21-23 Eylül 2026 tarihlerinde Almatı şehri; Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan arasında Kambar-Ata-1 Hidroelektrik Santrali Projesi’nin ortaklaşa hayata geçirilmesine ilişkin hükümetler arası anlaşma taslağı üzerine yürütülen üçlü müzakerelerin üçüncü turuna ev sahipliği yapmıştır. Enerji, su kaynakları ve dışişleri yetkililerin yanı sıra Dünya Bankası temsilcilerinin de katıldığı görüşmelerde, anlaşma taslağında henüz çözüme kavuşturulamayan belirli hükümler ele alınmıştır. Müzakereler sonucunda taraflar, karşılıklı saygı ve her ülkenin çıkarlarının gözetilmesi temelinde çalışmalarını sürdürme ve karşılıklı olarak kabul edilebilir çözümler geliştirme konusundaki kararlılıklarını ortaya koymuştur.[i]
Kambar-Ata-1 Projesi kapsamında yürütülen bu girişim, ortak su kaynakları üzerindeki işbirliğini bölgesel düzeye taşıma çabası olarak değerlendirilebilir. Bu bağlamda mesele, yalnızca yukarı kıyıdaş ülkelerin çıkarları ile aşağı kıyıdaş ülkelerinin ihtiyaçları arasındaki geleneksel karşıtlık üzerinden şekillenmemekte; ortak yatırım ve yönetişim, karşılıklı çıkarlar ve koordineli su yönetimine dayanan farklı bir işbirliği modeli ortaya çıkmaktadır. Nitekim Almatı’daki görüşmelerden önce müzakerelerin ilk turunun 31 Mart-2 Nisan 2026 tarihlerinde Bişkek’te, ikinci turunun ise 28-30 Nisan 2026 tarihlerinde Taşkent’te gerçekleştirilmiş olması[ii] ve tarafların aynı yıl içerisinde üçüncü kez bir araya gelmesi, ülkelerin işbirliğini kurumsallaştırma yönündeki kararlılığına işaret etmektedir. Bu süreç, uzun vadede su ve enerji alanlarında daha kalıcı bir bölgesel işbirliği mekanizmasının gelişmesine de zemin hazırlayabilir.
Kambar-Ata-1 Projesi’nin temelleri Sovyetler Birliği döneminde 1986 yılında atılmıştır. Ancak 1991 yılında Birliğin dağılmasıyla proje kapsamındaki çalışmalar kesintiye uğramış, uzun yıllar hayata geçirilemeyen proje 2022 yılında Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov döneminde yeniden hayata geçirilmiştir. İki yıl sonra Kazakistan ve Özbekistan’ın da projeye dahil olmasıyla[iii] Kambar-Ata-1 giderek daha bölgesel bir nitelik kazanmıştır.
Dolayısıyla uzun süre durağan kalan bir projenin Kırgızistan tarafından yeniden canlandırılması ve ardından iki komşu ülkenin katılımıyla ortak bir girişime dönüşmesi, yalnızca Kambar-Ata-1’in kendi gelişimini değil, aynı zamanda bölgesel ilişkiler ve işbirliğinde yaşanan dönüşümü de yansıtmaktadır.
Bununla birlikte Kambar-Ata-1 gibi büyük ölçekli bir hidroelektrik projesi, Orta Asya’da su kaynaklarının enerji üretimi ve tarımsal sulama amacıyla kullanımı arasındaki mevcut ikilemi gündeme getirmektedir. Bölgedeki tarımsal su kullanımı ağırlıklı olarak aşağı kıyıdaş ülkeler olan Kazakistan, Türkmenistan ve Özbekistan açısından önem taşırken, hidroelektrik üretimi yukarı kıyıdaş Kırgızistan ve Tacikistan açısından öne çıkmaktadır.[iv] Bu doğrultuda tarımsal su ihtiyacı ile hidroelektrik üretimi arasındaki dengenin sağlanması, bölgesel su ve enerji yönetiminin temel meselelerinden birini oluşturmaktadır.
Son görüşmelerde ele alınan konular, söz konusu su-enerji ikileminin yönetilmesine yönelik bazı temel konuları ele almakla birlikte kamuoyuna açıklanan sonuçlar bu yapısal meselenin henüz kapsamlı bir şekilde ele alındığını göstermemektedir. Bu aşamada taraflar, projenin ortaklaşa hayata geçirilmesi ve yönetilmesi, finansman meseleleri ve ülkeler arasındaki yükümlülüklerin dağılımı gibi gelecekteki işbirliğinin kurumsal temelini oluşturabilecek konular üzerinde yoğunlaşmıştır.[v]
Öte yandan 2023 yılından bu yana Kambar-Ata-1’in tasarım, güvenlik ve uygulama açısından uluslararası standartlara uygun şekilde geliştirilmesine teknik destek sağlayan ve hükümetler arası anlaşma taslağının hazırlanmasına katkıda bulunan Dünya Bankası’nın son müzakerelere gözlemci olarak katılması,[vi] üç ülke arasındaki koordinasyonun teknik ve kurumsal mekanizmalarla kademeli olarak desteklendiğine işaret etmektedir.
Dolayısıyla mevcut aşamada, oluşturulmakta olan işbirliği mekanizmasının bölgedeki su-enerji ikilemini ne ölçüde yönetebileceğinin görülebilmesi için daha fazla zamana ihtiyaç bulunmaktadır. Bununla birlikte Eylül ayında gerçekleştirilen son görüşmeler, bu açıdan önemli bir değişim potansiyeline işaret etmektedir. Farklı çıkar, ihtiyaç ve önceliklere sahip üç ülkenin projenin hayata geçirilmesi ve yönetimine dahil olması, farklı perspektiflerin karar alma süreçlerine yansıtılmasına ve böylece projenin geleceğinin daha kapsayıcı ve karşılıklı çıkarları gözeten bir çerçevede ortaklaşa şekillendirilmesine olanak sağlayabilir. Aynı zamanda böyle bir işbirliği modeli, ilerleyen dönemde üç ülke arasındaki su ve enerji alanındaki işbirliğinin daha da derinleşmesine zemin hazırlarken, projenin finansman kaynaklarının çeşitlendirilmesine ve uluslararası finansmana erişimin kolaylaştırılmasına da katkı sağlayabilir.
Bölgesel su ve enerji işbirliğinin güçlendirilmesine duyulan ihtiyaç, Aral Denizi’nde yaşanan çevresel kriz üzerinden de görülebilmektedir. Sovyetler Birliği döneminde bölgedeki su ve enerji kaynakları merkezi bir sistem kapsamında yönetilmesine rağmen, su kaynaklarının aşırı ve sürdürülebilir olmayan kullanımı Aral Denizi’nin yaklaşık %90 oranında küçülmesine yol açmıştır.[vii]
Bu örnek, bölgesel su işbirliğinin güçlendirilmesinin yanı sıra su-enerji ikileminin yönetilmesinin ve ortak su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımının önemini de ortaya koymaktadır. Bu deneyim, su kaynaklarının kullanımında yukarı ve aşağı kıyıdaş ülkelerin farklı ihtiyaçlarının ve çevresel etkilerin birlikte dikkate alınması gerektiğini göstermektedir. Bu açıdan söz konusu örnek, Kambar-Ata-1 kapsamında farklı çıkar, ihtiyaç ve önceliklere sahip üç ülkenin ortak karar alma ve yönetim süreçlerine dahil olmasının önemini daha belirgin hale getirmektedir.
Sonuç olarak 2026 yılında gerçekleştirilen üç tur müzakere, tarafların Kambar-Ata-1 çerçevesinde ortak bir yaklaşım geliştirme konusundaki irade ve kararlılığını ortaya koymaktadır. Bununla birlikte bu işbirliğinin başarısı, mevcut siyasi iradenin projenin uygulanmasına ne ölçüde aktarılabileceğine bağlı olacaktır. Bu doğrultuda projenin koordineli mevsimsel rezervuar işletimi, erişilebilir ve öngörülebilir finansman, ortak karar alma süreçleri ve çevresel güvencelerle desteklenmesi önem taşımaktadır. Bu süreçte farklı çıkar ve ihtiyaçlar arasında sürdürülebilir bir dengenin kurulabilmesi halinde, Kambar-Ata-1 etrafında gelişen üçlü işbirliği, karşılıklı fayda ve sorumluluklara dayanan daha kalıcı bir bölgesel su ve enerji işbirliği mekanizmasına dönüşebilir.
[i] Arailym Temirgaliyeva, “Kazakhstan, Kyrgyzstan, and Uzbekistan hold 3rd round of talks on Kambar-Ata-1 HPP project”, Kazinform, https://qazinform.com/news/kazakhstan-kyrgyzstan-and-uzbekistan-hold-3rd-round-of-talks-on-kambar-ata-1-hpp-project-051b35, (Erişim Tarihi: 04.10.2026).
[ii] Aynı yer.
[iii] “About the Kambar-Ata-1 HPP Project: History, Objectives and Significance of the Project”, Kambarata-1 HPP, https://kambarata1.org/en/about, (Erişim Tarihi: 04.10.2026).
[iv] Kato T. “Strengthening the water-energy nexus for a climate resilient Central Asia”, OECD Green Growth Papers, https://doi.org/10.1787/632162c2-en, (Erişim Tarihi: 04.10.2026).
[v] Anvar Umarov, “Uzbekistan, Kazakhstan and Kyrgyzstan Discuss Kambarata HPP-1”, UzDaily, https://www.uzdaily.uz/en/uzbekistan-kazakhstan-and-kyrgyzstan-discuss-kambarata-hpp-1/, (Erişim Tarihi: 04.10.2026).
[vi] “Kambarata-1 Hydropower Plant Project (HPP)”, World Bank, https://www.worldbank.org/en/programs/kambarata-1-hpp, (Erişim Tarihi: 04.10.2026).
[vii] Kato T., “Strengthening the water-energy nexus for a climate resilient Central Asia”, a.g.m.
