Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, 9 Ocak 2024 tarihinde, ülkesinin 2024 yılında izleyeceği diplomasiyi özetleyen bir brifing sunmuştur.[i] Çin’in egemenliğini, güvenliğini ve kalkınma çıkarlarını kararlılıkla koruyacağını belirten Wang Yi, yeni bir kalkınma ve güvenlik modeli inşa etmek için elverişli bir küresel ortam yaratmaya çalışacaklarını vurgulamıştır. Aslında Wang Yi’nin 2024 yılı için sunmuş olduğu dış politika vizyonu, Çin’in geleneksel olarak takip ettiği ilkelerin devamı niteliğindedir.
Zira Pekin, bugüne kadar hep prensipli bir dış politika izlediğini ve hiçbir zaman Batı’nın yaptığı gibi hegemonya peşinde koşmadığını vurgulamaktadır. Bu meseleyle ilgili Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, daha önce yapmış olduğu bir açıklamada, ülkesinin 1949 yılındaki kuruluşundan bu yana hiçbir zaman bir savaş başlatmadığını, başka bir ülkenin toprağını işgal etmediğini, vekalet savaşına girişmediğini, askeri bloklara katılmadığını veya herhangi bir askeri blok kurmadığını belirtmiştir.[ii]
Çin, dış politikasında “Barış İçinde Bir Arada Yaşamanın Beş İlkesi” prensibini takip etmektedir. İlk kez Çin’in eski Başbakanı Zhou Enlai tarafından formüle edilen bu ilkeler; “toprak bütünlüğüne ve egemenliğe karşılıklı saygı ve ülkelerin birbirlerinin sınırlarını kabul etmesi, karşılıklı saldırmazlık, birbirlerinin içişlerine karışmama, eşitlik ve karşılıklı faydanın gözetilmesidir.” Bu prensipler, aynı zamanda Birleşmiş Milletler Şartı’nın 1. ve 2. maddelerinin esasını oluşturmaktadır.
Bugün dünyanın farklı coğrafyalarındaki krizlere baktığımızda Çin’in resmi olarak tarafsız bir duruş sergilemeye çalıştığını söyleyebiliriz. Bugün Myanmar, Afganistan, Irak, Sri Lanka, Ukrayna, Suriye, Kosova ve İran gibi mevcut ve muhtemel krizlere yönelik alınacak BMGK kararlarında Çin’in ihtiyatlı bir yaklaşım sergilediği ve krizlerin çözümüne ilişkin uzun vadeli bir yaklaşımı tavsiye ettiği bilinmektedir.
2024 yılı için belirlenen diplomasi ilkeleri de geçmişte izlenen politikaların devamı niteliğindedir. Wang Yi, Çin’in açıklık ve kapsayıcılık konusunda kararlı kalacağını ve küresel ortaklıklar ağını güçlendirip genişleteceğini söylemiştir.[iii] Çin ve ABD’nin iki devlet başkanı tarafından San Francisco’da varılan fikir birliğini uygulayacağını belirten Wang Yi, aynı zamanda Avrupa Birliği’yle (AB) üst düzey temaslarını ve stratejik iletişimini artıracaklarını ifade etmiştir.
Ülkenin komşularıyla dostluğu ve karşılıklı güveni artırmaya devam edeceğini vurgulayan Wang Yi, bunun yanı sıra BRICS ülkeleriyle birleşmeye ve yeni bir uluslararası siyasetin inşasını teşvik etmeye devam edeceklerini söylemiştir. Daha da önemlisi Çin Dışişleri Bakanı, tüm ülkeleri, BM Şartı’nın amaçlarını ve ilkelerini ortaklaşa desteklemeye çağırmıştır. Bu duruş, Çin’in Rusya’ya karşı politikasını diğer ülkelerden farklılaştırmadığını ortaya koymaktadır. Başka bir ifadeyle Çin, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının sona ermesini istemekte ve bunun için diplomasi yürütmeye hazır olduğunu her fırsatta deklare etmektedir.
Wang Yi, 2024 yılında Çin’in kazan-kazan işbirliğini sürdürmeye devam edeceğini; herkesin yararına olan kapsayıcı ekonomik küreselleşmeyi aktif olarak teşvik edeceğini; her türlü tek taraflılığa, korumacılığa ve küreselleşme karşıtlığına kararlı bir şekilde karşı çıkacağını; ticaret ve yatırımın serbestleştirilmesini ve kolaylaştırılmasını teşvik etmeye devam edeceğini ve son olarak yapısal sorunları çözmek için çaba göstereceğini söylemiştir.[iv] Bunlar, aslında Çin’in yeni diplomasisine ve nasıl bir küresel sistem tasavvur ettiğine dair net ipuçları vermektedir. Buna göre Çin; küreselleşen dünyada şeffaf ve öngörülebilir politikalarla liberal ekonomik düzene katkıda bulunmayı, kazan-kazan politikasıyla hareket etmeyi ve komşu ülkeler başta olmak üzere dünyanın çatışmadan arındırılmasını amaçlamaktadır. Bu kapsamda Çin, dünya ekonomisinin sağlıklı gelişimini engelleyen ve küresel endüstriyel zincirlerin istikrarını bozabilecek potansiyel krizlerin bertaraf edilmesine büyük önem vermektedir. Bu sayede Çin, ekonomik büyümesini sürdürmeyi ve 2030’ların ortasından itibaren küresel ekonomideki liderliği ele geçirmeyi amaçlamaktadır.
Washington ise Asya-Pasifik’teki müttefiklerini arttırarak dünyayı iki kutuplu hale getirmeye çalışmaktadır. Bu bağlamda Çin, ABD’nin bölgede yeni bir savaş hazırlığı yaptığını görebilmektedir. Bu yüzden Çin, diyalog yoluyla bölgesel aktörleri sakinleştirmeye ve çok kutuplu bir dünya inşasına odaklanmaktadır. Sonuç olarak Çin, 2024 yılındaki yeni diplomasisiyle küresel sistemde ABD’yi geride bırakabilecek önemli bir hamle yapmıştır. Bu strateji, küresel sistemdeki sözde Amerikan hegemonyasının düşüşünü hızlandırabilir.
[i] “China’s Top Diplomat Presents Diplomatic Goals For 2024”, Xinhua, https://english.news.cn/20240109/591dc358da534fc19e81f2f1a1adc9a6/c.html, (Erişim Tarihi: 10.01.2024).
[ii] “Chinese FM Elaborates On China-Proposed Global Security Initiative, Stresses Nation Will Always Be The Backbone Of Guarding World Peace”, Global Times, https://www.globaltimes.cn/page/202204/1260149.shtml, (Erişim Tarihi: 21.10.2023).
[iii] “China’s Top Diplomat Presents Diplomatic Goals For 2024”, a.g.e., (Erişim Tarihi: 10.01.2024).
[iv] Aynı yer.
