Röportaj

SNB Group USA Kurucusu ve Yönetici Ortağı Dr. Sergei Begliarov: “B5+1, Amerikan Özel Sektörünün Orta Asya’daki Faaliyetlerini Genişletmesine Yardımcı Oluyor.”

Bölgede önemli fırsatlar bulunmasına rağmen mevcut ticaret hacmi hâlâ oldukça sınırlıdır.
C5+1’in özel sektör ayağı niteliğindeki bu format, iş dünyasına anlaşmaların önünde gerçekte hangi engellerin bulunduğunu hükümetlere sistemli biçimde aktarma imkânı sunmaktadır.
B5+1 uygulamaya odaklanmayı sürdürürse, ABD’li şirketlere bu güzergâh boyunca kalite, teknoloji ve uzun vadeli taahhüt temelinde rekabet edebilecekleri şeffaf ve kurallara dayalı bir ortam sağlayabilir.

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), B5+1 Forumu’nun ABD-Orta Asya ekonomik ilişkileri ve bölgesel ekonomik bütünleşme açısından önemini değerlendirmek üzere SNB Group USA Kurucusu ve Yönetici Ortağı Dr. Sergei Begliarov ile gerçekleştirdiği röportajı dikkatlerinize sunmaktadır.

1. Nisan 2027’de Duşanbe’de düzenlenmesi planlanan üçüncü B5+1 Forumu için 7 Ekim 2026 tarihinde hazırlıklara başlandı. Sizce bu girişim, ABD ile Orta Asya ülkeleri arasındaki ekonomik işbirliğinin güçlendirilmesi açısından ne ölçüde önem taşımaktadır?

Orta Asya’da zirvelerin sayısı hiçbir zaman az olmadı. “Five Presidents, Five Corridors” başlıklı çalışmamda, sekiz yıl boyunca düzenlenen bölgesel zirvelerin kalıcı bir siyasi gelenek oluşturduğunu, ancak ortak bir ulaştırma politikası açısından çok sınırlı sonuç ürettiğini savunuyorum. B5+1 tam da bu boşluğu doldurabilir. C5+1’in özel sektör ayağı niteliğindeki bu format, iş dünyasına anlaşmaların önünde gerçekte hangi engellerin bulunduğunu hükümetlere sistemli biçimde aktarma imkânı sunmaktadır. Bugüne kadarki sonuçları da somuttur. 2024 Almatı Forumu’nda 21 politika önerisi ortaya konmuş, bunların bir kısmı somut reformlara dönüşmüştür. Şubat 2026’da düzenlenen Bişkek Forumu ise 50’den fazla Amerikan şirketini bu sürece dâhil etmiştir.

Duşanbe’nin önemi, Tacikistan’ın hidroelektrik, maden ve transit potansiyeline rağmen ABD’li yatırımcıların en sık gözden kaçırdığı pazar olmasıdır. Forumun her başkentte dönüşümlü olarak düzenlenmesi, yatırımcıların bölgeyi beş ayrı pazar yerine tek bir ekonomik alan olarak gördüklerinde Orta Asya’nın daha güçlü olduğu fikrini pekiştirmektedir. “Not a Side, a Second Option: What America Wants in the Eurasian Middle” başlıklı çalışmamda da belirttiğim üzere, ABD bölgede en fazla güvenilirlik kazandığı noktaya, Orta Asya ülkelerinden bir taraf seçmelerini istemek yerine onlara ilave bir seçenek sunduğunda ulaşmaktadır. Duşanbe Forumu açısından asıl ölçüt ise önceki öneriler konusunda somut ve ölçülebilir ilerleme kaydedilmesi olacaktır; yalnızca yeni bir öneri listesi hazırlanması yeterli olmayacaktır.

2. Orta Asya pazarlarına girmek isteyen Amerikan şirketleriyle çalışma deneyiminizden hareketle, yatırım fırsatlarının sürdürülebilir ticari ortaklıklara dönüşmesi açısından hangi unsurlar özellikle önem taşımaktadır?

Bölgede önemli fırsatlar bulunmasına rağmen mevcut ticaret hacmi hâlâ oldukça sınırlıdır. “The Best Argument for Central Asia Is How Small the Number Still Is” başlıklı çalışmamda, ABD’nin Özbekistan’a mal ihracatının geçen yıl yalnızca 474 milyon dolar olduğunu belirtiyorum. “The Silent Front” başlıklı çalışmamda Amerikan küçük ve orta ölçekli işletmelerinin bölgede neden geride kaldığını ele alırken, “Uzbekistan Isn’t a ‘Hot Market’. It’s a Discipline Test” başlıklı çalışmamda ise asıl sorunun çoğu zaman fırsat eksikliği değil, uygulama olduğunu açıklıyorum.

Dört unsur belirleyici olmaktadır. Birincisi, tek bir olumlu görüşmenin ardından karar vermek yerine ortaklık yapısı, bağlantıları ve pazardaki erişimi konusunda gerçek bir durum tespiti yaptıktan sonra doğru yerel ortağı seçmektir. İkincisi, ilk sevkiyattan önce sertifikasyon, gümrük işlemleri, döviz düzenlemeleri ve ABD ihracat kontrolleri gibi konularda gerekli uyum hazırlıklarının tamamlanmasıdır. Üçüncüsü ise bölgede fiziksel olarak bulunmaktır. Bu bölgede ilişkiler yüz yüze kurulmaktadır. Bu nedenle 21-23 Ekim tarihlerinde Automechanika Tashkent’e katılacak, ön değerlendirmeden geçirilmiş ABD’li şirket yöneticilerinden oluşan bir heyete liderlik edeceğim. Dördüncü unsur ise eğitim, hizmet kapasitesi veya montaj faaliyetleri yoluyla yerel katma değer yaratmaktır. Çünkü bölge ülkeleri haklı olarak yalnızca ithalat değil, beceri ve teknoloji de istemektedir. Küçük ve orta ölçekli işletmeler açısından bu konuyu “Uzbekistan Is Building Its SME Engine. Will U.S. Small Business Show Up?” başlıklı çalışmamda ele alıyorum.

3. Önümüzdeki dönemde B5+1 formatının, Orta Asya’da bölgesel ekonomik bütünleşmenin ilerletilmesine ve ABD özel sektörünün bölgedeki faaliyetlerinin genişletilmesine nasıl katkı sağlayabileceğini düşünüyorsunuz?

“35 Years of Sovereignty. The Next Era Is Connectvity” başlıklı çalışmamda, Özbekistan’ın egemenlik meselesinin artık çözüme kavuştuğunu ve bundan sonraki dönemin ticaret, enerji, su, dijital bağlantılar ve insanlar arasındaki etkileşim gibi sistemler tarafından şekilleneceğini savunuyorum. Bölgesel bütünleşme pratik ve aşamalı biçimde gerçekleşmektedir. Standartların uyumlaştırılması, sınır geçişlerinin hızlandırılması ve gümrük süreçlerinin eşgüdümlü hâle getirilmesi, Amerikan sermayesini çekme konusunda tek başına herhangi bir teşvikten daha etkili olacaktır.

Türkiye’nin yakın çevresi de bu noktada önem kazanmaktadır. “The Middle Corridor Enters Its Engineering Decade” ve “Eurasia’s Emerging Economic Community: Central Asia, Azerbaijan, and the American Connection” başlıklı çalışmalarımda, Trans-Hazar güzergâhının bir fikir olmaktan çıkarak somut altyapıya nasıl dönüştüğünü ele alıyorum. B5+1 uygulamaya odaklanmayı sürdürürse, ABD’li şirketlere bu güzergâh boyunca kalite, teknoloji ve uzun vadeli taahhüt temelinde rekabet edebilecekleri şeffaf ve kurallara dayalı bir ortam sağlayabilir. Böylece B5+1, Amerikan özel sektörünün bölgedeki faaliyetlerini genişletmek için en somut araçlardan biri hâline gelebilir.

Bu pazarların arkasındaki toplumları daha geniş bir çerçevede ele almak açısından “Uzbekistan in Many Voices” başlıklı serime de göz atabilirsiniz. Serinin iki bölümü Türkiye’nin kendi tarihiyle yakından bağlantılıdır: “Crimean Tatars: Exile Was Not Home” ve “Tatar’s: The Muslim Modernizers.”

Dr. Sergei Begliarov
Dr. Sergei Begliarov, ABD merkezli danışmanlık şirketi SNB Group USA’nın kurucusu ve yönetici ortağıdır. Şirket, Amerikan ve Batılı şirketlerin, yatırımcıların ve kurumların Orta Asya, Kafkasya, Türkiye ve komşu bölgelere giriş yapmalarına ve bu pazarlarda büyümelerine destek sağlamaktadır. SNB Group USA’nın faaliyetleri arasında iş ortaklarının değerlendirilmesi, pazara giriş stratejilerinin geliştirilmesi, yatırım süreçleri, ticaret heyetlerinin organizasyonu ve sanayi alanında ortak üretim yer almaktadır. Stratejist ve ekonomist olan Dr. Begliarov, enerji, yüksek teknoloji, telekomünikasyon, medya, inşaat ve imalat sektörlerinde otuz yılı aşkın üst düzey yöneticilik deneyimine sahiptir. Bu kapsamda ileri teknoloji lityum batarya şirketi InduraPower’ı kurmuş ve şirketin Nasdaq’ta işlem gören bir şirkete satış sürecini yönetmiştir. Amerika Birleşik Devletleri’nde Florida’daki bir Topluluk Geliştirme Bölgesi’nin (CDD) Denetim Kurulu üyesidir. Ayrıca yaşadığı konut topluluğunun yönetim kurulunda ve güvenlik komitesinde yer almaktadır. Dr. Begliarov, ABD-Orta Asya ilişkileri, Orta Koridor ve Avrasya bağlantısallığı üzerine çalışmalar kaleme almaktadır. Linkedln’de USA-Central Asia Bridge Brief adlı yayını hazırlamakta ve Telegram’daki Eurasia Initiatives kanalında günlük analizler paylaşmaktadır. İngilizce, Rusça ve İtalyancayı akıcı şekilde konuşan Begliarov, danışmanlık, yönetim kurulu üyeliği ve konuşmacılık alanlarında da faaliyet göstermektedir.
Banu YAKUBOVA
Banu YAKUBOVA
Banu Yakubova, Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü son sınıf öğrencisidir. Aynı üniversitede Sosyal Adalet ve Politika alanında yan dal eğitimine devam etmektedir. Lisans eğitimi kapsamında Erasmus+ Değişim Programı ile Fransa’da Sciences Po Lille’de bir dönem eğitim almıştır. Başlıca ilgi alanları; Orta Asya, dış politika analizi, güvenlik çalışmaları, uluslararası hukuk ve insan haklarıdır. Banu, ileri düzeyde İngilizce, Türkçe, Rusça ve Türkmence bilmekte olup Fransızca öğrenimine devam etmektedir.

Röportaj

CASCADD Kıdemli Araştırmacısı Przemyslaw Ozierski: “Çin-Kırgızistan-Özbekistan Demiryolu, Fergana Vadisi’nin Bağlantısallığı Açısından Dönüm Noktası Olabilir”

Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), İkinci Fergana Barış Forumu’nun önemini ve sınır...

IFEAC Araştırmacısı Dr. Adrien Houguet: “ŞİÖ Zirvesi ile Dünya Göçebe Oyunları, Kırgızistan’ın Uluslararası Görünürlüğünü Kültürel Özgünlüğüyle Bir Araya Getirmiştir”

Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Kırgızistan’da yakın zamanda gerçekleşen 2026 Şanghay İşbirliği...

Uluslararası Yönetişim ve Kalkınma Uzmanı Mathieu Lemoine: “Veri ve Yapay Zekâ Başlı Başına Birer Amaç Değil, Araç Olarak Görülmelidir”

Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), 4 Ağustos 2026 tarihinde Taşkent’te başlatılan “Kanıta...