Kanada’nın Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerini derinleştirme girişimi, dünyada orta ölçekli güçlerin bir araya gelerek dayanışma sergilediği yeni bir bütünleşme-entegrasyon biçimine örnek teşkil etmektedir. Eylül 2026 tarihinde Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Kanada’ya “AB’nin ilk ortak üyesi olma” önerisini sunmuş[i] ve bu gelişme, transatlantik ilişkilerde yeni bir perde açmıştır. Kanada, ekonomik ve güvenlik bakımından Amerika’ya aşırı bağımlılığını azaltmak isterken; Avrupa ise zayıflayan transatlantik bağları daha güçlü şekilde inşa etme arzusundadır. Bunun yolu ise Brüksel’in hem Londra hem Ottowa hem de Berlin ekseninde dayanıklı ve stratejik bir işbirliği hattı kurmasından geçmektedir.
Ancak bu iddialı siyasi vizyon, daha ilk aşamasında AB’nin kendi içindeki kurumsal ve siyasi sınırlarla karşılaşmıştır. Ekim sonunda Montreal’de gerçekleştirilen AB-Kanada zirvesinde “ortak üyelik” ifadesinin ortak bildiriden çıkarılması, von der Leyen’in önerisinin henüz Avrupa başkentleri nezdinde yeterli desteğe sahip olmadığını ortaya koymuştur. Bu bağlamda bilhassa Berlin’in ortaya koyduğu bazı çekincelerin, Kanada-AB ortak bildirisindeki ifadelerin değiştirilmesine yol açtığı belirtilmektedir.[ii]
Fransa, İtalya ve Almanya’nın çekincelerini üç temel başlıkta değerlendirmek mümkündür:
- Birincisi, karar alma yetkisinin korunmasıdır. Nitekim AB’nin kurumsal yapısı, üye devletlerin yetkilerini belirli ölçülerde ortak kurumlara devretmesine dayanmaktadır. Üye olmayan bir ülkeye bu yapıya yakın bir konum verilmesi, karar alma mekanizmalarının nasıl işleyeceği konusunda yeni sorular ortaya çıkarmaktadır.
- İkincisi, emsal oluşturma riskidir. Kanada için oluşturulacak özel statü, gelecekte Ukrayna, Moldova ve diğer ülkelerin Avrupa ile ilişkilerinde de örnek teşkil edebilir. Böyle bir modelin hangi ülkelere ve hangi koşullarda uygulanacağı, AB’nin genişleme stratejisini doğrudan etkileyebilir.
- Üçüncüsü, Avrupa Komisyonu ile üye devletler arasındaki yetki dengesidir. Von der Leyen, üye devletlerle önceden görüşmeden ve kapsamlı bir uzlaşma sağlamadan bu öneriyi gündeme taşımıştır. Dolayısıyla “Ortak Üyelik” adımından vazgeçilmesi, AB’nin kendi içindeki kurumsal uzlaşma mekanizmalarını aşmakta zorlandığını bir kez daha göstermiştir.
AB, uluslararası sistemde daha etkin bir aktör olmak ve dış politikadaki stratejik esnekliğini artırmak isterken kurumsal bütünleşme modelinde halen sorunlar yaşamaktadır. AB antlaşmalarında Kanada için önerilen biçimde tanımlanmış bir “ortak üye” statüsünün olmaması,[iii] Almanya, Fransa ve İtalya’nın itirazlarının temelini oluşturmaktadır. Bu statünün hukuki belirsizliği, kurumsal açıdan geri dönülmez sonuçlara yol açabilir. Zira birliğe üye olmayan bir ülkenin AB karar alma mekanizmalarına hangi ölçüde katılacağı, hangi yükümlülükleri üstleneceği ve hangi haklardan yararlanacağı belirsizliğini korumaktadır.
29-30 Ekim 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen Montreal Zirvesi, sürecin yönünü belirleyen kritik bir dönemeç olmuştur. Zirve öncesinde ortak üyelik önerisinin ciddi biçimde zayıfladığı görülse de toplantı sonunda Kanada ve AB, “Gelecek İçin İttifak” adı altında yeni bir stratejik işbirliği çerçevesini duyurmuştur.[iv] Bu ittifak, yalnızca Kanada ile AB arasındaki ilişkileri geliştirmeyi değil, benzer düşüncelere sahip diğer ülkelerin de katılabileceği daha geniş bir işbirliği platformu oluşturmayı hedeflemektedir. Bu stratejik adım, uzun vadede orta ölçekli bazı güçlerin Avrupa çeperine eklemlenmesine imkân tanıyabilir. Bu açıdan bakıldığında Londra’nın yeniden Avrupa’yla yakınlaşması da dikkat çekmektedir.[v] Brüksel, Ottowa ve Londra ekseninde yaşanan gelişmeler, Brexit sonrasında ortaya çıkan Avrupa merkezli işbirliği alanının genişleyebileceğine işaret etmektedir. Bu model, uzun vadede orta güçlerin yükselişi olarak da adlandırılabilir. Bu modelin orta güçlere sağlayabileceği avantajlar şu şekilde sıralanabilir:
- AB’nin belirli politika alanlarına ve programlarına daha kapsamlı katılım.
- Savunma ve güvenlik politikalarında daha sistematik işbirliği.
- Yapay zekâ, dijital teknoloji ve kritik hammaddeler alanında ortak projeler.
- Avrupa pazarına erişimin ve ekonomik entegrasyonun derinleştirilmesi.
- AB kurumlarıyla daha düzenli siyasi istişare ve koordinasyon.
Önerilen model, AB’ye üyelik perspektifinden ziyade kurumsallaşmış stratejik ortaklık niteliği taşımaktadır. Bu açıdan girişim, AB’nin uluslararası ilişkilerinde yeni bir yaklaşım geliştirme arayışı olarak değerlendirilebilir. Kanada örneğinde bakıldığında, her ne kadar ortak üyelik formülü Avrupa ülkelerinin itirazları nedeniyle ortak bildiride yer almasa da Kanada ve AB arasında daha geniş kapsamlı bir işbirliği süreci başlatılmıştır. Bu noktadan sonra ortak üyelik önerisinin siyasi ve hukuki açıdan daha uygulanabilir bir zemine taşınması gerekecektir. Kanada Başbakanı Mark Carney ise ortaklık süreci için Haziran 2027 tarihini hedef olarak belirlerken;[vi] tarafların önümüzdeki aylarda bu ilişkinin kapsamını, yükümlülüklerini ve kurumsal boyutlarını belirlemesi gerekecektir. Haziran 2027, yalnızca teknik müzakerelerin tamamlanması için değil, iki tarafın siyasi beklentilerinin gerçekçi bir zeminde buluşup buluşamayacağının görülmesi açısından da kritik bir tarihtir.
Sonuç olarak ortaya çıkan tablo, geleneksel Batı ittifakı ilişkilerinin çok merkezli ve daha esnek bir yapıya bürünmesidir. Kanada’nın AB ile ortak üyelik girişimi, önemli bir tartışmayı da beraberinde getirmiştir: “AB, tam üyelik mekanizmasının dışında kalan ülkelerle ne kadar derin bir siyasi ve ekonomik bütünleşme geliştirebilir?” Bu noktada Almanya’nın itirazları ve talep ettiği hukuki ve kurumsal netlik, kurulacak modelin uzun vadeli sürdürülebilirliği bakımından da gereklidir. Ancak Avrupa’nın bütün kararları oydaşma arayışına bağlı olarak şekillendirmesi, küresel rekabetin hızlandığı bir dönemde stratejik hareket kabiliyetini sınırlamaktadır. Orta güçler eğer daha hızlı şekilde yükselmek istiyorlarsa AB’nin kurumsal sıkışıklığına mecbur kalmadan uzun vadede kendi yollarını çizmeyi deneyebilirler.
[i] “Is von der Leyen’s ‘associate membership’ for Canada already dead?”, Euronews, https://www.euronews.com/2026/10/29/is-von-der-leyens-associate-membership-for-canada-already-dead, (Erişim Tarihi: 02.11.2026).
[ii] Aynı yer.
[iii] “EU halts association agreement with Canada because ‘associated state’ status does not exist in European treaties”, Lavaullure, https://laveulliure.ad/en/news/eu-halts-canada-association-agreement-associated-state-status-not-recognised-treaties, (Erişim Tarihi: 02.11.2026).
[iv] “Canada and EU announce new alliance open to like-minded countries”, The Guardian, https://www.theguardian.com/world/2026/oct/30/canada-european-union-alliance, (Erişim Tarihi: 02.11.2026).
[v] “Starmer says UK must get closer to Europe as US relationship changes”, The Guardian, https://www.theguardian.com/politics/2026/oct/31/keir-starmer-uk-europe-us-relationship-trump, (Erişim Tarihi: 02.11.2026).
[vi] “Canada and EU announce new alliance open to like-minded countries”, a.g.e., (Erişim Tarihi: 02.11.2026).
