İspanya Ceuta’da Temmuz 2026 tarihi sonunda yaşanan kitlesel göç hareketinin ardından ortaya çıkan tablo, yalnızca sınır yönetimi veya düzensiz göç sorunu olmanın ötesine geçmiştir. Krizin en kırılgan grubunu oluşturan refakatsiz çocukların durumu, İspanya’nın çocuk koruma sistemi ile göç yönetimi arasındaki kurumsal uyumsuzluğun görünür hâle gelmesine neden olmaktadır. 1.000’den fazla çocuğun hâlen Ceuta sokaklarında bulunduğu ve polis merkezleri ile barınma merkezleri arasında sürekli yönlendirildikleri ileri sürülmektedir.[i]
Bu durumun temelinde Ceuta’nın mevcut kabul kapasitesi ile kısa sürede oluşan talep arasındaki büyük dengesizlik bulunmaktadır. Temmuz ayından önce yaklaşık 700 refakatsiz çocuğun Ceuta’nın koruma sistemi içinde bulunduğu, 30-31 Temmuz tarihlerinde ise yaklaşık 1.300 çocuğun daha sınırı geçtiği belirtilmektedir.[ii] Buna karşılık kentin olağan kabul kapasitesinin son derece sınırlı olması, kitlesel giriş sonrasında çocuk koruma mekanizmasının işlevini önemli ölçüde zayıflatmıştır. Sonuç olarak sorun yalnızca barınacak yatak bulunamaması değildir. Barınma kapasitesinin dolması, çocukların kimliklerinin tespit edilmesini, kayıt altına alınmasını, vesayet mekanizmasının işletilmesini ve başka bölgelere gönderilmelerini de birbirine bağlı biçimde aksatmaktadır.
Burada dikkat çekici olan, kapasite krizinin aynı zamanda bir hukuki görünürlük krizine dönüşmesidir. İspanyol mevzuatına göre refakatsiz bir çocuğun korunabilmesi için ilgili kurumların onu tanımlaması ve idari sisteme dâhil etmesi gerekmektedir.[iii] Ancak kolluk kuvvetleri, çocukları barınma yeri bulunmadığı gerekçesiyle kayıt altına almamakta; barınma merkezleri ise çocukları kayıt işlemleri tamamlanmadığı için yeniden polise yönlendirmektedir. Böylece birbirine bağlı olması gereken iki mekanizma birbirinin ön koşulu hâline gelmekte ve sistem kapalı bir döngü üretmektedir.
Krizin ikinci boyutunu ise çocukların korunmasından çok nereye gönderilecekleri tartışmasının siyasal gündemi belirlemeye başlaması oluşturmaktadır. Ceuta Belediye Başkanı Juan Jesus Vivas’ın yönetimi çocukların İspanya anakarasına gönderilmesine karşı çıkmakta ve Fas’la aile birleşimi veya geri dönüş seçeneğini ön plana çıkarmaktadır. Merkezi hükümet ise mevcut kapasitenin aşılması durumunda çocukların özerk bölgeler arasında yeniden dağıtılmasını sağlayan hukuki mekanizmaların uygulanabileceğini savunmaktadır. 17 Eylül tarihi itibarıyla Halk Partisi yönetimi de çocukların anakaraya gönderilmesine karşı tutumunu sürdürürken, merkezi hükümet yasal mekanizmalar üzerinden yeniden yerleştirme seçeneğini gündemde tutmaktadır.
Bu çatışma, göç krizlerinde sık görülen bir sorumluluk paylaşımı problemini açığa çıkarmaktadır. Coğrafi konumu nedeniyle göç hareketinin ilk etkisini Ceuta yaşamakta, ancak ortaya çıkan insani ve mali yük yerel yönetimin kapasitesini aşmaktadır. Buna karşılık çocukların diğer özerk bölgelere gönderilmesi, meselenin Ceuta’ya özgü olmaktan çıkarak ulusal bir sorumluluk hâline gelmesi anlamına gelmektedir. Dolayısıyla anlaşmazlık yalnızca teknik olarak hangi merkezde boş yatak bulunduğuyla ilgili değildir; göç yönetiminin mali, toplumsal ve siyasal maliyetinin İspanya içinde nasıl dağıtılacağı konusunda yaşanan daha geniş bir mücadeleyi yansıtmaktadır.
Çocukların Fas’a gönderilmesi seçeneği de benzer biçimde basit bir idari işlem niteliği taşımamaktadır. Aile birleşimi her çocuk açısından bireysel olarak değerlendirilmesi gereken bir unsurdur. Ailenin tespit edilmesi, çocuğun görüşünün alınması ve dönüşün çocuğun üstün yararıyla uyumlu olup olmadığının belirlenmesi yararlı bir yaklaşım olacaktır. Dolayısıyla “geri gönderme” ile “aile birleşimi” aynı hukuki anlamı taşımamaktadır. Nitekim Ceuta yönetiminin daha önce 668 çocuk için aile birleşimi işlemlerini sonuçlandırmasına rağmen bu çocukların Fas tarafından kabul edilmediğinin aktarılması, iki ülke arasında siyasi mutabakat bulunsa dahi uygulamanın otomatik biçimde gerçekleşmediğini göstermektedir.
Sorunun üçüncü boyutu çocukların sokakta geçirdikleri sürenin giderek normalleşme tehlikesidir. İlk dönemde daha küçük çocukların, kızların ve daha kırılgan grupların oluşturulan merkezlere yerleştirildiği, sokakta kalan grubun ise ağırlıklı olarak 14-17 yaş arasındaki erkeklerden oluşmaya başladığı belirtilmektedir. Bu ayrım, koruma ihtiyacının çocukların yaşı ve fiziksel görünümü üzerinden farklı algılanması riskini taşımaktadır. On altı veya on yedi yaşındaki bir erkek çocuğun yetişkine benzemesi, hukuken çocuk olduğu gerçeğini değiştirmemektedir. Ancak haber, bu grubun yetişkin zannedilme ve dolayısıyla çocuk koruma mekanizmalarının dışında kalma ihtimalinin arttığını göstermektedir.
Bu çerçevede Ceuta’daki kriz, göç politikasının güvenlik ve sınır kontrolü perspektifinin çocuk koruma yaklaşımıyla karşı karşıya geldiği bir örnek oluşturmaktadır. Çocukların İspanya’da mı kalacağı, Fas’a mı döneceği veya hangi özerk bölgeye gönderileceği konusundaki siyasi tartışma devam ederken, daha temel olan barınma, kayıt, vesayet ve güvenlik ihtiyaçları ertelenmektedir. Sokakta yaşayan çocukların yemek dağıtımı sırasında kullandıkları turuncu bilekliğin bazıları açısından sahip oldukları en somut kurumsal tanınma aracına dönüşmesi bu açıdan sembolik bir anlam taşımaktadır. Devlet tarafından tam olarak kayıt altına alınamayan çocukların insani yardım sistemi tarafından bileklik üzerinden tanımlanması, resmi koruma mekanizmasının gerisinde oluşan fiilî bir sosyal koruma alanına işaret etmektedir.
Sonuç olarak Ceuta’da yaşananlar, kitlesel göç hareketlerinin çocuklar söz konusu olduğunda yalnızca sınır güvenliği araçlarıyla yönetilemeyeceğini göstermektedir. Krizin uzamasının temel nedeni yalnızca göçmen sayısının büyüklüğü değildir; yetki, kapasite ve siyasi sorumluluk paylaşımının aynı anda çözülememesidir. Merkezi hükümet, Ceuta yönetimi, diğer özerk bölgeler ve Fas arasında çözümün hangi aktör tarafından üstlenileceği tartışılırken çocuklar hukuken korunması gereken kişiler olmaktan çıkarak idari sürecin sonuçlanmasını bekleyen dosyalara dönüşme riskiyle karşı karşıya kalmaktadır. Ceuta örneğinin en temel çelişkisi: hukuki koruma sistemi mevcut olmakla birlikte, kurumsal kapasite ve siyasal uzlaşmazlık bu korumanın uygulamaya aktarılmasını engellemektedir.
[i] Ayuso, Bárbara, and Virginia Martínez. “Más de 1.000 menores aún deambulan por Ceuta: entre la guerra política y el limbo.” El País, https://elpais.com/espana/2026-09-20/mas-de-1000-menores-aun-deambulan-por-ceuta-entre-la-guerra-politica-y-el-limbo.html, (Erişim Tarihi: 20.09.2026).
[ii] Aynı yer.
[iii] Aynı yer.
