Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Kırgızistan’da yakın zamanda gerçekleşen 2026 Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi ile Altıncı Dünya Göçebe Oyunları’nın önemini değerlendirmek üzere Taşkent Webster Üniversitesi Misafir Öğretim Üyesi ve Fransız Orta Asya Araştırmaları Enstitüsü (IFEAC) Araştırmacısı Dr. Adrien Houguet ile gerçekleştirdiği röportajı dikkatlerinize sunmaktadır.
1. Kırgızistan, 2026 Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi’nin hemen ardından Bişkek’te Altıncı Dünya Göçebe Oyunları’nın açılışına ev sahipliği yaptı. Birbirinden oldukça farklı bu iki uluslararası etkinliğin aynı dönemde düzenlenmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Büyük güç rekabetinin giderek belirginleştiği bir dönemde, özellikle Orta Asya’da Rusya, Çin, Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği ve Türkiye gibi aktörler arasındaki rekabet dikkate alındığında, Kırgızistan gibi ülkeler kendi yumuşak güç kapasitelerini geliştirmeye ve ulusal çıkarlarını daha etkin biçimde ilerletmeye çalışmaktadır. Kırgızistan’ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne seçilmesi de bu hedefle örtüşmektedir. António Guterres, ülkenin “küresel kalkınmanın ve barış için yürütülen küresel çabaların merkezinde” yer alacağını ifade etmiştir.
ŞİÖ Zirvesi ile Dünya Göçebe Oyunları’nın aynı dönemde düzenlenmesi, Kırgızistan’ın uluslararası görünürlüğünü kültürel özgünlüğüyle bir araya getirmektedir. Buradaki temel strateji, ülkeyi hem siyasi hem de kültürel açıdan uluslararası diyalog için bir platform olarak konumlandırmak ve çok taraflı diplomasiyi kendi ulusal çıkarlarını ilerletmenin bir aracı olarak kullanmaktır. Zirve, siyasi liderleri aynı masa etrafında buluştururken; Oyunlar, Kırgızistan’a kendi kültürel anlatısını şekillendirme ve uluslararası kamuoyuyla paylaşma imkânı sunmaktadır. Bu tür etkinliklere ev sahipliği yapmak, aynı zamanda ülkenin uluslararası aktörlerin bir araya geldiği ortamı ve gündemi belirlemesine de olanak tanımaktadır.
Benzer bir yaklaşımı Orta Asya’nın başka ülkelerinde de görmek mümkündür. Örneğin Özbekistan, 2025 yılında Buhara Bienali’ne ve Semerkant’ta düzenlenen UNESCO Genel Konferansı’na ev sahipliği yapmıştır. Bu tür girişimler, uluslararası etkileşimi ev sahibi ülkenin kültürel kimliğiyle bir araya getirmektedir.
Bununla birlikte, ülkenin uluslararası konumunu güçlendirmeye yönelik bu çabalar tek başına Kırgızistan’ın daha fazla etki gücü veya stratejik özerklik kazandığını göstermemektedir. Bu sonuçların zaman içinde ne ölçüde gerçekleştiğini değerlendirebilmek için daha ayrıntılı ve somut araştırmalara ihtiyaç vardır.
2. Dünya Göçebe Oyunları gibi kültürel girişimler, Kırgızistan’ın uluslararası görünürlüğünü ne ölçüde artırabilir ve ŞİÖ gibi çok taraflı platformlar aracılığıyla yürüttüğü diplomatik faaliyetleri nasıl tamamlayabilir?
Bu tür etkinlikler spor, kültür, turizm, bilim ve teknoloji diplomasisini daha geleneksel çok taraflı diplomasiyle bir araya getiren çeşitli diplomatik boyutlara sahiptir. Aynı zamanda ülkenin iç siyasi gündemini de yansıtmaktadır.
Oyunlara 100’den fazla ülkeden yaklaşık 3.000 sporcu katılmıştır. Organizatörlerin verilerine göre; 3 Eylül itibarıyla Kırçın’daki kültürel etkinlik alanını 200.000’den fazla kişi ziyaret etmiştir. Ne yazık ki ben etkinliğe katılamadım ancak arkadaşlarım ve meslektaşlarım okçuluk, geleneksel avcılık dalları, binicilik yarışmaları, güreş ve toguz korgool gibi geleneksel masa oyunlarını ilgiyle takip ettiklerini anlattılar. Hatta yurt kurma ve sökme yarışmaları da düzenlenmiştir. Kadınlardan oluşan Ak Möör takımı, yurt sökme yarışmasını kazanmıştır. Oyunlarda hem erkekler hem de kadınlar için kategorilerin bulunması, göçebe yaşamıyla ilişkilendirilen erkek egemen imgelere rağmen kadınların da bu yaşam biçiminde merkezi bir role sahip olduğunu göstermektedir. Kazakistan, 32’si altın olmak üzere toplam 74 madalyayla genel madalya sıralamasında ilk sırada yer alırken Kırgızistan hem kök-börü hem de kokpar finallerini kazanmıştır. Ancak madalya tablosunun ötesinde asıl kazanım, bu geleneksel sporların yaşamaya devam etmesidir.
Oyunlar aynı zamanda yaşayan ve ortaklaşa paylaşılan gelenekleri kapsayan daha geniş bir etnokültürel boyuta sahiptir. Müzik, geleneksel çalgılar, kıyafetler, yemekler ve el sanatları bunun parçalarıdır. Arkadaşlarım turistlerin, sporcuların, yerel halkın ve hem göçebe hem de yerleşik topluluklardan insanların birlikte dans edip keyifli vakit geçirdiğini anlattılar. Kırgızistan’ın misafirperverliğinin ortak deneyimler ve Oyunların ardından da devam eden ilişkiler aracılığıyla uluslararası çekicilik yaratması muhtemelen tam da bu şekilde gerçekleşmektedir.
Akademik etkileşimler de etkinliğe farklı bir boyut kazandırmaktadır. Oyunlar sırasında araştırmacılar göçebe mirasını tartışmak üzere bir araya gelmiştir. Bu tür buluşmalar temsil, kapsayıcılık ve söz hakkı konusunda önemli soruları gündeme getirmektedir: Göçebe dünyası adına kim konuşmaktadır ve bu topluluklar kendilerini uluslararası alanda nasıl temsil etmektedir?
Açılış töreni de benzer bir soruyu gündeme getirmektedir. Büyük ölçüde büyük güçler ve onların teknoloji şirketleri tarafından şekillendirilen yapay zekâ teknolojilerinin kullanımının giderek arttığı bir ortamda, göçebe yaşamına ilişkin hangi imgelerin öne çıkarıldığı önem taşımaktadır. Yapay zekâ tarafından üretilen görsellere aşırı ölçüde bel bağlanması, göçebe yaşam biçimlerini basitleştirilmiş imgelerle sınırlandırarak bu toplulukların geri planda kalmasına yol açabilir. Oysa bu tür etkinliklerin amacı söz konusu toplulukları sürece dâhil etmek ve uluslararası alanda görünür kılmaktır.
Çevresel boyut ise iki yönlüdür. Oyunlar, göçebe yaşam biçimleri ile doğa arasındaki ilişki de dâhil olmak üzere çevre bilincine yönelik bir mesaj vermektedir. Ancak bu ölçekteki etkinliklerin çevresel etkisinin ne düzeyde olduğu henüz net değildir.
Tüm bu boyutlar siyasi gündemlerle de iç içe geçmektedir. İç siyasette, 24 Ocak 2027 tarihinde yapılması planlanan Cumhurbaşkanlığı Seçimi dikkate alındığında, Dünya Göçebe Oyunları ve ŞİÖ Zirvesi seçim öncesi bağlamda da değerlendirilebilir. Bu iki etkinlik, Caparov’a liderliğini ulusal gurur ve uluslararası tanınırlıkla ilişkilendirme fırsatı sunmuştur.
Uluslararası düzeyde ise Oyunların yumuşak güç boyutu açıktır. Oyunların ŞİÖ Zirvesi’yle aynı dönemde düzenlenmesi, devlet liderleri ve beraberlerindeki heyetlerin 31 Ağustos’taki açılış törenine katılmasına imkân tanımıştır. ŞİÖ’nün üyeleri arasında Rusya, Çin, Hindistan, Pakistan, İran, Belarus ve dört Orta Asya ülkesi olan Kırgızistan, Kazakistan, Tacikistan ve Özbekistan bulunmaktadır. Daha geniş kapsamlı ŞİÖ Plus toplantısına ise gözlemci statüsündeki Moğolistan’ın yanı sıra Türkiye, Mısır, Azerbaycan, Ermenistan ve Laos gibi diyalog ortakları ile Vietnam ve Togo gibi davetli ülkeler de katılmıştır.
ŞİÖ’nün 25. yıl dönümü zirvesinde güvenlik, bağlantısallık, ekonomik işbirliği, teknoloji, çevre ve kültürel işbirliği alanlarını kapsayan 28 belge kabul edilmiştir. Kırgızistan açısından zirve aynı zamanda Çin-Kırgızistan-Özbekistan Demiryolu, Tamchy finans ve yatırım bölgesi üzerinden yatırım çekilmesi, önerilen ŞİÖ Kalkınma Bankası ve teknolojiye daha adil erişim gibi ülkenin önceliklerini gündeme taşıma fırsatı yaratmıştır.
Her iki etkinliğe de ev sahipliği yapılması, Kırgızistan’a kültürel görünürlüğünü ulusal öncelikleriyle bir araya getirme imkânı sunmuştur. Asıl soru ise bu görünürlüğün ve zirve sırasında kurulan temaslar ile verilen taahhütlerin yatırıma, görüşülen projelerde somut ilerlemeye ve Kırgızistan’a yönelik uluslararası ilginin kalıcı hâle gelmesine dönüşüp dönüşmeyeceğidir.
3. Kültürel diplomasi ile aktif çok taraflı diplomasinin birlikte yürütülmesi, Kırgızistan’ın uluslararası konumunu güçlendirmede giderek daha önemli bir rol oynayabilir mi? Bu yaklaşımın etkili olmasını hangi faktörler belirler?
Kırgızistan’ın çok yönlü dış politika yaklaşımının bir parçası olarak kültürel diplomasi ile çok taraflı angajmanı birlikte kullanmaya devam etmesini bekliyorum. Ekim 2027 tarihinde düzenlenmesi planlanan İkinci Küresel Dağ Zirvesi “Bishkek+25” de bunun bir örneğidir. Bu zirve, Kırgızistan’ın dağlık bölgeler ve sürdürülebilir kalkınmaya ilişkin ulusal önceliklerini uluslararası gündeme taşımasına imkân vermektedir. Aynı zamanda ülkenin bu konularda gündem belirleme inisiyatifi alabileceğini ve uluslararası diyalog için bir platform işlevi görebileceğini göstermektedir.
Kırgızistan, Dünya Göçebe Oyunları’nı başlatan ülkedir ve ilk üç organizasyona 2014, 2016 ve 2018 yıllarında ev sahipliği yapmıştır. Oyunlar daha sonra 2022 yılında Türkiye’de, 2024 yılında Kazakistan’da düzenlenmiş ve 2026 yılında yeniden Kırgızistan’a dönmüştür. 2028 yılında ise Kazan ev sahipliği yapacaktır. Kırgızistan’ın Oyunları yeniden ne zaman düzenleme fırsatı bulacağı ise henüz belli değildir.
Misafirperverlik önemli olmakla birlikte büyük ölçekli etkinliklere tekrar tekrar ev sahipliği yapmak tek başına yeterli bir uzun vadeli strateji değildir. Bu tür organizasyonlar yüksek maliyetlidir. Bu nedenle mali sürdürülebilirlik ve kalıcı fayda üretip üretmedikleri büyük önem taşımaktadır. Ancak şu aşamada bu iki konuda da kesin bir değerlendirme yapmak mümkün değildir.
Kırgızistan’ın uluslararası alanda nasıl bir imaj yansıtmak istediği konusunda da bir belirsizlik bulunmaktadır. Caparov’un bloklaşma anlayışından uzak bir ŞİÖ çağrısı, ülkeyi tüm taraflarla diyalog kurabilen bir platform olarak konumlandırmaktadır. Buna karşılık Freedom House’un 2026 değerlendirmesinde Kırgızistan’ın puanı 100 üzerinden 26’dan 25’e gerilemiş, medya ve sivil toplum üzerindeki kısıtlamaların devam ettiği belirtilmiştir. Ayrıca aynı kuruluş, birçok ŞİÖ üyesini “Özgür Değil” kategorisinde değerlendirmektedir.
Kırgızistan’ın bu tür etkinlikler aracılığıyla kendi yumuşak güç kapasitesini geliştirme çabalarının kalıcı bir etki yaratıp yaratmadığını ve ülkenin uluslararası konumunu gerçekten güçlendirip güçlendirmediğini değerlendirmek için zamana ve daha somut verilere ihtiyaç vardır.

