Analiz

Grönland’da Değişen Güvenlik Mimarisi

Egemenlik korunurken askerî erişim genişlemektedir.
Grönland, Arktik güvenlik mimarisinin merkezine yerleşmektedir.
Yeni düzenlemenin gerçek kapsamını anlaşma metni belirleyecektir.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Grönland konusunda Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Danimarka ve Grönland arasında ortaya çıkan yeni güvenlik düzenlemesi, Arktik bölgesinin uluslararası güvenlik sistemindeki konumunun giderek değiştiğini göstermektedir. 18 Eylül 2026 tarihinde duyurulan ve gelecek hafta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kapsamında imzalanması öngörülen anlaşmanın ayrıntıları henüz kamuoyuna açıklanmamıştır.[i] Ayrıca anlaşmanın yürürlüğe girebilmesi için gerekli parlamenter süreçlerin tamamlanması gerekmektedir. Bu nedenle mevcut aşamada anlaşmanın hukuki kapsamından çok, tarafların anlaşmaya yükledikleri farklı anlamlar üzerinden değerlendirme yapmak mümkündür.

Bu noktada en dikkat çekici unsur, Washington tarafından kullanılan “kalıcı kontrol” söylemi ile Danimarka ve Grönland tarafından kullanılan “ortak güvenliğin güçlendirilmesi” söylemi arasındaki farklılıktır. Donald Trump, düzenlemeyi ABD’nin Grönland’ın güvenliği konusunda süresiz biçimde hareket edebilmesini sağlayacak bir yapı olarak sunmaktadır. Buna karşılık Danimarka ve Grönland tarafından yapılan ortak açıklamalarda egemenlik, toprak bütünlüğü ve Grönland halkının kendi kaderini tayin hakkı özellikle vurgulanmaktadır. Dolayısıyla aynı düzenleme, ABD açısından genişletilmiş stratejik hareket serbestisi; Danimarka ve Grönland açısından ise egemenlik devri içermeyen bir güvenlik işbirliği olarak çerçevelenmektedir.[ii]

Bu söylem farklılığı, anlaşmanın temel hukuki sorusunu da ortaya çıkarmaktadır. Askerî erişim ile egemenlik aynı anlama gelmemektedir. Bir devletin başka bir devletin veya özerk bölgenin topraklarında askerî tesisler kurabilmesi, personel konuşlandırabilmesi ve belirli güvenlik faaliyetlerini gerçekleştirebilmesi, ilgili bölgenin egemenliğinin devredildiği anlamına gelmemektedir. Nitekim ABD’nin Grönland’daki askerî varlığı yeni değildir. Washington ile Kopenhag arasında 1951 yılında oluşturulan savunma düzenlemesi, 2004 yılında Grönland’ın değişen siyasi statüsünü dikkate alacak biçimde yeniden düzenlenmiştir. 2004 tarihli düzenleme, ABD’nin Grönland’daki askerî faaliyetleri konusunda Danimarka ve Grönland makamlarıyla istişare mekanizmalarını da içermektedir.[iii]

Bu nedenle yeni anlaşmanın önemi yalnızca ABD’ye Grönland’da askerî faaliyet yürütme hakkı vermesinde değil, mevcut hakların kapsamını ve sürekliliğini yeniden tanımlama ihtimalinde bulunmaktadır. Çünkü önceki savunma düzenlemeleri zaten Amerikan askerî varlığına hukuki zemin sağlamaktadır. Özellikle yeni askerî tesislerin statüsü, ABD’nin operasyonel yetkilerinin sınırları, hassas yatırımlara ilişkin karar mekanizmaları ve Grönland makamlarının bu süreçlerde sahip olacağı yetkiler belirleyici olacaktır. Bu nedenle “kalıcı kontrol” ifadesinin egemenlik devri anlamına geldiği sonucuna mevcut bilgilerle ulaşmak mümkün değildir. Danimarka ve Grönland’ın açıklamaları bunun tersine egemenlik ve toprak bütünlüğünün devam edeceğini açık biçimde vurgulamaktadır.

Anlaşmanın daha geniş anlamı ise Arktik bölgesinin jeopolitik dönüşümünde ortaya çıkmaktadır. Grönland, coğrafi konumu nedeniyle Kuzey Amerika ile Avrupa arasındaki güvenlik hattının merkezlerinden birini oluşturmaktadır. Arktik’in güvenliği artık yalnızca bölgesel bir savunma konusu olarak değil, Kuzey Atlantik güvenliği ve NATO’nun stratejik planlamasıyla birlikte değerlendirilmektedir. Nitekim Danimarka’nın resmi yaklaşımı da Arktik ve Kuzey Atlantik güvenliğini giderek ortak bir güvenlik alanı olarak tanımlamaktadır. Ocak 2026 tarihinde yayımlanan ortak Avrupa açıklamasında da Arktik güvenliğinin transatlantik güvenliğin önemli bir parçası olduğu belirtilmiş ve Grönland’ın geleceğine ilişkin kararların Danimarka ve Grönland tarafından verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.[iv]

Bu çerçevede ABD’nin Grönland’a yönelik ilgisini yalnızca toprak kazanımı veya ekonomik kaynaklarla açıklamak yetersiz kalmaktadır. Asıl mesele, Arktik bölgesinde uzun vadeli askerî ve stratejik erişimin güvence altına alınmasıdır. Yeni düzenlemede üçüncü ülkelerin askerî varlığı ve hassas yatırımları üzerinde sınırlamalar getirilmesi ihtimali, Grönland’ın yalnızca savunulması gereken bir coğrafya olarak değil, rakip güçlerin erişiminin sınırlandırılması gereken stratejik bir alan olarak değerlendirildiğini göstermektedir. Böylece Grönland, ABD açısından klasik anlamda sahip olunması gereken bir topraktan ziyade, Kuzey Amerika savunma sisteminin ileri coğrafi uzantılarından biri hâline gelmektedir.

Bu durum aynı zamanda egemenliğin günümüz uluslararası sistemindeki kullanım biçimine ilişkin önemli bir tartışmayı da gündeme getirmektedir. Egemenlik hukuken Danimarka Krallığı ve Grönland makamlarında kalırken, güvenlik alanındaki operasyonel kapasitenin önemli bir bölümünün ABD tarafından üstlenilmesi mümkün hâle gelmektedir. Böyle bir yapı ortaya çıktığında hukuki egemenlik ile fiilî güvenlik kapasitesi arasında farklılaşma oluşmaktadır. Başka bir ifadeyle bir devlet veya siyasi birim, toprakları üzerindeki egemenliğini korurken güvenliğinin sağlanmasında başka bir güce geniş hareket alanı tanıyabilmektedir. Bu durum NATO içindeki güvenlik ilişkileri açısından tamamen yeni olmamakla birlikte, Grönland’ın jeostratejik konumu nedeniyle daha görünür bir nitelik kazanmaktadır.

Grönland açısından ise mesele yalnızca ABD-Danimarka ilişkilerinin bir uzantısı olarak değerlendirilmemektedir. Grönland yönetiminin anlaşma sürecinde doğrudan taraf olarak yer alması, adanın giderek daha belirgin bir uluslararası siyasi aktör hâline geldiğini göstermektedir. 2004 tarihli düzenlemede de Grönland makamlarının güvenlik meselelerinde danışma mekanizmalarına dâhil edilmesi öngörülmüşken, 2026 düzenlemesinde Grönland’ın çıkarlarının ve kendi kaderini tayin hakkının açık biçimde vurgulanması bu eğilimin devam ettiğini göstermektedir.[v]

Sonuç olarak yeni güvenlik düzenlemesi, Grönland’ın egemenliğinin ABD’ye devredilmesinden ziyade Arktik güvenlik mimarisinin yeniden tanımlanması bağlamında değerlendirilmesi yerinde olacaktır. Mevcut bilgiler ABD’nin askerî hareket alanının genişlemesine işaret etmekle birlikte, anlaşmanın tam metni yayımlanmadan bunun hukuki sınırlarını kesin biçimde belirlemek mümkün değildir. Bununla birlikte ortaya çıkan tablo, Grönland’ın Washington açısından geçici bir dış politika gündeminden çıkarak uzun vadeli stratejik planlamanın parçası hâline geldiğini göstermektedir. Arktik’te artan güvenlik rekabeti, Grönland’ın coğrafi konumunu hem NATO açısından hem de ABD’nin Kuzey Amerika savunması açısından daha önemli hâle getirmektedir. Bu nedenle asıl dönüşüm, adanın kime ait olduğundan çok, Grönland güvenliğinin kim tarafından, hangi yetkilerle ve ne ölçüde kalıcı biçimde yönetileceği konusunda ortaya çıkmaktadır.


[i] Seisdedos, Iker. “Trump anuncia un acuerdo con Dinamarca para asumir el ‘control permanente de la seguridad’ de Groenlandia”, El País, https://elpais.com/internacional/2026-09-18/trump-anuncia-un-acuerdo-militar-historico-con-dinamarca-sobre-groenlandia.html, (Erişim Tarihi: 20.09.2026).

[ii] Aynı yer.

[iii] Aynı yer.

[iv] Aynı yer.

[v] Aynı yer.

Ali Caner İNCESU
Ali Caner İNCESU
Ali Caner İncesu, 2012 yılında Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun olmuştur. Eğitimine Kapadokya Üniversitesi Turist Rehberliği ön lisans programında devam etmiş ve 2017 yılında mezun olmuştur. 2022 yılında Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler ve Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi'nde Seyahat İşletmeciliği ve Turizm Rehberliği alanlarında yüksek lisans eğitimlerini başarıyla tamamlamıştır. 2024 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde University of Maryland Global Campus (UMGC) Siyaset Bilimi lisans programından mezun olmuştur. 2023 yılı itibarıyla Kapadokya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde doktora eğitimine devam etmektedir. 2022 yılında Paraguay Cumhuriyeti Büyükelçiliği’nde (Ankara) özel danışmanlık görevi de yürüten İncesu, ileri seviyede İspanyolca ve İngilizce bilmekte olup İngilizce ve İspanyolca dillerinde yeminli tercümandır. Çalışma alanları Latin Amerika, uluslararası hukuk ve turizmdir.

Benzer İçerikler