Analiz

Kafkasya’dan Tanrı Dağları’na: Azerbaycan-Kırgızistan Kurumsal Müttefikliği

Türk Dünyası Diplomasisi, salt tarihi bir nostalji olmaktan çıkarak kurumsal müttefiklikle Avrasya’nın yeni jeoekonomik eksenini inşa etmektedir.
Bakü-Bişkek hattında yükselen stratejik müttefiklik, Orta Koridor’u yalnızca bir transit güzergâh olmaktan çıkarıp bölgesel entegrasyonun omurgasına dönüştürmektedir.
Hegemonik güçlerin gölgesinden sıyrılan bu rasyonel ortaklık, Orta Asya ve Kafkasya’nın kendi iradesiyle şekillendirdiği bağımsız bir jeopolitik merkezin doğuşunu tescillemektedir.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Kırgızistan ve Azerbaycan arasındaki ilişkiler, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) çerçevesindeki kültürel bağların ötesine geçerek yatırım ve altyapı odaklı yeni bir döneme girmektedir. Bu dönüşümün merkezinde, 2022 yılında 25 milyon dolar sermayeyle kurulan ve 2024 yılında kapasitesi 100 milyon dolara çıkarılarak projelere yüzde 49’a kadar ortaklık modeliyle destek veren Azerbaycan-Kırgız Kalkınma Fonu (AKKF) yer almakta; fon sayesinde Issık Göl ve Oş bölgelerindeki küçük hidroelektrik santrallerinden Oş’taki kardiyoloji merkezine kadar geniş bir yelpazede yatırımlar hayata geçirilmektedir.

Aynı zamanda Çin-Kırgızistan-Özbekistan (ÇKÖ) demiryolunun inşası ve bu hattın Trans-Hazar Uluslararası Taşıma Güzergahı (Orta Koridor) ile entegre edilmesi, Bakü’yü küresel bir lojistik merkezine dönüştürürken; Bişkek’e Avrupa pazarlarına doğrudan erişim imkânı sunmakta ve Bakü’de açılan Kırgız Ticaret Evi gibi adımlarla bu entegrasyon perçinlenmektedir. Ancak bu stratejik ortaklığın kalıcı başarısı; altyapının modernizasyonuna, bürokratik engellerin aşılmasına ve Orta Koridor üzerinde Kazakistan, Özbekistan, Gürcistan ve Türkiye gibi ülkelerle yaşanan transit geçiş rekabetinde güçlü bir konum elde edilmesine bağlıdır.[i] Nitekim “Türk Dünyası Diplomasisi” salt söylemsel bir tarihsel dayanışma olmaktan çıkarak devletlerin reel politik ve jeoekonomik çıkarlarının harmanlandığı, yapısal ve kurumsal bir eksene evrilmektedir.

Söz konusu jeostratejik evrimin en somut adımlarından biri, diplomatik trafiğin en üst düzeye çıkarılmasıyla atılmıştır. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’un resmî daveti üzerine 30-31 Temmuz 2026 tarihleri arasında Çolpan-Ata şehrine bir devlet ziyareti gerçekleştirmiş ve bu temasta kendisine üst düzey bir diplomatik heyet eşlik etmiştir. İlgili devlet ziyareti kapsamında Cumhurbaşkanı Aliyev’in beraberindeki Azerbaycan resmî delegasyonunda; Başbakan Yardımcısı Samir Şerifov, Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov, Cumhurbaşkanı Müşaviri Hikmet Hacıyev, Ekonomi Bakanı Mikayil Cabbarov, Dijital Gelişim ve Ulaştırma Bakanı Reşad Nebiyev, Cumhurbaşkanı Müşaviri Ramin Guluzade, Azerbaycan’ın Kırgızistan Büyükelçisi Latif Gandilov ve Cumhurbaşkanlığı Basın Sözcüsü Orhan Settarov yer almıştır.[ii]

Ziyaretin yumuşak güç unsurları ve bölgesel sosyalleşme pratikleri de devrede olmuştur. Nitekim 30 Temmuz 2026 tarihinde Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Orta Asya devletlerinin başkanları ve Azerbaycan liderinin katılımıyla Kırgızistan’ın Çolpan-Ata şehrinde ülkenin ilk uluslararası standartlardaki golf kulübünün resmî açılış töreni gerçekleştirilmiştir. Bölgedeki modern spor ve turizm altyapısını yerinde inceleyen liderler, bu yeni tesisin golf sporunun yaygınlaşmasına ve spor turizminin gelişimine önemli bir katkı sağlayacağını vurgulamıştır. Etkinlik kapsamında misafir devlet başkanları, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’u ve kardeş Kırgız halkını bu vizyoner yatırımdan dolayı tebrik ederek ülkenin turizm potansiyelini artırmaya yönelik geniş çaplı projelerinde başarılar dilemiştir.[iii]

Diplomatik ve kültürel sosyalleşmenin ardından kurumsal entegrasyonun zirvesine ulaşılmış; Çolpan-Ata şehrinde gerçekleştirilen devlet ziyareti kapsamında, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, iki ülke ilişkilerini en üst düzeye çıkaran tarihî nitelikteki “Azerbaycan Cumhuriyeti ile Kırgız Cumhuriyeti Arasında Müttefiklik İlişkileri Antlaşması”nı imzalamış ve Azerbaycan ve Kırgızistan Devletlerarası Konseyi’nin üçüncü toplantısını gerçekleştirmiştir. Olası silahlı tehditlere karşı ortak istişare mekanizması kurulması ve birbirine karşı konumlanan bloklarda yer almama taahhüdünü içeren bu antlaşma; aynı zamanda Azerbaycan-Kırgız Kalkınma Fonu ortak sermayesinin 200 milyon dolara çıkarılmasını, uluslararası ulaşım koridorlarının geliştirilmesini ve çok boyutlu stratejik ekonomik entegrasyon hedeflerini kapsamaktadır.

Cumhurbaşkanı Caparov’un Cumhurbaşkanı Aliyev’e Birinci Derece “Manas” Nişanı, Cumhurbaşkanı Aliyev’in ise Cumhurbaşkanı Caparov’a “Haydar Aliyev” Nişanı takdim ettiği ve Ağdam bölgesinde açılan Manas okulunun sembolize ettiği derin bağların vurgulandığı bu zirve; Azerbaycan’ın Kazakistan ile 2005 yılında imzaladığı (ve 2022 yılında genişletilen) “Stratejik Ortaklık ve Müttefiklik İlişkileri Antlaşması” ile Özbekistan ile 2024 yılında akdettiği “Müttefiklik İlişkileri Antlaşması”nın ardından (Türkmenistan ile 2017 yılında ve Tacikistan ile 2024 yılında kurulan stratejik ortaklık bildirgelerini tamamlayıcı nitelikte) bir Orta Asya devletiyle imzaladığı üçüncü müttefiklik belgesi olarak Avrasya jeopolitiğindeki kurumsal bütünleşmeyi perçinlemiştir.[iv] Analitik bir perspektifle yaklaşıldığında bu müttefiklik belgesi, Orta Asya’da güvenlik ve ekonomi mimarisinin, dış aktörlerin inisiyatifinden bağımsız olarak yerel devletlerin iradesiyle şekillendirilmesi adına uluslararası ilişkiler disiplini açısından dikkate değer bir öz yeterlilik modeli olarak öne çıkmaktadır.

Aynı törende “Devletlerarası Konsey’in Üçüncü Toplantı Kararı” ve müttefiklik antlaşmasıyla birlikte çok daha geniş bir entegrasyon alanı yaratılmıştır. Bu stratejik müttefiklik belgesinin yanı sıra taraflar; Azerbaycan-Kırgız Kalkınma Fonu’nun sermayesinin artırılması, uluslararası karayolu ile deniz yük taşımacılığı ve gemi inşası, petrol ürünleri tedariki, siber güvenlik, istatistik ve finansal piyasaların düzenlenmesi alanlarında kapsamlı mutabakatlara varmışlardır. Ayrıca enerji sektöründe “2026-2028 İşbirliği Yol Haritası” ve genel ilişkileri kapsayan “2024-2029 İşbirliği Programı”nın icrası karara bağlanmış; Şuşa ile Çolpan-Ata, Kebele ile Karakol ve Gence ile Oş şehirleri arasında kardeş şehir protokolleri imzalanmış ve değerli madenlerin çıkarılıp işlenmesi amacıyla AzerGold ile Kırgızaltın (Kyrgyzaltyn) şirketleri arasında stratejik bir endüstriyel ortaklık tesis edilmiştir.[v]

Uluslararası politik ekonominin temel dinamiklerinden olan karşılıklı bağımlılık teorisi gereği enerji sektörü, bu ilişkilerin en hayati yapıtaşını oluşturmaktadır; nitekim 31 Temmuz 2026 tarihinde Kırgızistan ve Azerbaycan arasında petrol ürünleri tedarikine yönelik resmî bir mutabakat zaptı imzalanmıştır. Kırgızistan Enerji Bakanı Altınbek Rısbekov, iki ülke arasında küçük hidroelektrik santrallerinin inşasını da içeren geniş kapsamlı bir enerji yol haritasının geliştirildiğini duyurmuştur. İthal edilecek yakıtın maliyeti, teslimat rotaları ve kesin başlangıç tarihi henüz bakanlık tarafından açıklanmamış olsa da Kırgız makamları, Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi (SOCAR) ile 2026 yılının Haziran ayından bu yana yürüttükleri müzakereler doğrultusunda aylık 20 bin ila 30 bin ton arasında benzin ve dizel yakıt ithal etmeyi planlamaktadır.[vi] Enerji eksenindeki bu antlaşmalar, Azerbaycan’ın bölgede yalnızca hidrokarbon tedarikçisi değil, aynı zamanda müttefiklerinin sanayi ve altyapı kapasitesini doğrudan güçlendiren proaktif bir kalkınma ortağı olduğunu teyit etmektedir.

İkili düzeydeki bu yüksek sinerji, kaçınılmaz olarak çok taraflı bölgesel mekanizmalara ve geleneksel olmayan güvenlik alanlarına da yansımaktadır. Örneğin Kazakistan’ın başkenti Astana’da düzenlenen Bölgesel Ekoloji Zirvesi (RES2026) kapsamında bir araya gelen Orta Asya ülkeleri ile Azerbaycan’ın sağlık bakanları, iklim değişikliği ve çevre koruma alanlarında işbirliğini derinleştirmeyi hedefleyen ortak bir iklim eylem beyanına imza atmışlardır. İklim krizinin etkileri, hava kirliliği ve sürdürülebilir kaynak yönetimi gibi artan bölgesel tehditlere karşı koordineli bir mücadelenin şart olduğunun vurgulandığı bu mutabakat; çevresel bozulmaların yarattığı sağlık risklerini en aza indirmeyi ve ekolojik politikaları doğrudan toplum refahını güvence altına alacak biçimde entegre etmeyi amaçlayan stratejik bir adım niteliği taşımaktadır.[vii]

Ekolojik meselelerde sağlanan bu senkronizasyon, makro düzeydeki politik kararlılıkla birleştiğinde entegrasyonu hızlandırmaktadır. Bu doğrultuda 31 Temmuz 2026 tarihinde Kırgızistan’da gerçekleştirilen Orta Asya Devlet Başkanları ve Azerbaycan resmî olmayan İstişare Toplantısı’nın ardından, kardeş halkların yakınlaşmasını ve bölgenin uluslararası saygınlığını artırmayı hedefleyen Çolpan-Ata Deklarasyonu resmî olarak kabul edilmiştir. Zirvede Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım-Cömert Tokayev, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Tacikistan Cumhurbaşkanı İmamali Rahman, Türkmenistan Cumhurbaşkanı Serdar Berdimuhamedov ve Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev yer alırken; Tokayev yaptığı konuşmada, Türkmenistan’ın da katılımıyla 21. Yüzyılda Orta Asya’nın Kalkınması İçin Dostluk, İyi Komşuluk ve İşbirliği Antlaşması’nın imza sürecinin tamamlanmasını büyük bir başarı olarak nitelendirmiştir. Orta Asya’nın karşılıklı güven sayesinde modern tarihindeki en parlak dönemini yaşadığını vurgulayan Kazakistan lideri, antlaşmanın pratik uygulaması için kapsamlı bir Eylem Planı hazırlanmasını önermiş ve Azerbaycan’ın bu formata tam teşekküllü üye olarak dahil olmasının; siyasi diyaloğun, yatırımların, enerji ortaklıklarının ve birleşik ulaşım-lojistik ağlarının derinleşmesine hizmet eden yepyeni bir dönemi başlattığını ifade etmiştir.[viii]

Bu stratejik adımların ve deklarasyonların geleceğe yönelik yansımaları, Azerbaycan-Kırgızistan müttefikliğinin önümüzdeki orta vadede kurumsal derinleşmesini hızlandırarak sürdürmesi kuvvetle muhtemel görünmektedir. Özellikle Orta Koridor’un fiziki ve dijital altyapısının genişletilmesi sürecinde, gümrük prosedürlerinin standardizasyonu ve tarife dışı engellerin asgariye indirilmesi yönünde somut teknik ilerlemelerin kaydedilmesi beklenmektedir. Enerji jeopolitiğinde ise SOCAR’ın bölgedeki artan operasyonel varlığı, salt yakıt tedarikinin ötesine geçerek olası takas antlaşmaları veya ortak depolama/lojistik altyapı yatırımlarıyla stratejik bir karşılıklı bağımlılık yaratacaktır. Bununla birlikte Avrasya coğrafyasındaki hegemonik güç merkezleri olan Rusya ve Çin’in kendi etki alanlarında gelişen bu otonom entegrasyon modelini yakından izleyeceği gerçeği hem Bakü’nün hem de Bişkek’in “çok yönlü” dış politika doktrinlerini daha hassas bir denge diplomasisiyle yürütmelerini zorunlu kılacaktır. Kırgızistan’ın altyapı projelerindeki finansman ihtiyacının üçüncü aktörler yerine Azerbaycan-Kırgız Kalkınma Fonu gibi özkaynak havuzlarıyla karşılanması; taraflar arasındaki asimetrik olmayan ilişkiler ağını pekiştirecek ve olası krizlere karşı sistemik bir dayanıklılık oluşturacaktır.

Sonuç olarak Kırgızistan ve Azerbaycan ekseninde ivme kazanan bu çok boyutlu ilişkiler ağı, salt kültürel ve tarihi bir duygudaşlıktan ziyade devletlerin ulusal çıkarlarını ve beka stratejilerini merkeze alan pragmatik bir rasyonaliteye dayanmaktadır. Türk Dünyası Diplomasisi, Bakü ve Bişkek’in vizyoner adımları doğrultusunda Avrasya sathında istikrar üretici, ekonomik kalkınmayı tetikleyici ve bölgesel güvenliği kurumsallaştırıcı işlevsel bir mekanizmaya evrilmiştir. İki ülkenin müttefiklik seviyesine yükselttiği bu birliktelik, yalnızca Güney Kafkasya ve Orta Asya alt sistemlerinin jeostratejik entegrasyonunu sağlamakla kalmayıp çok kutuplu uluslararası sistemde dış müdahalelere kapalı, kendi özgül ağırlığını yaratan bağımsız bir jeoekonomik eksen inşa etmektedir. Ortak kazanımları ve bölgesel barışı önceleyen bu yapısal bütünleşme, Türk devletlerinin küresel siyasette edilgen birer nesne olmaktan çıkıp uluslararası ilişkiler mimarisini şekillendiren etken aktörlere dönüştüğünün en somut ve başarılı kanıtı olarak tarihteki yerini almaktadır.


[i] Erkinbek Kamalov, “Azerbaijan–Kyrgyzstan Ties Ahead of the 2026 Central Asia–Azerbaijan Summit”, RCSGS, https://www.rcsgs.org/publications/blog/azerbaijan-kyrgyzstan-ties-ahead-of-the-2026-central-asia-azerbaijan-summit, (Erişim Tarihi: 01.08.2026).

[ii] “Kto Pribyl s Prezidentom Azerbaydzhana Ilkhamom Aliyevym v Kyrgyzstan? Sostav Delegatsii”, AKIress, https://kg.akipress.org/news:2510595, (Erişim Tarihi: 01.08.2026).

[iii] “Lidery Tsentralnoy Azii i Azerbaydzhana Prinyali Uchastiye v Otkrytii Pervogo v Kyrgyzstane Golf-Kluba Mezhdunarodnogo Klassa”, Prezident – Respubliki Uzbekistan, https://president.uz/ru/lists/view/9475, (Erişim Tarihi: 01.08.2026).

[iv] Nazrin Azizli, “Azerbaijan, Kyrgyzstan Enter ‘New Stage’ with Alliance Treaty”, Anews, https://anewz.tv/region/central-asia/22714/azerbaijan-and-kyrgyzstan-set-to-elevate-ties-with-alliance/news, (Erişim Tarihi: 01.08.2026).

[v] “Azerbaydzhan i Kyrgyzstan Podpisali Dogovor o Soyuznichestve i Paket Strategicheskikh Soglasheniy”, Minval, https://minval.az/news/124546542, (Erişim Tarihi: 01.08.2026).

[vi] “Azerbaydzhan Gotov Postavlyat Nefteprodukty v Kyrgyzstan”, 24KG, https://24.kg/ekonomika/383687_azerbaydjan_gotov_postavlyat_nefteproduktyi_vkyirgyizstan/, (Erişim Tarihi: 01.08.2026).

[vii] “Central Asia, Azerbaijan Seal Deal on Environmental Cooperation”, The Caspian Post, https://caspianpost.com/central-asia/central-asia-azerbaijan-unite-on-regional-climate-action-plan, (Erişim Tarihi: 01.08.2026).

[viii] Katerina Brınyuk, “Glavy Gosudarstv Tsentralnoy Azii i Azerbaydzhana Prinyali Cholpon-Atinskuyu Deklaratsiyu”, Astana TV, https://astanatv.kz/ru/news/174201/, (Erişim Tarihi: 01.08.2026).

Ergün MAMEDOV
Ergün MAMEDOV
Ergün Mamedov, 2020 yıllında Kütahya Dumlupınar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olmuştur. Aynı yıl Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Uluslararası İlişkiler tezli yüksek lisans bölümüne kabul almış ve 2022 yılında tezini başarıyla savunarak mezun olmuştur. Eğitimine hâlihazırda 2022 yılında başladığı Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Uluslararası İlişkiler ana bilim dalında doktora öğrencisi olarak devam etmektedir. Gürcistan vatandaşı olan Ergün Mamedov, ileri düzeyde Gürcüce, orta düzeyde İngilizce ve başlangıç düzeyinde Rusça bilmektedir. Başlıca ilgi alanları, Güney Kafkasya ve Türk Dünyası coğrafyaları merkezli güncel diplomasi gündemi ve siyasî tarihtir.

Benzer İçerikler