5 Temmuz 2026 tarihinde Rusya’nın Ukrayna’daki SOCAR’a ait bir akaryakıt istasyonuna saldırısından bir gün sonra Azerbaycan’daki Rus Büyükelçisi Mihail Yevdokimov, bakanlığa çağırılarak kendisine resmî protesto notası verilmiştir. Ayrıca Kiev’deki Azerbaycan Büyükelçiliği ile Harkiv’deki Konsolosluk binaları da çeşitli hava saldırılarına uğramıştır. Tekrarlanan uyarılara rağmen benzer saldırıların devam etmesi, Azerbaycan’ın söz konusu saldırıları kasıtlı olarak değerlendirmesine sebep olmuştur.[i]
Azerbaycan-Rusya ilişkileri bu olaylardan önce de gergin ve daha çok pragmatik ortaklık düzeyinde seyretmiştir. Bakü, Moskova’ya yönelik Batı yaptırımlarına katılmamış, ancak aynı zamanda Ukrayna’ya insani yardım sağlayarak Kiev yönetimiyle dayanışma göstermiştir. 2024 yılının Aralık ayında ise Rus hava savunma sistemlerinin Azerbaycan’ın sivil yolcu uçağını vurmasıyla iki ülke arasındaki güven ve diplomatik ilişkileri büyük ölçüde kırılmıştır. Olayın ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in gecikmeli özrü, ikili siyasi ilişkilerin daha da çok zedelenmesine sebep olmuştur.[ii]
Azerbaycan ve Rusya arasında son dönemde artan gerilimler, Rusya’yla yakın ekonomik ve güvenlik ilişkileri bulunan Orta Asya ülkeleri tarafından yakından takip edilmektedir. Zira geleneksel olarak Rusya’nın yakın çevresi ve nüfuz alanı olarak görülen Orta Asya devletleri, son yıllarda daha özerk ve çok vektörlü dış politika geliştirmektedirler. Ukrayna’da devam eden savaş nedeniyle Rusya’nın Orta Asya’daki askerî ve siyasi varlığı belirgin seviyede azalmasına rağmen bölgedeki nüfuzu halen devam etmektedir. Nitekim bölge devletleri ekonomik ve enerji alanında büyük ölçüde Rusya’yla entegre durumdadırlar. Dolayısıyla Rusya’da yaşanan sıkıntılar doğrudan Orta Asya ülkelerinin de enerji güvenliğini ve ekonomik istikrarını etkilemektedir. Bunun en güncel örneği, Ukrayna’nın son haftalarda Rusya’nın petrol tesislerine yönelik artan saldırıları[iii] nedeniyle bundan en başta Kırgızistan olmak üzere bölge devletlerinin ciddi seviyede etkilenmesidir.
Bu doğrultuda Azerbaycan-Rusya gerilimi, Orta Asya ülkelerinin son yıllarda izledikleri çok vektörlü dış politikanın önemini daha da arttırabilmektedir. Zira ekonomik ve güvenlik alanlarında Rusya’yla entegre ilişkiler, bölge devletlerinin hareket alanını sınırlandırmaktadır. Dolayısıyla bu aktörler, Azerbaycan-Rusya arasındaki gerilime benzer bir kriz ortaya çıktığında temkinli hareket etmektedirler. Nitekim başta Kazakistan ve Özbekistan olmak üzere bölge devletleri, dış politikadaki ortaklarını çeşitlendirmek amacıyla Rusya dışında Çin, Türkiye ve Batılı aktörlerle dengeli ilişkiler kurmaya çalışmaktadırlar. Ancak Rusya’nın bölgedeki etkisi halen devam etmekte ve Azerbaycan’ın Moskova karşısındaki tutumu, bölge ülkeleri açısından da dikkatle takip edilen bir örnek olarak değerlendirilmektedir.
6 Temmuz 2026 tarihinde Şuşa’da gerçekleştirilen “Kültürel ve Etnik Çeşitlilik: Tarihin Dersleri ve Güncel Zorluklar” adlı uluslararası konferansta Azerbaycan, Rusya’ya Çerkes soykırımını ve diğer halklara karşı işlenen tarihî suçları tanıması yönünde çağrıda bulunmuştur.[iv] Bu doğrultuda Azerbaycan’ın Rusya’ya karşı sert tutumu daha net görülebilmektedir.
Buna karşın, Orta Asya devletlerinin bu konferansa katılmamış olmaları da yalnızca bir tesadüf olmamaktadır. Zira bölge devletleri her ne kadar da kendilerini Rusya’dan uzaklaştırıp daha özerk bir hareket alanı elde etmeye çalışmakta olsalar da Rusya’nın tartışmalı tarihsel mirasını ele alan bu ölçekteki bir konferansa katılma riskini göze alamamaktadırlar. Söz konusu konferansa katılım Moskova açısından Rusya karşıtı bir girişimle aleni şekilde özdeşleşmek olarak algılanma riski taşımaktadır. Bu çerçevede, Orta Asya devletlerinin konferansa katılmamış olmaları, onların siyasi temkininin bir göstergesi olarak değerlendirilebilmektedir.
Azerbaycan’ın Rusya’ya karşı sert bir tutum sergileyebilmesini sağlayan koşullar, Orta Asya devletleri için büyük ölçüde geçerli değildir. Zira Rusya’nın Azerbaycan’daki geleneksel nüfuzu, Orta Asya’daki seviyesiyle aynı değildir. Özellikle de 2023 Karabağ Zaferi ve Rusya’nın Ukrayna’da uzun süredir devam eden savaşı, Rusya’nın Güney Kafkasya’da olan etkisinin azalmasına katkıda bulunmuştur. Ancak Orta Asya üzerindeki etkisi büyük ölçüde değişmeden kalmaktadır. Bunun en temel sebeplerinden biri Rusya’nın halen bölgenin en büyük güvenlik sağlayıcısı olmasıdır. Ayrıca göç ve iş gücü açısından da Orta Asya devletleri için Rusya en başlıca destinasyonlardan biri olmaya devam etmektedir. Bununla birlikte, göçmen işçilerin ülkelerine gönderdikleri milyarlarca dolarlık para havaleleri Orta Asya ekonomilerine önemli bir katkı sağlamaktadır. Tacikistan’ın ekonomisinin neredeyse yarısı bu havalelere bağımlı durumdadır. Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ardından Orta Asya göçmen işçileri alternatif iş piyasaları arayışına girmiş olsa da Rusya’nın bölgenin göç dinamikleri üzerindeki etkisi hâlen büyüktür.[v]
Azerbaycan ise Türkiye’yle geliştirdiği stratejik ortaklık sayesinde aynı seviyede Rusya’ya bağımlı olmamaktadır. Ayrıca Azerbaycan’ın son yıllarda alternatif enerji tedarikçisi ve Orta Koridor’un kilit aktörlerinden biri olarak Avrupa için stratejik önem kazanması da Azerbaycan için daha geniş bir hareket alanı sunmaktadır. Orta Asya ülkeleri ise aynı şekilde ortaklık çeşitlendirme ve bağımsız dış politika ilkeleri çerçevesinde hareket etmelerine rağmen açık çatışma yerine sessiz bir çeşitlendirme stratejisi izlemektedirler.
Bu bağlamda, her ne kadar Azerbaycan-Rusya gerilimi Orta Asya devletlerinin çok vektörlü dış politika anlayışını güçlendirse de bölge devletlerinin kısa vadede Azerbaycan’ın Moskova’ya karşı sert tutumunu benimsemeleri beklenmemektedir. Azerbaycan’ın tutumu Orta Asya ülkeleri açısından dikkatle takip edilen bir örnek oluşturmakta ve ortaklarını çeşitlendirmeye teşvik etmekte olsa bile ekonomik, güvenlik ve siyasi bağımlılıkları nedeniyle bu sürecin oldukça uzun ve zorlu olması öngörülmektedir. Zira bölge devletleri Azerbaycan’ın sahip olduğu siyasi, ekonomik ve jeopolitik koşullara sahip değillerdir. Dolayısıyla, mevcut koşullar altında Orta Asya devletlerinin Moskova ile ilişkilerinde daha temkinli ve pragmatik bir yaklaşım sergilemeye devam edecekleri öngörülebilmektedir.
[i] Ministry of Foreign Affairs of the Republic of Azerbaijan, “Press release on the summoning of the Russian Federation to the Republic of Azerbaijan to the Ministry of Foreign Affairs”, https://www.mfa.gov.az/en/news/no30126, (Erişim Tarihi: 09.07.2026).
[ii] Nate Ostiller, “Putin admits fault for deadly plane crash to Aliyev in awkward press conference”, OC Media, https://oc-media.org/putin-admits-fault-for-deadly-plane-crash-to-aliyev-in-awkward-press-conference/, (Erişim Tarihi: 10.07.2026).
[iii] “Almost every Russian region hit by fuel crisis, as Ukraine escalates drone attacks”, CNN World, https://edition.cnn.com/2026/07/06/europe/russia-fuel-crisis-ukraine-drone-attacks-intl-vis, (Erişim Tarihi: 10.07.2026).
[iv] “Russia faces criticism over ethnic discrimination at state-backed conference in Azerbaijan”, JAMnews, https://jam-news.net/criticism-of-russia-at-azerbaijani-conference/, (Erişim Tarihi: 10.07.2026).
[v] Nodira Kholmatova ve Nodira Abdulloeva, “Central Asian Migrants Look Beyond Russia, Yet New Destinations Carry Challenges Too”, Migration Policy Institute, https://www.migrationpolicy.org/article/central-asian-migrants-new-destinations, (Erişim Tarihi: 10.07.2026).
