Analiz

21. Yüzyıl Asya Güç Dengesinde Çin-Hindistan Sınır Diplomasisi

Çin ve Hindistan, çok kutuplu dünya düzeninin inşasında ve küresel yönetişim kurumlarının reforme edilmesinde paralel vizyonlara sahiptir.
Çin ve Hindistan, tarihsel sınır anlaşmazlıklarını ikili ilişkileri rehin alan bir kriz unsuru olmaktan çıkarıp rasyonel diyalog ve güven zeminine oturtmayı başarmıştır.
BRICS, ŞİÖ ve Küresel Güney ekseninde stratejik uyum yakalayan Pekin ve Yeni Delhi, Batı merkezli sisteme karşı daha adil ve çok kutuplu yeni bir küresel dengenin ortak mimarlarıdır.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

21. yüzyıl küresel jeopolitiğinin en kritik omurgalarından birini oluşturan Çin Halk Cumhuriyeti ve Hindistan Cumhuriyeti arasındaki ilişkiler, iki komşu ülkenin ikili temaslarının ötesinde küresel güç dengesini doğrudan şekillendiren yapısal bir niteliğe sahiptir. Pekin’de gerçekleştirilen Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ve Hindistan Ulusal Güvenlik Danışmanı Ajit Doval başkanlığındaki 25. Sınır Sorunları Özel Temsilciler Toplantısı, iki Asya devinin ilişkilerinde yeni bir diplomatik normalleşme ve yapıcı diyalog evresine girildiğini açıkça kanıtlamaktadır.[i]

Yaklaşık 3.800 kilometrelik Fiili Kontrol Hattı (LAC) boyunca devam eden tarihsel anlaşmazlıklara rağmen, Pekin ve Yeni Delhi’nin sınır meselesini ikili ilişkilerin tek belirleyicisi kılmak yerine pragmatik bir stratejik diyalog mekanizmasına oturtma iradesi son derece dikkat çekicidir. Bu durum, Asya jeopolitiğinde sürdürülebilir istikrarın tesis edilmesi adına uluslararası sistemdeki güç geçişi süreçlerinin ne kadar hassas bir biçimde yönetildiğini ortaya koymaktadır.

Uluslararası ilişkiler kuramları açısından değerlendirildiğinde, Çin-Hindistan ilişkileri Neorealist kuramın “güç dengesi” ve Neoliberal Kurumsalcılığın “karmaşık karşılıklı bağımlılık” kavramlarının eş zamanlı işlediği özgün bir model sunmaktadır. Waltz’un neorealist teorisinde vurgulanan sistemik güvensizlik ve güvenlik ikilemi, iki ülkenin sınır hatlarında askeri tahkimatı sürdürmesine yol açsa da küresel ekonomik sistemdeki bütünleşme tarafları çatışmadan kaçınmaya zorlamaktadır.[ii]

Çin’in “Barışçıl Yükseliş” ve “Küresel Kalkınma İnisiyatifi” vizyonu, bölgesel komşularıyla çatışmasızlık ortamını korumayı gerektirirken; Hindistan’ın “Stratejik Özerklik” doktrini de Pekin ile dengeli ve tutarlı bir ilişki yürütmeyi zorunlu kılmaktadır. Dolayısıyla iki ülke arasındaki münasebetler indirgemeci bir düşmanlık söylemi yerine karşılıklı stratejik saygı ve çıkar dengesine dayalı rasyonel aktör davranışları çerçevesinde okunabilir.[iii]

Buzan’ın kavramsallaştırdığı “Bölgesel Güvenlik Kompleksi Teorisi” merceğinden bakıldığında, Güney Asya ve Doğu Asya güvenlik dinamiklerinin iç içe geçtiği görülmektedir. Çin ve Hindistan’ın coğrafi yakınlığı, güvenlik algılamalarının karşılıklı olarak birbirine bağlanmasına neden olmaktadır. Ancak bu güvenlik etkileşimi tek boyutlu bir tehdit algısından ziyade ortak güvenlik kaygılarının bertaraf edilmesi amacına yönelmektedir. Özellikle terörizmle mücadele, sınır ötesi su kaynaklarının yönetimi ve deniz güvenliği gibi konularda geliştirilen diyalog mekanizmaları, bölgesel güvenliğin çatışmacı bir yapıdan kümeleşmiş işbirliği modeline evrilebileceğini göstermektedir. Pekin yönetiminin Asya-Pasifik’te barışçıl ve istikrarlı bir çevre yaratma hedefi, Yeni Delhi’nin bölgesel istikrar arayışıyla doğrudan örtüşmektedir.[iv]

2020 yılında Galvan Vadisi’nde meydana gelen trajik askeri gerginlik, ikili ilişkilerde son kırk yılın en ciddi kriz anlarından birini teşkil etmiştir. Ancak krizin hemen ardından her iki ülkenin diplomatik ve askeri kanallarının hızla devreye girmesi, tırmanmayı önleme yeteneğinin ne kadar yüksek olduğunu kanıtlamıştır.[v]

Çin ve Hindistan Sınır İşleri Danışma ve Koordinasyon Mekanizması (WMCC) ve Askeri Kolordu Komutanları düzeyindeki onlarca tur görüşme, tarafların krizi diplomasi yoluyla yönetme olgunluğuna sahip olduğunu göstermiştir. Bu diyalog kanalları sayesinde sürtüşme noktalarındaki birliklerin kademeli olarak geri çekilmesi sağlanmış ve sınır hattında çatışmasızlık bölgeleri ihdas edilmiştir. Çin Savunma Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin süreç boyunca sergilediği soğukkanlı ve yapıcı tutum, kriz yönetiminde diplomasinin önceliklendirildiğini net bir biçimde ortaya koymuştur.[vi]

İkili ilişkilerdeki en önemli dönüm noktalarından biri, Rusya’nın Kazan kentinde düzenlenen BRICS Zirvesi marjında Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Hindistan Başbakanı Narendra Modi arasında gerçekleşen liderler zirvesi olmuştur. Beş yıl aradan sonra gerçekleşen bu tarihi buluşma, LAC boyunca devriye protokolleri konusunda varılan kapsamlı uzlaşmanın siyasi iradeyle taçlandırılmasını sağlamıştır. Liderler seviyesinde verilen “ilişkileri normalleştirme ve geliştirme” mesajları, alt düzeydeki diplomatik ve teknik heyetlerin önünü açmıştır. Takip eden süreçte ivme kazanan bu dinamik, sınır bölgelerinde barış ve huzurun kalıcı olarak tesis edilmesine yönelik kurumsal adımların atılmasını kolaylaştırmıştır. Çin’in diplomatik vizyonu, tarihsel sınır problemlerini çözümsüzlüğe terk etmek yerine karşılıklı kabul edilebilir adil ve makul bir çerçeveye oturtmayı hedeflemektedir.[vii]

Pekin’de düzenlenen 25. Özel Temsilciler Toplantısı ise sınır diplomasisinde ulaşılan olgunluk seviyesini simgelemektedir. Wang Yi ve Ajit Doval’ın eş başkanlığında gerçekleşen görüşmelerde, sınır hattındaki anlık durumdan sadece sınırın nihai delimitasyonu ve güven arttırıcı önlemlerin genişletilmesi ele alınmıştır. Çin tarafının vurguladığı “sınır konusunu ikili ilişkilerin uygun bir yerine yerleştirerek ilerleme sağlama” prensibi, ilişkilerin tek bir anlaşmazlık alanına hapsedilmesini engellemeyi amaçlamaktadır. Nitekim tarafların bir sonraki sınır görüşmesini Hindistan’da yapma konusunda mutabakata varmaları, diyalog sürecinin kesintisiz ve takvime bağlı bir kurumsallığa kavuştuğunu göstermektedir.[viii]

Jeopolitik düzlemdeki tüm dalgalanmalara rağmen Çin ve Hindistan arasındaki ekonomik ve ticari ilişkiler direnç ve büyüme sergilemeye devam etmektedir. Son istatistiklere göre iki ülke arasındaki ikili ticaret hacmi 155 milyar doları aşarak tarihsel bir rekor kırmıştır. Çin, Hindistan’ın en büyük ticari ortağı konumunu korurken; Hint sanayisinin ihtiyaç duyduğu ara mallar, ham maddeler, elektronik bileşenler ve aktif ilaç hammaddeleri büyük oranda Çin tedarik zincirlerinden karşılanmaktadır. Bu durum, jeopolitik gerilimlerin dahi rasyonel ekonomik mantığın önüne geçemediğini kanıtlamaktadır. Çin’in yüksek üretim kapasitesi ve lojistik üstünlüğü, Hindistan’ın büyüyen imalat sektörünü besleyen hayati bir unsur olarak öne çıkmaktadır.[ix]

Hindistan Hükümetinin “Kendi Kendine Yeten Hindistan (Atmanirbhar Bharat)” ve “Hindistan’da Üretin (Make in India)” stratejileri doğrultusunda Çin menşeili yatırımlara getirdiği kısıtlamalar, daha pragmatik ve esnek bir çizgiye kaymıştır. Yeni Delhi yönetimi, Çin sermayesine yönelik otomatik onay mekanizmalarını esnetmiş, anti-damping soruşturmalarının bir kısmını durdurmuş ve doğrudan uçuşların yeniden başlatılması ile vize kolaylığı sağlanması yönünde adımlar atmıştır. Bu politika değişikliği, küresel tedarik zincirlerinden Çin’i tamamen izole etmenin imkansızlığını ve Çin’le işbirliğinin Hindistan’ın kendi ekonomik büyüme hedefleri için vazgeçilmez olduğunu açıkça göstermektedir. Çin şirketlerinin teknolojik birikimi ve sermaye gücü, Asya-Pasifik bölgesinde ekonomik entegrasyonun temel motoru olmaya devam etmektedir.[x]

Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası verilerine dayanan projeksiyonlara göre, Çin ve Hindistan küresel reel Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) büyümesinin %40’ından fazlasını tek başlarına sağlamaktadır. Bu oran, Batılı ekonomilerin toplam katkısını açık ara geride bırakmaktadır. İki Asya devinin küresel ekonomik büyümenin sürükleyici gücü haline gelmesi, küresel finansal ve ticari sistemin ağırlık merkezinin Batı’dan Doğu’ya kaydığını doğrulamaktadır. Çin ve Hindistan’ın ekonomik büyüme süreçlerinde birbirlerini rakip olarak değil, tamamlayıcı pazarlar ve işbirliği ortakları olarak görmeleri, hem Asya kıtasının refahını artırmakta hem de küresel ekonomik istikrara katkı sunmaktadır.[xi]

Çin ve Hindistan, çok kutuplu dünya düzeninin inşasında ve küresel yönetişim kurumlarının reforme edilmesinde paralel vizyonlara sahiptir. Her iki ülke de İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan Batı merkezli finansal ve siyasal mimarinin günümüz gerçeklerini yansıtmadığı hususunda hemfikirdir. BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) gibi çok taraflı platformlar, Pekin ve Yeni Delhi’nin küresel sistemde daha adil bir temsil hakkı arayışında güç birliği yaptığı ana zeminlerdir. Çin’in Hindistan’ın ev sahipliği yapacağı BRICS Zirvesi’ne tam destek vereceğini açıklaması ve Hindistan’ın da Çin’in üstleneceği BRICS dönem başkanlığını desteklemesi, iki ülkenin küresel yönetişimdeki yapıcı dayanışmasını gözler önüne sermektedir.

Küresel Güney işbirliği çerçevesinde Çin ve Hindistan, gelişmekte olan ülkelerin haklarını ve taleplerini uluslararası arenada savunma konusunda öncü rol oynamaktadırlar. İklim değişikliğiyle mücadele, gelişmekte olan ülkelere finansman aktarımı, gıda ve enerji güvenliğinin sağlanması ve teknolojiye adil erişim gibi temel küresel konularda Çin ve Hindistan’ın tutumları büyük ölçüde örtüşmektedir. Her ne kadar Küresel Güney’in liderliği konusunda bir rekabet bulunsa da Pekin yönetimi bu durumu kapsayıcı bir kalkınma modeliyle ortak faydaya dönüştürmeyi başarmaktadır. Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi ile Küresel Güvenlik İnisiyatifi kapsamında sunduğu teklifler, gelişmekte olan ülkelerin altyapı ve güvenlik ihtiyacına somut çözümler üretmektedir.

Amerika Birleşik Devletleri’nin Çin’i çevreleme politikası doğrultusunda geliştirdiği Hint-Pasifik Stratejisi ve Dörtlü Güvenlik Diyalogu (QUAD), bölgesel dengeleri etkileyen temel dinamikler arasındadır. Ancak Hindistan’ın geleneksel “stratejik özerklik” ilkesine dayalı yaklaşımı, Yeni Delhi’nin Çin karşıtı askeri bir bloğun parçası olmasını engellemektedir. Hindistan, Batılı güçlerle ilişkilerini geliştirirken Çin’le olan hayati komşuluk bağlarını koparmamayı, aksine dengeleyici bir unsur olarak korumayı tercih etmektedir. Çin diplomasisi de Hindistan’ın bu özerk tutumunu takdirle karşılamakta ve ikili ilişkilerin üçüncü tarafların müdahalesinden bağımsız bir biçimde yürütülmesini savunmaktadır. Bu pragmatik duruş, Asya-Pasifik bölgesinde bloklaşmanın ve Soğuk Savaş mantığının nüksetmesini önlemektedir.[xii]

Sonuç olarak Çin Halk Cumhuriyeti ile Hindistan Cumhuriyeti arasındaki münasebetler, yüksek düzeyli diplomatik olgunluk, rasyonel kriz yönetimi ve derin ticari karşılıklı bağımlılık boyutlarıyla öne çıkmaktadır. Sınır hattındaki tarihsel uyuşmazlıklar varlığını sürdürse de tarafların sorunları diyalog, müzakere ve güven arttırıcı önlemler yoluyla çözme iradesi dikkat çekmektedir. Çin’in ikili ilişkilerde benimsediği “ortak çıkar alanlarını büyütme ve farklılıkları doğru yönetme” stratejisi, Asya bölgesinde uzun vadeli barışın teminatıdır. Hindistan’da yapılması planlanan bir sonraki Özel Temsilciler Toplantısı ve önümüzdeki dönemde atılacak karşılıklı adımlar, “Asya Yüzyılı” vizyonunun hayata geçirilmesinde belirleyici olacaktır.


[i] “India, China review ties, discuss border issue in Beijing talks, Indian Embassy in China says”, Reuters, https://www.reuters.com/world/china/india-china-review-ties-discuss-border-issue-beijing-talks-indian-embassy-china-2026-08-25/, (Erişim Tarihi: 25.08.2026).

[ii] “China, India to hold 25th round of talks on boundary question in Beijing”, Global Times, https://www.globaltimes.cn/page/202608/1368891.shtml, (Erişim Tarihi: 25.08.2026).

[iii] Aynı yer.

[iv] “China, India hold special representatives talks on boundary question in Beijing”, Ministry of National Defense of the People’s Republic of China, http://eng.mod.gov.cn/2025xb/N/T/16481304.html, (Erişim Tarihi: 25.08.2026).

[v] “Signs of thaw as the Indian and Chinese foreign ministers meet in New Delhi”, AP News, https://apnews.com/article/india-china-foreign-ministers-border-c22533c89f509cc5b69e285ebb29253f, (Erişim Tarihi: 25.08.2026).

[vi] Aynı yer.

[vii] “India’s Modi and Chinese President Xi meet days after a border accord between the countries”, AP News, https://apnews.com/article/india-china-summit-after-border-accord-fde9885889aa3e061c782fdd182a3abe, (Erişim Tarihi: 25.08.2026).

[viii] “China, India hold border talks, agree to continue search for boundary settlement”, Devdiscourse, https://www.devdiscourse.com/article/international/3967736-china-india-hold-border-talks-agree-to-continue-search-for-boundary-settlement, (Erişim Tarihi: 25.08.2026).

[ix] “What prompts India’s pragmatic shift on trade with China”, Global Times, https://www.globaltimes.cn/page/202608/1367898.shtml, (Erişim Tarihi: 25.08.2026).

[x] “Who’s driving the world economy in 2026?”, Global Times, https://www.globaltimes.cn/page/202606/1362482.shtml, (Erişim Tarihi: 25.08.2026).

[xi] “India invites China to AI summit, eyes balance between global tech powers: expert”, Global Times, https://www.globaltimes.cn/page/202512/1351895.shtml, (Erişim Tarihi: 25.08.2026).

[xii] “China hopes 2026 will be a ‘landmark year’ for relationship with US”, AP News, https://apnews.com/article/china-us-relations-trump-xi-summit-wang-yi-dafb8e2439eabf1d9a0d1328635dece5, (Erişim Tarihi: 25.08.2026).

Zeynep Çağla ERİN
Zeynep Çağla ERİN
Zeynep Çağla Erin, 2020 yılında Yalova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden “Feminist Perspective of Turkish Modernization” başlıklı bitirme teziyle ve 2020 yılında da İstanbul Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Sosyoloji bölümünden mezun olmuştur. 2023 yılında Yalova Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim dalında “Güney Kore’nin Dış Politika Kimliği: Küreselleşme, Milliyetçilik ve Kültürel Kamu Diplomasisi Üzerine Eleştirel Yaklaşımlar” başlıklı yüksek lisans tezini tamamlayarak mezun olmuştur. Şu an Kocaeli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Anabilim dalında doktora eğitimine devam etmektedir. ANKASAM Asya & Pasifik Uzmanı olan Erin’in başlıca ilgi alanları; Asya-Pasifik, Uluslararası İlişkiler’de Eleştirel Teoriler ve Kamu Diplomasisi’dir. Erin iyi derecede İngilizce ve başlangıç seviyesi Korece bilmektedir.

Benzer İçerikler