Analiz

Putin’in “Iturup/Etorofu” Ziyareti: Kuril Anlaşmazlığının Değişen Dinamikleri

Putin’in Iturup ziyareti Kuril anlaşmazlığında yeni bir egemenlik tartışması yaratmaktan çok, 2022 sonrasında daralan Rusya-Japonya müzakere zemininin geldiği noktayı görünür hâle getirmiştir.
Rusya-Ukrayna Savaşı, Kuril anlaşmazlığının temelini değiştirmemiş ancak barış antlaşması müzakereleri, ortak ekonomik faaliyetler ve insani temaslarla desteklenen uyuşmazlık yönetimi modelinin dönüşümünde katalizör işlevi görmüştür.
Siyasi çözüm mekanizmalarının zayıflamasına rağmen 2026 yılında devam eden balıkçılık iş birliği, Rusya-Japonya ilişkilerinde pragmatik temas kanallarının tamamen ortadan kalkmadığını göstermektedir.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 13 Ağustos 2026 tarihinde Iturup/Etorofu adasını ilk kez ziyaret etmesi, Rusya-Japonya ilişkilerinde İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden bu yana çözülemeyen Kuril Adaları anlaşmazlığını yeniden gündeme taşımıştır. Bu gelişmenin ardından Japonya Başbakanı Sanae Takaiçi ziyareti “kabul edilemez” olarak nitelendirmiş ve Rusya’nın Tokyo Büyükelçisi Dışişleri Bakanlığı’na çağrılmıştır.[i] Moskova ise Japonya’nın tepkisini reddederek adalar üzerindeki egemenlik pozisyonunu yinelemiştir. Beş gün sonra bu kez Rusya, Japonya’nın Moskova Büyükelçisi Akira Muto’yu çağırarak Takaiçi ve Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi’nin açıklamalarını protesto etmiştir.[ii] Karşılıklı diplomatik tepkiler, ilk bakışta seksen yılı aşkın geçmişe sahip bir toprak anlaşmazlığının yeni bir gerilim halkası olarak değerlendirilebilir. Ancak ziyaretin önemi, yalnızca tarafların egemenlik iddialarını yeniden gündeme getirmesinden kaynaklanmamaktadır. Kuril anlaşmazlığında son yıllarda yaşanan gelişmeler, tarafların temel pozisyonlarının ötesinde anlaşmazlığı yönetme biçiminin de değiştiğine dikkat çekmektedir. 

Kuril Adaları anlaşmazlığının temelleri, İkinci Dünya Savaşı’nın son dönemine uzanmaktadır. Japonya, Sovyetler Birliği’nin 1945 yılında kontrol altına aldığı ada zincirinin güneyindeki Iturup/Etorofu, Kunashir/Kunashiri, Shikotan ve Habomai üzerinde egemenlik iddiasını sürdürmekte ve bu bölgeleri “Kuzey Toprakları” olarak adlandırmaktadır. Rusya ise söz konusu adaları kendi topraklarının parçası kabul etmektedir. Adaların önemi yalnızca tarihsel egemenlik anlaşmazlığıyla da sınırlı değildir. Kuril zincirinin Ohotsk Denizi ile Pasifik Okyanusu arasındaki konumu ve Ohotsk Denizi’nin Rus stratejik denizaltılarının başlıca faaliyet alanlarından biri olması, bölgeye Rusya’nın Pasifik güvenlik yaklaşımı açısından da stratejik önem kazandırmaktadır.[iii] Taraflar arasındaki anlaşmazlık, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kapsamlı bir barış antlaşmasının imzalanmasının önündeki temel sorunlardan biri olmayı sürdürmektedir.[iv]

Buna karşılık anlaşmazlığın varlığı, iki ülke arasında çözüm arayışının tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmemiştir. 1956 Japonya-Sovyet Ortak Bildirisi’yle diplomatik ilişkiler yeniden kurulmuş ve barış antlaşması müzakerelerinin devam ettirilmesi kararlaştırılmıştır. Özellikle Şinzo Abe döneminde yeniden hız kazanan temaslar, toprak anlaşmazlığının daha geniş ekonomik ve toplumsal ilişkiler içerisinde yönetilebilmesine yönelik bir yaklaşım ortaya çıkarmıştır. 2016 sonrasında adalarda ortak ekonomik faaliyetlerin geliştirilmesi gündeme gelirken eski ada sakinlerinin ziyaretlerini kolaylaştıran insani mekanizmalar da ilerletilmiştir. 2018 yılında Abe ve Putin, 1956 Ortak Bildirisi temelinde barış antlaşması görüşmelerini hızlandırma konusunda mutabık kalmış; sonraki yıllarda taraflar farklılıklarına rağmen müzakere ve ortak ekonomik faaliyet kanallarını açık tutmaya devam etmiştir.[v]

Bu çerçevede 2022 yılı belirgin bir kırılma noktasıdır. Rusya-Ukrayna Savaşı, Kuril anlaşmazlığının temelini oluşturan egemenlik sorununu değiştirmemiş, ancak anlaşmazlığın yönetildiği siyasi ve diplomatik ortamı önemli ölçüde dönüştürmüştür. Japonya’nın Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ardından Rusya’ya yönelik yaptırımlara katılması üzerine Moskova, Mart 2022 tarihinde barış antlaşması görüşmelerini sürdürmeyeceğini açıklamış; dört ada değişim programlarını askıya almış ve ortak ekonomik faaliyetlere ilişkin diyalogdan çekilmiştir.[vi]

Dolayısıyla 2022 sonrasında ortaya çıkan değişimi yalnızca Rusya-Japonya ilişkilerinin genel olarak kötüleşmesi şeklinde okumak yetersiz kalmaktadır. Daha önemli dönüşüm, tarafların egemenlik konusundaki anlaşmazlığı yönetebilecekleri siyasi alanın daralmasıdır. Önceki dönemde toprak sorunu devam ederken barış antlaşması müzakereleri, ortak ekonomik projeler ve insani temaslar uyuşmazlığın çevresinde belirli bir işbirliği alanı oluşturabilmiştir. Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında ise egemenlik ve toprak bütünlüğü meselelerinin daha geniş uluslararası tartışmaların merkezine yerleşmesi ve Rusya-Japonya ilişkilerindeki siyasi ayrışmanın derinleşmesi, Kuril meselesinin de yeni bir diplomatik bağlam içerisinde değerlendirilmesine neden olmuştur.

Putin’in Ağustos 2026 tarihindeki Iturup ziyareti, bu nedenle Kuril anlaşmazlığında tamamen yeni bir durum yaratmaktan çok 2022 sonrasında ortaya çıkan dönüşümü görünür hâle getiren sembolik bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Japonya’nın ziyarete yönelik resmî protestosunun ardından Rusya’nın da Japon Büyükelçisini çağırması, çözüm odaklı siyasi temasların zayıfladığı bir ortamda karşılıklı egemenlik söylemleri ve diplomatik tepkilerin daha belirgin hâle geldiğini göstermektedir. Moskova’nın 18 Ağustos açıklamasında Japonya’nın Rusya’ya yönelik yaptırımları ve Ukrayna’ya desteğinin de hatırlatılması, Kuril meselesinin günümüzde ikili toprak anlaşmazlığından tamamen bağımsız bir diplomatik alanda ele alınmadığını göstermesi bakımından dikkat çekicidir.

Bununla birlikte siyasi çözüm alanının daralması, Rusya-Japonya ilişkilerindeki bütün işlevsel temasların ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir. Haziran 2026 tarihinde iki ülke 42. Japonya-Rusya Balıkçılık Komisyonu toplantısını gerçekleştirmiş ve karşılıklı 200 deniz millik münhasır ekonomik bölgelerde 2026 yılı için uygulanacak avlanma koşulları üzerinde anlaşmaya varmıştır. Anlaşma kapsamında her iki taraf için 19.000 tonluk karşılıklı avlanma kotası belirlenmiştir.[vii] Bu durum, barış antlaşması ve toprak sorununa ilişkin üst düzey siyasi diyaloğun zayıflamasına rağmen coğrafi yakınlığın ve karşılıklı ihtiyaçların gerektirdiği belirli işbirliği mekanizmalarının devam edebildiğini göstermektedir. Başka bir ifadeyle 2022 sonrasında ortaya çıkan tablo tam bir diplomatik kopuştan ziyade siyasi çözüm mekanizmaları ile pragmatik işbirliği kanallarının giderek birbirinden ayrıştığı bir ilişki biçimine işaret etmektedir.

Kuril anlaşmazlığının güncel görünümünde bölgesel siyasi bağlam da tamamen göz ardı edilmemelidir. Putin’in ziyaretiyle aynı gün Rusya ve Çin’in Tokyo büyükelçileri tarafından yayımlanan ortak açıklamada İkinci Dünya Savaşı’nın sonuçlarının yeniden yorumlanmasına karşı çıkılması, meselenin savaş sonrası bölgesel düzen ve tarihsel hafızaya ilişkin daha geniş söylemlerle de ilişkilendirilebildiğini göstermektedir. Bununla birlikte söz konusu açıklama Çin’in Rusya’nın Kuril Adaları üzerindeki egemenlik iddiasını açıkça tanıdığı anlamına gelmemektedir. Bu nedenle Çin’in tutumunu doğrudan toprak anlaşmazlığının bir tarafı hâline getirmekten ziyade Rusya-Japonya uyuşmazlığının içinde bulunduğu daha geniş bölgesel siyasi ortamın bir göstergesi olarak değerlendirmek daha anlamlı olacaktır.

Sonuç olarak Putin’in Iturup ziyareti, Kuril anlaşmazlığının yönetilme biçiminde 2022 sonrasında belirginleşen dönüşümün güncel bir göstergesi niteliğindedir. Barış antlaşması müzakereleri ve ortak çözüm arayışlarının daralması mevcut siyasi statükonun kısa vadede devam etme ihtimalini güçlendirirken, 2026 yılında sürdürülebilen balıkçılık işbirliği ikili ilişkilerin bütünüyle işlevsizleşmediğini göstermektedir. Bu nedenle önümüzdeki dönemde Kuril meselesinin seyri yalnızca tarafların egemenlik pozisyonlarına değil, siyasi uyuşmazlık ile pragmatik işbirliği arasındaki bu ayrışmanın ne ölçüde sürdürülebileceğine de bağlı olacaktır. Daha uzun vadede barış antlaşması görüşmelerinin yeniden başlaması siyasi koşulların değişmesine bağlı bir ihtimal olarak varlığını korusa da mevcut tablo, çözüm arayışından çok anlaşmazlığın kontrollü biçimde yönetildiği bir statükonun öne çıktığına işaret etmektedir.


[i] “Putin visits disputed island near Japan, drawing Tokyo’s ire”, Reuters, https://www.reuters.com/world/russias-putin-visits-disputed-kuril-islands-samples-fish-roe-media-say-2026-08-13/, (Erişim Tarihi: 14.08.2026).

[ii] “Russia protests to Japanese ambassador over Takaichi’s ‘anti-Russian’ remarks”, Reuters, https://www.reuters.com/world/asia-pacific/russia-protests-japanese-ambassador-over-takaichis-anti-russian-remarks-2026-08-18/, (Erişim Tarihi: 18.08.2026).

[iii] Ike Barrash, “Russia’s Militarization of the Kuril Islands, CSIS, https://www.csis.org/blogs/new-perspectives-asia/russias-militarization-kuril-islands, (Erişim Tarihi: 18.08.2026).

[iv] “Putin’s first trip to the Pacific island chain claimed by Japan draws a protest from Tokyo”, AP News, https://apnews.com/article/russia-putin-japan-kuril-islands-northern-territories-iturup-bc9cf6a0aa3fdbed5264d32297d740b4, (Erişim Tarihi: 18.08.2026).

[v] “Section 6 Russia, Central Asia and Caucasus” (Diplomatic Bluebook 2022 Chapter 2: Japan’s Foreign Policy by Region), Ministry of Foreign Affairs of Japan, https://www.mofa.go.jp/policy/other/bluebook/2022/en_html/chapter2/c020601.html, (Erişim Tarihi: 18.08.2026).

[vi] “Vice-Minister for Foreign Affairs Mr. MORI summons Mr. Mikhail Y. GALUZIN, Ambassador of the Russian Federation to Japan”, Ministry of Foreign Affairs of Japan, https://www.mofa.go.jp/press/release/press4e_003103.html, (Erişim Tarihi: 18.08.2026); “Kremlin: US military presence in Japan impedes any peace treaty with Tokyo”, Reuters, https://www.reuters.com/world/kremlin-us-military-presence-japan-impedes-any-peace-treaty-with-tokyo-2024-04-08/, (Erişim Tarihi: 18.08.2026).

[vii] “Russia-Japan Agree on Reduced 2026 Fishing Quotas and Operational Restrictions in Exclusive Economic Zones”, Tridge Insights,https://insights.tridge.com/speaker-product-news-reports/KJLyFXpzJzgKuB1Gqsm5QUKHGgR43AVdqLCpLpmZn3fC3iekGNWCVL6m, (Erişim Tarihi: 18.08.2026).

Başak ERTUNÇ
Başak ERTUNÇ
Başak Ertunç, 2024 yılında Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden “Chanter pour l'Europe: Une Analyse Discursive des Paroles des Chansons d'Israël à l'Eurovision” başlıklı bitirme teziyle bölüm dördüncüsü olarak mezun olmuştur. Lisans eğitimi sırasında bir dönem Sciences Po Strasbourg Siyaset Bilimi Bölümü’nde değişim öğrencisi olarak eğitim almıştır. Hâlihazırda Galatasaray Üniversitesi ve Bordeaux Üniversitesi ortaklığında yürütülen Çift Diploma Yüksek Lisans Programı kapsamında Küresel Güvenlik ve Uluslararası Politika Analizi Bölümü’nde öğrenimine devam etmektedir. Yüksek lisans tez çalışmasını “Entre solidarité Sud-Sud et projection de puissance: investissements sanitaires, discours et construction du rôle chinois en Afrique du Sud” başlığı altında sürdüren Başak’ın başlıca ilgi alanları konstrüktivist uluslararası ilişkiler teorisi, kimlik ve kültür çalışmaları, söylem analizi, güvenlikleştirme teorisi, küresel sağlık diplomasisi ve uluslararası aktörlerin rol inşası süreçleridir. Başak, ileri seviyede İngilizce ve Fransızca bilmektedir.

Benzer İçerikler