İspanya Temsilciler Meclisi’nin Sahralılar için vatandaşlık yolunu genişleten düzenlemeyi kabul etmesi, yarım yüzyıl önce kapanmış görünen bir dönemi yeniden bugünün siyasetine taşımaktadır. Alt mecliste 168 kabul, 31 ret ve 145 çekimser oyla geçen metin, İspanyol yönetimi sırasında doğan kişilerle onların çocuklarını kapsamaktadır. Bu düzenlemeden 70 bin ile 110 bin arasında insanın yararlanabileceği tahmin edilmektedir.[i] Böylesine geniş bir kesimi kapsayan karar, ailelerin hukuki statüsü ve Avrupa içindeki hareketliliği üzerinde somut sonuçlar doğuracaktır.
Sömürge yönetimleri sona erdiğinde bayraklar değişmekte, buna karşılık kimlik kayıtları, aile bağları ve hukuki belirsizlikler yaşamaya devam etmektedir. İspanya’nın Fas Sahrası’ndan çekilişi de binlerce insanı eski idareyle kurdukları bağın ne anlama geldiğini yıllarca tartışmak zorunda bırakmıştır. Bugünkü düzenleme geçmişi geri getirmemekte, Madrid’in kendi idari mirasından doğan bireysel hak taleplerine gecikmiş bir cevap üretmektedir. Vatandaşlık böylece tarihin tamamlanmamış evrakını güncel hukuk aracılığıyla kapatma girişimine dönüşmektedir.
Yine de alt meclisteki oylama sürecin son aşamasını oluşturmamaktadır. Metnin Senato’dan geçmesi, yürürlüğe girmesi ve başvuru usullerinin belirlenmesi gerekmektedir. Mevcut düzenleme, 29 Eylül 1977 tarihinden önce doğan hak sahiplerine üç yıllık bir başvuru süresi tanımakta, bu sürenin bir yıl uzatılabilmesine imkân vermekte ve ebeveyn vatandaşlığı aldıktan sonra çocuklar için beş yıllık ayrı bir dönem öngörmektedir.[ii] Kâğıt üzerindeki geniş hak, arşiv kayıtlarına erişim ve soy bağının kanıtlanması kolaylaştığı ölçüde gerçek hayata yansıyacaktır.
İspanyol pasaportu düzenlemenin en görünür sonucu olsa da sağladığı imkânlar ulusal sınırları aşmaktadır. İspanya vatandaşlığını kazananlar Avrupa Birliği içinde yaşama, çalışma, eğitim görme ve iş arama haklarına da erişmektedir.[iii] Dolayısıyla Madrid’in verdiği hukuki statü, Sahralı ailelerin çocukları için Madrid’den Paris’e veya Brüksel’e uzanan yeni bir hareket alanı oluşturabilir. Vatandaşlık, burada kimliğin resmen tanınmasının yanı sıra eğitim, istihdam ve sosyal güvenceye açılan somut bir kapı niteliği taşımaktadır.
Bu yönüyle karar, vatandaşlığı diplomatik nüfuz aracı hâline de getirmektedir. Bir devlet geçmişte yönettiği bölgede yaşayan insanlara pasaport verdiğinde, aradan geçen yıllara rağmen onlarla kalıcı bir hukuk ve aidiyet bağı kurmaktadır. Yeni vatandaşların eğitimi, çalışma hayatı, aile birleşimi ve siyasi katılımı İspanya’nın Sahra toplumuyla ilişkisini yeniden yoğunlaştırabilir. Madrid, böylece bölgede idari varlık kurmadan, insanlar ve kurumlar üzerinden uzun süreli bir etki alanı kazanabilir.
Ancak her pasaport kalıcı göç anlamına gelmez. Bazı aileler Avrupa’ya yerleşmeyi tercih ederken bazıları mevcut yaşamlarını sürdürüp yeni statüyü eğitim, ticaret veya seyahat amacıyla kullanabilir. Avrupa’da edinilen bilgi ve gelirin ailelere aktarılması, Sahra ile kıta arasındaki ekonomik bağları güçlendirebilir. Bu nedenle vatandaşlığın etkisini kaç kişinin İspanya’ya taşındığından ziyade yeni statünün ailelerin hayatında hangi imkânları açtığı gösterecektir.
Başvuru sürecinin herkese eşit biçimde ulaşması ise ayrı bir önem taşımaktadır. Eski nüfus kayıtlarına erişebilen, soy bağını belgeleyebilen veya hukuki destek alabilen aileler daha hızlı ilerlerken imkânları sınırlı olanlar geride kalabilir. Konsoloslukların personel kapasitesi, kabul edilecek belgelerin açıklığı ve itiraz yollarının işlerliği, insan hakkı amacıyla hazırlanan düzenlemenin seçici bir uygulamaya dönüşmesini engelleyecektir.
Kararın Fas-İspanya ilişkilerinde nasıl karşılanacağı, Madrid’in hukuki ve siyasi alanlar arasında kuracağı ayrımla yakından bağlantılıdır. İki ülke 2022 yılında iletişim, karşılıklı saygı ve ortak çıkarlara dayanan yeni bir dönem başlatırken, İspanya’nın Fas’ın özerklik girişimini ciddi, gerçekçi ve güvenilir bir çözüm zemini olarak görmesi bu yakınlaşmanın siyasi temelini güçlendirmiştir.[iv] Vatandaşlık adımı, doğru anlatıldığı takdirde söz konusu yönelimin tersine çevrilmesi anlamına gelmemektedir.
Çünkü vatandaşlık hukuku ile bölgesel statüye ilişkin dış politika birbirinden ayrı alanlarda işlemektedir. Düzenleme, İspanya’nın geçmiş idaresi sırasında oluşan kişisel ve ailevi bağlara cevap vermekte, egemenlik konusunda yeni bir karar üretmemektedir. Madrid bu ayrımı açık biçimde korursa Fas’ın meşru hassasiyetleriyle bireysel hak talepleri arasında yönetilebilir bir denge kurulabilir. Başvuruların siyasi mesajlardan uzak, düzenli ve öngörülebilir bir idari işlem olarak yürütülmesi de bu ayrımı daha görünür kılacaktır.
Cezayir ve Polisario Cephesi ise düzenlemeyi kendi siyasi söylemleri bakımından değerlendirecektir. Polisario, İspanya’nın geçmiş sorumluluğuna yapılan vurguyu diplomatik bir kazanım gibi sunabilir, Cezayir de bu yorumu bölgesel rekabette kullanabilir. Fakat bir kişiye vatandaşlık verilmesi, ayrılıkçı bir siyasi projenin tanınması sonucunu kendiliğinden doğurmamaktadır. Kanunun bireysel hak alanında tutulması, pasaportun Fas’a karşı kullanılan bir siyasi simgeye dönüşmesini engelleyecek en sağlam yaklaşımı oluşturmaktadır.
Uygulamada en hassas alanlardan biri konsolosluk ilişkileri olacaktır. İspanyol vatandaşlığı kazanan kişilerin medeni hâl kayıtları, seyahat belgeleri, aile birleşimi veya adli işlemleri iki ülkenin kurumları arasında yeni temaslar doğurabilir. Bu konuların sorun hâline gelmeden teknik kanallarda ele alınması hem hak sahiplerini koruyacak hem de Rabat ile Madrid arasındaki güveni destekleyecektir. Vatandaşlık politikasının başarısı, diplomasinin günlük ve çoğu zaman görünmeyen işleyişine bağlı kalacaktır.
Avrupa Birliği açısından gelişme, üye devletlerin vatandaşlık kararlarının dış politikaya ne kadar hızlı taşınabildiğini göstermektedir. İspanya ulusal hukukuyla bir gruba pasaport verdiğinde diğer Avrupa ülkeleri de bu kişilerin dolaşım, çalışma ve yerleşme haklarıyla karşılaşmaktadır. Böylece Sahra’ya ilişkin tarihsel bir İspanyol dosyası, Avrupa işgücü piyasası ve sınır yönetimi bakımından ortak bir konuya dönüşmektedir. Brüksel’in süreçte doğrudan karar sahibi olmaması, sonuçlardan etkilenmeyeceği anlamına gelmemektedir.
Sonuçta düzenleme, İspanya’nın elli yıla yaklaşan bir mirası hukuki bağ üzerinden yeniden ele alma iradesini yansıtmaktadır. Bunun kalıcı değerini pasaport sayısından çok başvuruların adil yürütülmesi, belgelerin şeffaf biçimde incelenmesi ve kazanılan hakların günlük hayata taşınması belirleyecektir. Madrid’in bireysel hakları korurken Fas’la kurduğu stratejik ortaklığı gözetmesi, kararın bölgesel rekabet tarafından araçsallaştırılmasını da sınırlayabilir. Vatandaşlık geçmişi bütünüyle silemez, fakat dikkatli uygulandığında tarihten kalan belirsizliği yeni bir gerilim üretmeden azaltabilir.
[i] “Spain approves citizenship for Sahrawis born under Spanish rule”, Reuters, 10 Eylül 2026, https://www.reuters.com/world/africa/spain-approves-citizenship-sahrawis-born-under-spanish-rule-2026-09-10/ (Erişim Tarihi: 15 Eylül 2026).
[ii] “El Congreso da luz verde a la ley que otorga la nacionalidad española a los saharauis”, Cadena SER, 10 Eylül 2026, https://cadenaser.com/nacional/2026/09/10/el-congreso-da-luz-verde-a-la-ley-que-otorga-la-nacionalidad-espanola-a-los-saharauis-en-plena-tension-con-marruecos-cadena-ser/ (Erişim Tarihi: 15 Eylül 2026).
[iii] “Residence rights”, European Union, 16 Haziran 2026, https://europa.eu/youreurope/citizens/residence/residence-rights/index_en.htm (Erişim Tarihi: 15 Eylül 2026).
[iv] “Pedro Sánchez y Mohamed VI inician una nueva etapa en las relaciones entre España y Marruecos”, La Moncloa, 7 Nisan 2022, https://www.lamoncloa.gob.es/presidente/actividades/Paginas/2022/070422-sanchez-marruecos.aspx (Erişim Tarihi: 15 Eylül 2026).
