Avustralya’nın Savunma Sanayisini Güçlendirme Hamleleri

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Avustralya, gelecek nesil askeri insansız hava araçlarını üretmek için 400 milyon Avustralya Doları (yaklaşık olarak 260 milyon ABD Doları) ek harcama yapacaktır. Bu noktada Avustralya Savunma Sanayi Bakanı Pat Conory, bu ve benzeri yerel üretim projelerinin daha fazla iş oluşturacağını belirtmiştir. ABD’li uçak üreticisi Boeing’in Avustralya kolu ile işbirliği içinde tasarlanan ve üretilen MQ-28A Ghost Bat, hükümetin belirttiğine göre savaş rolü de dahil olmak üzere geniş bir yelpazede görev yapmak üzere tasarlanmıştır.[1]

Pat Conroy, açıklamasında, “Bu, son 50 yılda Avustralya’da tasarlanan, mühendislikle uğraşılan ve üretilen ilk askeri uçaktır. Bu uçak aynı zamanda savunma endüstrimizdeki yenilik ve uzmanlık derinliğini vurgulamaktadır” demiştir. Hükümet, zaten 10 adet dronun alımı için 600 milyon Avustralya Doları harcamıştır.[2]

Avustralya, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Britanya ile olan AUKUS askeri ittifakıgibi projelerin büyük maliyetlerini, projelerin yarattığı işleri öne sürerel yerli savunma sistemlerinin daha fazla üretilmesi yönünde haklı çıkarmaya çalışmaktadır denebilir.

Açıklamaya göre, Ghost Bat için ek fonlama, Avustralya genelinde 350’den fazla işi güvence altına alacak ve 200’den fazla tedarikçiye sürekli iş sağlayacaktır.[3] Avustralya’nın savunma endüstrisine yönelik son yatırımları ve MQ-28A Ghost Bat gibi yerel üretim projeleri, ülkenin savunma yeteneklerini güçlendirme ve iş yaratma hedeflerine yönelik stratejik bir adım olarak değerlendirilebilir. Bu tür yatırımların, savunma endüstrisi üzerinde olumlu ve olumsuz etkileri bulunmaktadır.

Öncelikle, yerel üretim projeleri, ulusal savunma endüstrisinin teknolojik yeteneklerini geliştirmekte ve savunma kaynaklarının dışa bağımlılığını azaltmaktadır. MQ-28A Ghost Bat gibi askeri insansız hava araçlarının yerel üretimi, Avustralya’nın savunma yeteneklerini artırarak bölgesel güvenlik açısından önemli bir durum ortaya koyabilir. Bununla birlikte, yerel üretim projeleri, ulusal savunma endüstrisinin küresel rekabet gücünü artırarak ekonomik büyümeye katkıda bulunabilir.

Ancak, bu tür projelerin maliyetleri ve işletme süreçleri üzerindeki etkileri de göz önünde bulundurulmalıdır. Yerel üretim, genellikle yüksek maliyetli bir süreç olabilir ve kaynakların etkin kullanımını gerektirebilir. Ayrıca, teknolojik yenilik ve tasarım süreçlerinde yaşanan gecikmeler, projelerin zamanında tamamlanmasını engelleyebilir ve maliyetlerin artmasına neden olabilir.

Bununla birlikte, bu tür yerel üretim projelerinin, savunma endüstrisi ekosisteminde iş yaratma potansiyeli bulunmaktadır. Özellikle, alt yükleniciler ve tedarikçiler aracılığıyla, bu projelerin birçok kişiye iş olanağı sağladığı görülmektedir. Bu durum, yerel ekonomiler için önemli bir katkı sağlayabilir ve işsizlikle mücadelede etkili bir araç olabilir.

Bu noktada savunma sanayinde dışa bağımlılığın azalmasının ve akabinde de iç sektöre daha çok önem verilmesinin, Asya-Pasifik gibi güvenlik denklemlerinin oldukça kırılgan ve askeri gerilimin yüksek olduğu bir bölgede bulunan, aynı zamanda da AUKUS, ANZUS ve Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (QUAD) gibi bölgesel askeri örgütlerin içerisinde önemli bir konumda yer alan Avustralya için kayda değer bir öneme sahip olduğu söylenebilir. 

Nitekim Avustralya hem bahsedilen güvenlik anlaşmalarının içerisinde yer alması hem de bölgede Washington ve Batı Bloğu’nun önemli bir müttefiki olması nedeniyle Asya-Pasifik’in askeri denklemleri içerisinde oldukça önemli bir aktördür denebilir. Zira Kanberra, hem Kuzey Kore kaynaklı tehdit hem de Çin ile ABD arasındaki rekabette Batı açısından kritik bir öneme sahiptir denebilir.

Bu nedenle de Kanberra’nın güvenlik noktasında kendi mühimmatına sahip olması hayatidir denebilir. Zira Kanberra hem Çin’in çevrelenmesi hem de Kuzey Kore’nin caydırılması bağlamında Batı için önemli bir müttefiktir ancak olası bir kriz veya sıcak çatışma durumunda ABD’nin, Asya-Pasifik’e ne kadar odaklanabileceği ve destek verebileceği soru işaretidir. Çünkü halihazırda Rusya-Ukrayna Savaşı, İsrail-Hamas Savaşı ve Kızıldeniz’deki Huşi saldırıları olmak üzere dünyada üç çatışma bölgesi vardır. Washington da bahse konu olan bu üç çatışma bölgesinde de bir şekilde aktif rol oynamaktadır. Öte yandan 2024 yılı içerisinde ABD’de bir de seçim olacaktır. Tüm bu durumlar birlikte değerlendirildiğinde ABD’nin yeni bir çatışmaya kaynak, enerji ve zaman ayırmasının zor olacağı ön görülebilir. Zaten ABD’nin yeni bir gerilim sahası istemediği de öne sürülebilir. Nitekim bu durum da yine Kanberra’nın kendi savunma kapasitesini dışa bağımlılığı azaltacak bir biçimde arttırmasının önemini ortaya koymaktadır.

Dahası ANZUS, AUKUS ve QUAD işbirlikleri dolayısıyla Avustralya halihazırda oldukça güvenlikleştirilmiş bir dış politika üretim sürecine sahiptir denebilir. Bu noktada da savunma sanayine verilen önemin artmasının Avustralya Başbakanı Anthony Albanese’ye halkın konsolidasyonu noktasında bir avantaj sağlama ihtimalinin bulunduğu belirtilebilir. Nitekim 2025 yılında Avustralya’da bir seçim olacaktır. Ancak Avustralya iç politikasında hem yeni vergi politikaları hem de “Avustralya Günü” kutlamalarının protesto edilmesi kapsamında iki önemli problem bulunmaktadır. Bu noktada Albanese’nin söz konusu iç problemlere rağmen seçmen konsolidasyonunu sağlayabilmesi noktasında “güvenlik” algısını kullanabileceği söylenebilir. Bu durumun Albanese’ye bir fırsat yaratmakta olduğu ileri sürülebilir.

Tüm bunların yanı sıra hem Pekin’le yürütülen bölgesel rekabet hem de Pyongyang’ın ortaya çıkardığı tehlikeler dikkate alındığında Avustralya ulusal çıkarları doğrultusunda savunma sanayini geliştirme ve silah mühimmatını arttırma noktasında meşru bir zemin bulabilmektedir denebilir.  

Sonuç olarak, Avustralya’nın savunma endüstrisine yönelik yerel üretim projeleri, ülkenin savunma yeteneklerini güçlendirmesi ve iş yaratma potansiyeli sunması açısından önemlidir. Ancak, bu tür projelerin maliyetleri, süreçleri ve etkileri dikkatlice değerlendirilmelidir ve stratejik olarak yönetilmelidir.


[1] “Australia to Invest a Further $260m on Next-Generation Military Drones”, Reuters, https://www.reuters.com/world/asia-pacific/australia-invest-further-260m-next-generation-military-drones-2024-02-09/, (Erişim Tarihi: 09.02.2024).

[2] Aynı yer.

[3] Aynı yer.

Zeki Talustan GÜLTEN
Zeki Talustan GÜLTEN
Zeki Talustan Gülten, 2021 yılında Yalova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden “Amerikan Dış Politikası” başlıklı bitirme teziyle ve 2023 yılında da Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Dış Ticaret bölümünden mezun olmuştur. Halihazırda Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda Tezli Yüksek Lisans öğrenimine devam eden Gülten, lisans eğitimi esnasında Erasmus+ programı çerçevesinde Lodz Üniversitesi Uluslararası ve Politik Çalışmalar Fakültesi’nde bir dönem boyunca öğrenci olarak bulunmuştur. ANKASAM’da Asya-Pasifik Araştırma Asistanı olarak çalışan Gülten’in başlıca ilgi alanları; Amerikan Dış Politikası, Asya-Pasifik ve Uluslararası Hukuk’tur. Gülten, iyi derecede İngilizce bilmektedir.

Benzer İçerikler