Sovyetler Birliği’nin çöküşünün ardından bağımsızlığını ilan eden Gürcistan, Avrupa Birliği’yle (AB) daha yakın bir işbirliği hedefiyle önemli adımlar atmıştır. Günümüzde küreselleşme ve uluslararası ilişkilerin karmaşıklığı, ülkeler arasındaki işbirliği ve etkileşimi daha da önemli hale getirmiştir. Bu bağlamda Gürcistan gibi stratejik bir konumda bulunan ülkelerin AB’yle ilişkileri hem bölgesel istikrar hem de ekonomik kalkınma açısından büyük önem taşımaktadır.
1990’ların başından bu yana AB’yle daha yakın ilişkiler kurmak için çabalayan Gürcistan, adaylık statüsü elde etmeyi ve nihayetinde AB üyesi olmayı hayal etmektedir.
2023 yılının Aralık ayında sürpriz bir açıklamada bulunan AB, Gürcistan’ın tam üyelik sürecine yeşil ışık yakmıştır. AB, ayrıca Ukrayna ve Moldova için de üyelik müzakerelerini başlatacaklarını duyurmuştur. 2013 yılında Hırvatistan’ın AB’ye katılmasıyla genişleme sürecini yavaşlatan AB, bloğa yeni bir üye almak için 10 yılın ardından büyük bir adım atmıştır.
Gürcistan Başbakanı İrakli Garibaşvili, bu durum hakkında şunları söylemiştir:[1]
“AB ve Avrupa’yla bütünleşme bizim için önemli. Bu sadece bizim için bir güvenlik garantisi olmayacak ve ülkenin ekonomik olarak güçlenmesini sağlamayacak, aynı zamanda spor ve kültür gibi diğer değerler için de önemlidir. Bu tarihi zafer; size, yenilmeyen, kırılmayan, özgürlüğüne düşkün Gürcü halkına aittir.”
Söz konusu AB üyelik süreci, Gürcistan tarafından Rusya’ya karşı önemli bir mesaj niteliğindedir. Tam üyeliğe giden yol onlarca yıl alabilir. Yine de bu hamlenin sembolik de olsa anlamı büyüktür. Bu süreç başarısız olsa bile Rusya’ya gereken mesaj verilmiş olabilir.
Gürcistan, on yıllar boyunca Sovyetler Birliği’nin bir parçasıydı ve Rusya’nın gölgesinden çıkmak için onlarca yıl mücadele etmiştir. 15 Aralık 2023 tarihinde Kremlin, Gürcistan’ın tam üyelik sürecine karşı tepki göstermiştir. Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov, bu hamlenin “kesinlikle siyasileştirilmiş” olduğunu ve bloğun “Rusya’yı daha fazla kızdırma ve bu ülkeleri Rusya’ya karşı kışkırtma arzusundan” kaynaklandığını söylemiştir.[2]
Gürcistan’ın bu süreci iyi değerlendirmesi oldukça önemlidir. AB’nin istediği 12 kriterden yalnızca 3’ünü tamamlamış olmasına rağmen Kasım ayından beri çabalar daha da hızlanmıştır. Dış ve güvenlik politikalarını AB’yle uyumlu hale getirmesi de aynı derecede önemlidir. Gürcistan, uzun süredir Batı yanlısı bir dış politika izlemiştir ve ülkeye adaylık statüsünün verilmesi, Batı’da sıkça duyulan Gürcistan hükümetinin “Rusya yanlısı” olduğu iddialarını çürütmek için kritik bir adım olacaktır.
Gürcistan’ın AB’ye katılım sürecinde en büyük zorluk, Rusya’yla olan ilişkilerdir. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısından sonra Gürcistan’ın Ukrayna’ya verdiği destek, Rusya’yla ilişkilerde zorlu bir sürece girilmesine neden olmuştur. Gürcistan’ın AB ile Rusya arasında nasıl bir denge kuracağı henüz belli değildir.
Rusya, NATO’nun genişlemesine odaklandığı için AB genişlemesinin önemini küçümsemiş olabilir. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının nedeni de bu bağlamda Ukrayna’nın AB’yle yakınlaşmasıdır, denebilir. Başka bir deyişle AB’nin genişlemesi, Rusya için NATO’nun genişlemesi gibi endişe vericidir.[3] Bu gelişmeyi, Ukrayna’nın işgaliyle bölgedeki gücü azalan Rusya’nın “yeni bir düşüş yaşaması” şeklinde değerlendirebiliriz. Gürcistan’ın bu adımı, Ermenistan başta olmak üzere Rusya’nın sınır komşuları açısından önemli bir örnek teşkil etmektedir.
Sonuç olarak AB’nin Gürcistan için başlattığı tam üyelik süreci, AB’nin Güney Kafkasya’daki genişlemesi adına büyük bir adımdır. AB tarafından Gürcistan’a adaylık statüsü verilmesinin Güney Kafkasya’da Avrupa ve Rusya için daha geniş etkileri olabilir.
[1] Daniel Bellamy, “Georgia celebrates gaining EU candidate status.”, Euronews, https://www.euronews.com/2023/12/16/georgia-celebrates-gaining-eu-candidate-status (Erişim Tarihi: 18.12.2023).
[2] Aynı yer.
[3] Emil Avdaliani, “Georgia’s EU Candidate Status Will Test Its Relations With Russia.”, Carnegie, https://carnegieendowment.org/politika/91045, (Erişim Tarihi: 18.12.2023).
