Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 9 Temmuz 2026 tarihinde Pekin’de düzenlenen bir toplantıda, ülkenin en üst düzey bilim ve teknoloji ödülünü takdim etmiş ve önemli bir konuşma yapmıştır. Toplantıda Çin’in lityum pil sektörünün kurucusu Chen Liquan ve radar teknolojisi uzmanı Ben De’ye “Bilim ve Teknoloji Ödülü” takdim edilmiştir.[i] Şi’nin ödülleri takdim etmesi, Çin’in teknolojik kapasitesini küresel ölçekte öne çıkaran, yenilikçi ve modern duruşunu sergilediği stratejik bir mesaj vermektedir. Özellikle lityum batarya ve radar teknolojileri gibi alanlarda yapılan çalışmalar, enerji dönüşümü, teknolojik rekabet, bağımsızlık ve ulusal güvenlik gibi alanlarda avantaj sağlamaktadır. Dolayısıyla bir ülkenin modernleşmesi ve uzun vadeli kalkınmasında doğrudan etkili olabilmektedir.
Çin’deki bu teknolojik ilerleme, yalnızca bir ekonomik büyümenin aracı olmamış, aynı zamanda ülkenin uluslararası sistemde dışa bağımlılığının azalması açısından önemli bir rol üstlenmiştir. İç kalkınma hedefleri doğrultusunda gerçekleştirilen hedefler, ülkenin prestijini artıran, güçlü bir imajın oluşmasına katkıda bulunmuş ve kamu diplomasisinin uluslararası algı yönetimiyle birleşerek nasıl işlediğini göstermiştir.
Joseph Nye’ın ortaya koyduğu “yumuşak güç” kavramının önemli araçlarından biri olan kamu diplomasisi, günümüzde yalnızca eğitim, kültür veya medya ile sınırlı kalmamakta, teknolojinin gelişmesiyle birlikte yapay zekâ, uzay teknolojisi veya yarı iletkenler gibi alanları da kapsamaktadır. Teknoloji ve üretim araçlarını stratejik bir avantaj olarak kullanan Çin, bu bağlamda geleceğin şekillenmesinde öne çıkan küresel aktörlerden biri olarak uzun vadeli kalkınma planlarında da başarıyla ilerlemektedir.
Günümüzde Çin, bu alandaki yatırımları ve teknoloji şirketleri sayesinde Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) gelişmiş çip ve küresel yapay zeka teknolojilerine yaklaşmış ve aradaki fark önemli ölçüde azalmıştır. Teknolojik gelişmelerin kamu diplomasisinin önemli bir bileşeni haline gelmesi, uluslararası arenada devletlerin imajı ve iletmek istedikleri mesajlar açısından önemli etkilere sahip olmaktadır. Bu bağlamda Çin’in Ulusal Bilim ve Teknoloji Ödül Konferansı, başarılı bilim insanlarını onurlandıran bir konferanstan çok, ülkenin uluslararası imajını güçlendiren, teknolojik kapasitesini ortaya koyan ve kamu diplomasisini yansıtan bir gelişme olmuştur.
Çin, artık bilgi üretebilen, küresel inovasyona yön verebilen ve teknolojinin gelişmesinde büyük payı olan bir aktör olarak konumlanmaktadır. Diğer bir taraftan lityum batarya teknolojileri ve radar teknolojileri gibi öne çıkan teknolojik alanlar, enerji güvenliği, savunma sanayii ve stratejik caydırıcılık açısından dikkat çekmektedir. Yapay zekâ eşliğinde geliştirilen dijital altyapılar ve ileri üretim teknolojileri, küresel teknolojik rekabette Çin’in liderliğini destekleyen, etkisini artıran, uluslararası standartların belirlenmesinde söz sahibi olmasına imkân sağlayan diğer önemli unsurları oluşturmaktadır.
Ödül töreni, bilimsel çalışmaların dış politika hedefleriyle uyumlu biçimde ilerlediğini göstermiştir. Ayrıca teknolojik ilerleme modernleşme söylemleriyle pekiştirilmektedir. Böylece Çin, uluslararası alandaki etkisini ekonomik ve askeri kapasitesinin yanı sıra bilgi üretme ve teknolojik anlamda liderlik kapasitesi üzerinden de geliştirmeye devam etmektedir. Özellikle günümüzde bilimsel alandaki buluşlar veya yenilikler devletlerin uluslararası arenadaki imajını, algılarını şekillendirmede oldukça önemli yere sahiptir. Çin, bu alanda kaydettiği ilerleme sayesinde teknolojik kapasitesini küresel ölçekte etki yaratabilecek bir kamu diplomasisi enstrümanı haline getirmeyi başarmıştır.
Bilim ve teknolojiyi ulusal kimliğinin bir parçası haline getiren Çin, bu alandaki başarılarını kamu diplomasisiyle birleştirerek küresel kamuoyunda daha görünür, modern, yenilikçi ve güven veren bir imaj sergilemiştir. Böylece ülkenin, son yıllarda teknoloji odaklı benimsediği kalkınma stratejisi, kapsamlı bir kamu diplomasisinin uygulanmasını sağlamıştır.
Çin, teknolojik başarılarını yalnızca ekonomik rekabette avantaj sağlamak amacıyla değil, aynı zamanda geleceği şekillendiren küresel bir güç olma hedefi doğrultusunda etkin biçimde kullanmakta ve bu alanlara yatırım yapmaktadır. Çin’in bilim ve teknoloji alanlarında yaptığı çalışmalar, stratejik bir anlatı benimseyerek öne çıkmasını sağlamış, yumuşak gücün dijital çağda liderlik elde etmedeki önemini ortaya koymuştur.
Bu durum uluslararası sistemdeki etki ve yetki alanının değiştiğini, dolayısıyla buna uyum sağlayabilecek dış politika stratejilerinin çok boyutlu yapısını göstermektedir. Soğuk Savaş dönemiyle günümüzün kıyaslaması buna örnek olarak gösterilebilir. Çünkü eskiden devletlerin gücünü veya lider konumunu belirleyen askeri ve ekonomik kapasite, artık günümüzde yerini bilgi üretme, gelişmiş teknoloji gibi unsurlara devretmiştir. Ki bu dönüşüm, teknolojiyi bir rekabet alanı olmanın yanında uluslararası meşruiyetin, norm oluşturma süreçlerinin ve stratejik yaklaşımların önemli bir parçası haline getirmiştir.
Bu noktada Joseph Nye’ın yumuşak güç yaklaşımı, günümüzün teknolojik dönüşümüyle birlikte yeni bir boyut kazanmıştır. Yapay zekâ, yeşil enerji, uzay teknolojileri ve dijital altyapılar gibi stratejik alanlarda liderlik kuran devletler, yalnızca teknolojik gelişime yön vermemekte; aynı zamanda uluslararası düzenin işleyişini, küresel normların oluşumunu ve uluslararası işbirliği mekanizmalarını da etkilemektedir.
Çin, bilimsel başarılarını ön plana çıkararak küresel teknolojik dönüşümü yakından takip eden ve aynı zamanda ona yön veren aktörlerden biri olma yolunda hızla ilerlemektedir. Bu yüzden ülkenin kapasitesini yalnızca ekonomik ve askeri göstergelerden ziyade günümüzde teknolojik gelişmişlik de ölçmek mümkündür. En nihayetinde Çin, teknolojiyi hem ülkenin kalkınması hem de uluslararası görünürlüğünü artırmasında bir kamu diplomasisi enstrümanı olarak görmekte ve etkili şekilde kullanmaktadır.
[i] “Lithium battery, radar pioneers win China’s top science award”, Global Times, https://www.globaltimes.cn/page/202607/1365509.shtml, (Erişim Tarihi: 12,07.2026).
