Röportaj

Prof. Dr. Sait YILMAZ: “NATO, Özellikle Trump’ın Yaklaşımı Nedeniyle Bir Sendeleme Süreci Yaşıyor”

Barış, taraflardan birinin yenilgiyi kabul ettiği zaman yapılır.
Trump’ın şu anda yapmaya çalıştığı şey ise daha çok Çin’e odaklanmak ve Rusya’yı bir şekilde nötralize etmek.
Avrupa gerçekten bir tehdit altında. NATO, özellikle Trump’ın yaklaşımı nedeniyle bir sendeleme süreci yaşıyor.

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) küresel stratejisinde yaşanan dönüşümü, Trump yönetimi ile Amerikan derin devlet yapıları arasındaki yaklaşım farklılıklarını, Rusya-Ukrayna Savaşı bağlamında Avrupa’nın güvenlik algısını ve uluslararası sistemde şekillenmekte olan yeni küresel düzen arayışlarını değerlendirmek üzere Prof. Dr. Sait Yılmaz ile bir röportaj gerçekleştirmiştir. 

Bu röportajda, ABD’nin Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’ne (NATO) ve Ukrayna’ya yönelik politikaları, Avrupa’nın barışa mesafeli yaklaşımının nedenleri ve büyük güç rekabetinin ulus-devletler ile küresel güvenlik mimarisi üzerindeki olası etkileri ele alınmaktadır.

1. Trump yönetiminin maliyet ve ticaret odaklı dış politika yaklaşımı ile ABD’deki kurumsal/derin yapıların uzun vadeli küresel hedefleri arasındaki ayrışma, ABD’nin Ukrayna Savaşı’na ve NATO’ya bakışını nasıl etkilemektedir? Bu durum küresel güç dengeleri açısından kalıcı sonuçlar doğurabilir mi?

Bir manevra alanı vardır. Amerika’nın görünen yüzünde Trump’ın devleti, görünen devlet, bildiğimiz devlet var; ancak bunun arkasında derin bir Amerikan devleti bulunuyor. Bugün Doğu’daki projeleri hazırlayan, büyük planları olan ve küresel hegemonya ile ilgili asıl uygulayıcılar Pentagon ve CIA olarak karşımıza çıkıyor. Ama bir de onların arkasında daha derin bir devlet var. Bu daha derin devlette, Amerikan sermayesini kontrol eden, daha çok Yahudilerin olduğu ve asıl Çin ile ilgili kapışmayı isteyen aktörler yer alıyor.

Buradan bakıldığında Trump, aklı sıra “stratejik stability” adını verdiği bir sistem içinde Ukrayna’da kendi anladığı devlet anlayışını uygulamaya çalışıyor. Bu devlet anlayışı nedir? Daha çok ticari ilişkilere odaklanmak ve masrafları kısmak. NATO’ya bakışı da bu, Ukrayna’ya bakışı da bu. “Biz niye burada para harcıyoruz? Bu Avrupalıların sorunu, Avrupalılar harcatsın” yaklaşımıyla ittifakın yükünü tamamen üzerinden atmaya bile hazır.

Mesela Batı Yarımküre’ye odaklanmaktan bahsediyor. Sanki dünyayı üçe ayıracak ve Batı Yarımküre’yi Amerika’ya bırakacak gibi bir tablo çiziyor. Ama Trump’ın Batı Yarımküre’den anladığı, sadece göç akımlarını tutmak, bazı bölgelerin kaynaklarına el koymak ve dünya genelinde şantaj yoluyla ülkeleri tehdit ederek o ülkelerin madenlerine el koymak. Ancak bu politikaların çok uzun vadeli bir projeksiyon içermediğini, Ulusal Güvenlik Belgeleri’nden de anlıyoruz. Bu belgeleri Trump’ın okuduğunu da zannetmiyorum; daha çok Trump’ın yanındakiler, onun önceki görüşlerine göre bir vizyon oluşturmuş durumda. Yani bu, Amerika’nın yapacaklarının sadece Trump’la sınırlı olduğunu göstermiyor.

2. Avrupa’nın Rusya-Ukrayna Savaşı kapsamında barış girişimlerine mesafeli yaklaşımında, özellikle Baltık ülkeleri ve Polonya gibi cephe ülkelerinin güvenlik kaygıları belirleyici olurken, mevcut koşullarda bir barışın yeni çatışma riskleri doğuracağı ve bu nedenle sürecin zamansız görüldüğü söylenebilir mi?

Şimdi buradan Avrupa’ya gelirsek; Avrupa, Trump dönemini atlatmak için bu barış anlaşmasından yana değil. Çünkü Rusya’yla yapılacak bir barışın zamanı olmadığını düşünüyorlar. Peki bir barış ne zaman yapılır? Barış, taraflardan birinin yenilgiyi kabul ettiği zaman yapılır. Yani bir taraf çıkar ve “Evet, bu savaşı kaybediyoruz; uygun şartlarda bu barışı yapalım” der. Şu anda böyle bir durum yok. Ne Rusya sahada başarısız olduğunu kabul ediyor ne de Ukrayna. Böyle bir ortamda yapılacak bir barışın ise en kısa zamanda yeni bir savaşı tetikleyeceği düşünülüyor.

Bu noktada Ukrayna’nın arkasında duran asıl aktörler olan İngiltere ve diğer Avrupa ülkeleri de böyle bir barışın kısa süre içinde kendi cephelerinde yeni savaşlar doğuracağının farkında. Özellikle Baltık ülkeleri ve Polonya bu anlamda cephede olan ülkeler. Yani Batı, daha doğrusu Avrupa, şu anda yoğun bir silahlanma süreciyle meşgul. Bu nedenle böyle bir barışa yanaşmıyorlar ve barışın zamanının geldiğini düşünmüyorlar. Hatta bir barış ihtimali ortaya çıksa bile Avrupa açısından bu barış için uygun bir ortam bulunmuyor.

Öte yandan Avrupa adına pazarlığı yapan yine Amerika. Ancak Amerika’nın yürüttüğü bu pazarlık, Trump yönetimine özgü bir yaklaşım taşıyor. Öyle ki Rusların Avrupa’da dondurulmuş varlıklarını bile kendileri kullanabilmek için Rusya’yla anlaşma yapmaya hazır görünüyorlar. Yani Avrupa adına yürütülen bu pazarlıkta bile Avrupa’nın iradesi geri planda kalıyor.

3. Trump’ın Rusya’yı geçici olarak dengeleyip Çin’e odaklanma yaklaşımı, ulus-devletler ve Avrupa güvenlik mimarisi açısından nasıl bir gelecek öngörmektedir?

Ben Ukrayna konusunda, özellikle Avrupa’nın Zelenskiy’e verdiği destekle birlikte bir barıştan yana olunmadığını ve bu sürecin bir barış getirmeyeceğini düşünüyorum. Trump’ın şu anda yapmaya çalıştığı şey ise daha çok Çin’e odaklanmak ve Rusya’yı bir şekilde nötralize etmek. Ancak bunun, Amerika’nın derin devleti ve arkasındaki daha büyük devletin planlarının bir parçası olmadığının farkındayız. Bu durum geçici bir nitelik taşıyor; Trump olduğu sürece bu politikalar yaşanacaktır.

Buna karşın Avrupa gerçekten bir tehdit altında. NATO, özellikle Trump’ın yaklaşımı nedeniyle bir sendeleme süreci yaşıyor. Ancak ben bu dönemi de geçici bir dönem olarak görüyorum ve büyük planlarda bir değişiklik olduğunu zannetmiyorum.

Bu büyük plan ise Rusya’nın dağılması, bölünmesi yönünde ilerliyor. Söz konusu coğrafyada küresel düzene hizmet edecek, ulus-devletleri parçalayacak ve Avrupa’da büyük kırılmalara yol açacak yeni bir dünya düzenine doğru gidiyoruz.

Prof. Dr. Sait YILMAZ
1961 yılında İzmit’te doğdu. Kabataş Erkek Lisesi’nde okuduktan sonra babasının tayini nedeni ile liseyi memleketi olan ISPARTA-Yalvaç’ta bitirdi. 1982 yılında Kara Harp Okulu’ndan Piyade Teğmeni olarak mezun oldu. 1984’de Eğridir Komando Okulu’nu bitirdi, Bolu ve Hakkâri’de Komando Bölük Komutanlığı yaptı. 1988 yılında ABD-Virginia’da Havadan İkmal Kursu’nu tamamladı. 1991’de Kara Harp Akademisi’ni bitirdi. BOSNA-HERSEK’de 1994 yılında BM UNPROFOR Türk Barış Gücü’nde Harekat Subayı ve 1996 yılında Saraybosna’da NATO-SFOR’da Sivil-Asker İşbirliği Uzmanı olarak görev yaptı. 1997 yılında İTALYA-Roma’da NATO Savunma Koleji eğitimini tamamladı. 1998-2001 yılları arasında NATO (SHAPE) Avrupa Müttefik Kuvvetler Komutanlığı Karargahı BELÇİKA-Mons’da Kriz Yönetim Uzmanlığı görevi yaptı ve bu süre zarfında ALMANYA/Oberammergau’daki NATO Okulu’nda Kriz Yönetim Kursu Direktörü olarak “NATO’da Kriz Yönetimi” konferansları verdi. 1998-2000 yılları arasında ABD-Oklahoma Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Avrupa Programı’nda MA Eğitimi’ni tamamladı. 2000-2005 yılları arasında ise Gazi Üniversitesi İİBF Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde Doktora Eğitimi yaptı. 2006 yılında Silahlı Kuvvetlerden kendi isteği ile emekli olmayı müteakip Yrd. Doç. Dr. olarak Beykent Üniversitesi’nde Öğretim Üyesi kadrosuna atandı. 2011-2014 yılları arasında İstanbul Aydın Üniversitesi Ulusal Güvenlik ve Stratejik Araştırmalar Merkezi (USAM) Müdürü olan Sait YILMAZ, 2012 yılında Doçent oldu. Halen Yeditepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce bölümünde kadrolu öğretim üyesi olarak dersler vermektedir. Prof. Dr. Sait YILMAZ’ın güvenlik, savunma ve istihbarat konularında yayımlanmış çeşitli kitap ve makaleleri bulunmaktadır.
Sena BİRİNCİ
Sena BİRİNCİ
Sena Birinci, 2024 yılında Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olmuştur. Aynı zamanda Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi'nden çift anadal yapmıştır. Şu anda Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi'nde Siyaset ve Sosyal Bilimler alanında yüksek lisans eğitimine devam eden Sena’nın ilgi alanlarını Avrupa siyaseti, Avrupa Birliği ve seçim siyaseti oluşturmaktadır. Sena, ileri derece İngilizce, başlangıç seviyesinde Rusça bilmektedir.

Röportaj

Uluslararası Strateji ve Bilgi Analizi Enstitüsü (IISIA) CEO’su Takeo Harada: “Venezuela, Müzakere Edilmiş Sürgün Modelinin Bir Örneğidir.”

Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Venezuela Devlet Başkanı...

Krems Sürekli Eğitim Üniversitesi, Dr. Öğr. Üyesi Anna Kaiser: “Son Silahlı Çatışmalar, Kültürel Varlıkların Korunmasına İlişkin Küresel Anlayışı Derinden Etkilemiştir.”

Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), son zamanlarda artan bölgesel istikrarsızlıklar, çatışmalar, uluslararası...

İnsan Hakları ve Ulusal Güvenlik Hukuku Uzmanı Avukat Irina Tsukerman: “Mayın Temizliği Bir Lüks Değil, Bir Hukuki Sorumluluktur.”

Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Azerbaycan’da mayınların yol açtığı insani krizler, bu...

ANAMA Kamu Konseyi Başkan Yardımcısı Emil Hasanov: “Ermenistan’ın Harita Sessizliği, Uluslararası Hukukun Görmezden Gelinmesidir.”

Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Azerbaycan’ın mayınla mücadelesi bağlamında Ermenistan’ın 30 yıllık...