Tarih:

Paylaş:

Pakistan-TTP Müzakerelerinde Taliban’ın Arabuluculuğu Ne Anlama Geliyor?

Benzer İçerikler

This post is also available in: English Русский

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) 31 Ağustos 2021 tarihinde Afganistan’dan çekilmesinin ardından söz konusu ülkede oluşan güç boşluğu, terör örgütlerinin hareket alanını genişletmiştir. Özellikle de ABD ve müttefiklerinin bıraktığı silahların radikal grupların eline geçmesi, bölgesel güvenlik ortamını kırılganlaştırmıştır. Bu süreçten etkilenen ülkelerden biri de Pakistan olmuştur. Zira İslamabad yönetimi, bilhassa Kuşak-Yol Projesi’ni istikrarsızlaştırmak isteyen aktörlerin vekaleten kullandıkları terör örgütleri aracılığıyla Çin yatırımlarını ve Çinli işçileri hedef aldığı ve dolayısıyla Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru’nu (CPEC) uygulanabilir bir proje olmaktan çıkarmaya çalıştığı saldırılarla yüzleşmektedir. Yani terör, bir yandan Pakistan’ın ulusal güvenliğini tehdit ederken; diğer taraftan da kalkınmasını ve refahını sabote etmektedir. Pakistan’daki terör eylemleriyle adından söz ettiren başlıca örgüt ise Tehrik-i Taliban Pakistan’dır (TTP).

TTP, Afganistan’da “İslam Emirliği” kurma iddiasında bulunan radikal bir örgüttür. Terör örgütü El Kaide’yle yakın bağlarının olduğu bilinen TTP, Peştun milliyetçisi bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla örgüt, yalnızca Pakistan’da dini radikalleşmeyi arttırmamakta; etnik iddialar hasebiyle bölünme endişesinin yaşanmasına da yol açmaktadır.[1] Bu örgüt karşısında Pakistan Hükümeti, ulusal güvenliğini ve toprak bütünlüğünü sağlama iddiasıyla kararlı bir şekilde terörle mücadele politikası yürütmektedir.

Bununla birlikte İslamabad yönetimi, terörle mücadele konusunda yalnızca askeri yöntemler kullanmamaktadır. Pakistan Hükümeti, terörle mücadele araçlarından biri olan müzakere seçeneğine de açıktır.

Bu anlamda İslamabad, çatışmaların yaşanmadığı, diyaloğun hâkim olduğu bir ülke tahayyülü doğrultusunda TTP’yle görüşmeler gerçekleştirmektedir. Mevzubahis görüşmelerin yansıması olarak Pakistan Hükümeti ile TTP arasında Taliban’ın arabuluculuğunda 2022 yılının Mayıs ayında ateşkes anlaşması imzalanmıştır.

Bahse konu olan anlaşma, bir süreliğine silahların susmasını sağlamışsa da terör örgütü TTP, bu süreci yeni eleman temini ve silah tedariği için kullanmış; daha sonra da belirli bir güce ulaştığı düşüncesiyle 2022 senesinin Aralık ayında ateşkes anlaşmasından çekildiğini duyurmuştur.

Söz konusu kararın arka planında TTP’nin silah bırakma konusunda Pakistan Hükümeti’nden baskı görmesi, örgütün Pakistan Ordusu’nun aşiret bölgesi olan Hayber Pahtunhva’dan çekilmesini istemesine rağmen İslamabad’ın egemenlik haklarının devri niteliğindeki bu talebi kabul etmemesi ve yine terör örgütünün bahsi geçen bölge için özerklik talebinde bulunması; fakat bu beklentinin de karşılanmamasıdır.

Anlaşılacağı üzere tarafların ateşkese bakış açısı ve istekleri oldukça farklıdır. Pakistan Hükümeti, barışçıl bir düzenin tesisinden yanayken; terör örgütü TTP, ateşkes dönemini saha ve alan hakimiyeti noktasında fırsata çevirmeye çalışmıştır. Bu sebeple de 2022 yılının Kasım ayından itibaren ateşkes bozulmuş ve TTP’nin sivilleri hedef alan saldırıları uluslararası kamuoyunun gündemine gelmiştir.

Üstelik TTP’nin saldırıları, Pakistan’ın dış politikasına da zarar vermiştir. Çünkü İslamabad, ateşkesin bozulmasından dolayı Taliban’ı eleştirmeye başlamıştır. Bu durumda TTP’nin Taliban’nı içerisinden çıkan gruplar tarafından 2007 yılında kurulmuş olmasının da etkisi vardır. Bu süreçte İslamabad-Kabil hattında yaşanan başka ihtilafların da etkisiyle Taliban’ın ateşkesin bozulmasına sessiz kalması, taraflar arasında tansiyonun yükselmesine sebebiyet vermiştir. Buna rağmen Pakistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Hina Rabbani Khar başkanlığındaki bir heyet 30 Kasım 2022 tarihinde Kabil’i ziyaret ederek Taliban Dışişleri Bakanı Emir Han Muttaki’yle bir araya gelmiştir.[2]

Bahsi geçen ziyaret, Pakistan’ın Ketta bölgesinde üç Pakistan askerinin hayatını kaybettiği TTP saldırısının ardından gerçekleşmiş ve bir anlamda İslamabad yönetimi, terörle mücadele araçlarından müzakerenin yeniden işletilmesine yeşil ışık yaktığını göstermiştir. Dolayısıyla bir kez daha Taliban’ın arabuluculuğu gündeme gelmiştir.

Nitekim 17 Aralık 2022 tarihinde TTP heyetinin Kabil’de Taliban yetkilileriyle görüştüğü[3] ve daha sonra da 20 Aralık 2022 tarihinde Pakistan temsilcileri ile TTP yetkililerinin Kandahar’da düşük seviyeli bir toplantıda bir araya geldikleri görülmüştür.[4]

Bu durum, Taliban-Pakistan hattında yaşanan sınır çatışmaları da dahil olmak üzere birtakım gerginliklere rağmen tarafların bölgesel güvenlik noktasında işbirliği yapan makul bir anlayışla hareket ettiğini göstermektedir. Bu yüzden Taliban’ın arabuluculuğu, hem Pakistan’da barışçıl bir düzenin teşkil edilmesine katkı sağlayabilir hem de Taliban’ın İslamabad’la ilişkilerde yaşanan konjonktürel sorunları aşmasına kapı aralayabilir. Daha da önemlisi bu arabuluculuk süreci vesilesiyle Taliban, tüm dünyaya barışçıl bir aktör olduğu mesajını verme imkanı elde edebilir.

Bununla beraber müzakere sürecinin başarılı bir biçimde neticelendirilmesi, Taliban’ın çabalarına rağmen hiç kolay değildir. Çünkü TTP radikal bir örgüttür ve talepleri, Pakistan’ın egemenliğinin ihlali niteliğindedir. Dolayısıyla terör örgütünün geri adım atmadığı her senaryo, bir noktada çatışma zeminine dönüş demektir. Zaten Kandadar’daki görüşmeden de somut bir sonuç çıkmamış ve akabinde Pakistan Ordusu, terörle mücadele operasyonlarını hızlandırarak bu konudaki kararlılığını net bir şekilde gözler önüne sermiştir. 23 Aralık 2022 tarihinde ise terör örgütü TTP, İslamabad’da intihar saldırısı düzenlemiştir. Bu da ateşkese ulaşmanın kolay olmadığını göstermektedir.

Bu noktada Pakistan Dışişleri Bakanı Bilawel Butto Zerdari’nin 21 Aralık 2022 tarihinde yaptığı TTP’yle mücadele konusunda Taliban’la işbirliği ihtiyacı vurgulu konuşması hatırlanmalıdır.[5] Bu anlamda Pakistan Dışişleri Bakanı, ülkesinin terörle mücadele sürecinde Taliban’ın oynayabileceği arabuluculuk rolünü hatırlatmış ve müzakere masasına dönüşün ehemmiyetine dikkat çekmiştir. Üstelik bu açıklamayı ABD’de yapmıştır. Bu da İslamabad’ın Taliban’ın bölgesel barış inşasında üstlenebileceği role verdiği desteği göstermesinin yanı sıra Batı’nın Taliban’a yönelik önyargılı yaklaşımının kırılması noktasında da Pakistan’ın inisiyatif alabileceğine işaret etmektedir.

Sonuç olarak Pakistan, TTP’yle mücadele noktasında kararlı bir duruş ortaya koyarken; bir terörle mücadele yöntemi olarak müzakere süreçlerine de kapıyı kapatmamaktadır. Bu kapsamda TTP’yle terör örgütüyle yürütülecek müzakerelerde Taliban’ın arabuluculuğunun önem taşıdığı anlaşılmaktadır. Fakat Pakistan Hükümeti’nin beklentileri ile terör örgütü TTP’nin talepleri arasındaki farklılık yürütülmeye başlanan sürecin kırılganlığını ortaya koymaktadır.


[1] Siddique Kendhaal, “Tehrik-e-Taliban Pakistan: An Attempt to Deconstruct the Umbrella Organization and the Reasons for its Growth in Pakistan’s North-West.” DIIS Report, http://www.niaslinc.dk/gateway_to_asia/nordic_webpublications/x400193360.pdf, (Erişim Tarihi: 22.12.2022).

[2] “سرپرست وزارت امور خارجه، روابط افغانستان و پاکستان را  برای مردم منطقه مفید خواند”, Bakhtarnews, https://l24.im/ST0, (Erişim Tarihi: 22.12.2022).

[3] “Sources: Pakistani Cleric Meets Leaders of TTP in Kabul”, Tolo News, https://tolonews.com/afghanistan-179141, (Erişim Tarihi: 22.12.2022).

[4] “Pakistani Special Forces Free Officers Held by Taliban”, Deutche Welle, https://amp.dw.com/en/pakistani-special-forces-free-officers-held-by-taliban/a-64162405, (Erişim Tarihi: 22.12.2022),

[5] “FM Bilawal Stresses Govt’s Ttp Policy Rethink”, Dunya News, https://dunyanews.tv/en/Pakistan/682661–FM-Bilawal-stresses-govts-TTP-policy-rethink, (Erişim Tarihi: 22.12.2022).

Dr. Doğacan BAŞARAN
Dr. Doğacan BAŞARAN, 2014 yılında Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olmuştur. Yüksek lisans derecesini, 2017 yılında Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda sunduğu ‘’Uluslararası Güç İlişkileri Bağlamında İkinci Dünya Savaşı Sonrası Hegemonik Mücadelelerin İncelenmesi’’ başlıklı teziyle almıştır. Doktora derecesini ise 2021 yılında Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı‘nda hazırladığı “İmparatorluk Düşüncesinin İran Dış Politikasına Yansımaları ve Milliyetçilik” başlıklı teziyle alan Başaran’ın başlıca çalışma alanları Uluslararası ilişkiler kuramları, Amerikan dış politikası, İran araştırmaları ve Afganistan çalışmalarıdır. Başaran iyi derecede İngilizce ve temel düzeyde Farsça bilmektedir.