Analiz

Baltıklar’da Hibrit Savaş: Rusya’nın Etki Araçları ve Avrupa Güvenlik Mimarisi

Avrupa’nın karşı karşıya olduğu temel sorun, hibrit saldırıların sürekliliği ve belirsizliğidir.
Hibrit savaş ortamında nüfus meseleleri yeni bir boyut kazanmıştır.
Moskova, Baltık ülkelerindeki Rusça konuşan nüfusun durumunu yakından takip etmektedir.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Rusya’nın Avrupa’ya yönelik hibrit savaş stratejisi, günümüzde güvenlik ortamının en belirleyici meydan okumalarından biri haline gelmektedir. Konvansiyonel savaşın sınırlarının ötesine geçen bu yaklaşım, askeri güç ile bilgi operasyonlarını, siber saldırılar ile ekonomik baskıyı ve psikolojik etki ile teknolojik araçları aynı stratejik çerçevede birleştirmektedir.

Rus hibrit stratejisinin temel özellikleri ve hedefleri arasında; düşük maliyetli araçlar yoluyla yüksek siyasi etki oluşturmak, doğrudan askeri çatışma riskini azaltmak, sorumluluğun açık ve kesin biçimde tespit edilmesini zorlaştırmak ve hedef toplumlarda güvensizlik ile kutuplaşmayı artırmak gibi unsurlar bulunmaktadır.

Son yıllarda enerji hatları, doğalgaz terminalleri, denizaltı iletişim kabloları, demiryolları ve lojistik merkezleri, Avrupa güvenliğinin en hassas unsurları haline gelmiştir. Bu gelişmeler, artık enerji güvenliğinin yalnızca ekonomik değil aynı zamanda askeri bir mesele olarak ele alındığını göstermektedir. Bunun yanı sıra siber operasyonlar Rusya’nın hibrit savaş stratejisinin en görünür unsurlarından biri olarak öne çıkmaktadır.

Litvanya, Letonya ve Estonya’dan oluşan Baltık ülkeleri, coğrafi konumları nedeniyle Rusya’nın askeri, siyasi ve hibrit baskı araçlarını en yoğun biçimde hissetmektedir. Bölge, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün (NATO) doğu sınırında bulunması nedeniyle yalnızca bölgesel değil, tüm Avrupa güvenliği mimarisi açısından stratejik öneme sahiptir. Bu ülkeler, NATO ve Avrupa Birliği (AB) üyesi olmalarına rağmen Rusya’nın dış politika algısında özel bir yere sahiptir. Bunun temel nedenleri arasında Rusya’nın kuzeybatı sınırına yakınlıkları, Kaliningrad bölgesiyle çevrili stratejik konumları ve tarihsel olarak Rus etki alanının parçası olmuş olmaları bulunmaktadır. Rusya’nın Baltık politikasındaki temel hedef, doğrudan askeri çatışmadan ziyade belirsizlik oluşturmak, Batı’nın siyasi iradesini test etmek ve NATO’nun dayanıklılığını ölçmektir.

Örneğin, yakın zamanda Rusya’nın devlet haber ajansı RIA Novosti, bu kez Litvanya’ya yönelik olası yeni bir Rus “özel askeri operasyonunu” ele alan ve nükleer başlıklı füze saldırıları ihtimalini gündeme taşıyan bir köşe yazısı yayımlamış, ancak söz konusu yazı kısa süre sonra yayından kaldırılmıştır. Makale, Litvanya Parlamentosu’nda kitle imha silahlarına ilişkin anayasal yasağın kaldırılmasını öngören bir önerinin ilerlemesini sağlayan oylamanın ardından yayımlanmıştır.[i]

Ayrıca vurgulanması gereken bir diğer nokta, Litvanya Başbakanı Mindaugas Sinkevičius’un BBC’ye yaptığı açıklamada, ülkesinin Rusya kaynaklı tehditlere karşı tahliye planları hazırladığını belirtmesidir. Ancak olası bir saldırı durumunda “teslim olmayacaklarını” da ifade etmiştir. Sinkevičius, Newsnight programına verdiği röportajda, Litvanyalıların Rusya nedeniyle kendilerini “sürekli tehdit altında” hissettiklerini söylemiştir. Bu endişelerin nedenlerinden biri olarak, ülkenin hava sahasına giren insansız hava araçlarını göstermiştir. Başbakan, Litvanya’ya yönelik bir saldırı gerçekleşmesi halinde “karşılık vereceklerini ve müdahale edeceklerini” belirtmiştir.[ii]

Bahsetmeye değer ki, özellikle Litvanya’nın güvenlik algısındaki en önemli unsurlardan biri Suwalki Koridoru’dur. Rusya’nın Kaliningrad bölgesi ve Belarus üzerindeki askeri varlığı nedeniyle Suwalki Koridoru, Avrupa’nın en hassas jeopolitik noktalarından biri olarak değerlendirilmektedir. Polonya ile Litvanya arasında bulunan bu dar kara bağlantısı, Baltık ülkelerini NATO’nun geri kalanıyla bağlayan tek kara hattıdır. Bu nedenle bölge, NATO savunma planlaması stratejisinde kritik bir öneme sahiptir.

Bu anlamda ele alınması gereken bir diğer husus ise nüfus faktörüdür. Nüfus yapısı, kimlik, dil, kültür ve vatandaşlık hakları da devletlerin güvenlik politikalarında giderek daha önemli bir rol oynamaktadır. Böylece nüfus faktörü her zaman olduğu gibi jeopolitiğinin temel unsurlarından biridir. Kimlik, dil ve kültür meseleleri yalnızca iç politika konusu olmaktan çıkmış; uluslararası rekabetin bir parçası haline gelmiştir.

Baltık ülkeleri de nüfus faktörünün jeopolitik boyutlarını anlamak açısından önemli bir örnektir. Litvanya, Letonya ve Estonya’da tarihsel süreçler nedeniyle farklı etnik ve dilsel topluluklar bulunmaktadır. Özellikle Rusça konuşan nüfusun durumu, bölgesel güvenlik boyutunda önemli bir yer tutmaktadır. Bu bağlamda Rus devlet medyasına göre; Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Baltık ülkelerinde yaşayan Rusça konuşan toplulukların haklarının ihlal edildiğine ilişkin iddialardan Moskova’nın haberdar olduğunu ifade etmiştir. Bununla birlikte Putin, Rusya’nın Avrupa’ya yönelik herhangi bir askeri operasyon hazırlığı içinde olmadığını belirtmiştir. Putin’e göre Moskova, Baltık ülkelerindeki Rusça konuşan nüfusun durumunu yakından takip etmekte ve bu konuyla ilgili nasıl bir tutum izleneceğine dair bir yaklaşım geliştirmektedir.[iii]

Böylece hibrit savaş ortamında nüfus meseleleri yeni bir boyut kazanmıştır. Bazı devletler, başka ülkelerde yaşayan toplulukların haklarını gündeme getirerek siyasi baskı oluşturabilir, müdahale gerekçeleri yaratabilir ve yerel topluluklar üzerinden etki alanı kurmaya çalışabilir. Rusya dış politikasının bu alanda ciddi bir deneyimi bulunmaktadır. Her ne kadar bu siyaset daha önceleri Ortodoksluk veya Panslavizm ideolojileri etrafında şekillenmekteydiyse de günümüzde bu iki yaklaşımın işlevsizliği ve etkisizliği nedeniyle daha dar kapsamlı bir şekilde “Rus dünyası” yaklaşımı üzerine odaklanmaktadır.

Avrupa’nın karşı karşıya olduğu temel sorun, hibrit saldırıların sürekliliği ve belirsizliğidir. Bu durum yalnızca askeri caydırıcılığı değil, devlet kurumların dayanıklılığını, toplumsal bütünlüğü ve kritik altyapının güvenliğini de ulusal güvenliğin ayrılmaz parçaları haline getirmektedir. Önümüzdeki dönemde hibrit savaşın Avrupa güvenlik mimarisini şekillendirmeye devam edeceği beklenmektedir.


[i] “RIA Novosti Deletes Column Envisaging ‘Short’ War With Lithuania and Nuclear Strike”, EU Today, https://eutoday.net/ria-novosti-lithuania-nuclear-war-column/, (Erişim Tarihi: 28.09.2026).

[ii] Tabby Wilson, “Lithuania ready to ‘fight back’ but has evacuation plans in face of Russia threats, PM tells BBC”, BBC News, https://www.bbc.com/news/articles/ck5yw8npxzrlo, (Erişim Tarihi: 28.09.2026).

[iii] Kateryna Serohina, “Putin accuses Baltics of violating Russian speakers’ rights, vows to spare EU”, RBC-Ukraine, https://newsukraine.rbc.ua/news/putin-accuses-baltics-of-violating-russian-1790374385.html, (Erişim Tarihi: 28.09.2026).

Toghrul VALIKHANLI
Toghrul VALIKHANLI
Toğrul Velihanlı, 2012 yılında Bakü Slavyan Üniversitesi Filoloji Fakültesi Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun olmuştur. 2020 yılında Kahire Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde ikinci lisans eğitimini tamamlamıştır. 2022 yılında Berlin Teknik Üniversitesi İşletme Hukuku Yüksek Lisansı (MBL), Avrupa ve Uluslararası Enerji Hukuku programını “Enerji Dönüşümü ve Enerji Güvenliği Zorlukları Zamanlarında AB-Azerbaycan Enerji İşbirliği” adlı teziyle master eğitimini tamamlamıştır. 2025 yılında Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Doktora Programı’na kabul edilmiştir. Anadili Azerbaycan Türkçesi olan Toğrul Velihanlı, ileri seviyede İngilizce, Rusça ve Arapça bilmektedir. Araştırma alanları arasında Yatırımcı-Devlet Tahkimi, Enerji Hukuku ve Politikası, Rusya’nın Dış Politikası, Ortadoğu Çalışmaları, Uluslararası Hukuk ve Uluslararası İlişkilerdir yer almaktadır.

Benzer İçerikler