Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), 4 Ağustos 2026 tarihinde Taşkent’te başlatılan “Kanıta Dayalı Kamu Yönetimi için Büyük Veri Analitiği ve Yapay Zekâ” semineri çerçevesinde Özbekistan’da kamu hizmetlerinin dijital dönüşümünü, veriye dayalı yaklaşımlar ile yapay zekânın reform sürecine katkısını ve bu dönüşümün sürdürülebilirliği için gerekli kurumsal kapasiteyi değerlendirmek üzere Uluslararası Yönetişim ve Kalkınma Uzmanı Mathieu Lemoine ile gerçekleştirdiği röportajı dikkatlerinize sunmaktadır.
1. 4 Ağustos 2026 tarihinde Taşkent’te Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) desteğiyle “Kanıta Dayalı Kamu Yönetimi için Büyük Veri Analitiği ve Yapay Zekâ” başlıklı üç günlük bir seminer başlatıldı. Veriye dayalı yaklaşımların Özbekistan’da devam eden kamu hizmetleri reformuna katkı sağlama potansiyelini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Veriye dayalı yaklaşımlar, Özbekistan’daki kamu hizmetleri reformunu destekleme açısından önemli bir potansiyele sahiptir. Ancak sağlayacakları katkı, bu yaklaşımların daha geniş kapsamlı kurumsal reform sürecine ne ölçüde entegre edildiğine bağlı olacaktır.
Özbekistan, kamu hizmetlerinin dijitalleştirilmesi, elektronik platformların yaygınlaştırılması ve Kamu Hizmet Merkezleri aracılığıyla hizmetlere erişimin iyileştirilmesi konusunda hâlihazırda önemli ilerleme kaydetmiştir. Bundan sonraki aşamada öncelik, tek tek işlemleri dijitalleştirmekten ziyade hizmetlerin nasıl tasarlandığını, izlendiğini ve sunulduğunu geliştirmek amacıyla verilerin sistematik biçimde kullanılmasına verilmelidir.
Büyük veri ve yapay zekâ, hizmet sunumundaki aksaklıkların tespit edilmesine, hizmet kullanımındaki eğilimlerin belirlenmesine, talebin öngörülmesine, hizmetlerin daha doğru hedeflenmesine ve karar alma süreçlerinin daha güçlü kanıtlara dayandırılmasına katkı sağlayabilir. Bu araçlar aynı zamanda kamu kurumlarının yalnızca sunulan hizmet sayısı gibi nicel çıktıları ölçmekle yetinmeyip işlem süreleri, kullanıcı memnuniyeti, erişilebilirlik, şikâyetler ve hizmetlerin gerçek sonuçları gibi unsurları da değerlendirmesine yardımcı olabilir.
Bununla birlikte veri ve yapay zekâ başlı başına birer amaç değil, araç olarak görülmelidir. Bunların ne ölçüde fayda sağlayacağı verilerin kalitesine, kamu kurumları arasındaki sistemlerin birbiriyle uyumuna, veri paylaşımı ve korunmasına ilişkin açık kurallara ve karar alıcıların analizlerden elde edilen bulguları idari uygulamalara dönüştürebilme kapasitesine bağlıdır. Kurumlar, elde edilen bilgiler doğrultusunda harekete geçecek yetki veya kaynaklara sahip değilse gelişmiş bir analiz sisteminin sağlayacağı katkı da sınırlı kalacaktır.
2. Yeni teknolojilerin benimsenmesinin ötesinde, dijital dönüşümün daha etkili, erişilebilir ve vatandaşların ihtiyaçlarına daha duyarlı kamu hizmetlerine dönüşebilmesi için hangi kurumsal kapasiteler ve idari uygulamalar gereklidir?
En önemli gereklilik kurumsal koordinasyondur. Dijital kamu hizmetleri çoğu zaman birden fazla bakanlık, kurum ve yönetim kademesini ilgilendirdiği için sorumlulukların açık biçimde belirlenmesi gerekir. Kamu hizmetleri standartları ve kullanıcı deneyiminden sorumlu kurumların dijital altyapı, sistemler arası uyum, siber güvenlik ve veri yönetişiminden sorumlu kurumlarla yakın işbirliği içinde çalışması gerekmektedir.
İkinci önemli unsur, kurumların arka plandaki idari süreçlerinin birbiriyle entegre edilmesidir. Bir hizmet vatandaş açısından tamamen dijital görünebilir ancak arka planda hâlâ birbirinden kopuk idari süreçlere dayanıyor olabilir. Bu nedenle etkili bir dönüşüm için birbiriyle uyumlu kayıt sistemlerine, güvenli veri paylaşımına ve hukuken mümkün olduğu ölçüde devletin elinde bulunan bilgilerin yeniden kullanılmasına ihtiyaç vardır. Böylece vatandaşlardan aynı belgeleri tekrar tekrar sunmaları istenmez.
Üçüncü olarak dijital dönüşüm, güçlü bir hizmet sunumu kültürünü gerektirir. Kamu kurumları işlem sürelerini, şikâyetleri, kullanıcı memnuniyetini ve erişilebilirliği düzenli olarak izlemeli ve elde edilen bilgileri hizmetleri yeniden tasarlamak için kullanmalıdır. Vatandaşlardan alınan geri bildirimler yalnızca bir danışma faaliyeti olarak değil, yönetim süreçlerinin bir parçası olarak değerlendirilmelidir.
Son olarak erişilebilirlik temel önemini korumaktadır. Dijitalleşme, dijital becerileri sınırlı olan kişiler, engelliler, kırsal bölgelerde yaşayanlar veya yüz yüze desteğe ihtiyaç duyan vatandaşlar için yeni engeller yaratmamalıdır. Bu nedenle gerçekten modern bir kamu hizmetleri sisteminin dijital platformların yanı sıra Kamu Hizmet Merkezlerini, destekli erişim noktalarını ve vatandaşlara doğrudan ulaşmayı sağlayan diğer yöntemleri de içeren çok kanallı bir yapıya sahip olması muhtemeldir.
3. Önümüzdeki dönemde, Özbekistan’daki dijital kamu sektörü reformlarının sürdürülebilirliğini sağlaması ve hem ulusal hem de yerel kurumların işleyişinin kalıcı bir parçası hâline gelmesi açısından hangi unsurların belirleyici olacağını düşünüyorsunuz?
Sürdürülebilirlik öncelikle reformların tek tek projelere veya teknolojilere bağlı kalmak yerine normal idari işleyişin bir parçası hâline gelip gelmemesine bağlı olacaktır. Bunun için kurumsal sorumlulukların açık biçimde belirlenmesi, istikrarlı finansman sağlanması, mesleki gelişimin sürekli hâle getirilmesi ve hem ulusal hem de yerel düzeyde uygulanabilir sorumlulukların tanımlanması gerekmektedir. Reformların başarısı yalnızca merkezi düzeyde hazırlanan politikalara değil, bu politikaların merkezî kurumların dışında ne ölçüde uygulanabildiğine de bağlı olduğundan yerel kurumların yeni sistemleri etkin biçimde kullanabilecek kapasiteye sahip olması büyük önem taşımaktadır.
Ayrıca kurumların reformların kamu hizmetlerinde gerçekten iyileşme sağlayıp sağlamadığını değerlendirebilmesine imkân verecek ölçülebilir hizmet standartları ve performans göstergeleri geliştirilmelidir. Bu göstergeler yalnızca dijital hizmetlerin kullanım oranlarını değil, işlem sürelerini, memnuniyet düzeyini, şikâyetleri, erişilebilirliği ve farklı toplumsal gruplar veya bölgeler arasındaki eşitsizlikleri de kapsamalıdır.
Bir diğer önemli unsur, sistemler arası uyumdur. Sürdürülebilir bir dijital kamu yönetimi, birbirinden bağımsız platformlar üzerine kurulamaz. Sistemlerin güvenli biçimde birbiriyle iletişim kurabilmesi, verilerle ilgili sorumlulukların açıkça belirlenmesi ve yasal çerçevenin vatandaşların haklarını korurken verilerin uygun biçimde yeniden kullanılmasına imkân tanıması gerekmektedir.
Son olarak reform süreci vatandaş odaklı kalmalıdır. Teknoloji hızla değiştiği için sürdürülebilirlik, belirli bir platformun veya teknik çözümün korunması olarak görülmemelidir. Daha kalıcı hedef, kurumların hizmetleri vatandaşların ihtiyaçlarına göre sürekli uyarlayabilecek bir yapıya kavuşması ve veri, geri bildirim ve kanıtlardan yararlanarak hizmet kalitesini zaman içinde geliştirebilmesidir.

