Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Kazakistan ile Umman arasındaki yenilenebilir enerji işbirliğini, uluslararası yatırımların Kazakistan’ın enerji dönüşümüne sağlayabileceği katkıları ve bu işbirliğinin somut projelere dönüşme potansiyelini değerlendirmek üzere AngloKazakh Kurucu Direktörü Nicholas Pomeroy ile gerçekleştirdiği röportajı dikkatlerinize sunmaktadır.
1. 7 Ekim 2026 tarihinde Kazakistan’ın Samruk-Energy şirketi ile Umman merkezli O-GREEN, yaklaşık 2 GW’lık yenilenebilir enerji kapasitesinin geliştirilmesini amaçlayan stratejik işbirliği anlaşması imzaladı. Sizce bu ortaklık, Kazakistan’ın enerji dönüşümü ve Orta Asya’da uluslararası enerji işbirliğinin genişlemesi açısından ne ölçüde önem taşımaktadır?
Samruk-Energy ile O-GREEN arasındaki anlaşma olumlu bir gelişmedir ve Kazakistan’ın enerji sektörüne yönelik uluslararası ilginin sürdüğünü gösteren bir başka işarettir. Kazakistan özellikle rüzgâr ve güneş enerjisi alanlarında önemli bir yenilenebilir enerji potansiyeline sahiptir. Uluslararası ortaklıklar, ülkenin enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesinde önemli bir rol oynayabilir.
Umman’ın bu sürece dâhil olması da dikkat çekicidir. Körfez Ülkelerinden yatırımcıların Orta Asya’ya yönelik ilgisinin arttığını görüyoruz. Uluslararası sermaye ve uzmanlığın bölgenin önemli enerji kaynaklarıyla bir araya getirilmesi açısından da açık fırsatlar bulunmaktadır.
Bununla birlikte işbirliği yapılmasına yönelik bir anlaşma ile kesinleşmiş bir yatırım taahhüdü arasında ayrım yapmak gerekir. Öngörülen 2 GW’lık kapasite, Kazakistan’daki ve diğer pazarlardaki potansiyel projeleri kapsamaktadır. Bu projelerin elektrik arzına anlamlı bir katkı sağlayabilmesi için her birinin geliştirilmesi, finansmanının sağlanması ve inşa edilmesi gerekecektir.
Anlaşmanın avantajlarından biri, Samruk-Energy’nin Kazakistan’ın ulusal elektrik iletim sistemi işletmecisi KEGOC ile aynı Samruk-Kazyna Grubu bünyesinde yer almasıdır. Bu durum, proje geliştirme süreçleriyle daha geniş elektrik sistemi arasında daha yakın bir koordinasyon kurulmasına imkân sağlayabilir. Bununla birlikte şebekeye bağlantıya ilişkin teknik gereklilikler geçerliliğini koruyacaktır.
Bu anlaşmayı olumlu bir ilk adım olarak görüyorum. Asıl önemi, somut projeler ortaya çıktıkça ve yatırım taahhütleri verildikçe daha açık biçimde anlaşılacaktır.
2. Uluslararası yatırımcılarla kurulacak ortaklıklar, Orta Asya’nın yenilenebilir enerji sektörünün gelişimine ve daha geniş ekonomik çeşitlenme sürecine nasıl katkı sağlayabilir?
Uluslararası yatırımlar, Orta Asya’nın enerji sektörünün geliştirilmesi ve modernleştirilmesinde önemli bir rol oynayabilir. Başarılı ortaklıklar yalnızca sermayeye erişim sağlamakla kalmaz; aynı zamanda yeni teknolojilerin, mühendislik uzmanlığının, proje yönetimi kapasitesinin ve ticari ile finansal yönetişimde uluslararası standartların bölgeye aktarılmasına da katkıda bulunabilir.
Kazakistan açısından fırsatlar yalnızca yeni yenilenebilir enerji tesislerinin inşa edilmesiyle sınırlı değildir. Uluslararası ortaklıklar, yerel mühendislik kapasitesinin geliştirilmesini, teknoloji transferini, uzmanlık gerektiren hizmetlerin yaygınlaşmasını ve tedarik zincirlerinin güçlendirilmesini destekleyerek daha geniş ekonomik faydalar ve yeni istihdam imkânları yaratabilir.
Enerji depolama, elektrik şebekesinin modernizasyonu, dijital teknolojiler ve yeni temiz enerji çözümlerinin ticarileştirilmesi gibi alanlarda da önemli bir işbirliği potansiyeli bulunmaktadır. Bunlar modern bir elektrik sisteminin giderek daha önemli unsurları hâline gelmektedir ve hem uluslararası teknoloji sağlayıcıları hem de yerel işletmeler için yeni fırsatlar sunmaktadır.
Kazakistan’da uluslararası enerji ortaklıkları geliştirme deneyimime göre, başarılı bir işbirliği için cazip bir yatırım fırsatı tek başına yeterli değildir. Açık ve sağlam bir ticari çerçevenin oluşturulması, yerel faaliyet koşullarının iyi anlaşılması ve yatırımcılar, kamu kurumları ile proje paydaşlarının çıkarlarının uyumlu hâle getirilmesi gerekmektedir.
Uzun vadede en büyük değer, fiziksel altyapının yanı sıra sürdürülebilir yerel kapasitenin de geliştirilmesini sağlayan ortaklıklardan gelecektir. Bu tür ortaklıklar, Kazakistan’ın ekonomisini çeşitlendirmesine yardımcı olurken ülkenin bölgesel bir enerji ve teknoloji merkezi olarak konumunu da güçlendirebilir.
3. Önümüzdeki dönemde Kazakistan-Umman anlaşmasının somut yatırım projelerine ve sürdürülebilir uzun vadeli işbirliğine dönüştürülmesi açısından hangi fırsat ve zorlukları öngörüyorsunuz?
İlk zorluk, anlaşmanın somut ve finansman bulabilecek projelere dönüştürülmesidir. Bunun için uygun bölgelerin belirlenmesi, şebeke bağlantılarının güvence altına alınması, uygulanabilir elektrik alım düzenlemelerinin oluşturulması, teknik ve çevresel değerlendirmelerin tamamlanması ve uygun finansman yapılarının kurulması gerekmektedir.
Bununla birlikte başlıca kaygılarımdan biri Kazakistan’ın mevcut elektrik altyapısının önemli miktarda ek yenilenebilir enerji üretimini sisteme entegre edebilecek kapasitede olup olmadığıdır. Kazakistan’ın iletim şebekesi hâlihazırda yaşlanan altyapı, bölgesel kapasite sınırlamaları ve esnek üretim kapasitesi eksikliği gibi önemli sorunlarla karşı karşıyadır. Daha fazla rüzgâr ve güneş enerjisinin sisteme entegre edilebilmesi için yalnızca üretim kapasitesine değil, aynı zamanda iletim altyapısına, enerji depolama sistemlerine ve sistem dengeleme kapasitesine de yatırım yapılması gerekecektir.
Samruk-Energy ile O-GREEN arasındaki anlaşmanın enerji depolama ve güvenilir elektrik arzının önemini dikkate alması olumlu bir gelişmedir. Ancak bu teknik konuların en başından itibaren ele alınması gerekir. Üretilen elektriğin güvenilir biçimde iletilememesi ve tüketicilere ulaştırılamaması hâlinde yeni üretim kapasitesi oluşturmanın sağlayacağı katkı sınırlı kalacaktır.
Ticari açıdan da çeşitli zorluklar bulunmaktadır. Yatırımcıların düzenleyici çerçevenin öngörülebilir olduğuna, güvenilir elektrik alım düzenlemelerinin bulunduğuna, ihale süreçlerinin şeffaf yürütüldüğüne ve projelerin sürdürülebilir getiri sağlayabileceğine güven duyması gerekmektedir.
Bence fırsatlar önerilen 2 GW’lık kapasitenin çok ötesine uzanmaktadır. Bu tür ortaklıklar, Kazakistan’ın elektrik sisteminin daha kapsamlı biçimde modernleştirilmesini destekleyebilir ve uluslararası mühendislik, teknoloji ve finans uzmanlığı için yeni fırsatlar yaratabilir.
Sonuç olarak, Kazakistan’ın enerji dönüşümünün başarısı açıklanan üretim kapasitesiyle değil, harekete geçirilen yatırımlar, hayata geçirilen altyapı projeleri ve tüketicilere güvenilir biçimde ulaştırılan elektrik miktarıyla ölçülmelidir.

