Tarih:

Paylaş:

ANKASAM Asya & Pasifik Uzmanı Zeynep Çağla Erin Tercüman’da: Çin, Şanghay İşbirliği Örgütü ve Kuşak ve Yol Girişimi’nin sağladığı jeo-ekonomik entegrasyonla, Batı hegemonyasına karşı Asya merkezli yeni bir küresel güç mimarisi inşa ediyor.

Benzer İçerikler

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Uluslararası sistemin yapısal dönüşümü, merkez güçlerin nüfuz alanlarını genişletme stratejilerini ve bu stratejilerin kurumsal araçlarını doğrudan etkiliyor. Geleneksel Batı merkezli kurumların krizlerle boğuştuğu 21. yüzyıl eşiğinde, uluslararası örgütler salt iş birliği platformu hüviyetini aşarak küresel hegemonik rekabetin ve norm inşasının temel sahnelerine dönüştü. Asya-Pasifik ve Avrasya ekseninde şekillenen yeni jeopolitik denklemde, devletlerin enerji güvenliği politikaları, tedarik zinciri emniyeti ve karşılıklı bağımlılık asimetrileri belirleyici rol oynuyor. Küresel güç kaymasının merkezinde yer alan Çin Halk Cumhuriyeti, mevcut uluslararası kurumsal mimariye alternatif yapılar inşa ederek veya var olan yapıları kendi stratejik kalkınma vizyonu doğrultusunda dönüştürerek bu sürecin ana aktörü konumuna geldi. Çin’in çok taraflı diplomasi pratiği, enerji tedarik hatlarının güvenliğini sağlama, jeopolitik kuşatılmışlığı yarma ve Avrasya ana karasında kalıcı bir etki alanı tesis etme hedefleriyle organik bir bütünlük sergiliyor.[1]

Çin’in kurumsal dış politikasının tarihsel kökenleri, Mao Zedong dönemi bağımsızlıkçı ve anti-emperyalist reflekslerinden ayrı düşünülemez ancak bugünkü küresel vizyon, özellikle Deng Xiaoping’in profilini gizle ve zaman kazan ilkesinin ötesine geçerek Şi Cinping döneminde büyük güç diplomasisi evresine evrildi. Bu dönüşümün en somut örgütsel yansıması olan Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), başlangıçta sınır güvenliği ve askerî güven artırıcı önlemler temelinde şekillendi, zamanla Avrasya’nın en kapsayıcı siyasi, ekonomik ve güvenlik blokuna dönüştü. 1996 yılında Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan’ın katılımıyla Şanghay Beşlisi adıyla kurulan yapı, Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrasında Orta Asya’da oluşan otorite boşluğunu doldurma ve sınır anlaşmazlıklarını barışçıl yolla çözme vizyonu taşıyordu. 2001 yılında Özbekistan’ın tam üye olarak katılmasıyla kurumsallaşan ve adını alan ŞİÖ, Pekin yönetiminin Soğuk Savaş zihniyetini ve blok siyasetini aşan yeni bir güvenlik konseptini test ettiği ilk stratejik laboratuvar işlevi gördü. Çin, bu örgüt vasıtasıyla geleneksel ittifak sistemlerine dayalı, askerî zorlamaya öncelik veren Batı merkezli modellere karşı; iç işlerine karışmama, egemenliğe saygı ve karşılıklı fayda prensiplerini merkeze alan alternatif bir bölgesel entegrasyon vizyonu sundu.[2]

Analizi okumak için tıklayınız.