Analiz

Avrasya Ekonomik Birliği’nin Onuncu Yılında Ekonomik Kayıt: Entegrasyon Derinliği mi, Ruble Çekim Alanı mı?

Birliğin en çok öne çıkarılan başarısı parasal alandadır.
Ekonomik entegrasyon, üyelerin dış politika özerkliğini gönüllü biçimde kısıtlamayı kabul ettiği ölçüde sürdürülebilir.
Bu rıza zayıfladığında birliğin elindeki araç, ekonomik teşvikten çok siyasi baskıya kaymaktadır.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Avrasya Ekonomik Birliği (AEB), 29 Mayıs 2014 tarihinde Astana’da imzalanan ve 1 Ocak 2015 tarihinde yürürlüğe giren kurucu antlaşmayla resmî varlığını kazanmıştır. Aradan geçen on yılın ardından birlik, 29 Mayıs 2026 tarihinde yine Astana’da toplanan Yüksek Avrasya Ekonomik Konseyi’nde kendi ekonomik karnesini açıklamıştır. Kazinform ve Xinhua’nın aktardığı verilere göre; tablo ilk bakışta etkileyicidir. Üye ekonomilerin birleşik Gayri Safi Yurt İçi Hasılası (GSYİH) 2025 yılı itibarıyla 3,02 trilyon dolara ulaşmış, 2020 yılına kıyasla yüzde 16,6 büyümüştür. Kazakistan Devlet Başkanı Kasım Cömert Tokayev, birliğin büyümesinin 2026 ve 2027 için yaklaşık yüzde 2,5 düzeyinde seyredeceğini öngörmektedir.[i] Ancak bu büyüklüklerin ardındaki yapısal gerçeklik, entegrasyonun derinleşmesinden çok bölgesel bir bağımlılık mimarisinin olgunlaşmasına işaret etmektedir.

Rusya, Kazakistan, Belarus, Ermenistan ve Kırgızistan’dan oluşan beş üyeli birlikte, üye ülkeler arası karşılıklı ticaret 2025 yılında 95 milyar dolara ulaşmıştır; Tokayev’in açıklamasına göre bu rakamın 2026 yılında 100 milyar doları aşması beklenmektedir.[ii] Karşılıklı ticaretin 2015 yılından bu yana ikiye katlanmış olması ve Avrasya Ekonomik Komisyonu’nun verilerine göre ham madde dışı, enerji dışı ürünlerin karşılıklı ticaretteki payının yüzde 76,6’ya yükselmesi,[iii] birliğin salt bir hammadde değiş tokuş alanı olmadığı yönünde okunabilir. Bununla birlikte söz konusu 95 milyar dolarlık iç ticaret, üye ülkelerin toplam dış ticaret hacmi içinde görece sınırlı bir paya karşılık gelmektedir; yani entegrasyonun genişliği, derinliğiyle aynı oranda ilerlememektedir. Beşinci Avrasya Ekonomik Forumu’nda paylaşılan verilere göre sanayi üretimi 2021-2025 döneminde yüzde 18,9 artarak 1,69 trilyon dolara, tarımsal üretim ise yüzde 12,4 artışla 167,5 milyar dolara ulaşmıştır.[iv] Bu rakamlar reel bir büyümeyi yansıtmakla birlikte büyümenin önemli bölümünün tek bir üyenin, yani Rusya’nın ekonomik kütlesinden kaynaklandığı gerçeğini değiştirmemektedir.

Birliğin en çok öne çıkarılan başarısı parasal alandadır: üye ülkeler arası karşılıklı ticarette ulusal para cinsinden gerçekleştirilen ödemelerin payı 2025 yılında yaklaşık yüzde 93’e yükselmiştir.[v] Bu oran, resmî söylemde doların tahtından indirilmesinin somut kanıtı olarak sunulmaktadır. Oysa ekonomik içeriği daha dikkatli okunduğunda, tablonun “ulusal paralar” çoğulundan çok tekil bir paranın, yani rublenin egemenliği etrafında şekillendiği görülmektedir. Batı yaptırımları karşısında SWIFT erişimi kısıtlanan ve dolar ile euro likiditesi daralan üye ekonomiler için ruble bir tercih değil, zorunluluk hâline gelmiştir. Bu yönüyle yüzde 93’lük oran, dedolarizasyonun zaferinden çok, dolar bağımlılığının ruble bağımlılığıyla ikame edilmesi anlamına gelmektedir. Enerji koridorlarının “silahlaştırılmış karşılıklı bağımlılığa” dönüşmesine benzer bir mantık burada parasal alanda yeniden üretilmektedir: asimetrik bir ağda merkezî konumda bulunan aktör, bu konumu yapısal bir etki kapasitesine çevirmektedir. Küçük üyeler açısından ruble cinsinden ödeme, döviz kuru riskinin ve Rusya’nın para politikası kararlarının dolaylı bir yük olarak kendi ekonomilerine aktarılması demektir.

Bu yapısal asimetrinin siyasi sınırları, 2026 ilkbaharında en açık biçimiyle görünür hâle gelmiştir. Rusya, Kazakistan, Belarus ve Kırgızistan devlet başkanları, 29 Mayıs 2026 tarihli Yüksek Avrasya Ekonomik Konseyi toplantısının ardından yayımladıkları ortak açıklamayla Ermenistan’ı Avrupa Birliği üyeliği ile AEB üyeliği arasında bir referandumla tercih yapmaya çağırmıştır. Bunu, Rusya’nın Erivan Büyükelçisini istişare için geri çağırması izlemiştir.[vi] CGTN ve Ermenistan Kamu Radyosu’nun aktardığına göre Başbakan Paşinyan, referandum çağrısını reddetmiş; ülkesinin birlik içinde “sakin ve kararlı biçimde” kalmaya devam edeceğini, ancak AB üyeliği ile AEB üyeliğinin eşzamanlı sürdürülemeyeceğinin bilincinde olduklarını ifade etmiştir.[vii] Erivan’ın 4 Nisan 2025 tarihinde AB’ye katılım sürecini başlatan yasayı yürürlüğe koyması ve 2026 yılında gerçekleşen ilk AB-Ermenistan zirvesi,[viii] birliğin ekonomik cazibesinin bir üyeyi içeride tutmaya tek başına yetmediğini göstermektedir. Ekonomik entegrasyon, üyelerin dış politika özerkliğini gönüllü biçimde kısıtlamayı kabul ettiği ölçüde sürdürülebilir; bu rıza zayıfladığında birliğin elindeki araç, ekonomik teşvikten çok siyasi baskıya kaymaktadır.

Benzer bir merkezkaç eğilim, birliğin en güçlü ikinci ekonomisi Kazakistan’ın çok-vektörlü dış ekonomi politikasında da gözlemlenmektedir. Astana, bir yandan AEB’nin kurumsal omurgasını oluştururken, diğer yandan Orta Koridor üzerinden Çin-Avrupa ticaretinde alternatif bir transit merkezi olarak konumlanmakta ve ulaşım altyapısına yönelik uluslararası finansmanı bu yönde seferber etmektedir. Bu çift yönlü duruş, AEB üyeliğinin Astana için bir bağımlılık değil, dengelenmesi gereken bir vektör olduğunu ortaya koymaktadır. Birliğin dışa dönük girişimleri de giderek ekonomik bütünleşmeden çok jeopolitik hizalanma aracı niteliği taşımaktadır: İran ile 2023 sonunda imzalanan serbest ticaret anlaşması, 2025 yılında Endonezya ile imzalanan anlaşma ve daha önce Vietnam, Singapur ve Sırbistan ile kurulan ticaret çerçeveleri bu yönelimi örneklemektedir. Küba, İran, Moldova ve Özbekistan’ın gözlemci statüsü ise bu jeopolitik tercihin coğrafi haritasını çizmektedir.[ix]

Türkiye, bu tablonun bilinçli biçimde dışında konumlanmaktadır. Ankara, AEB ile ne üyelik ne de gözlemci ilişkisi içindedir; bölgeyle ekonomik bağını birliğin kurumsal çatısı üzerinden değil, başta Kazakistan olmak üzere üye ülkelerle ikili ilişkiler ve Türk Devletleri Teşkilatı gibi alternatif bir entegrasyon vektörü üzerinden kurmaktadır. Bu tercih, Türkiye’nin Orta Koridor stratejisiyle de tutarlıdır: ruble merkezli bir parasal bloğa eklemlenmek yerine çok taraflı ulaşım ve ticaret ağlarında kendi müzakere kapasitesini koruyan bir konum benimsenmektedir. Türkiye açısından AEB, rakip ya da ortak olmaktan çok, üyeleriyle seçici biçimde derinleştirilebilecek bir ekonomik komşuluk alanı olarak okunabilir. Sonuç olarak AEB’nin onuncu yıl bilançosu, niceliksel büyüklükler ile yapısal derinlik arasındaki açıklığı gözler önüne sermektedir. Üç trilyon doları aşan birleşik hasıla ve yüzde 93’lük ulusal para payı, kâğıt üzerinde ileri bir entegrasyon görüntüsü çizmektedir; ancak bu büyüklükler, kurallara dayalı ortak bir kurumsallaşmadan çok, Rusya’nın ekonomik çekim alanının ve yaptırım koşullarının ürünüdür. Birliğin geleceği, karşılıklı ticaret rakamlarının kaç milyar dolara ulaştığında değil; üyelerinin egemenlik kaygılarını dengeleyen, tek bir aktörün kütlesinden bağımsız, kurallara dayalı bir kurumsal yapıya dönüşüp dönüşemeyeceğinde belirlenecektir. Ermenistan örneğinin gösterdiği üzere, ekonomik teşvikin siyasi rızanın yerini alamadığı bir bütünleşme, derinliğini değil sınırlarını test etmeye başlamış demektir.


[i] “EAEU GDP exceeds 3 trln USD in 2025, up 16.6 pct since 2020”, Xinhua, https://english.news.cn/20260530/54af69943c35443d88ce9ca7ce855450/c.html, (Erişim Tarihi: 19.06.2026).

[ii] Aynı yer.

[iii] Avrasya Ekonomik Komisyonu (EEC), Ticaret Birimi Analizi — ham madde dışı ve enerji dışı ürünlerin karşılıklı ticaretteki payı (%76,6). https://eec.eaeunion.org/en/news/, (Erişim Tarihi: 19.06.2026).

[iv] “EAEU GDP exceeds 3 trln USD in 2025, up 16.6 pct since 2020”, a.g.e., (Erişim Tarihi: 19.06.2026).

[v] Aynı yer.

[vi] “Nikol Pashinyan: Armenia to remain in EAEU amid EU membership debate”, CGTN,  https://news.cgtn.com/news/2026-06-02/Nikol-Pashinyan-Armenia-to-remain-in-EAEU-amid-EU-membership-debate-1NE0TI3Fmak/p.html, (Erişim Tarihi: 19.06.2026).  

[vii] Ermenistan Kamu Radyosu (Public Radio of Armenia), 27 Mayıs 2026. (Paşinyan’ın referandum çağrısını reddeden açıklamaları.) https://en.armradio.am/, (Erişim Tarihi: 19.06.2026).  

[viii] “What the First EU–Armenia Summit Means for European Companies”, Special Eurasia, https://www.specialeurasia.com/2026/05/12/eu-armenia-summit-companies/, (Erişim Tarihi: 19.06.2026).  

[ix] ADB Asya Bölgesel Entegrasyon Merkezi (ARIC), Eurasian Economic Union Free Trade Agreements. (AEB’nin İran, Endonezya, Vietnam, Singapur ve Sırbistan ile ticaret çerçeveleri; Küba, İran, Moldova ve Özbekistan’ın gözlemci statüsü.) https://aric.adb.org/fta/eurasian_economic_union, (Erişim Tarihi: 19.06.2026).  

Dr. Mehmet Gökhan ÖZDEMİR
Dr. Mehmet Gökhan ÖZDEMİR
Arş. Gör. Dr. M. Gökhan Özdemir, Kırıkkale Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü İktisat Teorisi Anabilim Dalı’nda görev yapmaktadır. Lisansüstü çalışmalarını iktisat alanında tamamlayan Özdemir’in akademik ilgi alanları enerji ekonomisi, çevre ve iklim ekonomisi, sürdürülebilir tarım, Avrasya ekonomi politiği, uluslararası para sistemi ve panel ekonometri etrafında yoğunlaşmaktadır. Doktora çalışmasında iklim değişikliğinin Türkiye’de tarımsal katma değer üzerindeki uzun dönem etkilerini ekonometrik yöntemlerle incelemiştir. Ulusal ve uluslararası hakemli dergilerde enerji, çevre, ekonomik büyüme, karbon emisyonları ve makroekonomik kırılganlıklar üzerine çalışmaları yayımlanmıştır. Araştırmalarında özellikle enerji bağımlılığı, dış denge, iklim uyumu, yeşil dönüşüm, de-dolarizasyon ve Avrasya’daki jeoekonomik dönüşüm konularına odaklanmaktadır. Özdemir, akademik çalışmalarında panel veri analizi, ARDL modelleri, nedensellik testleri ve ikinci nesil panel ekonometrisi yöntemlerinden yararlanmaktadır. Güncel araştırma gündemi, Türkiye’nin enerji ve iklim politikalarının Avrasya’daki koridor rekabeti, küresel finansal parçalanma ve sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle kesişim noktalarını incelemeye yöneliktir.

Benzer İçerikler