Uluslararası sistem, hegemonik güç merkezlerinin yeniden dağıldığı ve küresel güvenlik mimarisinin yapısal bir dönüşüm geçirdiği kritik bir tırmanma fazına tanıklık etmektedir. Soğuk Savaş sonrası inşa edilen statükocu parametrelerin, revizyonist aktörlerin çok boyutlu hibrit ve asimetrik hamleleriyle sarsılması, Avrupa-Atlantik coğrafyasında jeopolitik bir yarılmayı beraberinde getirmektedir. Karşılıklı çevreleme algısı, güvenlik ikilemi ve nükleer caydırıcılık hatları üzerinden şekillenen bu kriz dinamikleri, askerî mobilizasyonun ötesine geçerek kültürel diplomasi ve çok kutuplu ittifak arayışlarını da kapsayan küresel bir güç mücadelesine evrilmektedir. Stratejik ve kurumsal düzeydeki bu çok katmanlı bloklaşma, tarafların taktiksel hamleleri ve uluslararası örgütlerdeki diplomatik restleşmeleriyle eş zamanlı olarak derinleşmektedir.
Küresel güvenlik mimarisi, güç dengesinin asimetrik bir sarsıntı geçirdiği günümüzde, revizyonist ve statükocu aktörlerin varoluşsal mücadelesine sahne olmaktadır. Batılı uzmanlar ve Politico, Avrupa savunmasını güçlendiremeyen Trump dönemini Moskova’nın Finlandiya, Baltıklar ve Polonya’yı hedef alması için bir “fırsat penceresi” olarak gördüğünü belirtirken; Rusya kıtalararası füzeler, denizaltılar ve stratejik bombardıman uçaklarından oluşan nükleer üçlemesiyle tarihinin en büyük stratejik tatbikatını başlatmıştır. Eş zamanlı olarak Putin’in Çin ziyaretinde “yeni dünya düzeni” ilanı ve Andrey Zvyagintsev’in “Minotaur” filminin Cannes prömiyeri küresel gündemde yer tutarken, Kiev yönetimi Belarus’taki Rus taktik nükleer silahlarını ve ortak tatbikatları doğrudan bir tehdit saymaktadır.[i]
Stratejik düzeydeki bu güvensizlik, caydırıcılık unsurlarının sahaya inmesiyle riskli bir nükleer tırmanmaya dönüşmüştür. Baltık bölgesindeki İHA krizleriyle yükselen tansiyonun ortasında Rusya, stratejik denizaltılar dahil 64 bin askerin katıldığı üç günlük tatbikatta Belarus’taki tesislere nükleer mühimmat sevk etmiş; 500 kilometre menzilli İskender-M sistemlerinin ormanlık alanda yüklendiği görüntüler paylaşılmıştır. Bu tırmanışa karşı Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) kuzeydeki sızma önlemlerini en üst düzeye çıkarırken, Başkan Zelenskiy komutanlarıyla doğrudan Kiev ve Çernihiv’i hedef alabilecek yeni bir Rus taarruzu riskini değerlendirmiştir.[ii] Bu hamlelere uluslararası camianın tepkisi de sert olmuş; NATO Genel Sekreteri Mark Rutte Brüksel’de, Belarus’un 18 Mayıs 2026 tarihindeki nükleer tatbikatları bağlamında olası bir güç kullanımının “yıkıcı sonuçları” olacağı konusunda uyarırken, Kiev süreci tehlikeli bir emsal saymış, sürgündeki Sviatlana Tsikhanouskaya ise Lukaşenko’nun Belarus’u bir Rus tehdit platformuna dönüştürdüğünü vurgulamıştır.[iii]
Nükleer eksendeki bu bloklaşmanın konvansiyonel sahadaki en kırılgan uzantısını ise Baltık hava sahası ihlalleri oluşturmaktadır. Eski Rus lider Dmitri Medvedev, Ukrayna İHA’larını gerekçe göstererek NATO 5. Madde’sinin Ukrayna’ya uygulanmasını talep ederken; Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda iddiaları “absürt propaganda” diyerek reddetmiş, bilhassa Utena bölgesine düşen dron sonrası anti-drone sistemlerini en öncelikli güvenlik meselesi ilan etmiştir.[iv] Algılanan bu varoluşsal tehdidi diplomatik ve kurumsal boyuta taşıyan Rusya’nın AGİT Daimi Temsilcisi Dmitriy Polyanskiy, 21 Mayıs’ta Viyana’da NATO hareketliliğinin Soğuk Savaş seviyesine ulaştığını, Avrupalı elitlerin “Russofobik hezeyanları” yüzünden AGİT Kıyamet Saati’nin gece yarısına yaklaştırılması gerektiğini ifade etmiştir. Letonya üzerinden sabotaj senaryolarına ve Baltık/Polonya’nın hava sahalarını Kiev’e açmasına tepki gösteren Polyanskiy, Finlandiya Körfezi’ndeki “Narrow Waters 26-1” tatbikatını, 19 Mart’ta biten en büyük kış tatbikatı “Cold Response”un mantıksal devamı olarak nitelemiştir.[v]
Rusya’nın çok boyutlu hibrit eylemleri ve kuşatma söylemine karşılık NATO, iç dengeleme kapasitesini asimetrik bir esneklikle yeniden kurgulamaktadır. NATO Avrupa Müttefik Yüksek Komutanı Orgeneral Alexus Grynkewich, 19 Mayıs 2026’da Brüksel’de, PURL programıyla Ukrayna’ya ABD hava savunma füzelerinin aktığını ve anti-drone tecrübelerinin İttifak’la paylaşıldığını belirterek; Trump’ın Avrupa’dan 5 bin asker çekme planının ABD’ye esneklik sağlayacağını, Almanya, Kanada ve Baltık ülkelerinin artan kapasiteleri sayesinde zafiyet doğmayacağını savunmuştur. Letonya’ya yönelik Rus iddialarını yalanlayan Grynkewich, Estonya’ya giren dronun Romanya jetiyle düşürülmesini başarı sayıp, İttifak’ın amacının saldırmak değil savunmak olduğunu eklemiştir.[vi] Askerî cephedeki bu kilitlenme siyasî söylemleri de radikalleştirmiş; Polonya Başbakanı Donald Tusk müttefiklerle çok sert bir tepki gereksinimine işaret etse de doğrudan tehdit olmadığını belirtirken, Litvanya Dışişleri Bakanı Kęstutis Budrys’in 18 Mayıs’ta gerekirse Kaliningrad’ı vurabilecekleri yönündeki çıkışı, Rus yetkililer Mikhail Galuzin ve Dmitri Peskov tarafından kasti bir kışkırtma olarak nitelendirilmiştir.[vii]
Uluslararası sistemdeki bu jeopolitik yarılma, salt askerî düzlemde kalmayarak kültürel diplomasi ve Küresel Güney ekseninde şekillenen bir hegemonya mücadelesine de dönüşmüştür. Rusya Sözcüsü Mariya Zakharova, Venedik Bienali engelini “kudurmuş orkların” bir iptal kültürü olarak kınarken; 1 Mayıs’ta 60 İtalyan aydınının yazdığı “Rusya ile Savaşa Hayır” manifestosunu övmüş, Roma yönetiminin “Russofobik çılgınlıkla” dış politikayı Ukraynalılaştırmasını, mülteci alımını, silah tedarikini, Zelenskiy’e verilen yeni mali yardımları ve İtalya’daki İHA üretimi anlaşmasını eleştirmiştir.[viii] Moskova’nın Batı merkezli nizama karşı yürüttüğü alternatif ittifak arayışlarının bir diğer teyidi olarak; Küba Büyükelçisi Enrique Orta Gonzalez, 21 Mayıs’ta Duma’da yaptığı konuşmada ABD ile bir çatışma veya Amerikan halkıyla cepheleşme aramadıklarını, dış politikalarının içişlerine karışmamaya dayandığını ve direnişlerinin saldırganlık değil, meşru bir egemenlik savunması olduğunu vurgulamıştır.[ix]
2026 yılı mayıs ayı itibarıyla en üst eşiğe tırmanan Rusya-NATO geriliminin orta vadeli seyrine dair rasyonel olasılığı yüksek stratejik yönelimler öngörülmektedir. Bu bağlamda, ABD’nin Avrupa’daki konvansiyonel askerî varlığını azaltma ve kaynaklarını diğer küresel önceliklere yönlendirme stratejisinin (Trump’ın 5 bin asker çekme planı) hayata geçirilmesiyle birlikte, Baltık havzasında Almanya ve Kanada gibi müttefiklerin liderliğinde asimetrik bir iç dengeleme sürecinin hız kazanacağı beklenilmektedir. Bölge ülkelerinin, egemenlik sahalarını korumak ve kriz yönetimini güçlendirmek adına özellikle entegre hava savunma ve anti-drone kapasitelerine yönelik yatırımlarını öncelikli ulusal güvenlik doktrini haline getirecekleri tahmin edilmektedir. Diğer taraftan, Belarus’ta konuşlandırılan taktik nükleer mühimmatlar ve İskender-M mobil füze sistemleri üzerinden yürütülen nükleer caydırıcılık politikasının, tarafları topyekûn bir konvansiyonel savaştan alıkoyarken gri bölge çatışmalarını ve siber-hibrit operasyonları tırmandıracağı öngörülmektedir. Özellikle Kaliningrad eksklavı ve Finlandiya Körfezi (Narrow Waters tatbikatı sahası) gibi kırılgan geçiş hatlarında yaşanabilecek olası bir taktiksel İHA veya deniz unsurları kazasının, yanlış hesaplama neticesinde istemsiz tırmanma riskini sürekli olarak canlı tutacağı beklenilmektedir.
Son olarak, Moskova’nın Pekin ziyaretiyle ilan ettiği “yeni dünya düzeni” vizyonu doğrultusunda, Küba ve Latin Amerika gibi bölgeler üzerinden geliştirdiği anti-hegemonik diplomatik manevraların, küresel sistemi katı bloklaşmalara doğru sevk edeceği tahmin edilmektedir. Batı blokunun uyguladığı kültürel ve ekonomik izolasyon politikalarına karşı Rusya’nın Küresel Güney aktörleriyle alternatif finansal ve lojistik ağlar kurmaya yoğunlaşacağı, bu durumun ise AGİT gibi Soğuk Savaş kökenli çok taraflı diyalog mekanizmalarını tamamen işlevsizleştirerek uluslararası nizamı salt bloklar arası bir güç dengesi mekanizmasına indirgeyeceği öngörülmektedir.
[i] “Kreml gotovitsya udarit po strane NATO”, Radio Svoboda, https://www.svoboda.org/a/kremlj-gotovitsya-udaritj-po-strane-nato/33761139.html, (Erişim Tarihi: 21.05.2026).
[ii] Sasha Vakulina, “Russia delivers nuclear warheads to Belarus as NATO tensions spike”, Euronews, https://www.euronews.com/my-europe/2026/05/21/russia-delivers-nuclear-warheads-to-belarus-as-nato-tensions-spike, (Erişim Tarihi: 21.05.2026).
[iii] Ulyana Krichkovskaya ve Aleyna Mazurenko, “Gensek NATO prigrozil RF ‘razrushitelnymi posledstviyami’ v sluchaye primeneniya yadernogo oruzhiya protiv Ukrainy”, Pravda, https://www.pravda.com.ua/rus/news/2026/05/20/8035575/, (Erişim Tarihi: 21.05.2026).
[iv] “Eks‑prezident RF Medvedev predlozhil aktivirovat statyu 5 NATO protiv Ukrainy”, Delfi, https://www.delfi.lt/ru/news/politics/eks-prezident-rf-medvedev-predlozhil-aktivirovat-statyu-5-nato-protiv-ukrainy-120252042, (Erişim Tarihi: 21.05.2026).
[v] “Polyanskiy: voyennaya aktivnost NATO u granits RF dostigla urovnya kholodnoy voyny”, TASS, https://tass.ru/politika/27485923, (Erişim Tarihi: 21.05.2026).
[vi] Viktoriya Vlasenko, “NATO: Kiyev prodolzhayet poluchat amerikanskiye rakety dlya PVO”, DW, https://www.dw.com/ru/nato-kiev-prodolzaet-polucat-amerikanskie-rakety-dla-pvo/a-77221769, (Erişim Tarihi: 21.05.2026).
[vii] “Tusk zayavil o gotovnosti NATO reagirovat na deystviya Rossii na Ukraine”, Vedomosti, https://www.vedomosti.ru/politics/news/2026/05/20/1198775-tusk-o-gotovnosti, (Erişim Tarihi: 21.05.2026).
[viii] “Zakharova nazvala ‘besnovatymi orkami’ protivnikov uchastiya RF v Venetsianskoy biyennale”, TASS, https://tass.ru/politika/27484509, (Erişim Tarihi: 21.05.2026).
[ix] “Posol v RF: Kuba ne predstavlyayet ugrozy SSHA i ne ishchet konfrontatsii”, TASS, https://tass.ru/politika/27485533, (Erişim Tarihi: 21.05.2026).
