsal barışı inşa etme kabiliyetini meşruiyetin ana ölçüsü olarak sunmaktadır. Bu çerçeve, geçiş yönetimlerinin “güvenlik sağlıyorum” argümanını daha rahat dolaşıma sokmasına zemin hazırlayabilir.

Üçüncü boyut, dinî otoritenin siyasal denkleme daha görünür biçimde eklenmesidir. Nuakşot’ta ön plana çıkan dinî figürler, uzlaşının ahlaki zemini üzerinden toplumsal rıza üretmeyi hedeflemektedir. Dinî ağlar sahada yerel arabuluculuk kanallarını güçlendirebilir ve çatışma çözümünde geleneksel mekanizmaların alanını genişletebilir. Bunun gerçekleşmesi, dinî otoritenin yerel yönetimle kuracağı ilişki biçimine bağlıdır.

Bu noktada hassas bir risk alanı belirmektedir. Uzlaşı söylemi, geçmiş ihlallerin üzerini örten bir siyasi ambalaja dönüşürse toplumun adalet beklentisi daha sert bir kopuşa evrilebilir. Sahel’de yerel düzeyde yaşanan şiddet, kayıp ve mülksüzleşme dosyaları yönetilmeden kurulan barış anlatıları kısa vadede sükûn üretebilir. Ancak orta vadede yeni radikalleşme hatları açma riskini de taşımaktadır. Nuakşot’un açtığı pencere, geçiş dönemi adaleti ve yerel hizmet kapasitesiyle desteklenmediği sürece dar kalacaktır.

Dördüncü etki, bölgesel örgütler arasındaki meşruiyet rekabetinde görünmektedir. Sahel’de devlet-toplum ilişkisi zayıflarken yaptırım diline yaslanan yaklaşımlar, bazı başkentlerde “dışarıdan dayatma” algısını büyütmektedir. Uzlaşı ve diyalog vurgusu ise daha yumuşak bir meşruiyet dili kurarak bölgesel aktörlere hareket alanı açabilmektedir. Bu dil, güvenlik kurumları üzerinden kurulan sert meşruiyet iddialarına alternatif bir toplumsal zemin sunmaktadır.

Beşinci boyut ise dış aktörlerin Sahel’e yaklaşımındaki parçalanmayı toparlama arayışıdır. Askeri işbirliği, kalkınma finansmanı, göç yönetimi ve dinî diplomasi çoğu kez kopuk dosyalar gibi yürümektedir. Nuakşot, bu dosyaları tek bir hikâyede buluşturmaya çalışmakta ve devlet kapasitesi ile toplumsal barışın bölgesel meşruiyetle bağlı olduğunu vurgulamaktadır. Bu çerçeve benimsenirse, Sahel’e dönük paketler daha bütüncül tasarlanabilir ve sahadaki proje yorgunluğu kısmen azalabilir.

Konferansın bir başka etkisi de Sahel içindeki siyasetin tonunu dolaylı yoldan şekillendirebilmesidir. Uzlaşı çağrısı, silahlı gruplar kadar devlet içi aktörleri de hedeflemekte ve güvenlik aygıtının hesap verebilirliğini tartışmaya açmaktadır. Bu tartışma, geçiş yönetimlerinin ulusal birlik söylemini güçlendirebilir, fakat muhalefet ve sivil toplum alanında “temsiliyet” talebini de yükseltebilir. Meşruiyet yarışı bu nedenle iki kanalda ilerlemekte ve güvenlik performansı ile adalet kapasitesi birbirini sınamaktadır.

Daha geniş çerçeveden bakıldığında Nuakşot hattı, Sahel’de meşruiyet üreten platformların çoğalmasına katkı sunmaktadır. Askerî geçiş yönetimleri, bölgesel örgütler, dinî otoriteler ve dış ortaklar farklı meşruiyet ölçütleriyle sahaya inmektedir. Konferansın asıl testi, bu ölçütleri çatıştıran bir vitrin kurmak yerine ortak bir asgari zemine çevirebilmesidir.

Önümüzdeki aylarda belirleyici soru, Nuakşot hattının somut bir takip mekanizmasına dönüşüp dönüşemeyeceğidir. Düzenli temas grupları, yerel uzlaşı dosyalarını izleyecek teknik ekipler ve insani yardım ile güvenlik koordinasyonunu bir araya getiren bir çerçeve kurulabilirse, toplantı sembolik düzeyin üzerine çıkabilir. Böyle bir kurumsallaşma gerçekleşmezse, konferans güçlü bir fotoğraf karesi olarak kalır ve sahadaki gerilim kendi ritmiyle ilerler.

Sonuçta Nuakşot toplantısı Sahel’de meşruiyet mücadelesini yeniden tarif etmektedir. Bir yanda geçiş yönetimlerine diyalog vitrini açarak uluslararası alanda nefes borusu sağlayabilir, öte yanda toplumlara adalet ve vatandaşlık talebi etrafında daha bütünlüklü bir dil kurma imkânı sunabilir. Sahel’de silahın kurduğu düzen, meşruiyet üreten bir toplumsal sözleşmeyle kalıcılaşabilmektedir. Nuakşot’un gerçek etkisi, liderlerin birbirine verdiği pozdan çok, gençlerin göç yerine ülkede kalmayı makul bulacağı bir gelecek ufkunun açılıp açılamayacağıyla ölçülecektir.

[1] “Au milieu de crises et de coups d’état en Afrique, Nouakchott accueille la 6ème conférence africaine pour la consolidation de la paix”, Sahara Media, https://fr.saharamedias.net/au-milieu-de-crises-et-de-coups-detat-en-afrique-nouakchott-accueille-la-6eme-conference-africaine-pour-la-consolidation-de-la-paix/, (Erişim Tarihi: 15.02.2026).

[2] “Crise diplomatique: Large boycott arabe à Nouakchott, le Maroc voix de raison”, Libre Entreprise, https://librentreprise.ma/2026/02/10/crise-diplomatique-large-boycott-arabe-a-nouakchott-le-maroc-voix-de-raison/, (Erişim Tarihi: 15.02.2026).

[3] “Conférence de Nouakchott : Appel à l’espoir et à la paix”, Apa News, https://fr.apanews.net/news/appel-a-lespoir-et-a-la-paix-lors-dune-conference-internationale-a-nouakchott/, (Erişim Tarihi: 15.02.2026).

[4] Aynı yer.

Göktuğ ÇALIŞKAN
Göktuğ ÇALIŞKAN
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde lisans eğitimi alan Göktuğ ÇALIŞKAN, aynı süreçte çift anadal programı kapsamında üniversitenin Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde yer alan Uluslararası İlişkiler bölümünde de eğitim görmüştür. 2017 yılında lisans mezuniyetini tamamladıktan sonra Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde yüksek lisans programına başlayan Çalışkan, bu programı 2020 yılında "Hindistan Şiiliği ve İran’ın Hindistan Politikasının Yumuşak Güç Çerçevesinde Değerlendirmesi: Kontrüktivist Bir Bakış" adlı teziyle başarı ile tamamlamıştır. 2018 yılında ise çift ana dal programı kapsamında eğitim gördüğü Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olmuştur. Millî Eğitim Bakanlığı Yurtdışı Seçme ve Yerleştirme (YLSY) programı kapsamında Fransa’da dil eğitimi alan Göktuğ Çalışkan, ardından Fas’ta bulunan Uluslararası Rabat Üniversitesinde 2. yüksek lisansını "La Présence Chinoise En Afrique Et L’évaluation De La Politique Africaine De La Chine Dans Le Contexte Du Projet « La Ceinture Et La Route » : Les Cas du Kenya et de l’Ouganda" (Çin'in Afrika'daki Varlığı ve Çin'in Afrika Politikasının Kuşak ve Yol Projesi Bağlamında Değerlendirilmesi: Kenya ve Uganda Örnekleri) teziyle 2022 yılında tamamlamıştır. Aynı zamanda Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi olan Çalışkan, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde de doktorasına devam etmektedir. Çalışkan, ayrıca YLSY kapsamında Fas’ta yine Uluslararası Rabat Üniversitesi’nde doktoraya başlamıştır. Ankasam Uluslararası İlişkiler uzmanı olarak çeşitli konularda röportajları ve analizleri bulunan Çalışkan, kitap bölümleri, makaleler ve kitap incelemelerine de devam etmektedir. Çalışkan, iyi derecede İngilizce ve Fransızca bilmekte olup, Çin-Afrika İlişkileri, Sahel, Sahel’de Din ve Güvenlik, İran, Şiilik, Hindistan, Gıda Güvenliği, Afrika'da İklim, İsyanlar ve Terörizm, Afrika Jeopolitiği, Kuşak ve Yol Projesi, Orta Asya üzerine akademik çalışmalarını sürdürmektedir.

Benzer İçerikler