2025 yılının Ekim ayında Japonya’da başbakanlık koltuğuna oturan ve “Demir Leydi” olarak anılan Sanae Takaiçi, daha aktif bir dış politika ve savunma-güvenlik politikalarını savunan bir lider olarak dikkat çekmiştir. Radikal muhafazakâr ve aşırı milliyetçi duruşuyla bilinen Sanai Takaiçi’nin bu yaklaşımı, dış politikada özellikle Çin’le ilişkilerin gerilmesine yol açmıştır. Başta Pekin olmak üzere bölgedeki birçok aktör, Tokyo’nun 1930’lu yıllardaki aşırı milliyetçi ve militarist geçmişine geri döneceği endişesini taşımaktadır.
Halbuki bu tehlike nedeniyle Japonya, İkinci Dünya Savaşı sonrası hazırladığı anayasasında ordu kurulmasını yasaklamış ve kendini bu konuda ABD’nin savunma desteğine bağımlı hale getirmişti. Fakat 21. yüzyılın ilk çeyreğinde yakın çevresinde ortaya çıkan farklı güvenlik riskleri nedeniyle Japonya, ulusal güvenlik ve savunma stratejisini güncellemeye başlamış ve bu bağlamda Öz Savunma Güçleri’nin yetkilerini kademeli olarak genişletmiştir.
Başbakan Sanae Takaiçi’nin dış ve savunma politikalarına yaklaşımı, 2012-2020 döneminde görev yapan Şinzo Abe’nin duruşuyla benzerlik taşımaktadır. Nitekim Takaiçi de söz konusu hükümette bakanlık veya farklı birimlerde üst düzey yönetici olarak görev yapmıştır. Bu dönemde Şinzo Abe, hem Japon Anayasası’nda Öz Savunma Güçleri’nin görev ve yetkilerini genişletebilecek değişikliklere öncülük etmiş hem de “Özgür ve Açık Hint-Pasifik” vizyonunu geliştiren bir isim olarak dikkat çekmiştir. Şinzo Abe, dış ve savunma politikalarında radikal milliyetçi duruşu, tarihsel revizyonizmi canlandırması ve komşu ülkelerle ilişkilerin bozulması nedeniyle muhalefet tarafından eleştirilmişti.
Günümüzde Şinzo Abe’nin mirasını takip eden Sanae Takaiçi de benzer eleştirilerle karşı karşıyadır. ABD’yle güvenlik-savunma ilişkilerinin geliştirilmesi gerektiğini savunan Takaiçi, aynı zamanda silahlanmaya ağırlık verilmesi ve yeni teknolojilere sahip olunması gerektiği görüşündedir. 7 Kasım 2025 tarihinde Sanae Takaiçi, parlamentoda kendisine yönetilen ulusal güvenliğin sınırlılarına ilişkin bir soruya yanıt olarak, Tayvan’da yaşanabilecek bir çatışma senaryosunun Japonya’nın askeri müdahalesine olanak sağlayabileceğini belirtmiştir.[1]
Esasında bu duruş, Japonya’nın 2013 yılından beri revize ettiği savunma stratejisiyle tutarlıdır. Japonya Savunma Bakanlığı’nın yayımladığı raporlarda, ülkenin yakın çevresinde oluşan “güvenlik tehditlerinin” giderek çeşitlendiği vurgulanmaktadır. Bu güvenlik risk ve tehditleri karşısında caydırıcılık oluşturabilmek adına ABD’yle ortak savunma yeteneklerinin geliştirilmesi gerektiğine vurgu yapılmaktadır. Bu bağlamda Tokyo’nun önlem almak istediği yakın çevresindeki güvenlik riskleri, Tayvan Adası, Kore Yarımadası ve Kuzey Toprakları (Kuril Adaları) olmak üzere üç farklı cephede yoğunlaşmaktadır.
Okinawa Takımadalarının devamında bulunan Tayvan Adası, Japonya açısından ulusal güvenliğin bir parçası-devamı olarak görülmektedir. Bu bağlamda Tayvan’da çıkabilecek olası bir çatışma, Japonya Öz Savunma Kuvvetleri’nin yurt dışı askeri müdahalesini gerektirecek bir “güvenlik tehdidi” olarak görülmektedir. Fakat bu duruş, Çin tarafından Japonya’nın geçmişteki militarist yayılmacılığı ve revizyonist politikalarının günümüzdeki yansıması-güncel versiyonu olarak yorumlanmaktadır. Bu endişelerin sebebi, Başbakan Sanae Takaiçi’nin profiliyle de yakından ilişkilidir. Başbakan Takaiçi, eski başbakan Şinzo Abe’nin mentörlüğünde yetişmiş ve Abe’nin aşırı milliyetçi, aşırı sağcı ve militarist görüşlerinden etkilenmiştir.[2] Bu bağlamda Takaiçi’nin, aynı zamanda Japon İmparatorluğu’nu yeniden kurmayı hayal eden aşırı sağcı grup Nippon Kaigi’nin bir üyesi olması, Çin başta olmak üzere komşu ülkelerin endişelerini artıran bir diğer somut faktördür.
Çin’in yanı sıra Kuzey Kore medyası da Japonya’nın tehlikeli bir neo-militarizm içerisinde olduğunu ileri sürmektedir.[3] Pyongyang’a göre; Japonya’nın aşırı sağcı iktidar güçleri bölgesel ve küresel güvenliğe önemli bir tehdit oluşturmaktadır.[4] Kuzey Kore, Japonya’nın neo-militarist politikalarının topyekûn bir yıkım getireceğini, tarihin bu örneklerle dolu olduğunu, ülkenin pasifist yapısından uzaklaştığını ve giderek “saldırgan bir devlete” dönüştüğünü ileri sürmektedir.[5]
Buradaki en büyük korkulardan biri Japonya Anayasası’nda 9. Madde’de belirtilen pasifist yapının değiştirilmesi ve Öz Savunma Kuvvetleri’nin ordu hüviyetine kavuşturulması ve bu bağlamda yurt dışı operasyon yetkisinin genişletilmesidir. Başka bir ifadeyle Japonya’nın pasifist bir ülke konumundan resmi olarak uzaklaşması korkuları yükselmektedir. Böylesi bir senaryo, Asya-Pasifik’in güvenlik ve istikrarını derinden etkileyecek ve Avrupa’daki krizlerin benzerleri artan bir şekilde bu bölgede görülmeye başlanacaktır. Bu durumda Çin, Japonya ve Güney Kore arasında tarihten günümüze miras kalan sorunlar derinleşecek, deniz yetki alanları ve tartışmalı adaların statüsüne dair anlaşmazlıklar büyüyecektir. Dahası bu krizlerin, Güney Çin Denizi ve Güneydoğu Asya ülkelerine yayılma tehlikesi de artacaktır.
Takaiçi’nin son dönemde artan halk desteğine de güvenerek şubat ayında erken seçime gidebileceği ve daha güçlü bir şekilde iktidara gelmek istediği konuşulmaktadır.[6] Böylece zayıf bir koalisyon ortaklığı yerine daha konsolide bir hükümet kurmak istediği ileri sürülmektedir. Sanae Takaiçi liderliğinde kurulacak daha güçlü bir Liberal Demokrat Parti hükümeti, Japonya’nın tarihsel revizyonizmini canlandırmasına imkân verebilir. Japonya’da Şinzo Abe sonrası yaşanan sürekli hükümet krizleri ve değişen başbakanlar, dış politikada istikrarlı bir çizginin takip edilmesini de zorlaştırmıştır. Fakat son on beş yıldır Japonya’nın ulusal çıkarları doğrultusunda güvenlik politikaları ve savunma stratejisi istikrarlı bir şekilde ilerlemektedir. Mevcut durumda geleceğe dair daha barışçıl bir Japonya beklentisinde bulunmak pek mümkün görünmemektedir.
[1] “Japan rebukes Chinese diplomat as Taiwan furore escalates”, Reuters, https://www.reuters.com/world/china/japan-protests-extremely-inappropriate-comments-by-chinese-envoy-2025-11-10/, (Erişim Tarihi: 13.01.2026).
[2] KJ Noh, “Japan’s Remilitarization is a Danger to the World”, Counter Punch, https://www.counterpunch.org/2026/01/12/japans-remilitarization-is-a-danger-to-the-world/, (Erişim Tarihi: 13.01.2026).
[3] “DPRK media: Neo-militarism would bring total destruction to Japan”, CGTN, https://news.cgtn.com/news/2026-01-12/DPRK-media-Neo-militarism-would-bring-total-destruction-to-Japan-1JRDV33BUQw/p.html, (Erişim Tarihi: 13.01.2026).
[4] Aynı yer.
[5] Aynı yer.
[6] Japan PM Sanae Takaichi may call early election, coalition partner says”, CNA, https://www.channelnewsasia.com/east-asia/japan-snap-election-sanae-takaichi-signal-coalition-partner-5850991, (Erişim Tarihi: 13.01.2026).
