Analiz

Avrasya’da Enerji Bağımlılığı: Boru Hattı Siyaseti ve Makroekonomik Kırılganlıklar

Boru hattı altyapısının artık jeopolitik çatışmanın doğrudan hedefi olduğu görülmektedir.
Enerji ithalat bağımlılığındaki %1’lik artış, Avrasya’daki dış dengeyi 0,11–0,25 yüzde puan arasında kalıcı biçimde bozmaktadır; bu etki geçici değil, yapısal bir yüktür.
Bölgenin geleceği, doğal gaz fiyatı müzakerelerinde değil, hangi ülkenin boru hattından bağımsız kalabildiğinde şekillenebilir.

Paylaş

Enerji, 21. yüzyılın başından itibaren salt ticaret kalemi olmaktan çıkarak devletlerarası güç mücadelesinin birincil aracına dönüşmüştür. Bu dönüşümün en keskin biçimde yaşandığı coğrafya Avrasya’dır. On dört Avrasya ekonomisini kapsayan geniş ölçekli panel analizleri,[i] enerji bağımlılığının yalnızca tedarik güvenliği meselesi olmadığını; döviz kuru baskısı yaratan, hükümetlerin mali elini gideren ve dış politika özerkliğini kısıtlayan sistematik bir kırılganlık kaynağı olduğunu net biçimde ortaya koymaktadır.

Net ihracatçılar (Azerbaycan, Kazakistan, Rusya) ile net ithalatçılar (Moldova, Beyaz Rusya, Türkiye) arasındaki ham dış denge farkı yaklaşık 339 yüzde puandır.[ii] Bu rakam salt istatistik değildir: ithalatçı ekonomilerin her yıl katlandığı döviz baskısının ve borç yükümlülüklerinin birikmiş ağırlığıdır. Kaynak gelirleri ile enerji bağımlılığı arasındaki güçlü ters ilişki (r=−0,803),[iii] enerji ihracatçılarının salt ticari avantaj değil; sürdürülebilir bir siyasi etki kapasitesi de inşa ettiğini ortaya koymaktadır.

Türkiye, bu tablo içinde en çok boyutlu konumda bulunan ülkedir. Doğal gaz ithalatının tarihsel olarak yaklaşık %45’i Rusya kaynaklı olmuş; bu tablo hem NATO müttefikleriyle hem de Moskova’yla ilişkiyi sürdürmek zorunda olan çift entegrasyon paradoksunun maddi temelini oluşturmuştur. TANAP ve TürkAkım, Türkiye’ye bir transit merkezi konumu kazandırmaktadır. Ancak bu durum bağımlılığı ortadan kaldırmak yerine bağımlılık ilişkisi içindeki konumu dönüştürmektedir. 2026 yılı itibarıyla Türkiye’nin toplam yenilenebilir enerji kurulu gücü 41 GW eşiğini aşmış olup bu kapasite artışı, ithal gaz bağımlılığını kısmen ikame etme potansiyelinin artık kanıtlar aşamasına geçtiğini tescillemektedir.[iv]

Ancak bu altyapı avantajı artık ciddi bir güvenlik yüküyle birlikte gelmektedir. Mart 2026 tarihinde Ukrayna’nın TürkAkım ve Mavi Akım tesislerine yönelik on iki saldırı girişimi, boru hattı altyapısının aktif çatışma ortamında doğrudan hedef alınabileceğini somut biçimde ortaya koymuştur. Mayıs 2026 tarihinde ise Sırbistan’da TürkAkım güzergâhı yakınında patlayıcı düzeneği bulunması üzerine Macaristan Başbakanı Victor Orban acil savunma konseyi toplamıştır; Türkiye Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar, Macar mevkidaşıyla “boru hattı güvenliğinin kritikliğini” kamuoyuyla paylaşmıştır.[v] Bu iki gelişme birlikte okunduğunda boru hattı altyapısının artık jeopolitik çatışmanın doğrudan hedefi olduğu görülmektedir.

Aynı dönemde Avrasya’nın enerji haritası daha geniş çaplı bir yeniden şekillenme içindedir. Rusya, Çin’e yılda 50 milyar metreküp kapasiteli yeni bir boru hattı altyapısı inşa ederek Batı pazar kayıplarını telafi etmeye ve Rusya-Çin enerji ticaretini Avrasya’nın egemen güzergâhı hâline getirmeye çalışmaktadır.[vi] Batı cephesinde ise AB, REPowerEU Yol Haritası çerçevesinde 2026 yılı sonuna kadar tüm Rus LNG ithalatını, Eylül 2027 tarihine kadar boru hattı gazını da kapsayacak biçimde yasaklamayı taahhüt etmiştir;[vii] Avrupa Komisyonu Başkanı von der Leyen bu süreçte Avrupa’nın nükleerden erken çıkış kararını “stratejik hata” olarak nitelendirmiştir.

1 Mayıs 2026 tarihinde ise Rusya’nın Druzhba boru hattı üzerinden Kazak petrolünün Almanya’ya transitini durdurması,[viii]  Kazakistan için güzergâh çeşitlendirmesini salt tercih değil zorunluluk hâline getirmiştir. Berlin’e yakıt sağlayan Schwedt rafinerisinin bu kesintiden etkilenmesi, enerji güzergâhlarının siyasileşmesinin Avrupa’nın kalbine kadar uzandığını somutlaştırmaktadır.[ix]

Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmeler bu jeopolitik tabloya yeni bir boyut katmaktadır. Şubat 2026 tarihinde patlak veren ABD/İsrail-İran çatışmasının ardından Boğaz’ın yeniden açılması uluslararası diplomasinin ana gündemlerinden biri hâline gelmiştir. ABD, 13 Nisan’da İran limanlarına yönelen gemileri hedef alan bir karşı-blokaj duyurmuş, İngiltere ve Fransa ise güvenli geçiş ve sigorta düzenekleri için çok taraflı girişimler başlatmıştır.[x] Bu tablo, enerji geçiş noktalarının yalnızca fiyat oynaklığı değil, sigorta, navlun, diplomatik takip ve alternatif kara/boru hattı seçenekleri üzerinden makroekonomik maliyet ürettiğini göstermektedir. Öte yandan AB, Rus LNG ithalatının 2027 yılına dek yasaklanması öngörülmesine karşın, 2026 yılı ilk çeyreğinde Avrupa’nın Rus LNG ithalatının artmaya devam ettiğine ilişkin piyasa raporları, bağımlılığın yönetiminin ne denli karmaşık olduğunu ortaya koymaktadır.[xi]

15 Mayıs 2026 tarihinde gerçekleştirilen Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan-Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev zirvesi, Orta Koridor gündemine taze bir ivme kazandırmıştır: Türkiye ile Kazakistan arasındaki demiryolu yük trafiği, 2025 yılında %35 artarken Kafkasya güzergâhında transit süresi 13 güne indirilmiştir.[xii] Ayrıca Asya Kalkınma Bankası’nın Mart 2026 tarihinde Kazakistan modernizasyon programı için taahhüt ettiği 5,4 milyar dolarlık destek, Orta Koridor altyapısına yönelik uluslararası kurumsal güvenin somut ifadesidir. Bu rakamlar, Kuzey Koridor’a yakın rekabetçi seçenek olarak Orta Koridor’un artık yalnızca siyasi değil operasyonel olarak da geçerlilik kazandığını teyit etmektedir.

Bu gelişmeler enerji ithalatçısı Avrasya ekonomileri için somut öncelikler doğurmaktadır: yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması yalnızca iklim politikası değil, makroekonomik istikrarın ve dış politika özerkliğinin korunması gereğidir. Orta Koridor’un bölgesel enerji lojistiğindeki önemi pekişmekte; Türkiye’nin Mart 2026 tarihinde kamuoyuyla paylaştığı 2 milyar dolarlık INRAIL demiryolu kredisi, transit ağırlığını boru hattının ötesine taşıma stratejisini hız kazandırmaktadır. 

Bölgenin geleceği, doğal gaz fiyatı müzakerelerinde değil, hangi ülkenin boru hattından bağımsız kalabildiğinde şekillenebilir. Bu bağımsızlık ise piyasa çeşitlendirmesi ve teknik enerji verimliliğinin ötesinde bölge ülkelerinin müzakere kapasitelerini ortak kurumsal çerçeveler aracılığıyla güçlendirip güçlendiremeyeceğine bağlıdır.


[i] Lebrand, M., Vasishtha, G., & Yilmazkuday, H. (2024). Energy price shocks and current account balances: Evidence from emerging and developing economies. Energy Economics, 130, 107278. https://doi.org/10.1016/j.eneco.2024.107278

[ii] IMF, World Economic Outlook Database, Nisan 2026; World Bank, World Development Indicators (gösterge: EG.IMP.CONS.ZS). 339 yüzde puan farkı ve r=−0,803 korelasyon katsayısı, 14 Avrasya ekonomisine ait cari denge/GSYİH ve enerji ithalat yoğunluğu verileri kullanılarak yazarın kendi hesaplamalarına dayanmaktadır.

[iii] Aynı yer

[iv] Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ), Türkiye Elektrik Sistemi — Kurulu Güç İstatistikleri, Nisan 2026. https://www.teias.gov.tr/, (Erişim Tarihi: 02.06.2026).

[v] “TürkAkım boru hattı yakınında bulunan patlayıcı Sırbistan ve Macaristan alarma geçirdi”, Euronews, https://tr.euronews.com/my-europe/2026/04/06/turkakim-boru-hatti-yakininda-bulunan-patlayici-sirbistan-ve-macaristan-alarma-gecirdi, (Erişim Tarihi: 02.06.2026). 

[vi] “China’s Quiet Pivot to Central Asian Gas Putin left Beijing last week without a Power of Siberia 2 deal. The reason is partly in Turkmenistan”, The Diplomat, https://thediplomat.com/2026/05/chinas-quiet-pivot-to-central-asian-gas/, (Erişim Tarihi: 02.06.2026).

[vii] Avrupa Komisyonu, REPowerEU Plan: Implementing the REPowerEU Action Plan, COM(2023) 231 final; Avrupa Komisyonu basın açıklaması“Phasing out Russian gas: Commission proposes new measures,” Mayıs 2026. https://shorturl.at/FQoTG, (Erişim Tarihi: 02.06.2026).

[viii] Resmi gerekçe “teknik kapasite” olsa da analistlerin tamamı kararın siyasi niteliğine dikkat çekmektedir.

[ix] Institute for Energy Economics and Financial Analysis (IEEFA), European Gas Watch: Russia LNG Import Trends 2026, Mayıs 2026. https://ieefa.org/eu-gas-flows-tracker, (Erişim Tarihi: 02.06.2026).

[x]UK House of Commons Library, Israel/US-Iran conflict 2026: Reopening the Strait of Hormuz, CBP-10636, Nisan 2026; U.S. Central Command, “U.S. to Blockade Ships Entering or Exiting Iranian Ports”, 12 Nisan 2026. 

[xi] Institute for Energy Economics and Financial Analysis (IEEFA), European Gas Watch: Russia LNG Import Trends Q1 2026, Mayıs 2026. https://ieefa.org/, (Erişim Tarihi: 02.06.2026).

[xii]         Times of Central Asia, “Erdoğan Ziyareti Kazakistan’ın Orta Koridor Stratejisini Vurgular”, 15 Mayıs 2026; Asya Kalkınma Bankası, basın açıklaması, Mart 2026.

Dr. Mehmet Gökhan ÖZDEMİR
Dr. Mehmet Gökhan ÖZDEMİR
Arş. Gör. Dr. M. Gökhan Özdemir, Kırıkkale Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü İktisat Teorisi Anabilim Dalı’nda görev yapmaktadır. Lisansüstü çalışmalarını iktisat alanında tamamlayan Özdemir’in akademik ilgi alanları enerji ekonomisi, çevre ve iklim ekonomisi, sürdürülebilir tarım, Avrasya ekonomi politiği, uluslararası para sistemi ve panel ekonometri etrafında yoğunlaşmaktadır. Doktora çalışmasında iklim değişikliğinin Türkiye’de tarımsal katma değer üzerindeki uzun dönem etkilerini ekonometrik yöntemlerle incelemiştir. Ulusal ve uluslararası hakemli dergilerde enerji, çevre, ekonomik büyüme, karbon emisyonları ve makroekonomik kırılganlıklar üzerine çalışmaları yayımlanmıştır. Araştırmalarında özellikle enerji bağımlılığı, dış denge, iklim uyumu, yeşil dönüşüm, de-dolarizasyon ve Avrasya’daki jeoekonomik dönüşüm konularına odaklanmaktadır. Özdemir, akademik çalışmalarında panel veri analizi, ARDL modelleri, nedensellik testleri ve ikinci nesil panel ekonometrisi yöntemlerinden yararlanmaktadır. Güncel araştırma gündemi, Türkiye’nin enerji ve iklim politikalarının Avrasya’daki koridor rekabeti, küresel finansal parçalanma ve sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle kesişim noktalarını incelemeye yöneliktir.

Benzer İçerikler