10 Ekim 2026 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump, Rusya’dan dizel yakıt ithalatına ilişkin anlaşmayı duyurmasının ardından Volodimir Zelensky’yi de eleştirerek Ukrayna’ya yeni bir lider atanmasını “önereceğini” söylemiştir.[i] Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada Trump, “Biliyor musunuz, ne öneriyorum? Bence anlaşma yapabilecek yeni bir lider bulmalılar, çünkü o birçok anlaşma yapabilirdi ama nedense hiç yapmıyor” ifadelerini kullanmıştır.[ii] Birleşik Krallık’ın yanı sıra ABD’nin Ukrayna’daki savaşta bilhassa askeri taktik ve stratejilerin belirlenmesinde etkili olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla ABD Başkanı’nın Ukrayna liderliğinin değiştirilmesi yönünde öneride bulunacağını söylemesi, Zelenski’yi hedef alan bir mesaj olmanın ötesinde savaşın geleceğine ilişkin önemli bir dönüm noktası da olabilir.
Hatırlatmak gerekirse 2023 yılı yazında Ukrayna, Rusya’ya karşı saldırı başlatmış ve askeri stratejiler konusunda Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi ve Genelkurmayı arasında üstü kapalı yaşanan tartışmalar neticesinde Genelkurmay Başkanı Valeriy Zalujnıy, Şubat 2024 tarihinde Zelenski tarafından görevden alınmıştı.[iii] Ukrayna’nın Rusya’ya karşı savaşında ABD ve Birleşik Krallık’ın askeri danışmanlığının etkili olduğu ve dolayısıyla Ukrayna’nın askeri-politik stratejilerinde bu ülkelerin önemli bir söz sahibi oldukları Avrupa kamuoyunda sıkça dile getirilmekte ve bilinmektedir. Yine Ukrayna’nın Rus topraklarını hedef alabilecek uzun menzilli füzeler temin edebilmesiyle ilgili tartışmalar, Avrupa kamuoyunun gündemini uzun yıllar boyunca meşgul etmiştir. Bu konuda hem Almanya hem ABD’den gerekli onay ve desteği bulmakta zorlanan Ukrayna, günümüzde gelinen noktada ilk kez kendi imkanlarıyla ürettiği füzelerle Rus topraklarını hedef alan bir saldırı gerçekleştirmeyi başarmıştır.[iv]
Trump, her iki tarafa da bu “anlamsız savaşı” sona erdirme çağrısında bulunarak iki ülkenin enerji altyapısına dönük saldırıları durdurma konusunda anlaştıklarını duyursa da sahadaki gerçeklerin bunu yansıtmaması ve tarafların enerji tesislerine dönük saldırılarını sürmeleri, Beyaz Saray açısından uzun süredir kontrol edilemeyen veyahut yönetilemeyen bir krize işaret etmektedir. Trump, her ne kadar göreve gelmeden önce Rusya-Ukrayna arasındaki savaşı bitireceğini ve barışı sağlayacağını söylemiş olsa da bu hedefinde başarılı olamamış ve Zelenski ve ekibinin savaşı sürdürmekte ısrar ettiğini sürekli ima etmiştir. Bu açıdan Trump, bilhassa Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nin barış konusunda uzlaşmaz bir tavır sergilediği düşüncesine hâkim olmuştur. Aynı şekilde Beyaz Saray ve Pentagon, NATO’nun bu savaşın içine çekilmesi tehlikesini gördükleri için Ukrayna’nın Rusya topraklarına gerçekleştireceği saldırılarda Amerikan silahlarını kullanmasına uzunca bir süre karşı çıkmıştır.
Rusya’yla dizel yakıt anlaşması yapan Trump yönetimi, aynı zamanda Ukrayna’nın Rus enerji tesislerini hedef alan askeri stratejilerinden duyduğu rahatsızlığı da dolaylı yoldan dile getirmiştir. Esasında Trump’ın bu rahatsızlığı, Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nin tutumuyla yakından ilişkili olup askeri-taktik stratejilerin yönetilemez duruma gelmesi ve barıştan uzaklaşılması, Trump’ın vaatlerinin de boşa çıkması anlamına gelmiştir. Daha genel bir çerçeve çizecek olursak; Trump’ın açıkladığı Rus dizelinin ABD ve dünya pazarlarına yeniden sunulmasına yönelik anlaşma, Washington ile Kiev arasında uzun yıllardır kırılgan şekilde ilerleyen ilişkilerde yeni bir aşamaya gelindiğini göstermiştir. Trump, eğer Zelenski ve ekibinin değişmesi gerektiğini dile getirmeye başladıysa bunun sahadaki yansımaları da ciddi olabilir.
Yıllardır birikerek büyüyen bu tartışmadaki asıl mesele, Ukrayna’daki savaşın hangi koşullarda sona ereceği ve buna kimin karar vereceğine ilişkindir. Trump’ın duyurduğu Rus dizeli anlaşması, ABD’nin Rusya’ya yönelik ekonomik baskısının; artık mutlak bir stratejik hedef değil, kısa vadeli (geçici) ekonomik ve siyasi araçlar olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.
ABD’nin yaptırımları geçici olarak gevşetmesi, Kremlin’e ekonomik ve diplomatik bir fırsat penceresi de açmaktadır. Böylelikle Batı yaptırımlarının caydırıcılığı ve cazibesi aşınmaktadır. Batı’nın temel stratejisi, Rusya’nın enerji gelirlerini sınırlandırarak savaşın maliyetini artırmaktı. ABD’nin enerji fiyatlarını düşürmek amacıyla bu baskıyı gevşetmesi, yaptırımların siyasi koşullara göre değişebileceği mesajını vermiştir. Ayrıca Rusya’nın yeniden vazgeçilmez bir enerji aktörü olarak konumlanmaya başlaması ve bunun bizzat ABD tarafından yapılması, Avrupa ve Ukrayna’nın savaş stratejilerine dair önemli bir mesaj niteliği de taşımaktadır. Ukrayna ise özellikle askerî faaliyetlerinin sınırlandırılması konusunda ABD’den gördüğü baskılardan rahatsızlık duymaktadır.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in Trump’ın Rus dizeli anlaşmasına karşı çıkması[v] da tartışmanın Avrupa açısından taşıdığı önemi açıkça ortaya koymaktadır. Söz konusu anlaşmanın Almanya ve Avrupa için kabul edilemez olduğunu savunan Merz, ABD’nin Rusya üzerindeki baskının sürdürmesini ve Ukrayna’nın desteklenmesini istemektedir. Trump yönetiminin Ukrayna konusunda Avrupa’yla tam eşgüdüm sağlamadan karar alması, Avrupa ülkelerinin savunma, istihbarat ve finansman alanlarında kendi kapasitelerini artırma ihtiyacını güçlendirmektedir. Ukrayna’daki savaş stratejilerinin yönetimi konusunda Avrupa ülkeleri, Birleşik Krallık ve ABD arasındaki süregelen örtülü rekabet, Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi üzerindeki baskının artmasına yol açmaktadır. Trump’ın Zelenski’ye yönelik son uyarıları ve yeni lider bulunması çağrısı yapması, esasında Batılı güçler arasında Ukrayna savaş hattında yaşanan bu görünmeyen kavganın birer yansıması şeklinde okunabilir.
Ukrayna’da savaş ya da barışa kimin karar vereceği, aynı zamanda yeni Avrupa güvenlik düzeninin de mimarı olacaktır. Fakat Avrupa’nın ABD’den tamamen bağımsız hareket edebileceği bir konjonktür halen mevcut değildir. Nitekim askerî kabiliyetler, istihbarat altyapısı ve NATO içindeki koordinasyon, transatlantik işbirliğini hâlâ önemli kılmaktadır. Fakat Ukrayna’nın Rusya’ya karşı savaşında son iki yılda üstlendiği yeni sorumluluklar ve yetenekler, ittifak içindeki güç ve sorumluluk dağılımının değişmeye başladığı net şekilde göstermektedir. Bu değişim, Trump’ın verdiği mesajlarda açık şekilde görülmektedir.
[i] “Trump says Ukraine should get a new leader as he spars with Zelensky over US-Russia diesel deal”, CNN, https://edition.cnn.com/2026/10/09/politics/trump-putin-russian-diesel, (Erişim Tarihi: 10.02.2024).
[ii] Aynı yer.
[iii] “Zaluzhny Agrees To Be Ukraine’s Ambassador To UK — Lawmaker”, Tass, https://tass.com/world/1742091, (Erişim Tarihi: 13.10.2026).
[iv] “Ukraine Launches First Locally Produced Ballistic Missile Inside Russian Territory”, United 24 Media, https://united24media.com/war-in-ukraine/ukraine-launches-first-locally-produced-ballistic-missile-inside-russian-territory-23370, (Erişim Tarihi: 13.10.2026).
[v] “Merz: Trump Russia diesel deal ‘out of question’ for Europe”, DW, https://www.dw.com/en/germany-news-merz-says-trumps-russia-diesel-deal-out-of-question-for-europe/live-79636427, (Erişim Tarihi: 13.10.2026).
