Analiz

Almanya-Güney Kore Yakınlaşması: İttifaklar Arası Yeni Bir Güvenlik Modeli mi?

Almanya-Güney Kore güvenlik yakınlaşması, Avrupa ve Doğu Asya’daki tehditlerin birbirini etkilediği bir stratejik ortamda gelişmektedir.
Farklı ittifak sistemleri içindeki ülkelerin doğrudan işbirliği geliştirmesi, mevcut güvenlik mimarisine daha yatay ve tamamlayıcı bir nitelik kazandırabilir.
Savunma sanayisi ve teknoloji ortaklıkları, bölgelerarası güvenlik işbirliğinin askerî taahhütlerin ötesinde gelişmesine olanak sağlayabilir.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung’un 29 Ekim 2026 tarihinde Seul’de gerçekleştirdiği görüşme, iki ülke arasındaki ilişkilerin Geliştirilmiş Stratejik Ortaklık düzeyine yükseltilmesiyle sonuçlanmıştır. Görüşmede savunma sanayisi, askerî bilgi paylaşımı, siber güvenlik ve ileri teknolojiler alanındaki işbirliğinin derinleştirilmesi gündeme gelmiştir. Tarafların bu yakınlaşmayı Rusya ile Kuzey Kore arasındaki askerî işbirliğinin yarattığı güvenlik kaygılarıyla ilişkilendirmesi, Avrupa ve Doğu Asya’daki gelişmelerin birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini göstermektedir.[i] Söz konusu ortaklığın önemi, yalnızca ortak tehdit algılarından kaynaklanmamaktadır. Almanya ve Güney Kore’nin yakınlaşması, farklı bölgelerdeki güvenlik ortaklarının mevcut ittifak yapılarını tamamlayan doğrudan ilişkiler geliştirmesine yönelik daha geniş bir eğilimin örneği olarak değerlendirilebilir.

Rusya-Ukrayna Savaşı, bölgelerarası güvenlik bağlantısını somutlaştıran başlıca gelişmelerden biri olmuştur. Kuzey Kore’nin Rusya’ya asker ve mühimmat desteği sağlaması, Pyongyang’ı Avrupa’daki çatışmanın önemli dış destekçilerinden biri hâline getirirken Moskova’yla kurduğu askerî ilişkinin Kore Yarımadası üzerindeki muhtemel etkileri de Güney Kore’nin güvenlik hesaplamalarını değiştirmektedir. Kuzey Kore’nin Rusya’dan ileri askerî teknoloji edinme ihtimali ve Ukrayna’daki savaş aracılığıyla kazandığı muharebe deneyimi, Seul açısından uzun vadeli riskler oluşturmaktadır.[ii] Almanya bakımından ise Kuzey Kore’nin Rusya’ya sağladığı destek, Avrupa’daki güvenlik tehdidinin kıta dışındaki aktörlerle de bağlantılı olduğunu ortaya koymaktadır. Böylece bir bölgede yürütülen savaş, başka bir bölgedeki askerî güç dengesini etkileyebilecek sonuçlar doğurmaktadır. Bu karşılıklı etkileşim, Almanya ile Güney Kore’nin farklı güvenlik öncelikleri arasında ortak stratejik çıkarlar belirlemesine zemin hazırlamaktadır.

Avrupa ve Doğu Asya arasındaki güvenlik yakınlaşması bütünüyle yeni değildir. Almanya’nın Ağustos 2024 tarihinde Kore Yarımadası’ndaki ateşkes düzeninin gözetilmesinde görev alan Birleşmiş Milletler Komutanlığı’na katılması, Berlin’in bölgesel güvenlik meselelerine ilgisinin daha önce kurumsal bir boyut kazandığını göstermiştir.[iii] Almanya’nın Hint-Pasifik’teki ortaklıklarını çeşitlendirme arayışı da bu yönelimi desteklemektedir. Bu nedenle Rusya-Kuzey Kore askerî ilişkileri, Almanya ile Güney Kore arasındaki yakınlaşmanın tek nedeni olmaktan ziyade mevcut işbirliğine yeni bir stratejik önem kazandıran gelişme olarak görülebilir. İki ülkenin güvenlik ilişkilerini yalnızca güncel tehditlere dayandırmaması, farklı alanlarda ortak çıkarlar geliştirebilmesi açısından önem taşımaktadır.

Savunma sanayisi ve teknoloji işbirliği, bu ortaklığın somutlaşabileceği başlıca alanlardır. İki ülke, savunma bakanlıkları arasındaki düzenli görüşmeleri sürdürme, askerî eğitim ve bilgi paylaşımını geliştirme ve gizli askerî bilgilerin korunmasına ilişkin ikili bir anlaşmayı sonuçlandırma yönünde irade ortaya koymuştur.[iv] Bu adımların önemi, askerî temasların artırılmasının ötesindedir. Günümüzde caydırıcılık, silahlı kuvvetlerin mevcut kapasitesi kadar bu kapasitenin üretilebilmesine, sürdürülebilmesine ve yeni tehditlere uyarlanabilmesine de bağlıdır. Dolayısıyla savunma sanayisi ortaklıkları ve teknolojik işbirliği, güvenlik ilişkilerinin giderek daha belirleyici unsurları hâline gelmektedir. Almanya ve Güney Kore’nin gelişmiş sanayi altyapıları, askerî ihtiyaçların karşılanmasında birbirlerini tamamlayabilecekleri bir zemin sunmaktadır. Ortak üretim ve teknoloji geliştirme projelerinin hayata geçirilmesi, siyasi iradenin yanı sıra ticari çıkarların ve ulusal savunma önceliklerinin de uyumlaştırılmasını gerektirecektir.

Yakınlaşmanın uluslararası güvenlik mimarisi açısından en dikkat çekici yönü, iki ülkenin farklı ittifak düzenleri içinde yer almasıdır. Almanya, Avrupa güvenliğinin temel kurumlarından NATO’nun üyesiyken Güney Kore, güvenliğini büyük ölçüde ABD ile kurduğu ikili ittifak üzerinden şekillendirmektedir. Geleneksel olarak Washington’ın merkezî konumda bulunduğu bu ilişkiler, müttefiklerin kendi aralarında geliştirdikleri ortaklıklar sayesinde daha yatay bir nitelik kazanabilir. Böyle bir dönüşüm, ABD’nin güvenlik sistemindeki rolünün ortadan kalkması anlamına gelmemektedir. Aksine müttefiklerin doğrudan bilgi, teknoloji ve kapasite paylaşımını artırması, Washington üzerindeki koordinasyon yükünü azaltırken; mevcut ittifakların işlevselliğini destekleyebilir. Bu açıdan Almanya-Güney Kore yakınlaşması, yeni bir askerî bloktan ziyade farklı ittifak yapıları arasında bağlantı kuran tamamlayıcı bir güvenlik modeli olarak değerlendirilebilir.

Bununla birlikte iki ülkenin stratejik öncelikleri tamamen örtüşmemektedir. Almanya açısından Rusya’nın Avrupa güvenliğine yönelik tehdidi temel önceliklerden biri olmayı sürdürürken; Güney Kore’nin güvenlik politikası doğrudan Kuzey Kore’nin askerî kapasitesi ve Kore Yarımadası’ndaki güç dengesi tarafından şekillendirilmektedir. Dolayısıyla ortak tehdit algıları, her koşulda ortak askerî hareket etme iradesi yaratmayabilir. Almanya’nın Hint-Pasifik’te üstlenebileceği sorumlulukların sınırları olduğu gibi Güney Kore’nin de Avrupa’daki güvenlik krizlerine katılımını kendi bölgesel ihtiyaçlarıyla dengelemesi gerekmektedir. Bu durum, bölgelerarası güvenlik ortaklıklarının kapsamının coğrafi uzaklıktan ziyade devletlerin üstlenmeye hazır oldukları siyasi ve askerî maliyetlerle belirleneceğini düşündürmektedir. Savunma sanayisi ve teknoloji alanındaki işbirliği bu nedenle doğrudan askerî taahhütlere kıyasla daha uygulanabilir bir ortaklık zemini sunabilir.

Diğer taraftan güvenlik ilişkilerinin genişlemesi, bölgesel güç dengeleri üzerinde yeni baskılar yaratabilir. Rusya ve Kuzey Kore arasındaki askerî yakınlaşmanın Almanya ile Güney Kore’yi işbirliğine yöneltmesi, devletlerin kendi güvenliklerini artırmak amacıyla geliştirdikleri ilişkilerin başka aktörler tarafından tehdit olarak algılanabileceğini göstermektedir. Bu durum, güvenlik ikileminin bölgelerarası bir nitelik kazanması ihtimalini gündeme getirmektedir. Özellikle Çin’in Hint-Pasifik’teki güvenlik dengelerine ilişkin hassasiyetleri dikkate alındığında, Avrupa ülkelerinin bölgedeki askerî görünürlüğünün artması diplomatik gerilimleri derinleştirebilir. Almanya-Güney Kore ortaklığını doğrudan Çin’i hedefleyen bir ittifak olarak tanımlamak mevcut işbirliğinin kapsamını aşacaktır. Burada belirleyici olan, tarafların savunma kapasitelerini güçlendirirken bölgesel rekabetin keskinleşmesini önleyebilecek diplomatik kanalları koruyabilmesidir.

Önümüzdeki dönemde askerî bilgi paylaşımına ilişkin anlaşmanın tamamlanması, savunma sanayisinde ortak projelerin geliştirilmesi ve düzenli stratejik temasların sürdürülmesi, iki ülke arasındaki yakınlaşmanın kurumsal niteliğini ortaya koyacaktır. Bununla birlikte ortaklığın yalnızca askerî tehditlere odaklanması, sağlayabileceği kazanımları sınırlayabilir. Siber güvenlik, yapay zekâ, ileri teknolojiler ve ekonomik güvenlik alanlarındaki ilişkilerin geliştirilmesi, tarafların farklı bölgesel önceliklerini ortak stratejik çıkarlarla dengelemesine katkı sağlayabilir. Özellikle kritik teknolojilere erişim ve tedarik zincirlerinin dayanıklılığı, güvenlik ile ekonomi politikalarının giderek daha fazla kesiştiği bir ortamda iş birliğine ilave bir boyut kazandırmaktadır. Bu alanlarda sağlanabilecek ilerleme, Almanya ve Güney Kore’nin güvenlik ilişkilerini dönemsel krizlerden bağımsız olarak sürdürebilmelerini kolaylaştırabilir.

Sonuç olarak Almanya-Güney Kore yakınlaşması, Avrupa ve Doğu Asya’daki güvenlik sorunlarının birbirini etkilediği bir uluslararası ortamda ittifak ilişkilerinin nasıl dönüşebileceğine ilişkin önemli bir örnek sunmaktadır. Rusya-Kuzey Kore askerî işbirliği, iki ülke arasındaki stratejik yakınlaşmayı hızlandırırken savunma sanayisi ve teknoloji alanlarındaki ortak çıkarlar bu ilişkinin kapsamını genişletmektedir. Ancak ortaya çıkan modelin ayırt edici yönü, yeni bir ittifak kurulması değil, mevcut ittifaklar arasında daha doğrudan ve çok boyutlu ilişkilerin geliştirilmesidir. Bu tür yatay ortaklıkların yaygınlaşması, ABD merkezli güvenlik mimarisini ortadan kaldırmadan müttefiklerin kendi aralarındaki hareket alanını genişletebilir. Modelin başarısı, farklı bölgesel önceliklerin uyumlaştırılmasına ve güvenlik işbirliğinin yeni gerilimler üretmeden somut kapasiteye dönüştürülmesine bağlı olacaktır.


[i] “Germany, South Korea deepen security partnership amid Russia-North Korea concerns”, Reuters, https://www.reuters.com/business/aerospace-defense/germany-south-korea-deepen-security-partnership-amid-russia-north-korea-concerns-2026-10-29/, (Erişim Tarihi: 29.10.2026).

[ii] Aynı yer.

[iii] Chae Yun-hwan, “Germany joins U.N. Command as 18th member state”, Yonhap News Agency, https://en.yna.co.kr/view/AEN20240802008600315, (Erişim Tarihi: 29.10.2026).

[iv] Park Boram, “(LEAD) S. Korea, Germany heighten ties, boost defense cooperation”, Yonhap News Agency, https://en.yna.co.kr/view/AEN20261029013551315, (Erişim Tarihi: 29.10.2026).

Başak ERTUNÇ
Başak ERTUNÇ
Başak Ertunç, 2024 yılında Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden “Chanter pour l'Europe: Une Analyse Discursive des Paroles des Chansons d'Israël à l'Eurovision” başlıklı bitirme teziyle bölüm dördüncüsü olarak mezun olmuştur. Lisans eğitimi sırasında bir dönem Sciences Po Strasbourg Siyaset Bilimi Bölümü’nde değişim öğrencisi olarak eğitim almıştır. Hâlihazırda Galatasaray Üniversitesi ve Bordeaux Üniversitesi ortaklığında yürütülen Çift Diploma Yüksek Lisans Programı kapsamında Küresel Güvenlik ve Uluslararası Politika Analizi Bölümü’nde öğrenimine devam etmektedir. Yüksek lisans tez çalışmasını “Entre solidarité Sud-Sud et projection de puissance: investissements sanitaires, discours et construction du rôle chinois en Afrique du Sud” başlığı altında sürdüren Başak’ın başlıca ilgi alanları konstrüktivist uluslararası ilişkiler teorisi, kimlik ve kültür çalışmaları, söylem analizi, güvenlikleştirme teorisi, küresel sağlık diplomasisi ve uluslararası aktörlerin rol inşası süreçleridir. Başak, ileri seviyede İngilizce ve Fransızca bilmektedir.

Benzer İçerikler