Tarih:

Paylaş:

Uluslararası Tecritle Mücadele Eden Ülke: Afganistan

Benzer İçerikler

This post is also available in: English Русский

11 Eylül 2001 tarihli terör saldırılarının ardından Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Afganistan’a askeri müdahalede bulunmuş ve 20 yıllık işgalin akabinde 31 Ağustos 2021 tarihi itibarıyla ülkeden resmen çekilmiştir. ABD’nin çekilmesinin ardından Taliban, geçici bir hükümet kurarak Afganistan’a egemen olduğunu dünyaya duyurmuştur. Hem ülke içerisinde hem de uluslararası toplumda Taliban’ın iktidara gelmesi birtakım endişeleri doğurmuştur. Özellikle de ülkedeki kadınların ve kızların büyük problemlerle karşı karşıya kalma ihtimalinin bulunması ve yaşanabilecek insani kriz, uluslararası toplumun öncelikli meseleleri haline gelmiştir. Dolayısıyla uluslararası toplum da Afgan halkının yaşadığı ve yaşayabileceği sorunların farkındadır. Bu yüzden de Taliban’ı kısmen de olsa uluslararası işbirliği zeminine çalışmaktadır.

Taliban’ın uluslararası topluma entegre olabilmesi için başta bölge ülkeleri olmak üzere, birçok devlet harekete geçmeye hazırdır. Fakat söz konusu ülkelerin Taliban’dan beklenilen standartların sağlanamaması noktasında çeşitli endişeleri vardır. Uluslararası toplumun yaşadığı bu ikilem ve Taliban’ın izole edilmesi, Afganistan’da her geçen gün büyüyen bir insani krize sebebiyet vermektedir.

Bu anlamda Afganistan’da görev yapan yardım kuruluşlarının açıklamaları dikkate değerdir. Yardım kuruluşları, ülkede çalışmalarını yürütürken karşılaştıkları zorlukları ve duydukları hayal kırıklıklarını dile getirmiştir. Taliban’ın resmi bir hükümet olarak tanınmaması durumunun ülkede çalışmalarını yürütmeye çalışan yardım kuruluşlarına büyük engel teşkil ettiği de ifade edilmiştir.[1] Dolayısıyla Taliban’ın uluslararası toplumdan tecrit edilme hali, Afgan halkının temel ihtiyaçlarını karşılama noktasındaki yardımların gecikmesine ya da hiç sağlanmamasına yol açmaktadır.

İnsani kriz bağlamında Afganistan’daki tablonun giderek daha da kötüleşeceği konusunda bazı öngörüler bulunmaktadır. Örneğin Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) Afganistan Daimi Temsilcisi Abdallah Al Dardari, 23 milyon insanın umutsuzca gıdaya ihtiyacı olduğunu, 20 milyar dolarlık ekonominin 4 milyar dolarlık bir küçülme yaşayabileceğini ve 38 milyonluk nüfusun %97’sinin yoksulluğa sürüklenme riskinin olduğunu söylemiştir.[2]

Bahse konu olan bu vahim tablo, uluslararası toplumun Afganistan için hareket geçmesi noktasında geçerli bir sebep olarak görülebilir. Ayrıca konuyla ilgili olarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Afganistan’da baş gösteren insani krizi ele almak ve ekonomik çöküşü önlemek için acil adımlar atılması gerektiğini ifade etmiştir. Dahası BMGK delegeleri, son dönemde Afganistan’daki terör saldırılarının arttığına yönelik raporun endişe verici olduğunu belirtmiştir. Hatta BM Afganistan Yardım Misyonu (UNAMA) Başkanı Deborah Lyons, Afgan halkını şimdi terk etmenin tarihi bir hata olacağını ve Afgan halkının terk edilmiş, unutulmuş ve kendi hataları olmayan koşullardan dolayı cezalandırılmış hissine kapılmasına sebebiyet verebileceğini ifade etmiştir.[3]

Buradan da anlaşılacağı üzere, Afgan halkının kaderine terk edilmemesi gerekmektedir. Uluslararası toplumun üyesi olan her aktörün Afganistan’daki insani krizin önlenmesi adına, söz konusu ülkeye ekonomik ve siyasi destek vermesi gerekmektedir. Dolayısıyla Taliban’ın olduğu kadar uluslararası toplumun da Afganistan’ın normalleşmesi ve sisteme entegre olması konusunda sorumluluğa sahip olduğu söylenebilir.

Kısacası uluslararası siyasette genel kabul gören bazı normlarda esneklik sağlanabilmesi elzemdir. Bir diğer ifadeyle olması gereken kriterlerden ziyade; olanla ilgilenilmesi bazı durumlarda ihtiyaçtır. İşte tam da bu noktada Afganistan’ın içinde bulunduğu durum göz önüne alınmalıdır. Taliban nedeniyle Afganistan’ın uluslararası toplum tarafından tecrit edilmesi, ülkede var olan ve her geçen gün büyüyen insani krizin daha da derinleşmesine neden olacaktır. Dolayısıyla başta Batılı devletler olmak üzere, komşu ülkeler ve uluslararası sistemin önde gelen aktörleri, Taliban’ı işbirliğine çekecek bir sürece yönelecektir. Rasyonel olan da budur. Nitekim her geçen gün büyüyen insani kriz durumunu da göz önünde bulundurmak zorunda olan Taliban, uluslararası toplumun olumlu adımlarına aynı şekilde karşılık verebilir. Aksi yönde yaşanacak gelişmeler ise ülkedeki krizi daha da ağırlaştıracak, göç hareketlerini hızlandıracak ve radikalleşmeye kapı aralayacaktır. Bu da bölgesel ve küresel işbirliği ve barış ortamının sabote edilmesi anlamına gelecektir.


[1] “Aid Agencies in Afghanistan Struggle Amid International Isolation”, DPA International, https://www.dpa-international.com/topic/aid-agencies-afghanistan-struggle-amid-international-urn%3Anewsml%3Adpa.com%3A20090101%3A211203-99-237901, (Erişim Tarihi: 08.12.2021).

[2] “Afghanistan is Facing the ‘Worst Humanitarian Disaster We’ve Ever Seen,’ the UN Says”, CNBC, https://www.cnbc.com/2021/11/12/afghanistan-is-facing-a-humanitarian-disaster-un-says.html, (Erişim Tarihi: 08.12.2021).

[3] “Abandoning Afghanistan Now, Amid Humanitarian Crisis, Would Be ‘Historic Mistake’, Special Representative Tells Security Council”, United Nations, https://www.un.org/press/en/2021/sc14706.doc.htm, (Erişim Tarihi: 08.12.2021).

Hüseyin YELTİN
Hüseyin Yeltin, Sakarya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunudur. Yüksek lisans eğitimini de Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı'nda tamamlayan Yeltin, halihazırda Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bilim Dalı'nda doktora eğitimini sürdürmekte ve ANKASAM'ın çalışmalarına da katkıda bulunmaktadır.