Bağdat Uluslararası Havalimanı’nın batısındaki Diplomatik Destek Merkezi, 24 Eylül 2026 tarihinde imzalanan anlaşmayla Irak yönetimine devredilmiştir. Yıl içinde roket ve insansız hava aracı saldırılarına uğrayan bu yer için Irak Dışişleri Bakan Yardımcısı Muhammed Hüseyin Bahr el-Ulum ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Maslahatgüzarı Steven Fagin’in imzaladığı metin, 30 Eylül’de tamamlanması planlanan koalisyon çekilmesinin son adımlarından biridir.[i] Devir işlemi, güvenliğin kimin eliyle ve hangi yetkiyle sağlanacağına dair daha geniş bir tartışmayı beraberinde getirmektedir.
Havalimanındaki tesisin anahtarı Iraklı görevlilere geçtiğinde bir askerî yerleşkenin mülkiyeti el değiştirmektedir, ancak güvenlik ilişkisinin tamamı sona ermemektedir. Bağdat ile Washington’ın 2024 yılında açıkladığı yol haritası, koalisyonun Irak’taki askerî görevini bitirirken işbirliğini ikili güvenlik ortaklıklarına taşımayı öngörmüştür.[ii] Dolayısıyla 1 Ekim sabahı ortaya çıkacak düzen, dış desteğin ortadan kalktığı bir dönemden ziyade komuta biçiminin, hukukî zeminin ve sorumluluk dağılımının değiştiği bir aşamadır.
Çok taraflı koalisyon Irak’a ortak bir komuta düzeni, istihbarat paylaşımı, eğitim ve hava desteği sağlamaktaydı. İkili modelde ise bu hizmetler tek bir yapı altında toplanmayacak, her ülkeyle yapılacak anlaşmanın kapsamına göre ayrışacaktır. Bağdat böylece hangi alanda ve hangi ortakla çalışacağını daha fazla belirleyebilir. Buna karşılık farklı eğitim sistemlerinin, silah tedarikçilerinin ve istihbarat kanallarının birbirine bağlanması Irak kurumlarının omzuna daha ağır bir eşgüdüm yükü bırakabilir.
Bu değişim Irak açısından egemenliğin görünür bir kazanımıdır. Yabancı askerî varlık, uzun yıllar boyunca iç siyasette hükümetleri sıkıştıran ve silahlı grupların söylemini besleyen başlıklardan biri olmuştur. Üstelik Amerikan tesislerine yönelik her saldırı, Bağdat’ın kendi toprakları üzerindeki denetimini tartışmaya açmış ve ülkeyi bölgesel hesaplaşmaların sahasına çekmiştir. Merkezin devralınması bu gerilimi azaltabilir, ancak bunun kalıcı bir sonuca dönüşmesi devletin devraldığı alanı koruyabilmesine ve bütün silahlı aktörler üzerinde geçerli bir emir zinciri kurabilmesine bağlıdır.
Koalisyon çekilirken kuzeyde kalan yüzlerce Amerikan askerinin büyük bölümünün Ürdün ve bölgedeki başka noktalara kaydırılması, Erbil’deki hava savunma sistemlerinin de Irak’tan çıkarılması beklenmektedir. Bağdat yönetimi bu açığı gidermek amacıyla Güney Kore, Türkiye ve ABD’den yeni sistemler temin etmeye yaklaşmıştır.[iii] Satın alma kararı önemli olmakla birlikte radarların, önleme araçlarının ve komuta merkezlerinin ortak çalışması zaman istemektedir. Özellikle Erbil çevresindeki enerji tesisleri ve havaalanları bakımından birkaç aylık geçiş dönemi ciddi bir hassasiyet doğurabilir.
Silahlı grupların geleceği daha karmaşık bir alan oluşturmaktadır. Koalisyonun ülkeden ayrılması, yabancı güçlere karşı silah taşıma gerekçesini zayıflatmaktadır. Buna rağmen bu yapıların varlığı tek bir gerekçeye dayanmamaktadır. Bazıları resmî güvenlik kurumlarına bağlı birimlerle iç içe geçmiş, bazıları parlamentoda siyasi karşılık bulmuş, bazıları da sınır ticaretinden yerel ekonomiye uzanan ilişkiler kurmuştur. Bu nedenle yabancı askerin çıkışı söylemsel zemini değiştirebilir, lakin yıllar içinde oluşan insan, para ve nüfuz ağlarını kendiliğinden dağıtmaz.
Hükümet, silahın devletin elinde toplanması için 30 Eylül tarihini öne çıkarmış olsa da güçlü grupların önemli bir kısmı silah bırakmaya yanaşmamıştır. Bazı örgütlerin 2025 yılında gerilimi düşürmek amacıyla bu seçeneği değerlendirdiği, buna karşın süreçte bağlayıcı bir sonucun oluşmadığı bildirilmektedir.[iv] Bağdat’ın ani bir tasfiye yerine kademeli entegrasyona yönelmesi çatışma riskini azaltabilir, ancak belirsizlik uzadıkça devlet dışı güç merkezleri konumlarını koruyabilir.
Buradaki güçlük, Halk Seferberlik Güçleri içinde devlet bütçesinden maaş alan birliklerle bağımsız karar verebilen silahlı çevreler arasındaki sınırın her zaman açık olmamasıdır. Hukukî statü ile fiilî itaat birbirinden ayrıldığında, bir grubun resmî yapıya katılması silah üzerindeki siyasi denetimi tek başına garanti etmez. Bağdat’ın başarısı personel sayısından çok atama, harekât emri, bütçe ve ağır silahların tek merkezden yönetilmesiyle ölçülecektir. Aksi durumda, kurumsal birleşme kâğıt üzerinde ilerlerken sahadaki parçalanma devam edebilir.
Terörle mücadele de ikili güvenliğin gerçek sınavlarından biri olacaktır. Irak güçleri şehirleri ve ana ulaşım hatlarını koruma konusunda geçmişe kıyasla daha yüksek kapasiteye sahiptir. Bununla beraber Suriye sınırındaki hareketlilik, kırsal alanlarda saklanan hücreler ve çöl bölgelerinin genişliği kesintisiz istihbarat gerektirmektedir. Koalisyonun ortak bilgi havuzu küçüldüğünde Irak’ın hava gözetimi, sınır takibi ve hedef doğrulama işlerini kendi kurumları arasında daha hızlı yürütmesi gerekecektir. İkili ortaklıklar bu ihtiyacı karşılayabilse de veri paylaşımının şartları önceden açık biçimde belirlenmediğinde yeni bağımlılıklar doğabilir.
Güvenlik ilişkisinin ekonomik tarafı da önem taşımaktadır. Havalimanındaki merkezin korunması geçmişte diplomatik personelin, yük hareketlerinin ve Amerikan kurumlarının sürekliliği açısından belirleyiciydi. Irak yönetimi tesisi devraldıktan sonra yabancı temsilciliklere ve yatırımcılara güvenli ulaşım sağlayabildiğini göstermek isteyecektir. Enerji, finans ve altyapı alanlarında kurulması planlanan ortaklıklar, şirketlerin personel ve tesis güvenliğine dair kaygıları azaltılabildiği ölçüde ilerleyebilir. Böylece güvenliğin yerlileşmesi ile ekonomik açılım birbirini doğrudan etkileyen iki sürece dönüşmektedir.
Bağdat’ın önündeki hareket alanı, Washington’la ilişkileri kesmekle eski düzeni başka bir ad altında sürdürmek arasında sıkışmamaktadır. Irak farklı ülkelerden eğitim, hava savunması ve teknik destek alırken görev tanımlarını kendi ihtiyaçlarına göre sınırlayabilir. Anlaşmaların süresi, yabancı personelin yetkisi, üs kullanımı ve denetim usulleri kamuoyunun ve parlamentonun erişebileceği biçimde açıklanabilir. Federal yönetim ile Kürdistan Bölgesel Yönetimi arasında ortak hava resmi ve istihbarat akışı kurulması da çekilmenin kuzeyde ayrı, Bağdat’ta ayrı bir güvenlik düzeni üretmesini engelleyebilir.
Bağdat Havalimanı’ndaki devir, Irak’ın uzun dış müdahale döneminden çıkışında güçlü bir sembol taşımaktadır. Yine de egemenlik, bir teslim tutanağıyla tamamlanan bir işlem olarak görülemez. Devletin hava sahasını koruması, silahlı gruplar üzerinde gerçek komuta kurması, terör tehdidini izleyebilmesi ve yabancı ortaklarla yaptığı anlaşmaları denetleyebilmesi belirleyici olacaktır. Bu şartlar oluştuğunda ikili güvenlik ilişkileri Irak’a daha geniş bir hareket alanı sağlayabilir. Aksi hâlde koalisyonun ortak sorumluluğu dağılırken güvenlik yükü birbirinden kopuk kurumlar ve ertelenen siyasi kararlar arasında kalabilir.
[i] “US signs deal to hand over diplomatic hub at Baghdad airport to Iraqi government”, The National, https://www.thenationalnews.com/news/mena/2026/09/25/us-signs-deal-to-hand-over-diplomatic-hub-at-baghdad-airport-to-iraqi-government/, (Erişim Tarihi: 28 Eylül 2026).
[ii] “Joint Statement Announcing the Timeline for the End of the Military Mission of the Global Coalition to Defeat ISIS in Iraq”, U.S. Department of State, https://2021-2025.state.gov/joint-statement-announcing-the-timeline-for-the-end-of-the-military-mission-of-the-global-coalition-to-defeat-isis-in-iraq/, (Erişim Tarihi: 28 Eylül 2026).
[iii] “As the last US troops pack up in Iraq, militias signal their weapons will stay”, Associated Press, https://apnews.com/article/e13bf0d6b0389e76d74e8fda9577e734, (Erişim Tarihi: 28 Eylül 2026).
[iv] “Why is US ally Iraq unable to disarm Iran’s militia allies?”, Reuters, https://www.reuters.com/world/middle-east/why-is-us-ally-iraq-unable-disarm-irans-militia-allies-2026-09-09/, (Erişim Tarihi: 28 Eylül 2026).
