Avrupa Birliği (AB)-Kanada ilişkileri, 16-17 Eylül 2026 tarihlerinde Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile Kanada Başbakanı Mark Carney tarafından yapılan açıklamalarla yeni bir aşamaya taşınmıştır.[i] Von der Leyen’in Kanada’yı AB’nin ilk “ortak üyesi” olmaya davet etmesi, Carney’nin ise Strasbourg’da Avrupa Parlamentosu’na hitaben yaptığı konuşmada bu yaklaşımı olumlu karşılaması, taraflar arasındaki ilişkilerin geleneksel ticari ortaklığın ötesine taşınabileceğine işaret etmektedir. Bununla birlikte “ortak üyelik” kavramının AB antlaşmalarında mevcut bir hukuki statü olmaması, önerinin henüz somut bir kurumsal modele dönüşmediğini göstermektedir. Dolayısıyla mevcut gelişme, tamamlanmış bir üyelik sürecinden ziyade yeni bir AB-Kanada ilişki modelinin oluşturulmasına yönelik siyasi iradenin ortaya çıkması olarak değerlendirilebilir.
Söz konusu gelişmenin arka planında, son dönemde giderek gerilen Kanada-ABD ilişkileri bulunmaktadır. Kanada ekonomisinin ihracatında ABD’nin yaklaşık yüzde 70’lik paya sahip olması, Ottawa açısından ekonomik bağımlılığın azaltılmasını stratejik bir öncelik haline getirmektedir. Donald Trump yönetiminin Kanada ürünlerine yönelik tarifeleri, kamu alımlarında Kanada mallarına getirilen kısıtlamalar ve Kanada’nın ABD’nin 51. eyaleti olması yönündeki söylemler, Ottawa-Washington ilişkilerindeki gerilimi daha görünür hale getirmiştir. Bu ortamda Kanada’nın Avrupa ile ilişkilerini derinleştirmesi yalnızca yeni pazarlar arayışı değil, aynı zamanda dış politika ve ekonomik güvenlik açısından çeşitlendirme politikası niteliği taşımaktadır.
Carney’nin Strasbourg’daki konuşması bu yaklaşımın kapsamını ortaya koymuştur. Kanada Başbakanı, AB ile işbirliğinin kritik mineraller, savunma sanayii, yapay zekâ ve bilgi işlem altyapısı, enerji güvenliği, uzay, ödeme sistemleri ve dijital ticaret gibi alanlara genişletilmesini önermiştir. Bunun yanında gençlerin iki tarafta eğitim alma, çalışma ve yaşama imkânlarının artırılması ile Kanada’nın Erasmus+ programına katılımı gibi insan hareketliliğine ilişkin öneriler de gündeme getirilmiştir. Dolayısıyla Ottawa’nın yaklaşımı, yalnızca ticaret hacmini artırmayı değil; ekonomik, teknolojik, güvenlik ve toplumsal bağları aynı çerçevede güçlendirmeyi amaçlamaktadır.
Bu noktada “stratejik özerklik” kavramı dikkat çekmektedir. Carney, Avrupa ve Kanada’nın daha yakın işbirliği sayesinde dış aktörlerin pazarları, tedarik zincirlerini veya stratejik kapasiteyi baskı unsuru olarak kullanmasının önüne geçilebileceğini savunmuştur. Bu yaklaşım, Avrupa’nın son yıllarda geliştirmeye çalıştığı stratejik özerklik anlayışıyla örtüşmektedir. Özellikle kritik mineraller, enerji, yapay zekâ, kuantum teknolojileri ve savunma sanayii gibi alanlarda tek bir ülkeye veya şirkete bağımlılığın azaltılması, ekonomik güvenlik ile ulusal güvenliğin giderek iç içe geçtiği yeni uluslararası sistemin önemli unsurlarından biri haline gelmiştir.[ii] Kanada’nın sahip olduğu enerji ve kritik mineral kaynakları ile Avrupa’nın geniş pazarı, araştırma kapasitesi ve üretim altyapısı bu açıdan birbirini tamamlayabilecek niteliktedir. Kanada hükümeti de iki tarafın ekonomik ve teknolojik kapasitesinin birbirini tamamlayabileceğini açıkça vurgulamaktadır.
İşbirliğinin güvenlik boyutu da en az ekonomik boyutu kadar önemlidir. Kanada’nın 2026 yılında AB’nin SAFE savunma girişimine katılan ilk Avrupa dışı ülke olması, ilişkilerin savunma alanında zaten derinleşmeye başladığını göstermektedir. Buna ek olarak Kanada’nın Birleşik Krallık öncülüğündeki Joint Expeditionary Force’a katılım başvurusunda bulunması ve Avrupa’daki savunma sanayii girişimlerine daha fazla dahil olması, Ottawa’nın Avrupa güvenlik mimarisiyle bağlarını güçlendirmeye çalıştığını göstermektedir.[iii] EUISS de Kanada ile Avrupa arasındaki savunma işbirliğinin özellikle Baltık bölgesi, Ukrayna ve Arktik alanında genişletilebileceğine dikkat çekmektedir.
Arktik bölgesi ise bu ortaklığın gelecekteki en önemli stratejik alanlarından biri olabilir. Kanada’nın Arktik coğrafyasındaki konumu, Avrupa’nın artan Arktik ilgisiyle birleşmektedir. Enerji kaynakları, kritik altyapı, deniz yolları ve güvenlik bakımından bölgenin öneminin artması, Kanada ile Avrupa arasında yeni bir jeopolitik işbirliği alanı yaratmaktadır. EUISS, enerji, iklim güvenliği ve kritik altyapının korunması gibi alanlarda ortak Kanada-AB faaliyetlerinin geliştirilebileceğini belirtmektedir. Kuzey Atlantik ve Arktik’teki kritik deniz ve denizaltı altyapısının korunması da bu çerçevede öne çıkan başlıklardan biridir.
Ancak önerinin önünde önemli kurumsal ve siyasi engeller bulunmaktadır. Her şeyden önce “ortak üyelik”, AB hukukunda tanımlanmış bir statü değildir. Bu nedenle Kanada’nın hangi alanlarda AB mekanizmalarına dahil olacağı, hangi haklara sahip olacağı ve hangi yükümlülükleri üstleneceği henüz belirsizdir. Carney de tam üyelik istemediklerini açıkça belirtmiş ve statünün isminden ziyade içeriğinin önemli olduğunu ifade etmiştir. AP’ye göre Kanada’nın yaklaşımı, AB’ye tam üyelikte ortaya çıkabilecek egemenlik devrinden kaçınırken mümkün olduğunca yakın bir ekonomik ve siyasi ilişki kurmaktır.[iv]
Ayrıca AB içerisinde de öneriye ilişkin farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Bazı Avrupalı aktörler Kanada ile daha güçlü bir ortaklığı desteklerken, bu kavramın hukuki belirsizliği nedeniyle daha temkinli bir yaklaşım sergilemektedir. Özellikle CETA’nın hâlâ bütün AB üyesi ülkelerde onaylanmamış olması, Kanada-AB ilişkilerinin mevcut düzeyinde bile kurumsal ve siyasi engeller bulunduğunu göstermektedir. Bunun yanında AB’nin tek pazarı içerisindeki malların, hizmetlerin, sermayenin ve kişilerin serbest dolaşımının birbirinden ayrılmaz bir bütün olarak değerlendirilmesi, Carney’nin önerdiği daha kusursuz ekonomik entegrasyon açısından önemli bir müzakere konusu olacaktır.
Gelişmenin bir diğer boyutu ise Washington’un tepkisidir. Trump, Kanada’nın AB ile bu ölçekte yakınlaşmasını “gülünç” olarak nitelendirirken, girişimin ABD açısından düşmanca görülmesi halinde Avrupa’ya yönelik yeni tarifeler veya ticari kısıtlamalar uygulanabileceği uyarısında bulunmuştur.[v] Böylece Kanada-AB ilişkilerinin derinleşmesi, yalnızca iki taraf arasındaki ekonomik ve siyasi ilişkilerin konusu olmaktan çıkarak transatlantik ilişkilerin geleceğiyle de bağlantılı hale gelmiştir. Buna karşılık Carney, girişimin herhangi bir üçüncü ülkeye karşı oluşturulmuş bir blok olmadığını, temel amacın Kanada ve Avrupa’nın ekonomik ve siyasi dayanıklılığını artırmak olduğunu vurgulamıştır.
Sonuç olarak Kanada’nın AB ile “ortak üyelik” ekseninde yakınlaşması, mevcut haliyle yeni bir üyelik kategorisinin ortaya çıkmasından çok, değişen uluslararası sistemde orta büyüklükteki aktörlerin stratejik ortaklık arayışının somut bir örneği olarak değerlendirilebilir. Kanada açısından temel mesele ABD’ye olan ekonomik bağımlılığı azaltırken Avrupa üzerinden yeni ticari, teknolojik ve güvenlik bağlantıları kurmaktır. AB açısından ise Kanada; kritik mineraller, enerji, savunma, yapay zekâ, Arktik güvenliği ve demokratik dayanıklılık gibi alanlarda Avrupa’nın kapasitesini destekleyebilecek önemli bir ortak konumundadır. Bu nedenle Ekim 2026’da Montreal’de gerçekleştirilmesi planlanan AB-Kanada Zirvesi, siyasi söylemin somut kurumsal mekanizmalara dönüştürülüp dönüştürülemeyeceğinin görülmesi açısından kritik olacaktır. EUISS’in de belirttiği üzere, olası bir yeni ortaklık anlaşmasının dış politika koordinasyonu, savunma, ekonomik güvenlik, teknoloji, enerji ve demokratik dayanıklılık gibi alanları kapsaması, Kanada-AB ilişkilerini gelecekte Avrupa dışındaki benzer düşüncedeki demokratik ortaklarla kurulabilecek yeni modeller için bir örnek haline getirebilir.
[i] Giuseppe Spatafora, “The EU’s first associate member? How to make EU-Canada ties stronger and tighter”, EUISS, https://www.iss.europa.eu/publications/commentary/eus-first-associate-member-how-make-eu-canada-ties-stronger-and-tighter, (Erişim Tarihi: 17.09.2026).
[ii] Sakshi Venkatraman, “Canada becoming EU ‘associate member’ would be positive move, Carney says”, BBC, https://www.bbc.com/news/live/cx3051ye5j0nt, (Erişim Tarihi: 17.09.2026).
[iii] Jennifer Rankin, “Canada’s Carney embraces EU associate membership proposal”, The Guardian, https://www.theguardian.com/world/2026/sep/17/mark-carney-deep-cooperation-canada-eu-strasbourg, (Erişim Tarihi: 17.09.2026).
[iv] Rob Gillies, “EU chief Ursula von der Leyen says she wants Canada to become the bloc’s 1st associate member”, AP News, https://apnews.com/article/europe-canada-carney-associate-member-3fdb111dd4d23d88b3de88c274c52711, (Erişim Tarihi: 17.09.2026).
[v] Sam Meredith, “Carney says Canada will decide its own partnerships after Trump calls EU proposal ‘laughable’”, CNBC, https://www.cnbc.com/2026/09/17/carney-canada-eu-associate-member.html, (Erişim Tarihi: 17.09.2026).
