Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 26 Haziran 2026 tarihinde ziyaret için Pekin’e gelen Kamboçya Halk Partisi (CPP) Başkanı ve Senato Başkanı Samdech Techo Hun Sen ve Bangladeş Başbakanı Tarique Rahman ile ayrı ayrı görüşmeler gerçekleştirmiştir.[i] Bu görüşmeler, Çin’in yakın coğrafyasında uzun vadeli nüfuz inşasının bir parçası olarak diplomatik temaslardan çok, güvenilir bir ekonomik ve siyasi ortam oluşturmada stratejik bir amacı ifade etmektedir.
Çin açısından Bangladeş, Bengal Körfezi’ne erişim ve Myanmar üzerinden yürütülen projeler düşünüldüğünde, özellikle Kuşak ve Yol Girişimi (KYG) bağlamında limanlar, ulaşım ağları gibi alanlarda oldukça önemli bir ortak konumundadır. Bu doğrultuda Tsinghua Üniversitesi Ulusal Strateji Enstitüsü Araştırma Bölümü Direktörü Qian Feng, “Çin-Bangladeş işbirliği son derece birbirini tamamlayıcı niteliktedir” diyerek “Çin’in yüksek standartlı dışa açılımı, sağlam teknoloji, sermaye, eksiksiz endüstri zincirleri ve devasa bir tüketici pazarı sunmaktadır. Bangladeş’in coğrafi avantajları ve muazzam iç talebiyle birleştiğinde bu iki ülke birbirine mükemmel uyum sağlayan ortaklar haline gelmektedir.” açıklamalarında bulunmuştur.[ii]
Hindistan-Çin Yarımadası’ndaki önemli bir Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) üyesi olan Kamboçya, Çin’in her koşulda stratejik ortağıdır. Guangxi Milliyetler Üniversitesi ASEAN Çalışmaları Fakültesi Müdür Yardımcısı Ge Hongliang, iki ülkenin siyaset, ekonomi, ticaret ve güvenlik alanlarını kapsayan kapsamlı bir işbirliği çerçevesi oluşturduğunu ve sınır ötesi güvenlik ile Güney Çin Denizi meselelerinde yakın bir koordinasyon sürdürdüğünü belirterek bunun Çin-ASEAN işbirliğinin sağlam bir temel taşı olduğunu ifade etmiştir.[iii]
Son dönemde Vietnam, Laos ve Pakistan gibi diğer Asya ülkeleri liderlerinin de Çin’e ziyaretler gerçekleştirmesi, Çin’in ekonomik kalkınma, yatırım ve ticaret gibi konularda önemli bir ortak olarak görüldüğünün işaretidir. Dolayısıyla Kamboçya ve Bangladeş liderleriyle olan diplomatik görüşmeler, Çin’in bölgesel işbirliği ağının bir parçası olurken, Asya ülkeleri için de ekonomik fırsatlar, bölgesel siyasi istikrar ve küresel platformlardaki risklere karşı güçlü bir ittifak imkânı sunmaktadır.
Rusya-Ukrayna Savaşı ve İsrail-Filistin çatışmaları kaynaklı devam etmekte olan güvenlik krizleri veya Tayvan, Güney Çin Denizi bölgelerinde yaşanan gerilimler, küresel güç dengelerinin yeniden şekillenmesine yol açmıştır. Aynı zamanda Çin’in ekonomik ve teknolojik olarak ilerlemesi, Batı merkezli uluslararası düzenin yerini çok merkezli ve daha rekabetçi bir düzene bırakmasına neden olmuştur. Rusya-Ukrayna Savaşı, Avrupa güvenliğini ABD desteğine muhtaç bırakırken; Gazze’de devam eden insani güvenlik krizleri, Batı’nın diplomatik etkinliğinin sorgulanmasına yol açmıştır. Tayvan ve Güney Çin Denizi’ndeki gerilimler ise bölgede Batılı devletlerle işbirliğini sürdüren ülkeler ve “Tek Çin Politikası” ilkesi çerçevesinde bölgede etkisi olan güçlerin nüfuz alanına ilişkin görüş ayrılıklarından kaynaklanmaktadır.
Dolayısıyla Çin’in bölgedeki ülkelerle yakın temaslarda bulunması, ekonomik fırsatların yanı sıra güç dengelerinin değiştiği bu süreçte stratejik bir dengeleme politikasını ifade etmektedir. Bu doğrultuda ise yatırım anlaşmaları, uzun vadeli işbirlikleri oluşturulmaktadır. Çin’in Kamboçya ve Bangladeş gibi ülkelerle temaslarını yoğunlaştırması, Asya’da değişen güç dengelerine verilen stratejik bir yanıttır. Bu ülkeler mevcut güç dağılımında avantaj elde etmeye çalışırken, Çin de siyasi düzeyde kendisine yakın bir çevre inşa etmektedir.
Bu diplomatik görüşmeler, sıradan temaslardan daha fazlasıdır. Günümüzde değişen ve yeniden tanımlanan bir dünya düzeninde, farklı bölgelerden aktörlerin de daha çok rol üstlendiği ve küresel rekabette etki yarattığı görülmektedir. Dolayısıyla Çin, yalnızca büyük ekonomilerle değil, aynı zamanda gelişmekte olan ülkelerle de düzenli olarak görüşmeler gerçekleştirmektedir. Bu sayede oluşturduğu çok katmanlı diplomatik bağlantılar, siyasi etkisini güçlendirirken, bölgede istikrarın oluşmasını da teşvik etmektedir. Özellikle Güney ve Güneydoğu Asya ülkeleriyle olan ilişkileri, lojistik koridorlar, enerji hatları ve ticaret yolları gibi KYG’nin de desteğiyle stratejik ortaklıkları kolaylaştırmaktadır.
Sonuç olarak Çin, çok boyutlu bir diplomatik merkez haline gelirken, Asya merkezli diplomatik ağını güçlendirmeye devam etmektedir. Bu süreç, Rusya-Ukrayna Savaşı, Tayvan ve Güney Çin Denizi gibi gerilim ortamlarının yaşandığı bir zamanda daha görünür hale gelmiştir. Çünkü Çin, kriz ortamlarına karşın bilinçli, stratejik ve fırsatlar sunan bir alan sunmaktadır. Özellikle Güney Asya’nın KYG’deki stratejik konumu, Çin’i bölgedeki ekonomik ağlar üzerinden uzun vadeli etki alanı konusunda desteklemektedir. Kamboçya ve Bangladeş gibi ülkelerle diyalogların gerçekleştirilmesi ise Çin’in ekonomik temelli ilişkilerini diplomatik bağlarla birleştirerek bölgesel etki alanını artırmaya devam ettiği göstermektedir.
[i] “Xi meets Cambodia, Bangladesh leadership amid regional visit spree”, Global Times, https://www.globaltimes.cn/page/202606/1364549.shtml, (Erişim Tarihi: 27.06.2026).
[ii] Aynı Yer.
[iii] Aynı Yer.
