Fergana Vadisi’nin “Aşil Topuğu”: Tacik-Kırgız Sınır Sorunu

Avrasya jeopolitiğinin anahtarı konumunda bulunan Fergana Vadisi, Post-Sovyet dönemde Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan arasındaki sorunlara ev sahipliği yapan bir coğrafya haline gelmiştir. Bu durum, bölgenin ekonomik ve sosyal kalkınmasını derin bir şekilde baltalamaktadır. Fergana’daki etnik ve kültürel bölünmeler sebebiyle bölge, bir istikrarsızlık yuvasına dönüşmüştür. Bu da hem vadiyi hem de Orta Asya’yı derinden etkilemektedir.

Sınır ötesi çatışmaların ana nedenleri suya, toprağa, altyapıya, yollara ve minerallere erişim noktasında devletlerin ortaya koyduğu tezlerdir. 23-30 Nisan 2021 tarihlerinde bölgede çıkan çatışmaların sebebi de Hocay Alo köyündeki Golovnoy su dağıtım şebekesinde yaşanan gerilimdir. Bu noktada söz konusu su dağıtım alanının Sovyetler Birliği döneminde inşa edildiği ve Tacikistan, Kırgızistan ve Özbekistan’ın sınır bölgelerine su temin etmeyi amaçladığı unutulmamalıdır.

Çatışma esnasında Orta Asya ülkelerinden Özbekistan ve Kazakistan, gerilimin yükselmesinden duydukları rahatsızlığı açıkça dile getirmiştir. Bu anlamda itidal çağrısı yapan devletler, Fergana Vadisi üzerinden patlak verebilecek bir savaşın tüm Orta Asya’yı ateş topuna çevirebileceğinden kaygılanmaktadır. Aynı şekilde Tacikistan Cumhurbaşkanı İmamali Rahman ve Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov da sağduyulu davranan bir tavır sergilemiştir. Nitekim 1 Mayıs 2021 tarihinde Kırgızistan Ulusal Güvenlik Başkanı Kamçıbek Taşiev ile Tacikistan Ulusal Güvenlik Başkanı Saymumin Yatimov’un yaptıkları görüşmenin ardından ateşkesin sağlandığı duyurulmuştur.

2 Mayıs 2021 tarihinde ise Taşiyev, Batken Bölgesi’ndeki Maksat köyü sakinleriyle yaptığı görüşmede, Kırgız-Tacik sınırının 112 kilometresinin netleştirilmesi ve tartışmalı sınır bölgelerine dair müzakere yapılması için barışçıl bir süreç yürütüleceğini dile getirmiştir.[1] Dahası iki ilkenin liderlerinin 2021 senesinin Mayıs ayının ikinci haftasında Duşanbe’de görüşecekleri de açıklanmıştır. Söz konusu görüşmede bazı anlaşmalar imzalanacağı ve bu sorunun aşılmaya çalışılacağı öngörülmektedir. Zaten bu yüzden de 3 Mayıs 2021 tarihinde taraflar, çatışma öncesinde sahip oldukları topraklara çekilmiştir.

Kısacası iki ülke de çatışmaya son vererek bu sorunu barışçıl yollarla çözme niyetinde olduğunu göstermiştir. Ancak Özbekistan’ı da Fergana Barış Süreci’ne dahil etmek gerekmektedir. Zira Fergana Vadisi’ndeki krizin taraflarından biri de Taşkent yönetimidir. Bu bağlamda üç devletin bir araya gelerek sorunu kendi aralarında çözmeleri, Fergana Vadisi’ni istikrarsızlık değil; işbirliği alanı haline getirebilir.

Hâlihazırda Tacikistan, dış politikasını bir güvenlik kuşağı inşa etme hassasiyetiyle şekillendirmektedir. Zaten bu yüzden de 2015 ile 2018 yılları arasında Kırgızistan dışındaki Orta Asya ülkeleriyle stratejik ortaklık anlaşmaları imzalamıştır. Sınır sorunlarının aşılarak Tacikistan ile Kırgızistan arasında da böylesi bir anlaşma imzalanması, bölgedeki istikrarın tesisi noktasında mühim bir hamle olabilir.

Bölgede yaşanan gerilimi yakından takip eden başlıca aktör ise Rusya’dır. Zira Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, gelişmeleri yakından takip ettiklerini ifade etmiş; lakin ölçülü bir tepki vermeye özen göstermiştir. Moskova’nın bu tutumu, Fergana Vadisi’nde arabuluculuk yapmak istemesinden kaynaklanmaktadır. Nitekim 2020 senesinde Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ) Zirvesi’nde Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Moskova’nın Tacikistan ile Kırgızistan arasındaki sınır problemlerine arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu dile getirmiştir. Ancak bahsi geçen dönemde Tacikistan Dışişleri Bakanlığı resmi bir protesto notu göndererek mevzubahis öneriyi reddetmiştir. Belki de bu yüzden Moskova, mevcut çatışmalara daha temkinli yaklaşmıştır. Duşanbe yönetiminin 2020 yılındaki tavrı, bölge devletlerinin bölgesel sorunlara üçüncül aktörleri müdahil etmeme hassasiyeti içerisinde olduğunu gözler önüne sermesi bakımından çok değerlidir.

Bölgedeki gelişmelere müdahil olarak Orta Asya’daki nüfuzunu arttırmak isteyen devletlerden biri de Amerika Birleşik Devletleri’dir (ABD). Çünkü ABD, Afganistan’dan çekilme sürecini başlatırken; askerlerini Orta Asya’da konuşlandırmanın yollarını aramaktadır. Bu anlamda Washington yönetimi için en makul seçenek, Afganistan’la sınırdaş olan Özbekistan ve Tacikistan’dır. Dolayısıyla bölgede yükselen savaş çanları, ABD’yi de memnun edecek ve bölge devletleri üzerindeki baskısını arttırmasını sağlayacaktır.

Çin açısından ise Fergana Vadisi, bölgeye açılan ve hatta İran’a uzanan bir yoldur. Bu kapsamda Pekin yönetimi, bölgeyi içeren ulaşım projelerine dikkat çekici yatırımlar yapmaktadır. Aslında bahsi konu olan bölge, Tarihi İpek Yolu üzerinde de gelişmiş bir aktarma noktası olmuştur. Zira Antik Yunan, Çin, Baktriya ve Parthia uygarlıklarının kesişme noktası olan Fergana Vadisi, günümüzde doğu-batı ve kuzey-güney istikametlerinde uzanan kara ve demiryolların kesiştiği bir kavşaktır. Bu da bölgenin jeopolitik önemini ortaya koymakta ve büyük devletlerin bu coğrafyayla yakından ilgilenmesinin gerekçesini oluşturmaktadır. Bu nedenle de küresel güçler arasındaki güç mücadelesinin bir cephesi olarak görülen Orta Asya’nın dış müdahalelere kapalı, istikrarlı ve barışçıl bir coğrafyaya dönüştürülmesi elzemdir. Bu durum, her şeyden önce bölge devletlerinin bağımsızlıklarını sürdürebilmeleri noktasında bir zorunluluktur. Dolayısıyla Fergana Vadisi’ndeki anlaşmazlıklar başta olmak üzere bölgesel sorunlar esnasında, bölge devletlerinin ihtilafları değil; işbirliği imkânlarını ön plana çıkarması gerekmektedir.

Bu işbirliği bağlamında bölge devletlerinin Avrupa Birliği’ndeki (AB) enklav sorunlarının nasıl çözüldüğüne bakması ve benzer bir birlikteliği kendi aralarında tesis etmeye çalışması sağlıklı bir yöntem olabilir.

Neticede, Fergana Vadisi başta olmak üzere bölgesel sorunların çözümü noktasında gerek Tacikistan ve Kırgızistan liderlerine ve gerekse de diğer Orta Asya ülkelerinin liderlerine büyük sorumluluk düşmektedir. Zira bölge devletlerinin birbirlerinin çıkarlarına saygı duyarak iyi komşuluk ilişkileri kurması ve ticari ilişkileri geliştirmek suretiyle ekonomik anlamda karşılıklı bağımlılık durumu yaratması yerinde olacaktır.


[1] Pilipenko İ.V., Konkurentosposobnost stran i regionov v mirovom khozyaystve, M. Smolensk, 2005, s. 215.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Obid BAROTOV
Obid Barotov, lisans eğitimini 2015 yılında Tacikistan Milli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Fakültesi’nde tamamlamıştır. 2021 yılında ise Bursa Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilimdalı’nda savunduğu “Tacikistan’ın Açık Kapı Politikası Çerçevesinde Tacikistan ile Çin’in İlişkisi” başlıklı yüksek lisans teziyle alan uzmanı unvanını almaya hak kazanmıştır. Lisans eğitimi aldığı yıllarda Tacikistan Dışişleri Bakanlığı ve Tacikistan Kültür Bakanlığı’nda staj yapan Barotov; Tacikçe, Farsça, Rusça, İngilizce ve Türkçe bilmektedir.

SOSYAL MEDYA HESAPLARIMIZ

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz