Analiz

İtalya Kıyılarından Yunan Adalarına: Avrupa Birliği Göçmen Krizinde Yeni Rota

İtalya’nın diplomatik adımları, Akdeniz’deki göçmen krizini sonlandırmamış, yalnızca faaliyetlerin yönünü değiştirmiştir.
İtalya’dan Yunanistan’a yönelen göçmen rotası; açık denizdeki yolculuğunu kısaltmayı, maliyeti ve yakalanma riskini düşürmeyi hedefleyen stratejik bir adaptasyonu yansıtmaktadır.
Tekneleri kullanmaya zorlanan göçmen çocukların suçlanması ve yargılanması, kaçakçılık şebekelerini engellememektedir.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Avrupa’nın güney sınırlarında kesintisiz ve yoğun bir göçmen trafiği yaşanmaktadır. Yunanistan’ın Girit adası ve onun güneyinde yer alan, nüfusu yaklaşık 50 kişi olan Gavdos adası, 2026 yılı itibarıyla Kuzey Afrika’dan gelen yüzlerce göçmenin varış noktası hâline gelmiştir. Libya’nın Tobruk bölgesinden hareket eden derme çatma küçük tekneler ve botlar, Libya ve Yunanistan arasındaki koridorda temel taşıyıcı unsur olarak yer almaktadır. Orta Akdeniz sınır politikalarının doğrudan bir sonucu olarak, Libya’dan Yunan adalarına uzanan rota, aktif ve yoğun göç trafiğini sürdürmektedir. İtalya ve Kuzey Afrika arasındaki sıkı güvenlik anlaşmaları, insan kaçakçılık şebekelerini daha doğu kıyılarına, Yunan adalarına yönlendirmiştir. Avrupa Sınır ve Sahil Güvenlik Ajansı’nın (Frontex) güncel verileriyle doğrulanan bu yön değişimi, göçmen akınına karşı yeterli altyapısı bulunmayan Gavdos gibi küçük adaları insani bir krize sürüklemektedir. Ayrıca Doğu Libya’dan ayrılan göçmenlerin engellenmemesi, Avrupa’ya karşı doğrudan bir pazarlık unsuru geliştirildiğinin ve sorunun sınır güvenliğinin ötesinde diplomatik bir krize dönüştüğünü göstermektedir.

Avrupa Birliği’ne yönelik Kuzey Afrika’dan başlayan göç hareketleri, yıllar boyunca yoğun olarak İtalya’nın Lampedusa ve Sicilya kıyılarını hedef almıştı. İtalya İçişleri Bakanlığı verilerine göre 1 Ocak ve 4 Mayıs 2023 tarihleri arasında İtalya’ya deniz yoluyla ulaşan düzensiz göçmen sayısı yaklaşık 42 bine ulaşmıştı.[i] Güney Avrupa sınırlarının ve düzensiz göçmenlerin kontrolünü sağlamak adına İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ve Halife Hafter arasında Mayıs 2023 tarihinde görüşmeler gerçekleştirilmişti. Bu görüşmeler kapsamında İtalya ve Libya arasındaki güvenlik anlaşmaları ile eski rotanın kapılarını büyük ölçüde kapatılırken, yeni rotayla Akdeniz’de devam edecek başka bir krizin kapıları aralanmıştır. Lampedusa ve Sicilya kıyılarının sıkı denetime alınması, insan kaçakçılık ağlarının yeni yollar aramasına sebep olmuştur. İtalya’nın diplomatik adımları, Akdeniz’deki göçmen krizini sonlandırmamış, yalnızca faaliyetlerin yönünü değiştirmiştir. Libya’nın Tobruk bölgesine en yakın mesafedeki Yunan adası olan Girit’in yeni varış noktasına dönüşmesi ve 2023 yılından itibaren yoğun göç alması, Kuzey Afrika kökenli göç akınlarının sonlandırılmadığının doğrudan bir yansıması olarak yer almaktadır.

Frontex’in 2026/2027 Yıllık Risk Analizi raporu, Libya-Girit koridorunun artık kalıcı ve giderek kötüleşen yapısal bir baskı noktasına dönüştüğünü net bir şekilde göstermektedir.[ii] Rapora göre, bu rotadaki göçmen varışları 2025 yılında bir önceki yıla kıyasla üç kattan fazla artış kaydetmiştir. Libya’da güncel olarak Avrupa sınırlarına ulaşmayı bekleyen büyük göçmen nüfusu gibi dış faktörler bu hareketliliği tetikleyerek devam etmesine neden olmaktadır. Frontex, Libya’nın düzensiz göçmenleri engelleme kapasitesinde olumlu bir gelişme olmadığı sürece bu, Libya-Girit koridoru üzerindeki yoğun baskının 2026 yılı boyunca yoğun olarak devam edeceğini açıkça öngörmektedir.

İtalya ve Libya arasındaki anlaşmalarla daralan göçmen rotasının, yeni arayışlarla Girit’e ve diğer Yunan adalarına çevrilmesinin temel sebeplerinden bir diğeri olarak operasyonel risklerin yönetimi dikkat çekmektedir. Libya’dan İtalya’ya gitmekte olan Adriana isimli balıkçı teknesinin 14 Haziran 2023 tarihinde alabora olup batması ve yaklaşık 600 kişinin hayatını kaybetmesi, operasyonel risklerin tehlike boyutunu büyük ölçüde gözler önüne sermiştir.[iii] “Pylos Faciası” olarak adlandırılan bu olay, yüzlerce göçmen için uzun yol ve yüksek maliyet sebebiyle caydırıcı bir vakaya dönüşmüştür. Öte yandan insan kaçakçılık şebekeleri, kâr marjını korumak ve zamandan tasarruf edebilmek adına alternatif rotaları benimseyerek faaliyetlerine devam etmiştir. Avrupa’nın Akdeniz’de deniz gözetimini artırması ve İtalya’nın güvenlik uygulamaları, bu faaliyetlerin devamlılığını engellemekte yeterli olamamıştır. Açık denizde yaklaşık 10 güren süren, maliyetli ve tehlikeli İtalya kıyıları yolculuğu, sınır kontrollerinin artmasıyla yerini yaklaşık 2 gün süren ve daha az maliyetli Girit rotasına bırakmıştır. İtalya’dan Yunanistan’a yönelen göçmen rotası; açık denizdeki yolculuğunu kısaltmayı, maliyeti ve yakalanma riskini düşürmeyi hedefleyen stratejik bir adaptasyonu yansıtmaktadır.

İnsan kaçakçılık şebekelerinin hızlı adaptasyonu neticesinde Yunan adalarının yoğun göç alması, altyapısal sorunları beraberinde getirmiştir. Özellikle Gavdos gibi düşük nüfuslu adalar, yerel imkânlarının kısıtlı olması sebebiyle yalnızca asgari yardım sağlayan bir geçiş merkezi görevi görmektedir. Kurtarılan göçmenler ise daha donanımlı adaların limanlarına ve merkezlerine transfer edilmektedir. Yunan hükümetinin Libya ile diyaloglarına rağmen düzensiz göçmen sayısı azalmamakta, aksine Girit; Kuzey Afrika çıkışlı göç hareketliliğinin kalıcı ve ana varış noktasına dönüşmektedir.[iv]

Göçmenlerin, düşük maliyet veya ücretsiz transfer karşılığında tekneleri kullanması, sorumluluğun doğrudan göçmenlere devredildiğini gözler önüne sermektedir. Yalnızca yetişkinler değil, reşit olmayan göçmen çocuklar da kaçakçılık şebekelerinin bu stratejisi sonucunda insan kaçakçısı ilan edilmekte ve yargı önüne çıkarılmaktadır.[v]Tekneleri kullanmaya zorlanan göçmen çocukların suçlanması ve yargılanması, kaçakçılık şebekelerini engellememektedir. Nitekim sınır politikalarının katılaşması, iltica kurallarının zorlaştırılması, reşit ya da reşit olmayan göçmenlerin yargılanması; insan kaçakçılarının faaliyetlerini durdurmamakta, yalnızca krizin ana kaynağının üstünü örtmektedir. Yunan Sahil Güvenlik ekiplerinin her gün yüzlerce göçmeni kurtardığını duyurması ve ertesi gün bu haberlerin tekrarlanması, uygulanan politikaların sahadaki gerçeklere karşı ne kadar zayıf kaldığını bir kez daha göstermektedir.

Avrupa Birliği’nin güney sınırlarındaki göç rotasının İtalya kıyılarından Yunan adalarına yön değiştirmesi, güvenlik odaklı göç politikalarının tamamen etkili olamadığını, yeni alternatif tehditlerin devam edebileceğini açıkça yansıtmaktadır. Yıllar boyunca göçmenlerin ana varış noktası olan İtalya, Kuzey Afrika ile yaptığı anlaşmalarla kıyılarını koruma altına almıştır. Özellikle Lampedusa ve Sicilya kıyılarının güvenliği ile İtalya’nın elde ettiği başarı, pratikte rotanın Yunan adalarına çevrilmesiyle sonuçlanmıştır. Bu nedenle Akdeniz’deki göçmen krizi durdurulmamış, aksine yoğun bir şekilde seyrini Yunanistan’a çevirmiştir.

Diplomatik gelişmeler, göç politikaları ve sınır güvenliği uygulamalarına rağmen insan kaçakçılık şebekeleri faaliyetlerini güncellenen sisteme göre adapte ederek devam ettirmektedir. Göç yoğunluğunun İtalya kıyılarından Libya-Girit hattına taşınması ve Gavdos gibi altyapısı yeterli olmayan adaların geçiş merkezine dönüşmesi, Avrupa Birliği göç politikalarının bütüncül bir strateji olarak uygulanamadığını gözler önüne sermektedir. Libya’dan Girit’e uzanan rotadaki düzensiz göçmen yoğunluğu, yalnızca sahil güvenlik kurtarma operasyonlarıyla veya yalnızca göçmenlerin, özellikle de reşit olmayan göçmenlerin tutuklanmasıyla çözülebilecek bir sorun olmaktan öte; Kuzey Afrika’nın AB ile politik hedefleri doğrultusunda kritik bir sınır krizi olarak yer almaktadır.


[i] “İtalya, Libya’nın doğusundaki güçlerin lideri Hafter ile ‘Düzensiz Göç’ Konusunu Görüştü”, ABC Gazetesi, https://abcgazetesi.com.tr/italya-libyanin-dogusundaki-guclerin-lideri-hafter-ile-duzensiz-goc-konusunu-525598, (Erişim Tarihi: 21.08.2026).

[ii] Frontex, “Annual Risk Analysis 2026/2027”, https://www.frontex.europa.eu/assets/Publications/Risk_Analysis/2026/Annual_Risk_Analysis_2026_2027.pdf, (Erişim Tarihi: 21.08.2026).

[iii] “Yunanistan açıklarında yılın en ölümcül tekne kazası: En az 78 göçmen hayatını kaybetti”, BBC News Türkçe, https://www.bbc.com/turkce/articles/c1d8p5x821ko, (Erişim Tarihi: 21.08.2026).

[iv] “Coast Guard Rescues 240 Migrants in Small Boats off Crete”, Ekathimerini,https://www.ekathimerini.com/news/1312287/coast-guard-rescues-240-migrants-in-small-boats-off-crete/, (Erişim Tarihi: 21.08.2026).

[v] “Boys Aged 14-17 Charged with Piloting Migrant Boats from Africa to Crete”, Ekathimerini,https://www.ekathimerini.com/news/1312573/boys-aged-14-17-charged-with-piloting-migrant-boats-from-africa-to-crete/, (Erişim Tarihi: 21.08.2026).

Rumeysa İpeksu AYDIN
Rumeysa İpeksu AYDIN
2025 yılında İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olan İpeksu Aydın, TED Üniversitesi Göç Çalışmaları yüksek lisans programında öğrenimine devam etmektedir. Akademik odağını; AB-Türkiye ilişkileri, güvenlik dinamikleri, göç politikaları ve insan hakları alanları oluşturmaktadır. AB hibeli projeler ve uluslararası gençlik programlarında eğitmen, grup lideri ve proje yürütücüsü olarak aktif deneyime sahiptir. Sivil toplum bünyesinde gönüllü proje koordinatörlüğü yürütmekte; toplumsal fayda, gençliğin güçlendirilmesi ve kültürlerarası diyaloğun teşvik edilmesine yönelik hak temelli girişimlerde rol almaktadır. İleri düzeyde İngilizce bilmekte olup başlangıç seviyesinde İspanyolca öğrenmektedir.

Benzer İçerikler