Sırbistan’da öğrencilerin öncülük ettiği siyasal hareketin seçim başarısı, ülkedeki iktidar mücadelesinin ötesinde Balkanlar’ın demokratik geleceği ve Avrupa Birliği (AB) ile ilişkileri açısından da önemli bir gelişme olarak değerlendirilebilmektedir. Aleksandar Vučić ve Sırp İlerleme Partisi’nin uzun yıllara yayılan siyasi hâkimiyetine karşı yükselen hareket, yolsuzluk, hesap verebilirlik ve kurumsal bağımsızlık taleplerini seçim siyasetine taşımıştır. 25 Ekim 2026 tarihinde gerçekleştirilen seçimlere ilişkin açıklanan ön sonuçlarda Öğrenci Listesi’nin yaklaşık yüzde 52,7 oy aldığı ve parlamentoda çoğunluğu elde etmesinin beklendiği bildirilmiştir.[i] Bununla birlikte seçim sonuçlarının kesinleşmesi ve hareketin seçim başarısını kalıcı bir siyasal dönüşüme dönüştürmesi, sürecin geleceğini belirleyecek temel unsurlar olarak öne çıkmaktadır.
Sırbistan’daki protestoların başlangıç noktası, Kasım 2024 tarihinde Novi Sad kentindeki tren istasyonunun çatısının çökmesi ve 16 kişinin hayatını kaybetmesidir.[ii] İlk bakışta bir altyapı faciası olarak görülebilecek olay, kısa sürede kamu yönetiminin işleyişi, kamu ihalelerindeki şeffaflık ve siyasi sorumluluk tartışmalarının merkezine yerleşmiştir. Öğrenciler açısından mesele yalnızca kazanın nedenlerinin açıklığa kavuşturulması değil, bu tür felaketlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan yönetim anlayışının sorgulanmasıydı. Olayın ardından yükselen tepkiler, devlet kurumlarının vatandaşlara karşı sorumluluğu ve siyasi iktidarın hesap verebilirliği üzerine daha geniş bir tartışmaya dönüşmüştür.
Protestoların toplumsal etkisi, öğrencilerin taleplerinin üniversite çevreleriyle sınırlı kalmamasından kaynaklanmıştır. Üniversitelerdeki boykotlar ve kitlesel gösteriler, zamanla farklı toplumsal kesimlerin katılımıyla genişleyen bir harekete dönüşmüştür. Öğretim üyeleri, meslek grupları, sivil toplum aktörleri ve hükümetin uygulamalarından rahatsızlık duyan vatandaşlar, hareketin toplumsal tabanını güçlendirmiştir. Bu genişleme, öğrencilerin yalnızca belirli bir olayın aydınlatılmasını isteyen bir grup olmaktan çıkarak ülkenin yönetim biçimine ilişkin itirazları temsil etmelerini sağlamıştır.
Hareketin dikkat çekici özelliklerinden biri, geleneksel parti siyasetinden farklı bir örgütlenme ve temsil anlayışını benimsemesidir. Belirgin bir lider etrafında şekillenmek yerine kolektif karar alma ve yatay örgütlenme yöntemlerini öne çıkarması, protestoların farklı kesimler tarafından sahiplenilmesini kolaylaştırmıştır. Bu model, siyasi hareketlerin lider merkezli yapılara bağımlılığını azaltabilecek bir alternatif sunmaktadır. Bununla birlikte liderliğin belirgin olmadığı bir hareketin seçim sonrasında karar alma, sorumluluk üstlenme ve ortak bir program uygulama süreçlerinde güçlük yaşama ihtimali de bulunmaktadır.[iii] Sokak protestoları sırasında farklı görüşleri bir araya getiren yolsuzluk karşıtlığı, iktidar sorumluluğu üstlenildiğinde ekonomi, dış politika ve kamu yönetimi gibi alanlarda ortak bir tutum geliştirmek için tek başına yeterli olmayabilir.
Bu nedenle seçim başarısı, hareket açısından bir son değil, daha karmaşık bir dönemin başlangıcıdır. Öğrencilerin öncülük ettiği oluşumun en önemli sınavı, seçim kampanyası sırasında dile getirilen talepleri somut politikalara dönüştürmek olacaktır. Kamu ihalelerinin denetlenmesi, yolsuzluk iddialarının bağımsız biçimde soruşturulması, yargının siyasi etkiden uzaklaştırılması ve kamu kurumlarının şeffaflığının artırılması bu sürecin temel başlıkları arasında yer almaktadır.[iv] Eğitim, sağlık ve sosyal hizmetlerde yaşanan sorunlara yönelik çözüm üretmek de hareketin toplumsal desteğini koruması açısından önem taşımaktadır. Seçim sürecinde farklı toplumsal grupları bir araya getiren beklentilerin, iktidar aşamasında birbirleriyle çelişen önceliklere dönüşmesi ihtimali göz ardı edilmemelidir.
Sırbistan’daki gelişmelerin bir diğer önemli boyutu, seçimlerin yalnızca oy sayımı ve parlamentodaki sandalye dağılımı üzerinden değerlendirilemeyecek olmasıdır. Avrupa kurumları ve seçim gözlemcileri, ülkedeki demokratik rekabetin niteliğine ilişkin çeşitli sorunlara dikkat çekmiştir. Seçmenler üzerindeki baskı iddiaları, kamu kaynaklarının iktidar lehine kullanılması, medyadaki dengesizlikler ve siyasi yıldırma vakaları, seçim ortamının eşitliği konusunda tartışmalara neden olmuştur. AB de seçim sürecinin ardından seçim mevzuatının iyileştirilmesi ve uluslararası gözlemcilerin tavsiyelerinin uygulanması yönündeki beklentilerini yinelemiştir.[v]
Bu çerçevede, seçim sonucunun demokratikleşme bakımından taşıdığı anlam yalnızca iktidarın el değiştirmesi ihtimaliyle sınırlı değildir. Demokratik sistemlerin sürdürülebilirliği, iktidarın kim tarafından kullanıldığından olduğu kadar, iktidarın hangi kurallarla sınırlandırıldığına da bağlıdır. Yeni siyasi aktörlerin mevcut yönetimden farklı bir toplumsal desteğe sahip olması, kurumsal dönüşümün kendiliğinden gerçekleşeceği anlamına gelmez. Öğrenci hareketinin yargı bağımsızlığı, medya özgürlüğü ve seçim güvenliği alanlarında kalıcı düzenlemeler yapabilmesi, değişimin kişilere bağlı kalmamasını sağlayacaktır. Aksi durumda seçim zaferi, mevcut siyasi kadroların değişmesiyle sınırlı kalabilir.
Sırbistan’ın AB ile ilişkileri de bu demokratik dönüşüm tartışmasının merkezinde yer almaktadır. Ülkenin uzun süredir devam eden AB üyelik süreci, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, yolsuzlukla mücadele ve temel haklar alanındaki reformların yavaşlaması nedeniyle çeşitli engellerle karşılaşmıştır. Brüksel’in seçim sonrasında yaptığı açıklamalarda demokratik kurumların güçlendirilmesi, medya özgürlüğü ve hukukun üstünlüğü konularına vurgu yapması, yeni dönemde ikili ilişkilerin hangi ölçütler üzerinden şekilleneceğine işaret etmektedir.[vi] Öğrenci hareketinin bu alanlarda ilerleme sağlayabilmesi, Sırbistan’ın AB ile ilişkilerinde yeni bir dönemin başlamasını mümkün kılabilir.
Ancak seçim sonucunu doğrudan Sırbistan’ın AB üyeliğine yöneldiğinin kesin kanıtı olarak yorumlamak doğru olmayacaktır. Öğrenci hareketinin toplumsal desteği büyük ölçüde yolsuzluk karşıtlığına, hesap verebilirliğe ve ülkenin yönetiminde değişim talebine dayanmaktadır. Bu taleplerin AB’nin demokratik standartlarıyla örtüşmesi önemli olsa da hareketin dış politika konularındaki yaklaşımı daha karmaşıktır. AB ile ilişkileri iyileştirme isteği, üyelik sürecinin bütün koşullarının kabul edildiği anlamına gelmemektedir. Bu nedenle Brüksel açısından asıl mesele, seçim zaferinin ardından açıklanan reform vaatlerinin uygulanıp uygulanmayacağı olacaktır.
Sırbistan’ın dış politikası, Avrupa ile bütünleşme hedefinin yanı sıra Rusya ve Çin ile sürdürdüğü ilişkilerden de etkilenmektedir. Rusya, özellikle enerji alanındaki ilişkiler ve Kosova meselesindeki diplomatik desteği nedeniyle Belgrad açısından önemini korumaktadır. Çin ise ekonomik yatırımlar ve altyapı projeleri üzerinden ülkenin dış ilişkilerinde etkili bir aktördür.[vii] Sırbistan’ın bu ülkelerle ilişkilerini sürdürürken AB üyeliği hedefini ilerletmeye çalışması, uzun süredir dış politikasında belirgin olan çok yönlü denge arayışının bir parçasıdır.
Öğrenci hareketinin bu başlıklardaki yaklaşımı, iktidara gelmesi durumunda karşılaşacağı en önemli politika sınavlarından biri olacaktır. Özellikle Rusya’ya yönelik yaptırımlar ve Kosova’nın statüsü gibi konular, AB ile ilişkilerin yalnızca demokratik reformlardan ibaret olmadığını göstermektedir. Sırbistan’ın Kosova’nın bağımsızlığını tanımayan tutumu ile Avrupa bütünleşmesi arasındaki gerilim, yeni yönetimin kolaylıkla çözebileceği bir mesele değildir. Benzer biçimde, Rusya ile ilişkilerin geleceği konusunda alınacak kararlar da enerji güvenliği, ulusal çıkar algısı ve Avrupa kurumlarıyla bütünleşme hedefleri arasında bir denge kurulmasını gerektirecektir.[viii] Dolayısıyla öğrenci hareketinin Avrupa yanlısı bir yönelime sahip olup olmadığını yalnızca söylemleri üzerinden değil, bu somut dış politika sorunlarına vereceği yanıtlar üzerinden değerlendirmek gerekir.
AB açısından da bu gelişmeler bir sınav niteliğindedir. Birliğin genişleme politikası, aday ülkelerde demokratik kurumların güçlendirilmesini teşvik etmeyi amaçlamaktadır. Ancak üyelik sürecinin uzun yıllar boyunca somut ilerleme üretmemesi, aday ülkelerde Avrupa bütünleşmesinin inandırıcılığına ilişkin soru işaretleri doğurabilmektedir. Sırbistan örneğinde, demokratik reformları destekleyen bir toplumsal hareketin seçim başarısı elde etmesi, AB’ye bu desteği somut bir politika çerçevesinde değerlendirme fırsatı sunmaktadır. Bununla birlikte, Brüksel’in yalnızca siyasi değişimi memnuniyetle karşılaması yeterli olmayacaktır. Üyelik sürecindeki ilerlemenin açık ölçütlere, tutarlı koşullara ve uygulanabilir bir takvime dayanması, Avrupa kurumlarının demokratikleşme konusundaki güvenilirliği açısından önem taşımaktadır.
AB’nin Sırbistan’daki yeni siyasi aktörlerle kuracağı ilişkinin yalnızca jeopolitik çıkarlar üzerinden şekillenmesi de demokratik dönüşümün niteliğini zayıflatabilir. Sırbistan’ın Rusya ve Çin ile ilişkileri, enerji kaynakları ve bölgesel güvenlik gibi konular Brüksel’in hesaplamalarında önemli bir yer tutmaktadır. Ancak bu önceliklerin demokratik standartların önüne geçmesi, Avrupa bütünleşmesinin temel değerleriyle çelişen bir tablo ortaya çıkarabilir. Bu nedenle AB’nin yaklaşımı, bir yandan reformları teşvik ederken diğer yandan hukukun üstünlüğü ve temel haklar konusundaki beklentilerinde tutarlılık göstermesine bağlıdır.
Sırbistan’daki öğrenci hareketinin bölgesel etkileri de yakından izlenmeye değerdir. Batı Balkanlar’da demokratik kurumların niteliği, yolsuzlukla mücadele ve Avrupa bütünleşmesi uzun süredir birbiriyle bağlantılı tartışma alanlarıdır. Öğrencilerin öncülük ettiği hareketin seçim başarısı, siyasi değişim talebinin yalnızca geleneksel muhalefet partileri üzerinden ifade edilmek zorunda olmadığını göstermektedir. Bununla birlikte Sırbistan’daki deneyimin diğer ülkelere doğrudan aktarılabilecek tek bir model oluşturduğu söylenemez. Her ülkenin siyasi kurumları, toplumsal yapısı ve dış ilişkileri farklıdır. Hareketin bölgesel önemi, hazır bir çözüm sunmasından ziyade, yurttaş katılımının ve hesap verebilirlik talebinin siyasal sonuçlar üretebileceğini göstermesinden kaynaklanmaktadır.
Sonuç olarak Sırbistan’da öğrencilerin öncülük ettiği hareketin seçim başarısı, uzun süredir devam eden yönetim anlayışına karşı güçlü bir toplumsal itirazın kurumsal siyasete taşınması anlamına gelmektedir. Ancak bu başarının kalıcı bir demokratik dönüşüme dönüşmesi; hareketin ortak taleplerini uygulanabilir politikalara çevirmesine, bağımsız kurumları güçlendirmesine ve seçim sürecinde gündeme gelen demokratik sorunlara çözüm üretmesine bağlıdır. AB ile ilişkiler de bu sürecin önemli bir parçasını oluşturacaktır. Sırbistan’ın Avrupa ile bütünleşme hedefini ilerletebilmesi, yalnızca dış politika tercihleriyle değil, ülke içinde hukukun üstünlüğü ve demokratik hesap verebilirlik alanlarında atacağı adımlarla belirlenecektir. Bu nedenle öğrenci hareketinin başarısı, sadece mevcut siyasi düzeni değiştirme potansiyeliyle değil, iktidarın işleyişini daha şeffaf ve denetlenebilir hâle getirip getiremeyeceğiyle ölçülmelidir. Asıl belirleyici olan, seçim gecesi ortaya çıkan siyasi değişim beklentisinin, gündelik siyasette ve devlet kurumlarının işleyişinde somut karşılık bulup bulamayacağıdır.
[i] Guy de Launey, “‘It’s the smell of freedom’: Belgrade cleans up after Student List triumph”, The Guardian, https://www.theguardian.com/world/2026/oct/27/belgrade-cleans-up-after-student-list-triumph-serbia, (Erişim Tarihi: 28.10.2026).
[ii] Jon Henley, “What is at stake in Serbia’s election? The key players, main issues and potential fallout”, The Guardian, https://www.theguardian.com/world/2026/oct/22/serbia-election-student-protests-explainer-key-issues, (Erişim Tarihi: 26.10.2026).
[iii] Aleksandar Matković, “A leaderless revolution has swept Serbia. The world should be watching”, The Guardian, https://www.theguardian.com/commentisfree/2026/oct/27/a-leaderless-revolution-has-swept-serbia-the-world-should-be-watching, (Erişim Tarihi: 28.10.2026).
[iv] Paul Kirby, “How a movement of students brought down Serbia’s Vučić”, BBC News, https://www.bbc.com/news/articles/c574pvy82k0mo, (Erişim Tarihi: 27.10.2026).
[v] Luca Bertuzzi, “Serbia’s student victory raises hopes of an EU reset”, Euronews, https://www.euronews.com/2026/10/26/serbias-student-victory-raises-hopes-of-an-eu-reset, (Erişim Tarihi: 27.10.2026).
[vi] Ashifa Kassam, “In Serbia, a new type of democracy is taking hold, and Europe is watching closely”, The Guardian, https://www.theguardian.com/world/2026/oct/28/in-serbia-a-new-type-of-democracy-is-taking-hold-and-europe-is-watching-closely, (Erişim Tarihi: 28.10.2026).
[vii] Aynı yer.
[viii] Aynı yer.
