25 Temmuz 2026 tarihinde The Guardian’da çıkan bir analizde,[i] Japonya Başbakanı Sanae Takaiçi’nin ekonomi politikalarının Birleşik Krallık’ın eski Başbakanı Liz Truss’ın ekonomi politikalarıyla benzerlik taşıdığını ve bu yüzden Takaiçi’nin yakın gelecekte Truss’ın kaderini paylaşabileceği vurgulanmıştır. Liberal ekonomi politikalarıyla bilinen Liz Truss, 2022 yılının Eylül ayında göreve geldikten sonra düşük vergi ve bütçeyi hayata geçirmek için radikal adımlar atmış, ancak piyasaların tepkisinden sonra hükümet geri adım atmak zorunda kalmış ve Truss, iktidarda yalnızca 50 gün kalabilmişti.[ii] Japonya’da ise uzun süredir devam eden durgunluk döngüsünü kırmak için genişlemeci bir ekonomi planı açıklayan Takaiçi yönetimi, açıkça enflasyonist bir vizyon ortaya koymuş ve bu durum, birçok yatırımcıyı endişelendirirken piyasalar üzerindeki baskıyı da artırmıştır.
Daha fazla ekonomik büyüme için devlet harcamalarının artırılmasını savunan ve bu anlamda devleti “kritik sektörlere sermaye aktaran bir aktör” olarak konumlandıran Takaiçi yönetimi, savunma harcamalarının artırılması ve bu alandaki yerli üretimin desteklenmesini ana hedefleri arasında görmektedir. Japonya’nın devasa borç yükü ve bütçe açığı risklerine rağmen Takaiçi’nin proaktif bir ekonomi modeli benimsemesi, fakat bu modeli destekleyecek ek finansman kaynaklarına dair bir reçete sunmaması, enflasyonist baskıların daha da artmasına neden olmaktadır.
Japonya’nın stratejik savunma sektörlerine dönük yeni yatırım planları, son yıllarda ülkenin güvenlik çevresinin kötüleşmesiyle açıklanabilir. Rusya, Kuzey Kore ve Çin gibi komşu aktörleri ulusal güvenliğine dönük potansiyel ve gerçek tehditler olarak gören Japonya, son on beş yıllık periyotta güvenlik-savunma politikalarında radikal bir çizgi takip etmektedir. Örnek vermek gerekirse, 7 Kasım 2025 tarihinde Sanae Takaiçi, Tayvan Boğazı’nda yaşanacak olası bir Çin müdahalesinin Japonya’nın askeri müdahalesine olanak sağlayabileceğini belirtmiş ve bu proaktif duruş, Çin’in sert tepkisini çekmişti.[iii]
“Demir Leydi” olarak anılan Sanae Takaiçi, bilhassa Çin’e karşı izlenen proaktif savunma-güvenlik politikaları nedeniyle tüm dünyanın dikkatini Japonya’ya çekmeyi başarmıştır. Takaiçi liderliğinde Japonya’nın pasifist bir ülke konumundan daha da uzaklaşması, Asya-Pasifik’in güvenlik ortamının bozulmasına ve tırmanma yarışına yol açmaktadır. Bu dönemde Japonya, ABD ittifakı içinde aktif güç projeksiyonu yapan bir ortağa dönüşmüştür, denebilir.
Japonya ile Birleşik Krallık arasındaki bir diğer belirgin paralellik, her iki ülkenin iç siyasi dinamiklerinde son altı-yedi yıldır kronikleşen yönetim istikrarsızlığı ve sık yaşanan başbakan değişimleridir. Birleşik Krallık’ta Brexit süreciyle ivme kazanan ve Theresa May, Boris Johnson, Liz Truss ve Rishi Sunak ile devam eden liderlik krizleri; Japonya’da Şinzo Abe’nin istifasının ardından Yoshihide Suga, Fumio Kishida ve son olarak Sanae Takaiçi dönemleriyle benzer bir siyasi türbülans tablosu ortaya koymuştur.
İç siyasetteki bu kırılganlık ve parti içi klik çatışmaları, her iki aktörün de küresel siyasette uzun vadeli, tutarlı ve öngörülebilir stratejiler geliştirmelerini zorlaştırmaktadır. Hükümetlerin kısa ömürlü olması, alınan radikal ekonomik ve askeri kararların kurumsallaşmasını engellemekte ve bu durum, özellikle ABD ittifakı içinde belirgin bir kırılganlık veyahut zafiyeti beraberinde getirmektedir.
Liz Truss’ın Ukrayna Krizi’ndeki partizanca/savaş yanlısı tutumu ile Sanae Takaiçi’nin proaktif savunma-güvenlik anlayışı arasındaki benzerlikler göze çarpmaktadır. Örneğin Liz Truss, Rusya-Ukrayna Savaşı sürecinde Batı ittifakının en “şahin” aktörlerinden biri olmuş; Putin yönetimiyle müzakere veya taviz ihtimalini tamamen reddetmiştir. Ukrayna Savaşı, sadece Avrupa’yı değil, Tayvan başta olmak üzere tüm dünyanın güvenliğini ilgilendiren bir mesele olarak etiketlenmiştir. Bu doğrultuda Liz Truss, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün (NATO) küreselleşmesi gerektiğini savunmuş, ayrıca “Küresel Britanya” vizyonu doğrultusunda Birleşik Krallık’ın askeri varlığını küresel ölçekte genişletmeye çalışmıştır.
Benzer şekilde Takaiçi’nin Tayvan Boğazı’yla ilgili şahin duruşu, Japonya’nın “tehlikeli bir neo-militarizm içerisinde olduğu” yönünde endişelere neden olmaktadır. Zira Takaiçi, ölümcül silah ihracatı kısıtlamalarının kaldırılması ve savunma bütçesinin arttırılması gibi radikal dönüşümleri savunmaktadır. Aynı Takaiçi örneğinde olduğu gibi, Liz Truss da Margaret Thatcher’ın “Demir Leydi” mirasını açıkça referans alarak Ukrayna Krizi’ndeki sert ve uzlaşmaz bir tavır sergilemiştir. Fakat Truss’ın savunma-güvenlik politikalarındaki bu şahin tutumu, kamuoyu desteğinden yoksun bir şekilde yürütülmüş ve hükümet yalnızca 50 gün görevde kalabilmişti. Tekrar Japonyapenceresinden bakacak olursak; Takaiçi, Şinzo Abe’nin şahin çizgisini takip ederek, ayrıca Çin ve Kuzey Kore karşıtı sert söylemlerde bulunarak hem ABD ittifakı içindeki yerini konsolide etmekte hem de iç siyasette sağ-milliyetçi kanadın desteğini almaya odaklanmaktadır.
Sonuç olarak Japonya ile Birleşik Krallık’ın son yıllarda izlediği şahin ve proaktif savunma-güvenlik politikaları; coğrafi boyutları farklı olsa da stratejik hedefler, söylem ve ittifak mimarisi açısından büyük benzerlikler göstermektedir. Birleşik Krallık, Kuzey Atlantik ve Doğu Avrupa’da Rusya’nın revizyonizmine odaklanırken; Japonya, Doğu Asya’da Çin’in bölgesel hegemonyasına ve Kuzey Kore kaynaklı tehditlere yoğunlaşmıştır. Yine Birleşik Krallık, daha küresel bir NATO’yu savunmakta ve Ukrayna’da tırmandırıcı askeri yardımlarda bulunmakta; Japonya ise pasifist yapısını terk ederek “karşı saldırı” kapasitesini geliştirmekte ve ABD ittifakı içerisinde aktif bir güç projeksiyonu sergilemektedir. Fakat savunma/güvenlik alanındaki bu proaktif hamleler, hem Japonya hem Birleşik Krallık hükümetlerinin iktidarda kalma sürelerinde belirleyici olabilmektedir. Dolayısıyla Takaiçi’nin yalnızca ekonomik alanda değil, aynı zamanda savunma-güvenlik alanında attığı adımlar nedeniyle de Truss’la aynı kaderi paylaşabilir.
[i] “Can Japan avoid a Liz Truss-style shock as its PM embarks on a giant spending spree?”, The Guardian, https://www.theguardian.com/world/2026/jul/25/japan-sanae-takaichi-investment-plan-liz-truss-economy, (Erişim Tarihi: 28.07.2026).
[ii] “The mini-budget that broke Britain – and Liz Truss”, The Guardian, https://www.theguardian.com/business/2022/oct/20/the-mini-budget-that-broke-britain-and-liz-truss, (Erişim Tarihi: 28.07.2026); “Will Britain follow Japan’s great growth gamble?”, Cityam, https://www.cityam.com/will-britain-follow-japans-great-growth-gamble/, (Erişim Tarihi: 28.07.2026).
[iii] “Japan rebukes Chinese diplomat as Taiwan furore escalates”, Reuters, https://www.reuters.com/world/china/japan-protests-extremely-inappropriate-comments-by-chinese-envoy-2025-11-10/, (Erişim Tarihi: 13.01.2026).
