Filipinler’in başkenti Manila’da düzenlenen 59. Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda alınan tarihi kararla Türkiye, 21 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla ASEAN’ın “Diyalog Ortağı” statüsüne yükseltilmiştir. Bu gelişme, Türkiye’nin 2019 yılında başlattığı Yeniden Asya Girişimi’nin en somut kazanımlarından biri olarak gösterilmektedir. Bu kararla birlikte Türkiye ile ASEAN ülkeleri arasındaki ilişkilerin; güvenlikten ticarete, tedarik zinciri güvenliğinden savunma sanayiine ve kültürel diplomasiye kadar geniş bir yelpazede derinleşmesi beklenmektedir.
Bu kapsamda Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Türkiye-ASEAN ilişkilerini ve Yeniden Asya Girişimi’nin somut kazanımlarını değerlendirmek üzere alanının önde gelen uzman ve akademisyenlerinden alınan görüşleri dikkatlerinize sunmaktadır.
ANKASAM Asya-Pasifik Danışmanı ve TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Oğuz DİRİÖZ: “Diyalog Ortaklığı Bir Varış Noktası Değil, Stratejik Bir Başlangıçtır”
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın duyurduğu bu gelişmenin Türkiye’yi üyelik statüsünün hemen ardından gelen en üst düzey konuma taşıdığını belirten Doç. Dr. Ali Oğuz Diriöz, görünüşte teknik bir diplomatik terfi gibi okunabilecek bu adımın aslında birçok farklı etken dolayısıyla gerçekleştiğini ifade etti. Bu kapsamda Diriöz, Türkiye-ABD ilişkilerinde yakalanan yeni ivmeye, 16 yıllık bir ekonomik ortaklığın olgunlaşmasına ve Yeniden Asya Girişimi’nin sistematik bir dış politika vizyonuna dönüşmesine vurgu yaptı.
Türkiye’nin ASEAN’ın yeni diyalog ortağı olmasının kısa vadeli bir diplomatik başarı ile uzun vadeli yapısal bir yönelimin kesiştiği bir an olduğunu dile getiren Diriöz, NATO Zirvesi ve Hürmüz Krizi gibi kısa dönemli şokların Türkiye’nin bölgesel güvenilirliğini teyit ettiğini; buna karşın 16 yıllık ticari ortaklık, Endonezya-Malezya-Singapur üçgeninde biriken siyasi sermaye ve Yeniden Asya Girişimi gibi uzun soluklu süreçlerin bu güvenilirliği kurumsal bir statüye dönüştürdüğünü belirtti.
Bu gelişmenin, Ankara’nın Batı ittifakı içindeki konumunu yeniden teyit ettiği bir döneme denk gelmesinin tesadüf olmadığına dikkat çeken Diriöz, güvenilirlik ve öngörülebilirliğin diyalog ortaklığında son derece önemli olduğunu ifade etti. Geleceğe ilişkin olarak Diriöz, “Sonuç olarak, diyalog ortaklığı bir varış noktası değil, ancak doğru araçlarla değerlendirildiği takdirde anlam kazanacak bir başlangıç noktasıdır.” diye konuştu.
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) ASEAN Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Hatice ÇELİK: “Yeniden Asya Vizyonunda Kurumsal Dönüm Noktası: Çok Boyutlu Dış Politikanın Somut Yansıması”
Türkiye’nin ASEAN Diyalog Ortağı statüsü kazanmasının, Ağustos 2019 tarihinde ilan edilen Yeniden Asya Girişimi kapsamında yürütülen Asya açılımının en önemli kurumsal kazanımlarından birini temsil ettiğini belirten Doç. Dr. Hatice Çelik, bu kararın Türkiye’nin ASEAN tarafından güvenilir ve uzun vadeli bir ortak olarak kabul edildiğini gösteren önemli bir dönüm noktası olduğunu dile getirdi. Bu gelişmenin jeopolitik bir yön değişikliği anlamına gelmediğini ifade eden Çelik, sürecin dünyanın en dinamik bölgelerinden biriyle ilişkileri güçlendirerek çok boyutlu bir dış politika izleme iradesini yansıttığını söyledi. Türkiye’nin Asya-Pasifik ülkeleriyle uzun yıllara dayanan tarihi bağlara sahip olduğunu vurgulayan Çelik, Soğuk Savaş sonrasında uluslararası sistemde ağırlığı artan bu bölgeyle siyasi, ekonomik ve sosyo-kültürel ilişkilerin daha da derinleştirilmesinin hedeflendiğini kaydetti.
ASEAN’ın 12. Diyalog Ortağı olmasının Türkiye’nin uluslararası görünürlüğünü artırdığını belirten Çelik, bu statünün ilişkileri düzenli bakanlar toplantıları, üst düzey yetkililer toplantıları, uzman grubu çalışmaları, ortak işbirliği mekanizmaları ve işbirliği planlarının kurumsal bir çerçevede uygulanması yoluyla sağlam bir zemine oturttuğunu ifade etti. Bu durum, Türkiye’ye gelecekteki gündemin şekillendirilmesinde çok daha güçlü bir söz hakkı tanımaktadır. Güneydoğu Asya ile karşılıklı güvenin güçlendiğini vurgulayan Çelik, bu adımın diğer ortaklıkların yerine geçen bir tercih değil, Türkiye’nin çok kutuplu uluslararası düzende angajmanını çeşitlendirme stratejisinin somut bir yansıması olduğunu dile getirdi.
Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Barış ADIBELLİ: “Gözlemci Rolünden Kurumsal Angajmana: Savunma İşbirliğinde Anlamlı Bir Basamak”
Türkiye’nin 2017 yılından bu yana ASEAN’ın Sektörel Diyalog Ortağı olduğunu ve 21 Temmuz 2026 tarihinde ASEAN’ın bu statüyü daha da ileri taşıyarak Türkiye’yi Diyalog Ortağı seviyesine yükselttiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Barış Adıbelli, Türkiye’nin ASEAN içinde görünür hale gelmesinin esasen ASEAN Savunma Bakanları Toplantısı (ADMM) gözlemci programı çerçevesinde ortaya çıktığını belirtti. Bu kapsamda Türkiye ve Almanya’nın 2024-2027 dönemi için gözlemci olarak kabul edildiğini ifade eden Adıbelli, “Bu statü, ASEAN üyeliği ya da tam diyalog ortaklığı ile aynı değildir; belirli bir güvenlik forumuna bağlı, daha sınırlı bir katılım biçimini ifade eder.” diye konuştu.
Jeopolitik açıdan bakıldığında gözlemci rolünün güven artırıcı işlev gören yararlı bir adım olduğunu vurgulayan Adıbelli, bu durumun Türkiye’ye daha derin kurumsal yükümlülükler üstlenmeden ASEAN bağlantılı savunma görüşmelerine katılım imkânı sağladığını kaydetti. Ayrıca Adıbelli, bunun ASEAN üyelerinin Türkiye’yi Güneydoğu Asya’da bölge dışı, ancak ilgili bir güvenlik aktörü olarak görmeye açık olduklarını gösterdiğini dile getirdi.
Gözlemci statüsünün Türkiye’nin daha geniş Asya stratejisiyle, özellikle de Ankara’nın Asya-Pasifik ile daha derin angajman için bir çerçeve olarak tanımladığı “Yeniden Asya Girişimi” ile uyumlu olduğunu belirten Adıbelli, “Ankara ayrıca ASEAN’ın nüfusu, ticaretteki rolü ve denize hakim coğrafyası nedeniyle sahip olduğu stratejik ağırlığı vurgulamış; bu da 2026 yılındaki statü yükseltmesinden önce dahi gözlemci erişimini diplomatik açıdan değerli kılmıştır.” dedi.
Dolayısıyla Türkiye’nin ASEAN diplomasisi içindeki konumunu belirleyen gözlemci statüsünün özellikle savunma işbirliği bakımından sınırlı, fakat anlamlı bir basamak işlevi gördüğünü vurgulayan Adıbelli, kurumsal açıdan Türkiye’nin konumunun artık bunun ötesine geçtiğini belirterek, ASEAN’ın 21 Temmuz 2026 tarihinde Türkiye ile Diyalog Ortaklığı kurulmasına karar verdiğini ve bu statünün gözlemci katılımından daha ileri bir düzeyi ifade ettiğini de sözlerine ekledi.
Kırıkkale Üniversitesi Arş. Gör. Dr. Mehmet Gökhan ÖZDEMİR: “Diyalog Ortaklığı, Küresel Güney’in Manevra Alanını Genişleten Dirençli Bir Dayanışma Eksenine Dönüşme Potansiyeli Taşımaktadır”
Türkiye’nin ASEAN’a Diyalog Ortağı kabul edilmesini Asya’ya yönelen stratejik açılımın kurumsal bir tezahürü olarak değerlendiren Arş. Gör. Dr. Mehmet Gökhan Özdemir, kararın Yeniden Asya Girişimi’nin somut bir çıktısı olduğunu belirtti. Özdemir, “Bu gelişme, Türkiye’nin Asya-Pasifik jeopolitiğinde daha etkin, görünür ve çok boyutlu bir aktör olma iradesini teyit etmektedir.” dedi.
Yeni ilişki düzeyinin Türkiye’ye hem ekonomik işbirliği hem de siyasi diyalog fırsatları sunduğunu ifade eden Özdemir, küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde Ankara’nın “Orta Koridor” vizyonunun ASEAN ile kurulacak bağlara hayati bir jeo-ekonomik zemin sunduğunu vurguladı. Özdemir, kazanımın kalıcı olması için sürecin kurumsal mekanizmalara ve sektörel işbirliğine dönüştürülmesi gerektiğini dile getirdi.
ABD-Çin rekabeti karşısında ASEAN’ın otonomi arayışı ile Türkiye’nin dengeleyici dış politikasının doğal bir sinerji oluşturduğuna dikkat çeken Özdemir, “Söz konusu diyalog ortaklığı; savunma sanayii, enerji güvenliği ve alternatif lojistik ağları yoluyla Küresel Güney’in uluslararası sistemdeki manevra alanını genişleten dirençli bir dayanışma eksenine dönüşme potansiyeli taşımaktadır.” diye konuştu.
Hazırlayanlar:
Ada AKPINAR
Ceren Sümeyye AKIN
İklim KAMA




