Analiz

2026 NATO Ankara Zirvesi’nin Güney Kafkasya’ya Yansımaları ve Bölgesel Pragmatizm

NATO Ankara Zirvesi, Güney Kafkasya’yı hibrit bir satranç tahtasına çevirirken Türkiye’nin dengeleyici rolünü perçinlemiştir.
Azerbaycan’ın denge politikası, Gürcistan’ın pragmatizmi ve Ermenistan’ın darboğazları bölgenin asimetrik denklemini yeniden artırmaktadır.
Derinleşen kutuplaşmaya rağmen Türkiye’nin “rekabetçi işbirliği” stratejisi sayesinde Kafkasya’daki jeopolitik statüko korunmaktadır.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Ankara Zirvesi, İttifak’ın Euro-Atlantik güvenlik mimarisini yeniden yapılandırdığı ve çok boyutlu küresel tehditlere karşı stratejik caydırıcılığını güncellediği kritik bir dönüm noktası olarak uluslararası ilişkiler sahnesinde yerini almıştır. Zirve öncesindeki hazırlıklar, esnasında yayımlanan bildiriler ve sonrasında alınan stratejik kararlar, yalnızca İttifak’ın iç dinamiklerini ve Batı’nın uzun soluklu vizyonunu tahkim etmekle kalmamış; aynı zamanda küresel güç rekabetinin en yoğun yaşandığı Güney Kafkasya alt sisteminde yepyeni bir diplomatik ve jeopolitik denklem yaratmıştır.

Küresel güvenlik mimarisinin yeniden şekillendiği bu türbülanslı dönemde, ev sahibi Türkiye’nin bölgesel bir ağırlık merkezi olarak üstlendiği otonom ve dengeleyici rolün yanı sıra Ukrayna’nın savunma sanayii odaklı asimetrik hamleleri, Kafkasya’daki güç dağılımını doğrudan etkilemektedir. Bu minvalde; Azerbaycan’ın başarıyla yürüttüğü çok boyutlu denge politikasıyla İttifak nezdinde güvenilir ve stratejik bir ortak statüsüne yükselmesi, geleneksel olarak Batı’nın bölgedeki “ileri karakolu” sayılan Gürcistan’ın belirgin bir diplomatik izolasyona ve eksen kaymasına sürüklenmesi ve Ermenistan’ın Batı’ya entegrasyon çabalarının Rusya ile İran’ın jeopolitik reflekslerine çarpması, Güney Kafkasya’nın artık geleneksel sınırların ötesinde hibrit bir stratejik satranç tahtasına dönüştüğünü tekrar ortaya koymaktadır.

8 Temmuz 2026 tarihinde yayımlanan NATO Ankara Zirvesi Bildirisi, İttifak’ın Washington Antlaşması’nın 5. Maddesi kapsamındaki kolektif savunma taahhüdünü sarsılmaz bir kararlılıkla yeniden teyit ederken, Rusya’nın Euro-Atlantik bölgesine yönelik uzun vadeli tehdidine ve terörizme karşı ortak bir cephe oluşturmaktadır. Belgede, Avrupa müttefikleri ve Kanada’nın savunma yatırımlarını hızla artırarak ABD ile birlikte İttifak içindeki sorumluluklarını genişlettiklerine dikkat çekilirken; Yapay Zekâ (YZ), insansız sistemler ve entegre hava savunması gibi ileri teknolojileri kapsayan 50 milyar doları aşkın yeni tedarik hamlesiyle NATO’nun caydırıcılık kapasitesinin modernize edildiği vurgulanmaktadır. Ukrayna’nın bağımsızlık mücadelesine 2026 yılı için sağlanan 70 milyar avroluk sürdürülebilir askerî destek ile Avrupa Birliği’nin (AB) uzun vadeli finansal yardımları güvence altına alınırken; hibrit tehditlere karşı uyum, İran’ın nükleer silah edinmesine yönelik net uyarı ve ev sahibi Türkiye’nin misafirperverliğine sunulan teşekkür, İttifak’ın bölgesel ile küresel güvenliğe yönelik 360 derecelik vizyonunu bütüncül bir şekilde gözler önüne sermektedir.[i]

Söz konusu bildiri, aynı zamanda Rusya’yı Euro-Atlantik bölgesine yönelik en büyük uzun vadeli tehdit olarak konumlandırarak İttifak’ın kolektif savunma ve caydırıcılık kararlılığını pekiştirmiş; ilan edilen askerî yardım ve tedarik hamleleri Batı’nın uzun soluklu bir stratejik rekabete hazırlandığını açıkça göstermiştir. Ev sahibi Türkiye’nin lojistik, enerji güvenliği ve bölgesel diplomasideki merkezi rolünü perçinleyen bu zirve; Güney Kafkasya ülkelerine (Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan) doğrudan yeni güvenlik garantileri getirmese de Karadeniz güvenliği, hibrit tehditlerle mücadele ve savunma sanayii işbirlikleri üzerinden bölgedeki güç dengelerini ve diplomatik denklemleri derinlemesine etkileyecek uzun vadeli bir çerçeve sunmuştur.[ii]

İttifak’ın caydırıcılık kapasitesindeki bu yapısal dönüşüm ve uzun vadeli stratejik hazırlık, bölgesel aktörlerin ikili ilişkilerine de doğrudan ivme kazandırmıştır. Bu bağlamda İngiltere ve Türkiye, Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi kapsamında siber güvenlik, terörle mücadele ve savunma sanayii alanlarındaki işbirliklerini derinleştirmeyi öngören kapsamlı bir savunma ve güvenlik ortaklığı anlaşmasına imza atmıştır. Bu belge, iki müttefikin Türkiye’nin 20 adet Eurofighter Typhoon savaş uçağı alımıyla ivme kazanan mevcut stratejik bağlarını daha da sağlamlaştıracaktır. ABD’nin Donald Trump yönetimi altında Avrupa’ya yönelik uzun vadeli güvenlik taahhütlerini gözden geçirdiği bir dönemde atılan bu kritik adım hem bölgesel güvenlikte artan rolü hem de ABD dış politikası üzerindeki nüfuzu nedeniyle Türkiye’nin İngiltere ve diğer Avrupalı müttefikler tarafından giderek daha vazgeçilmez bir stratejik güç olarak konumlandırıldığını göstermektedir.[iii]

Genişleyen bu güvenlik mimarisinin temel faydalanıcılarından ve aynı zamanda dinamolarından biri olan Ukrayna da zirvenin sunduğu fırsatları maksimize etme çabası içindedir. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, Ankara’daki NATO Zirvesi marjında düzenlenen Savunma Sanayii Forumu’nda yaptığı konuşmada, yüzde 90’ı aşan İnsansız Hava Aracı (İHA) engelleme başarısı ve Rusya’nın Omsk kentine kadar uzanan etkili uzun menzilli hava saldırılarını öne çıkararak ülkesinin NATO üyeliği talebini güçlü bir şekilde yinelemiştir. AB ve NATO müttefiklerinin yanı sıra Azerbaycan ve Körfez ülkelerine Ukrayna üretimi insansız hava araçlarının tedarikini içeren bir “İHA Anlaşması” önerisinde bulunan Zelenskiy, Rusya’nın mevcut durumdaki tek büyük avantajının balistik füzeler olduğunu vurgulamıştır. Müttefiklerden öncelikli olarak hava savunma füzeleri konusunda yardım isteyen Ukrayna lideri, bu desteğin sağlanması halinde ülkesinin savaşın geri kalan ihtiyaçlarını kendi savunma sanayisiyle karşılayabileceğini belirtmiştir.[iv] Ukrayna’nın, Batı yardımlarının pasif bir alıcısı olmaktan çıkarak, bilhassa insansız sistemler üzerinden Azerbaycan ve Körfez gibi aktörlere askerî teknoloji ihraç edebilecek bir konuma gelme arzusu, savaşın endüstriyel boyutunun küreselleştiğine işaret etmektedir.

Ukrayna’nın savunma sanayii odaklı bu açılımı ve NATO’nun sınır aşan vizyonu, İttifak’ın doğu kanadının kilit uzantısı olan Güney Kafkasya’da yeni bir jeopolitik denklem ve asimetrik bir kutuplaşma yaratmaktadır. Zirve hazırlıkları kapsamında, NATO Genel Sekreteri’nin Kafkasya ve Orta Asya Özel Temsilcisi Büyükelçi Kevin Hamilton, 25-26 Haziran 2026 tarihlerinde Azerbaycan’a gerçekleştirdiği ilk resmî ziyaretinde üst düzey devlet yetkilileri ve güvenlik uzmanlarıyla bir araya gelerek bölgesel istikrar, NATO-Azerbaycan ilişkilerinin gelişimi ve yaklaşan Ankara Zirvesi’nin hazırlıklarını masaya yatırmıştır. Görüşmelerde Hamilton; Azerbaycan’ın güvenilir bir ortak olarak NATO operasyonlarına, Avrupa’nın enerji güvenliğine ve Ukrayna’ya sunduğu katkıların yanı sıra Ermenistan ile devam eden barış sürecindeki yapıcı tutumunu takdirle karşıladığını belirtmiştir. Temaslar sonucunda, askerî birlikte çalışabilirlik ve hibrit tehditlerle mücadele gibi kritik alanları kapsayan mevcut güçlü işbirliğinin, üzerinde çalışılan Bireysel Odaklı Ortaklık Programı ile çok daha kurumsal ve derin bir boyuta taşınacağı vurgulanmıştır.[v]

Hamilton’ın bu ziyaretinde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hikmet Hacıyev ve Dışişleri Bakan Yardımcıları Araz Azimov ile Elnur Mammadov ile bir araya gelmesi, ikili ilişkilerin ve bölgesel güvenlik konularının üst düzey bir kurumsal çerçevede ele alındığını kanıtlamaktadır. Hamilton, Azerbaycan’ı İttifak için stratejik öneme sahip Güney Kafkasya’da güvenilir bir ortak olarak nitelendirirken; Bakü’nün İttifak’a, enerji arzına ve Ukrayna’ya sağladığı değerli katkıların altını bir kez daha çizmiştir. Ermenistan-Azerbaycan barış sürecinde sergilenen yapıcı yaklaşım takdir edilirken; pratik işbirliğinin, son aşamaya gelen Bireysel Ortaklık Programı ile bölgesel istikrar adına daha da güçleneceği beyan edilmiştir.[vi] Azerbaycan’ın, Rusya ve İran gibi bölgesel güçleri kışkırtmadan NATO ile bu denli ileri seviye bir Bireysel Ortaklık Programı yürütebilmesi, Bakü’nün çok boyutlu denge politikasının başarılı bir çıktısı olarak değerlendirilebilir.

Ancak Güney Kafkasya’da Euro-Atlantik entegrasyonu tek tip bir seyir izlememektedir; Azerbaycan’ın kurumsallaşan ve derinleşen ortaklığına karşın Gürcistan, diplomatik dışlanmışlık ve eksen kayması tartışmalarının tam merkezine yerleşmiştir. Gürcistan’ın Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’ne davet edilmemesi, ülkede dışlanmışlık ve uluslararası izolasyon tartışmalarının fitilini ateşlemiştir. İktidardaki Gürcü Rüyası Partisi (GRP) yetkilileri, Tiflis’in NATO nezdinde bir “üye devlet” statüsünden ziyade, temkinli ve rasyonel bir dış politikanın yansıması olan “stratejik ortak” konumunda bulunduğunu vurgulayarak izolasyon iddialarını reddetmiş; zirvedeki mevcut toplantı formatlarının geçmişteki katılım pratikleriyle örtüşmediğini savunmuştur.

Bu diplomatik argümantasyonla eş zamanlı olarak, Gürcistan Dışişleri Bakanı’nın Ankara’da NATO’nun resmi karar alma süreçlerinden bağımsız bir şekilde, Münih Güvenlik Konferansı kapsamındaki ayrı bir yan etkinliğe iştirak edeceği duyurulmuştur. Buna karşın muhalefet ve siyasî analistler; Katar, BAE ve Ukrayna gibi ülkeler masadayken eski stratejik ortak Gürcistan’ın programda yer almamasını, Tiflis’in Batı’nın güvenini tamamen kaybetmesi olarak yorumlamaktadır. Uzmanlar, ülkenin Rusya’ya bilgi sızdırabilecek “güvenilmez ve toksik” bir devlet olarak algılandığını vurgularken, Cumhurbaşkanı Mihail Kavelaşvili’nin aynı dönemde Tahran’a giderek Ayetullah Ali Hamaney’in cenazesine katılması Gürcistan’ın denge ve bölgesel tutumunun Doğu-Batı veya herhangi uluslararası güvenlik aktörlerini gözetmeksizin devam ettirdiği tutumunu daha da belirginleştirmiştir.[vii] Gürcistan Diplomatlar Derneği de bu tabloya sert tepki göstererek durumu ülkenin kendi kendini izole etme sürecinde atılan yeni bir adım olarak nitelendirmiştir. Zirve kapsamındaki hiçbir resmi toplantıda Gürcü bir temsilcinin bulunmadığını ve Gürcistan konusunun resmi gündeme dâhil edilmediğini belirten Dernek; Dışişleri Bakanı Maka Botçorişvili’nin Ankara’da bir düşünce kuruluşu tarafından düzenlenen “Ankara’daki Müttefikler” adlı yan etkinliğe katılmasının, Gürcistan’ın zirvedeki resmi siyasî süreçlerin ve karar alma formatlarının tamamen dışında kaldığı gerçeğini değiştirmediğini vurgulamıştır.[viii]

Mevcut bölgesel dinamikler ve NATO Ankara Zirvesi’nin yarattığı jeopolitik iklim ışığında, Güney Kafkasya’daki asimetrik güç dağılımı ve kutuplaşma eğilimlerine karşın, önümüzdeki süreçte bölgesel ve küresel aktörlerin stratejik manevralarıyla mevcut jeopolitik dengenin sürdürüleceği ve statükonun muhafaza edileceği yüksek bir olasılık olarak öngörülmektedir. Bir diğer yandan Bakü yönetiminin enerji arz güvenliği ile Orta Koridor projesindeki kilit rolünü pragmatik bir diplomatik kaldıraç olarak kullanmaya devam etmesi ve çok boyutlu denge politikasını tahkim ederek NATO ile kurumsal bağlarını ulusal çıkarlar ile bölgesel aktörleri gözeterek devam edeceği beklenmektedir. Buna mukabil, Batı’nın normatif çerçevesinden kademeli olarak uzaklaşarak bölgesel hegemonların yörüngesine yaklaşan Gürcistan’ın, stratejik bir transit merkez olma statüsünü araçsallaştırarak salt çıkara dayalı ilişkilere yönelmesi; bu eksen kaymasının ise Batı’nın Kafkasya’daki nüfuz ve etki kapasitesini ciddi ölçüde daraltacağı değerlendirilmektedir.

Gürcistan’ın ulusal çıkarlarını önceleyen ve bölgesel dinamikleri merkeze alan bu pragmatik yaklaşımı ile Rusya’nın Kafkasya jeopolitiğindeki mevcut statükoyu muhafaza etmeye yönelik refleksleri hesaba katıldığında; Euro-Atlantik mimarisine entegre olmaya çabalayan Ermenistan’ın derin jeoekonomik ve lojistik darboğazlarla yüzleşmesi kaçınılmaz görünmekte olup, Erivan yönetiminin Batı’dan taleplerinin konvansiyonel güvenlik garantilerinden ziyade ekonomik direncini artırmaya ve sivil gözlem misyonlarının kapasitesini genişletmeye odaklanacağı tahmin edilmektedir. Tüm bu karmaşık jeopolitik fay hatlarının merkezinde yer alan Türkiye’nin ise Ankara Zirvesi’nde perçinlediği otonom ve diplomatik ağırlık merkezi konumunu proaktif bir şekilde kullanarak, bir yandan NATO’nun Karadeniz-Kafkasya hattındaki caydırıcılık stratejileri için vazgeçilmez bir çıpa olmaya devam etmeye çalışması, diğer yandan bölge dışı aktörlerin müdahalelerine karşı Rusya ve İran ile yürüttüğü rekabetçi işbirliği zeminini koruyarak olası çatışma risklerini minimize eden yegâne dengeleyici aktör rolünü üstlenmesi kıymetlendirilmektedir.


[i] “The Ankara Summit Declaration”, NATO, https://www.nato.int/en/about-us/official-texts-and-resources/official-texts/2026/07/08/the-ankara-summit-declaration, (Erişim Tarihi: 21.07.2026).

[ii] “Ankara Summit Declaration Signals Stronger NATO Posture with Implications for Caucasus and European Security”, Financial, https://finchannel.com/ankara-summit-declaration-signals-stronger-nato-posture-with-implications-for-caucasus-and-european-security/132446/opinion/2026/07/, (Erişim Tarihi: 21.07.2026).

[iii] “UK, Türkiye Set to Sign Defense and Security Partnership at NATO Summit”, The Caspian Post, https://caspianpost.com/regions/uk-turkiye-set-to-sign-defense-and-security-partnership-at-nato-summit, (Erişim Tarihi: 21.07.2026).

[iv] “Zelenskyy calls for Ukraine’s NATO membership in Ankara”, ArmenPress, https://armenpress.am/en/article/1254966, (Erişim Tarihi: 21.07.2026).

[v] “NATO Special Representative for the Caucasus and Central Asia visits Azerbaijan”, NATO, https://www.nato.int/en/news-and-events/articles/news/2026/06/26/nato-special-representative-for-the-caucasus-and-central-asia-visits-azerbaijan, (Erişim Tarihi: 21.07.2026).

[vi] “NATO envoy says Azerbaijan reliable partner in South Caucasus”, Caliber, https://caliber.az/en/post/nato-envoy-says-azerbaijan-is-reliable-nato-partner-in-south-caucasus, (Erişim Tarihi: 21.07.2026).

[vii] Peter Barabas, “Georgia left off NATO summit partner list as critics decry isolation”, Euronews, https://www.euronews.com/2026/07/10/georgia-left-off-nato-summit-partner-list-as-critics-decry-isolation, (Erişim Tarihi: 21.07.2026).

[viii] “Diplomats: NATO Summit in Ankara — Another Step into Self-Isolation for Georgia”, SOVA, https://sovanews.tv/en/2026/07/07/diplomats-nato-summit-in-ankara-another-step-into-self-isolation-for-georgia/, (Erişim Tarihi: 21.07.2026).

Ergün MAMEDOV
Ergün MAMEDOV
Ergün Mamedov, 2020 yıllında Kütahya Dumlupınar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olmuştur. Aynı yıl Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Uluslararası İlişkiler tezli yüksek lisans bölümüne kabul almış ve 2022 yılında tezini başarıyla savunarak mezun olmuştur. Eğitimine hâlihazırda 2022 yılında başladığı Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Uluslararası İlişkiler ana bilim dalında doktora öğrencisi olarak devam etmektedir. Gürcistan vatandaşı olan Ergün Mamedov, ileri düzeyde Gürcüce, orta düzeyde İngilizce ve başlangıç düzeyinde Rusça bilmektedir. Başlıca ilgi alanları, Güney Kafkasya ve Türk Dünyası coğrafyaları merkezli güncel diplomasi gündemi ve siyasî tarihtir.

Benzer İçerikler