29 Eylül 2026 tarihinde Avrupa Birliği Adalet Divanı Başkan Yardımcısı, Polonya’nın AB-Mercosur Geçici Ticaret Anlaşması’nın geçici olarak uygulanmasına izin veren AB Konseyi kararının yürütmesinin durdurulması talebini reddetmiştir. Polonya’nın, kararın uygulanmasının ciddi ve telafisi mümkün olmayan bir zarara yol açabileceğini yeterince ortaya koyamadığı belirtilmiştir. Konsey kararının iptaline ilişkin esas dava ise devam etmekte olup bu konuda nihai hüküm daha sonraki bir tarihte verilecektir.[i] Karar, anlaşmanın geçici olarak uygulanmasının sürmesine imkân tanırken Polonya’nın itirazı, anlaşma konusunda AB içinde tam bir uzlaşı bulunmadığını ortaya koymaktadır.
Polonya’nın anlaşmaya yönelik itirazları, hukuki ve tarımsal kaygılara dayanmaktadır. Polonya, Konsey kararının AB Antlaşmalarını ihlal ettiğini, yetkilerin kötüye kullanıldığını ve dürüst işbirliği ilkesine uyulmadığını ileri sürmektedir. Tarım sektörü açısından ise daha ucuz ürünlerin AB pazarına girmesinin çiftçilerin gelirlerini düşürebileceğini, tarım piyasalarının işleyişini bozabileceğini ve haksız rekabet yaratarak çiftçilerin ekonomik ve sosyal durumunu olumsuz etkileyebileceğini savunmaktadır. Ayrıca, AB ve Mercosur ülkelerinde eşdeğer üretim standartlarına uyulmasını zorunlu kılan “ayna hükümlerinin” bulunmamasının, AB’de insan ve hayvan sağlığı ile çevre açısından risk oluşturabileceğini belirtmektedir.[ii]
Polonya’nın itirazları, serbest ticaret anlaşmalarının sosyal boyutuna dikkat çekmektedir. Bu tür anlaşmaların sağlayabileceği genel ekonomik kazanımlar, tüm sektörlerin ve toplumsal kesimlerin aynı ölçüde fayda sağlayacağı anlamına gelmemektedir. Bazı kesimler yeni ticari fırsatlardan yararlanırken diğerleri artan rekabet nedeniyle ekonomik kayıplarla karşılaşabilmektedir. Bu açıdan Polonya’nın girişimi, öne sürdüğü risklerin gerçekleşeceğini kesin olarak göstermese de anlaşmanın çiftçilerin geçim kaynakları üzerindeki olası etkilerinin de değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Anlaşmanın sosyal etkilerine ilişkin bu tartışmaların yanı sıra AB ve Mercosur arasındaki ekonomik ve stratejik ilişkiler açısından taşıdığı önem de değerlendirilmelidir. Nitekim 17 Ocak 2026 tarihinde Paraguay’ın başkenti Asunción’da düzenlenen AB-Mercosur anlaşmalarının imza töreninde Avrupa Birliği Konseyi Başkanı António Costa, iki bölge arasındaki ekonomik ve siyasi bağları güçlendirme ve dünyanın en büyük serbest ticaret alanını oluşturma hedeflerini vurgulamıştır. Costa, anlaşmayı dışa açıklığa ve işbirliğine bağlılığın bir göstergesi olarak sunarken ticaretin jeopolitik bir silah olarak kullanılmasına karşı bir yaklaşımı yansıttığını belirtmiştir.[iii]
Mercosur açısından anlaşma, dünya ekonomisinin yaklaşık %15’ini oluşturan ve dünyanın üçüncü büyük ekonomisi olan AB pazarına tercihli koşullarla erişim sağlamaktadır. Mercosur’un AB’ye ihracatının %92’sine yönelik gümrük vergilerinin kaldırılmasıyla Avrupa pazarına erişimin genişlemesi ve bölgedeki işletmelerin rekabet gücünün artması beklenmektedir.[iv]
Tarafların beklentileri ve açıklamaları, ilişkilerini daha kurumsal bir zemine taşıma ve daha kapsamlı bir işbirliği çerçevesi oluşturma iradesini yansıtmaktadır. Karşılıklı fayda beklentisiyle şekillenen bu yaklaşım, daha kapsayıcı ve dengeli bir ortaklık arayışına da işaret etmektedir. Bu ortaklık aynı zamanda, AB’nin Mercosur ülkeleriyle bağlarını güçlendirerek Güney Amerika ile ilişkilerinin gelişmesine de katkı sağlayabilir.
Ancak bir anlaşmanın uluslararası alanda taşıdığı stratejik önem, üye devletlerin iç siyasetinde de tam destek bulacağı anlamına gelmemektedir. Bu açıdan bakıldığında Polonya’nın itirazları, üye devletlerinin iç siyasi öncelikleri ile AB’nin ortak dış politika hedefleri arasında ortaya çıkabilecek çelişkileri göstermektedir. Bununla birlikte bu itirazların anlaşmanın uygulanmasını durdurabilmesi, hukuki açıdan gerekli koşulların karşılanmasına bağlı olmaktadır. Nitekim Avrupa Birliği Adalet Divanı Başkan Yardımcısı, Polonya’nın ciddi ve telafisi mümkün olmayan bir zararın ortaya çıkma olasılığını ve yakınlığını somut kanıtlarla ortaya koyamadığı ve anlaşmanın geçici olarak uygulanmasının AB tarım piyasasının işleyişini bozacağını yeterli bir olasılık düzeyinde gösteremediği gerekçesiyle yürütmenin durdurulması talebini reddetmiştir. [v]
Tüm bu gelişmeler, AB’nin ortak bir hedef doğrultusunda hareket etmesine rağmen üye devletlerinin farklı iç siyasi önceliklerini koruduğunu ve bu farklılıkların birliğin dış politikasında tam uzlaşıya ulaşmayı zorlaştırdığını göstermektedir. Bununla birlikte anlaşmanın geçici olarak uygulanmasının devam etmesi, AB’nin görüş farklılıklarına rağmen hareket edebilme kapasitesini yansıtmaktadır. Ancak Polonya’nın gündeme getirdiği daha kapsamlı hukuki meseleler, esas davada değerlendirilmeyi beklemektedir. Anlaşmanın uygulanmaya devam etmesi de tüm sektörlerin fayda sağlayacağı anlamına gelmemektedir.
Anlaşmanın 17 Ocak 2026 tarihinde imzalanmasına ve Polonya’nın uygulamayı durdurma talebinin daha sonra reddedilmesine rağmen, imzaya giden yol çeşitli güçlüklerle şekillenmiştir. 2000 yılında başlamış olan müzakereler, tarım ürünleri, hizmetler ve kamu alımları pazarlarının serbestleştirilmesine ilişkin önemli görüş ayrılıkları nedeniyle 2004 yılında askıya alınmış; 2010 yılında yeniden başlamış, ancak 2012 yılında tekrar duraksamıştır. Tarım, süreç boyunca başlıca tartışma alanlarından birini oluşturmayı sürdürmüştür.[vi] Polonya’nın güncel itirazları da bu alandaki görüş ayrılıkların devam ettiğine işaret etmektedir.
Uygulamanın hukuken devam edebilmesi önemli bir aşama olsa da siyasi güvenin kazanılması ve korunması, uygulama sürecinin güvenilirliğine bağlı olacaktır. Bu güvenin güçlenmesi için uzun müzakereler sonucunda oluşturulan koruma mekanizmalarının etkili biçimde işlemesi ve ticari kazanımların dengeli biçimde dağılması gerekebilir.
Bu çerçevede, anlaşmanın başarısının ve etkilerinin değerlendirilmesinde, uygulama sürecini farklı sektörler açısından izleyen mekanizmalar yararlı olabilir. Uygulamanın başlamasından itibaren ithalattaki değişimlerin, üreticiler üzerindeki etkilerin ve anlaşmada öngörülen standartlara uyumun takip edilmesi, koruma mekanizmaların etkinliğinin değerlendirilmesinde önemli rol oynayabilir. Uygulamanın somut faydalar üretmesi ve devam eden kaygıların giderilmesine katkı sağlaması hâlinde, Polonya’nın itirazlarında da görülen görüş ayrılıklarının yönetilmesi kolaylaşabilir. Aksi durumda ise üye devletler arasında uzlaşıya ulaşmak zorlaşabilir ve anlaşmaya yönelik siyasi itirazlar devam edebilir.
[i] Court of Justice of the European Union, “The Vice-President of the Court of Justice dismisses Poland’s application to suspend the operation of the Council’s decision authorising the provisional application of the EU-Mercosur Interim Trade Agreement”, Info.Curia, https://infocuria.curia.europa.eu/tabs/tout?publishedId=C-460%2F26+R&searchTerm=C%252D460%252F26%2520R, (Erişim Tarihi: 01.10.2026).
[ii] Aynı yer.
[iii] “Speech by President António Costa at the signing ceremony for the EU-Mercosur agreements”, Council of the European Union, https://www.consilium.europa.eu/en/press/press-releases/2026/01/17/speech-by-president-antonio-costa-at-the-signing-ceremony-of-the-eu-mercosur-agreements/, (Erişim Tarihi: 01.10.2026).
[iv] “Comunicado Conjunto sobre la firma del Acuerdo de Asociación entre el MERCOSUR y la Unión Europea”, Mercosur, https://www.mercosur.int/comunicado-conjunto-sobre-la-firma-del-acuerdo-de-asociacion-entre-el-mercosur-y-la-union-europea, (Erişim Tarihi: 01.10.2026).
[v] Court of Justice of the European Union, “The Vice-President of the Court of Justice dismisses Poland’s application..”, a.g.m.
[vi] “The trade pillar of the EU-Mercosur Partnership Agreement”, European Parliament, https://www.europarl.europa.eu/legislative-train/theme-a-global-europe-leveraging-our-power-and-partnerships/file-eu-mercosur-association-agreement?sid=1101, (Erişim Tarihi: 02.10.2026).
