Analiz

Sudan İç Savaşı’nda Kolombiyalı Paralı Askerler

Sudan’daki iç savaşın derinleşmesinde dış aktörlerin rolü giderek daha görünür hale gelmektedir.
BAE’nin dolaylı rolü, vekâlet savaşı dinamiklerini güçlendirmektedir.
El-Faşer’de yaşananlar, uluslararası hukuk açısından savaş suçu ve soykırım tartışmalarını gündeme taşımaktadır.

Paylaş

Sudan’daki iç savaşın derinleşmesinde dış aktörlerin rolü giderek daha görünür hale gelmektedir. Son dönemde ortaya çıkan raporlar, çatışmanın yalnızca yerel dinamiklerle açıklanamayacağını; aksine küresel ve bölgesel güçlerin dolaylı ya da doğrudan müdahaleleriyle şekillendiğini göstermektedir. Bu bağlamda Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) destekli Kolombiyalı paralı askerlerin Sudan’daki paramiliter güçlere sağladığı destek, çatışmanın doğasını yeniden değerlendirmeyi gerekli kılmaktadır.

Ortaya çıkan bir rapora göre, Kolombiyalı paralı askerlerden oluşan bir ağın, Sudan’daki Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) adlı paramiliter yapıya kritik askeri destek sağladığı ileri sürülmektedir.[i] Bu destek, bilhassa Batı Sudan’daki El-Faşer kentinin ele geçirilmesi sürecinde belirleyici bir rol oynamaktadır. HDK’nin bu şehir üzerindeki kontrolü, yalnızca askeri bir kazanım değil, aynı zamanda insani felaketin derinleşmesine yol açan bir dönüm noktası olarak değerlendirilmektedir.

Raporun en dikkat çekici yönlerinden biri, teknolojik veri analizine dayalı olmasıdır. Paralı askerlerin cep telefonları üzerinden yapılan takipler, onların hareket güzergâhlarını ve faaliyet alanlarını somut biçimde ortaya koymaktadır. Bu bağlamda Kolombiya’dan yola çıkan bazı unsurların Abu Dabi’deki askeri tesislerde eğitim aldıktan sonra Sudan’a geçtiği tespit edilmiştir.[ii] Bu durum, Abu Dabi ile HDK arasında doğrudan bir bağlantının kurulmasına zemin hazırlamaktadır.

Bu tür bir ilişkinin ortaya konulması, “vekâlet savaşı” kavramını yeniden gündeme getirmektedir. Devletlerin doğrudan askeri müdahaleden kaçınarak üçüncü taraf aktörler aracılığıyla çatışmalara müdahil olması, özellikle Orta Doğu ve Afrika’da sıkça karşılaşılan bir strateji olarak bilinmektedir. Bu açıdan BAE’nin Sudan’daki iç savaşa dolaylı bir aktör olarak dahil olduğu iddiaları güç kazanmaktadır.

Kolombiyalı paralı askerlerin varlığı ise ayrı bir tartışma alanı açmaktadır. Latin Amerika ülkelerinde uzun yıllar süren iç çatışmalar ve askeri deneyim, bu coğrafyadan gelen eski askerlerin uluslararası paralı asker piyasasında aktif rol oynamasına neden olmaktadır. Nitekim Kolombiya kökenli bu unsurların dron operatörlüğü, topçu desteği ve askeri eğitim gibi alanlarda görev aldığı belirtilmektedir. Bu durum, modern savaşların giderek daha fazla “özelleşmiş” bir yapıya büründüğünü göstermektedir.

El-Faşer’in düşüşü ise yalnızca askeri bir gelişme olarak değil, aynı zamanda ciddi insan hakları ihlalleriyle birlikte anılmaktadır. Uluslararası Ceza Mahkemesi savcılığı tarafından savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar kapsamında değerlendirilen olaylar, Birleşmiş Milletler araştırmacıları tarafından “soykırım belirtileri taşıyan” eylemler olarak nitelendirilmektedir.[iii] Bu noktada, paralı askerlerin sağladığı dron desteğinin kuşatma sürecini uzattığı ve sivillere yönelik saldırıların yoğunlaşmasına katkıda bulunduğu düşünülmektedir.

Raporun bir diğer önemli bulgusu, lojistik ağın genişliğine işaret etmektedir. Somali’deki limanlar ve Libya’daki geçiş noktaları gibi farklı coğrafyalarda tespit edilen bağlantılar, bu operasyonun yalnızca Sudan’la sınırlı olmadığını göstermektedir. Bu tür çok katmanlı bir lojistik ağ, uluslararası silah ve paralı asker transferinin ne denli organize bir yapıya sahip olduğunu ortaya koymaktadır.

BAE yönetimi söz konusu iddiaları kesin bir dille reddetmektedir. Daha önce yapılan açıklamalarda, HDK’ye destek verildiği yönündeki suçlamaların “asılsız” olduğu belirtilmektedir.[iv] Devletlerin doğrudan sorumluluk doğurabilecek eylemleri reddetmesi, özellikle hukuki yaptırımlardan kaçınma stratejisi olarak değerlendirilmektedir.

Burada dikkat çekici bir diğer unsur ise Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) tutumudur. Bu konuda ABD Hazine Bakanlığı, Kolombiyalı paralı askerlerin HDK’ye destek verdiğini kabul etmekte; ancak bu desteğin BAE’yle doğrudan bağlantısını açık biçimde ortaya koymaktan kaçınmaktadır.[v] Bu durum, uluslararası sistemde güç dengeleri ve diplomatik hassasiyetlerin nasıl işlediğini göstermektedir. Zira BAE, ABD’nin Orta Doğu’daki önemli müttefiklerinden biri olarak öne çıkmaktadır.

Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro ise bu duruma sert tepki göstermektedir. Paralı askerleri “ölümün hayaletleri” olarak nitelendiren Petro, bu kişilerin işe alınmasını bir tür insan ticareti olarak tanımlamaktadır.[vi] Bu yaklaşım, Latin Amerika ülkelerinin kendi vatandaşlarının küresel çatışmalarda kullanılmasına karşı duyduğu rahatsızlığı yansıtmaktadır.

Bu gelişmeler, uluslararası hukuk açısından devlet sorumluluğu ve paralı asker kullanımının denetlenmesi konularını yeniden tartışmaya açmaktadır. Her ne kadar devletler doğrudan müdahil olduklarını reddetmekteyse de üçüncü taraf aktörler üzerinden yürütülen askeri faaliyetlerin hukuki niteliği giderek daha fazla sorgulanmaktadır. Bu bağlamda paralı askerlerin organize biçimde sevk edilmesi, eğitilmesi ve çatışma sahasında aktif rol alması, yalnızca bireysel değil aynı zamanda dolaylı devlet sorumluluğunu da gündeme getirmektedir. Özellikle dron operasyonları gibi yüksek etki kapasitesine sahip askeri faaliyetlerde bu tür aktörlerin kullanılması, siviller üzerindeki yıkıcı sonuçları artırmakta ve uluslararası insancıl hukukun ihlal edilme riskini büyütmektedir. Dolayısıyla Sudan örneği, mevcut uluslararası hukuk mekanizmalarının bu tür hibrit savaş pratiklerini düzenleme ve hesap verebilirlik sağlama konusunda ne ölçüde yetersiz kaldığını açık biçimde ortaya koymaktadır.

Sonuç olarak Sudan’daki iç savaşın yalnızca yerel bir çatışma olmadığı; aksine küresel güçlerin, paralı asker ağlarının ve bölgesel aktörlerin iç içe geçtiği karmaşık bir yapı arz ettiği görülmektedir. Kolombiyalı paralı askerler üzerinden yürütülen bu dolaylı müdahale, modern savaşların giderek daha “hibrit” bir karakter kazandığını göstermektedir. Devlet dışı aktörlerin artan rolü, uluslararası hukukun mevcut araçlarının bu tür durumları düzenlemede yetersiz kaldığını ortaya koymaktadır. Bu çerçevede uluslararası toplumun yalnızca çatışmanın sonuçlarına değil, aynı zamanda bu tür gizli ve dolaylı müdahalelere de odaklanması gerekmektedir. Aksi takdirde Sudan örneğinde olduğu gibi insani krizlerin derinleşmesi ve çatışmaların uzaması kaçınılmaz hale gelmektedir.


[i] Usher, Barbara Plett. “UAE-backed Colombian mercenaries provided support to Sudan paramilitary, report says”,BBC News, https://www.bbc.com/news/articles/cn4vk13wgwwo, (Erişim Tarihi: 26.04.2026).

[ii] Aynı yer.

[iii] Aynı yer.

[iv] Aynı yer.

[v] Aynı yer.

[vi] Aynı yer.

Ali Caner İNCESU
Ali Caner İNCESU
Ali Caner İncesu, 2012 yılında Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun olmuştur. Eğitimine Kapadokya Üniversitesi Turist Rehberliği ön lisans programında devam etmiş ve 2017 yılında mezun olmuştur. 2022 yılında Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler ve Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi'nde Seyahat İşletmeciliği ve Turizm Rehberliği alanlarında yüksek lisans eğitimlerini başarıyla tamamlamıştır. 2024 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde University of Maryland Global Campus (UMGC) Siyaset Bilimi lisans programından mezun olmuştur. 2023 yılı itibarıyla Kapadokya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde doktora eğitimine devam etmektedir.2022 yılında Paraguay Cumhuriyeti Büyükelçiliği’nde (Ankara) özel danışmanlık görevi de yürüten İncesu, ileri seviyede İspanyolca ve İngilizce bilmekte olup İngilizce ve İspanyolca dillerinde yeminli tercümandır.Çalışma alanları Latin Amerika, uluslararası hukuk ve turizmdir.

Benzer İçerikler