Donald Trump, Şi Cinping’in 23-25 Eylül 2026 tarihli Washington ziyaretinin hemen öncesinde, yönetimin resmi iletişiminde “Yapay Zekâ” yerine “Süper Zekâ” ifadesini kullanacağını açıklamış ve görüşmelerin ardından Şi’nin de bu adlandırmayı beğendiğini öne sürmüştür.[i] Çin tarafı ise bu nitelendirmeyi ne doğrulamış ne de yalanlamıştır. Çin Dışişleri Bakanlığı, 26 Eylül 2026 tarihinde yaptığı açıklamada “Yapay Zekâ” ifadesini kullanmayı sürdürerek ABD’nin tercihine önem verdiğini ve bu ifadeye “saygı duyduğunu” belirtmekle yetinmiştir.[ii] Terminolojik bir ayrıntı gibi görünen bu farkı, sadece bir çeviri meselesi olarak yorumlamak doğru olmayacaktır. Bu fark teknolojinin güç dağılımını belirlediği tekno-jeopolitik rekabette, yönetişimin kapsamını kimin tanımlayacağına dair bir mücadeledir. Bu çerçevede zirvenin kalıcı sonucunun, yapay zekanın risklerini konuşan bir diyaloğu kurumsallaştırırken çip, işlem gücü ve kritik mineraller üzerindeki güç rekabetini masanın dışında bırakan bir ayrışma olarak değerlendirilebilir.
Diyaloğun kurumsal konumu da bu ayrışmayı pekiştirmektedir. Çin Ticaret Bakanlığı’nın 28 Eylül 2026 tarihli açıklamasına göre yeni yapay zekâ diyaloğu, ekonomik ve ticari müzakere mekanizması altında, Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng ile ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in liderliğinde kurulmuştur. Taraflar bir sonraki turu kasım ayı sonuna kadar yapmayı ve yapay zekâ kaynaklı olaylar için bir iletişim kanalı kurmayı da kabul etmiştir.[iii] Diyaloğun dışişleri ya da güvenlik kurumlarından ziyade ticaret müzakerecilerine emanet edilmesiyle yapay zekâ, gümrük vergileri ve nadir toprak elementleriyle aynı pazarlık masasına taşınmıştır.
Zirvenin ticari çıktıları da aynı sınırları çekmiştir. İki ülke, her iki yönde yaklaşık 30 milyar dolarlık mal için gümrük indirimi konusunda uzlaşmıştır; bu ürünler içerisinde tarım ürünleri, kişisel bakım ürünleri, kereste, tıbbi cihazlar, sofra takımları ve oyuncaklar gibi kalemler yer almaktadır. Çipler, elektrikli araçlar ve bataryalar gibi stratejik sektörler kapsam dışında bırakılmış, ateşkes de yalnızca iki ay uzatılarak Ocak 2027 tarihine ertelenmiştir.[iv] Dolayısıyla gerilim düşük teknolojili ticarette azalsa da yapay zekâ teknolojisinin de içerisinde olduğu ileri teknoloji alanı bilinçli olarak “hassas” kategoride tutulmaktadır.
ABD açısından “süper zekâ” kavramı, diyaloğu insan kapasitesini aşabilecek gelecekteki sistemlerin yaratabileceği risklere odaklanmaktadır. Bu çerçevenin Washington’a çip ihracat kontrollerini müzakereye açmadan Pekin’le güvenlik diyaloğu yürütme imkânı tanıdığı değerlendirilmektedir. Nitekim ABD Ticaret Bakanlığı Sanayi ve Güvenlik Bürosu, Nvidia H200 çiplerinin Çin’e ihracatını vaka bazlı incelemeye açmış, ancak bunu ABD’de bağımsız üçüncü taraf testi gibi koşullara bağlamıştır.[v] Başka bir ifadeyle Washington, çip meselesini bir müzakere konusundan ziyade kendi belirlediği koşullarla yönetilen bir lisans meselesi olarak ele almakta ısrarcıdır.
Çin’in yaklaşımı ise farklı bir zemine dayandırılabilir. 24 Eylül 2026 tarihli görüşmede Şi, iki ülkenin de yapay zekada büyük güç olduğunu ve aralarındaki rekabete rağmen iş birliği imkanının daha fazla olduğunu belirtmiş; tarafların birbirine karşı savunma hattı kurmak yerine kendi güçlü yanlarını ortaya koyması gerektiğini vurgulamıştır. Şi aynı görüşmede yapay zekanın kötüye kullanımına karşı ortak önlem alınması ve insan denetiminin korunması çağrısı da yapmıştır.[vi] “Savunma hattı kurma” ifadesinin, ihracat kontrolleri ve yaptırım listeleri gibi teknolojik kısıtlamalarına örtük bir gönderme olduğu değerlendirilebilir. Bu çağrılar, Pekin’in risk gündemini reddetmediğini, ancak bu gündemin rekabetin kurallarını da kapsamasını istediğini göstermektedir.
Çin Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasındaki “saygı” kalıbı da bilinçli bir seçimdir. Bu ifade, bir tutumu benimsemeden kayda geçirmenin yerleşik diplomatik formülü olarak kabul edilebilir. Bakanlık ayrıca yapay zekâ teknolojisinin gelişmeye devam ettiğini ve tarafların güncel duruma göre uzlaşı arayabileceğini ekleyerek meseleyi açık bırakmıştır. Bu formül, ABD’nin 1972 Şangay Bildirisi’nde Çin’in Tayvan tutumunu onaylamadan “kabul ettiğini” belirttiği yapıcı belirsizlik dilini hatırlatmaktadır. Ancak bu kez belirsizliği kuran taraf Pekin’dir.
Terminolojiye verilen önemin arka planında standart belirleme kaygısı da bulunmaktadır. Fudan Üniversitesi Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü’nden Prof. Dr. Cai Cuihong’un Mayıs 2026 tarihinde yayımlanan makalesi, risk sınıflandırması ve güvenlik olaylarının bildirimi gibi alanlarda işbirliğine açık olunduğunu belirtmektedir. Ancak aynı makaleye göre yapay zekâ yönetişimi, bir tarafın standart koyup diğerinin denetlendiği bir sürece dönüşemez. Makale, tek bir ülkeni test sonuçlarının uluslararası standart sayılmasına ve güvenlik değerlendirmelerinin model ağırlıkları ile eğitim verilerinin denetimine gerekçe yapılmasına da karşı çıkmakta, işbirliği alanları arasında “risk terminolojisinin karşılıklı tanınmasını” saymaktadır.[vii] Zirvenin tam da terminoloji üzerinde ayrışması da bu açıdan dikkat çekici bir tezat oluşturmaktadır.
Masanın dışında tutulan rekabetin öteki yüzünü kritik mineraller oluşturmaktadır. ABD’nin zirve sonrası açıklamasında yer alan nadir toprak elementleri başlığı, Çin tarafında yapılan açıklamalarda hiç yer almamaktadır.[viii] AlixPertners’a göre; Çin, küresel nadir toprak alaşım ve mıknatıs üretiminin yaklaşık %90’ını kontrol etmektedir.[ix] Bu veri dikkate alındığında tarafların birbirine karşı birer “boğaz noktası” elinde tuttuğu görülmektedir: ABD işlem gücünü, Çin ise bu gücün fiziksel girdilerini kontrol etmektedir.
Zirvenin teknoloji boyutunu sadece ayrışma çerçevesinden yorumlamak da yanlış olacaktır. Yapay zekâ kaynaklı olaylar için kurulması kararlaştırılan iletişim kanalı, Soğuk Savaş dönemindeki “sıcak har” mantığını teknoloji alanında taşıyan ilk adım olarak görülebilir. Ancak Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nden Scott Kennedy’nin belirttiği gibi, yapay zeka dahil tüm başlıklardaki çıktılar oldukça sınırlı ve geçici niteliktedir.[x]
Sonuç olarak Washington Zirvesi, iki ülkenin teknoloji rekabetinde yeni bir iş bölümünü kurumsallaştırmıştır: Riskler konuşulmakta, güç ise müzakere edilmemektedir. “Süper zekâ” ile “yapay zekâ” arasındaki fark, bu iş bölümünün sınırlarının henüz belirlenmediğini göstermektedir. Washington diyaloğu geleceğin felaket senaryolarını sınırlamak istemekte, Pekin onu bugünün kısıtlamalarını da kapsayacak şekilde genişletmeye çalışmaktadır. Diyaloğun ticaret kanalına yerleştirilmesi ise bu kapsam mücadelesinin nadir toprak elementleri ve gümrük vergileriyle aynı pazarlık mantığı içinde yürütüleceğine işaret etmektedir.
Bu çerçevede asıl sınavın kasım sonuna kadar yapılacak ikinci tur olacağı değerlendirilmektedir. Taraflar “olay” kavramının tanımını ve değerlendirme yöntemleri gibi teknik başlıklarda ortak bir dil geliştirdiği takdirde dar ama işlevsel bir güvenlik rejiminin temelleri atılabilecektir. Buna karşılık ABD, diyaloğu süper zekâ riskleriyle sınırlı tutmaktadır. Çin ise ihracat kontrollerini gündeme taşımakta ısrar ederse farklı bir tablo ortaya çıkabilecektir. Bu durumda diyalog, ocakta sona erecek ateşkesle birlikte teknoloji ile kritik mineraller arasındaki pazarlığın yeni bir sahnesine dönüşebilecektir
[i] “Fact Sheet: President Donald J. Trump Advances a Fair and Reciprocal Relationship with China While Hosting Historic State Visit”, The White House, https://www.whitehouse.gov/fact-sheets/2026/09/fact-sheet-president-donald-j-trump-advances-a-fair-and-reciprocal-relationship-with-china-while-hosting-historic-state-visit/, (Erişim Tarihi: 02.10.2026).
[ii] “China says it respects Trump’s ‘super intelligence’ switch from AI”, Gulf News, https://gulfnews.com/world/asia/china/china-says-it-respects-trumps-super-intelligence-switch-from-ai-1.500688763, (Erişim Tarihi: 02.10.2026).
[iii] “Eighth round of China-U.S. economic and trade consultations yields positive consensus: commerceministry”, English.news.cn, https://english.news.cn/20260928/855e04af2402404b8c1f5c9417bc4dcd/c.html, (Erişim Tarihi: 02.10.2026).
[iv] “US and China Detail List of Products Agreed Under $30 Billion Tariff Cut Deal After Trump-Xi Meeting”, U.S. News & World Report, https://www.usnews.com/news/us/articles/2026-09-28/us-and-china-detail-list-of-products-agreed-under-30-billion-tariff-cut-deal-after-trump-xi-meeting, (Erişim Tarihi: 02.10.2026).
[v] Bureau of Industry and Security, “Department of Commerce Revises License Review Policy for Semiconductors Exported to China”, U.S. Department of Commerce, https://www.bis.gov/press-release/department-commerce-revises-license-review-policy-semiconductors-exported-china, (Erişim Tarihi: 02.10.2026).
[vi] “习近平同美国总统特朗普会谈”, News.cn, https://www.news.cn/politics/leaders/20260925/9cf2a7ba302648b2a63473a3c00b607a/c.html, (Erişim Tarihi: 02.10.2026).
[vii] Fudan Development Institute (FDDI), “全球AI创新治理|共同安全责任:中美AI对话的新博弈与新共识”, Fudan University, https://fddi.fudan.edu.cn/e6/ad/c21253a779949/page.htm, (Erişim Tarihi: 02.10.2026).
[viii] “Trump Rolls Out Red Carpet, But Xi Presses US to Oppose…”, Seoul Economic Daily, https://en.sedaily.com/international/2026/09/27/trump-rolls-out-red-carpet-but-xi-presses-us-to-oppose, (Erişim Tarihi: 02.10.2026).
[ix] “Analysis: Rare Earths Force Trump to be Less Hostile Before Xi Summit”, U.S. News & World Report, https://www.usnews.com/news/top-news/articles/2026-09-21/analysis-rare-earths-force-trump-to-be-less-hostile-before-xi-summit, (Erişim Tarihi: 02.10.2026).
[x] “Trump-Xi Summit: Tangible Outcomes of US-China Truce”, CNBC, https://www.cnbc.com/2026/09/28/trump-xi-summit-tangible-outcomes-us-china-truce.html, (Erişim Tarihi: 02.10.2026).
