Astana ve Ankara, bölgenin yeni mimarisine yatırım yapıyor.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kazakistan’a gerçekleştirdiği devlet ziyareti, tüm Türk dünyası açısından en önemli dış politika gelişmelerinden biri oldu. Astana’da iki ülke lideri dar kapsamlı görüşmeler gerçekleştirerek Kazakistan-Türkiye iş birliğini niteliksel olarak yeni bir seviyeye taşıma niyetlerini teyit etti.
Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Türk liderin ziyaretini “tarihi bir olay” olarak nitelendirirken, Kazakistan ile Türkiye arasında “değişmez dostane, kardeşlik ilişkileri ve ebedi ortaklık” bulunduğunu vurguladı. Recep Tayyip Erdoğan ise mevcut görüşmenin “kardeş halkların birliğinin güçlenmesine önemli katkı sağlayacağını” ifade etti.
Artan jeopolitik türbülans, küresel lojistik güzergâhlarının dönüşümü ve Türk Devletleri Teşkilatı’nın rolünün güçlenmesi bağlamında Astana’daki görüşmeler, ikili gündemin çok ötesinde bir anlam kazanıyor. Uzmanlar giderek daha fazla şekilde Kazakistan ve Türkiye’yi yeni Avrasya iş birliği mimarisinin oluşan merkezi olarak değerlendiriyor.
inbusiness.kz, ziyaretin stratejik önemini, Türk Devletleri Teşkilatı’nın geleceğini, Orta Koridor’u ve Astana ile Ankara’nın Avrasya’daki rolünü ANKASAM Başkanı, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi öğretim üyesi, Türk uluslararası ilişkiler ve Avrasya jeopolitiği uzmanı Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol ile konuştu.
Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Recep Tayyip Erdoğan’ın ziyaretini ikili iş birliğine güçlü ivme kazandırabilecek tarihi bir olay olarak nitelendirdi. Kazakistan-Türkiye ilişkilerinin mevcut aşaması gerçekten yeni bir stratejik ortaklık seviyesi olarak değerlendirilebilir mi?
— Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 13–14 Mayıs 2026 tarihlerinde Kazakistan’a gerçekleştirdiği devlet ziyareti, iki ülke arasındaki “geliştirilmiş stratejik ortaklığın” hem kurumsal hem de pratik düzeyde derinleştirilmesi açısından tarihi bir adımdır.
Türkiye ile Kazakistan arasındaki mevcut iş birliği aşaması, Türk dünyasının artık yalnızca geleneksel bir coğrafi alan olmaktan çıktığını ve giderek çok kutuplu dünyanın en önemli jeopolitik, enerji ve lojistik merkezlerinden birine dönüştüğünü açıkça göstermektedir.
Bu nedenle söz konusu ziyaret, iki devlet arasındaki Avrasya merkezli jeopolitik ve ekonomik bağları daha da derinleştirecek bir dönüm noktası olarak değerlendirilmelidir.
Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısı ise bu dönüşümün yalnızca kurumsal temeli değil, aynı zamanda en somut tezahürüdür.
Bugün iki ülke liderleri Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin altıncı toplantısını da gerçekleştiriyor. Bu tür mekanizmalar uzun vadeli ve sürdürülebilir ortaklık açısından ne anlam taşıyor?
— Türkiye ile Kazakistan ilişkilerinin döngüsel modelden yapısal derinleşme sürecine geçtiğini söyleyebiliriz.
Bu durum, iş birliğinin siyasi dalgalanmalardan çok daha az etkilenmesini sağlayacak uzun vadeli karşılıklı bağımlılığın güçlenmesi anlamına geliyor.
Bu tür mekanizmalar ilişkilerin kurumsal dayanıklılığını oluşturur. Ekonomi, lojistik, enerji, dijital ekonomi ve bölgesel güvenlik alanlarında daha derin entegrasyonun temelini hazırlar.
Bana göre önümüzdeki yıllarda ikili ticaret hacmi yalnızca mevcut 10 milyar dolar hedefini aşmakla kalmayacak, aynı zamanda 15 milyar dolar seviyesine yaklaşabilecektir.
Özellikle enerji, lojistik, madencilik ve dijital ekonomi alanlarındaki ortak projelerin geliştirilmesi büyük önem taşıyacaktır.
Son yıllarda Kazakistan ve Türkiye ticaret, lojistik, eğitim, savunma sanayii ve diplomasi alanlarında iş birliğini aktif şekilde genişletiyor. Hangi alanlar en büyük stratejik potansiyele sahip?
— En stratejik alan hiç kuşkusuz ulaştırma ve lojistiktir.
Orta Koridor’un geliştirilmesi, Kazakistan ve Türkiye’yi Çin ile Avrupa arasında kilit transit köprüye dönüştürebilir.
Enerji iş birliği de aynı derecede önemlidir. Kazakistan önemli enerji ve maden kaynaklarına sahipken, Türkiye enerji merkezi olmayı hedeflemektedir.
Savunma sanayii alanında, özellikle insansız teknolojiler, ortak üretim ve teknoloji transferi konularında da ciddi bir potansiyel bulunmaktadır.
Gelecekte yapay zekâ, dijital dönüşüm, uzay teknolojileri ve yükseköğretim alanlarındaki ortak projeler giderek daha fazla önem kazanacaktır.
Cumhurbaşkanı Tokayev, Kazakistan’ın çok yönlü dış politikasının önemini defalarca vurgularken, Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye’nin Avrasya’daki etkisini aktif biçimde güçlendiriyor. Astana ve Ankara bugün ulusal çıkarlar ile bölgesel entegrasyon arasında nasıl bir denge kuruyor?
— Açık konuşmak gerekirse, oldukça dengeli ve uzun vadeli bir yaklaşım görüyoruz.
Kazakistan ve Türkiye, “kazan-kazan” esasına dayalı pragmatik projeler ve egemen haklara tam saygı temelinde ulusal çıkarlar ile bölgesel entegrasyon arasında başarılı bir denge kurmaktadır.
Cumhurbaşkanı Tokayev’in çok yönlü dış politikası ile Türkiye’nin Avrasya’daki varlığını güçlendirme stratejisi birbiriyle çelişmemektedir. Aksine giderek birbirini tamamlayan bir sinerji oluşturmaktadır.
Bu bağlamda Orta Koridor’un geliştirilmesi, Türk Devletleri Teşkilatı’nın güçlendirilmesi, ekonomik çeşitlendirme ve savunma sanayii iş birliği temel öncelikler haline gelmektedir.
Yarın Türkistan’da Türk Devletleri Teşkilatı’nın gayriresmî zirvesi gerçekleştirilecek. TDT zamanla Avrasya’nın daha etkili bir jeopolitik ve jeoekonomik platformuna dönüşebilir mi?
— Evet, Türk Devletleri Teşkilatı zamanla Avrasya’nın çok daha etkili bir jeopolitik ve jeoekonomik platformuna dönüşebilir.
Rusya-Ukrayna savaşı ve İran çevresindeki gerilimler dahil son uluslararası krizler, ulaştırma koridorları, enerji güvenliği ve bölgesel koordinasyonun öneminin ne kadar arttığını göstermektedir.
Bu çerçevede Türk devletleri entegrasyonu derinleştirme ihtiyacını giderek daha güçlü hissetmektedir.
Özellikle Orta Koridor’un geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır; zira bu güzergâh bugün Doğu ile Batı arasındaki kilit rotalardan birine dönüşmektedir.
Aslında Türk jeopolitiğinin kurumsallaşma sürecine tanıklık ediyoruz.
Dünya bugün ciddi bir jeopolitik parçalanma döneminden geçiyor. Kazakistan ve Türkiye Avrasya’da istikrar ve iş birliğinin güçlendirilmesinde nasıl bir ortak rol oynayabilir?
— Kazakistan ve Türkiye bugün itibarıyla Avrasya’da dengeleyici ve istikrar sağlayıcı bir rol üstlenmektedir.
Bu iki ülke birbirini tamamlayan imkânlara sahiptir. Kazakistan kaynak zengini bir Orta Asya devleti iken, Türkiye Avrupa, Orta Doğu ve Akdeniz’i birbirine bağlayan çok önemli bir lojistik ve diplomatik merkezdir.
Birlikte jeopolitik tamamlayıcılık temelinde yeni bir Avrasya dengesi oluşturabilirler.
Bu durum özellikle küresel tedarik zincirlerinin ciddi şekilde dönüşüm geçirdiği mevcut dönemde daha da önem kazanmaktadır.
Orta Koridor’un öneminin artması, enerji güvenliği ve tedarik çeşitlendirmesi bağlamında Kazakistan ve Türkiye yalnızca yeni çok kutuplu sisteme uyum sağlayan devletler değil, aynı zamanda Avrasya’da yeni kurallar ve çıkar dengeleri oluşturabilen ülkeler olarak da öne çıkabilir.
Kasım Cömert Tokayev ve Recep Tayyip Erdoğan’ın ikili ilişkilerin güçlendirilmesindeki kişisel rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
— Şüphesiz iki liderin kişisel diplomasisi burada çok önemli bir rol oynamaktadır.
Her iki cumhurbaşkanının yaklaşımı stratejik vizyon, pragmatizm ve yapıcı iş birliği arayışı temelinde şekillenmektedir.
Bu nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kazakistan ziyareti sıradan bir diplomatik etkinlik olarak değil, Türk dünyası içindeki stratejik derinleşmenin yeni aşaması olarak değerlendirilmelidir.
Bugün Kazakistan ile Türkiye arasındaki ilişkiler giderek geleneksel ikili iş birliğinin çok ötesine geçmekte ve çok katmanlı bir jeopolitik ortaklığa dönüşmektedir.
https://inbusiness.kz/ru/last/kazahstan-i-turciya-ukreplyayut-vliyanie-v-evrazii
