Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Şi Cinping’in küresel siyasetteki vizyonunu ve Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) ideolojik yönelimlerini ortaya koyan “Çin’in Yönetimi (The Governance of China)” serisinin 5. Cildi, 2025 yılında yayımlanmış ve 2026 yılında farklı dillere çevrilerek tanıtılmıştır. Çin devletinin atmış olduğu bu adım, uluslararası ilişkiler disiplini ve siyaset bilimi açısından önemli bir dönemece işaret etmektedir. Bu eser, yalnızca devlet başkanının konuşmaları, talimatları ve mektuplarının bir derlemesi değil; yükselen bir süper gücün küresel sisteme entegrasyonu ve o sistemi kendi normlarıyla dönüştürme stratejisinin kristalize olmuş bir manifestosudur.
Serinin bu son cildi, Çin’in kendi iç dinamiklerini nasıl yönettiğinden ziyade dünyaya epistemolojik ve ontolojik olarak nasıl bir nizam önerdiğinin derin ipuçlarını barındırmaktadır. Bu bağlamda metnin yapısal analizi, Çin’in 21. yüzyıldaki “devlet aklını” okumak ve Batı merkezli hegemonik düzene karşı geliştirdiği söylemsel direnişi anlamak için elzemdir.[i]
Eserin 2026 yılında tanıtılması tesadüfi bir düzenleme değil, bilinçli bir siyasal iletişim stratejisinin ürünüdür. ÇKP’nin 20. Ulusal Kongresi sonrası pekişen siyasi mimarinin ve “Yeni Dönem” kavramsallaştırmasının olgunluk evresini yansıtan bu cilt, Çin’in teknolojik ambargolara, jeopolitik kuşatmalara ve küresel ekonomik belirsizliklere karşı geliştirdiği kurumsal yanıtları kodlamaktadır. Akademik bir perspektifle yaklaşıldığında, metnin zamanlaması, Çin’in pandemi sonrası toparlanma sürecini tamamladığı ve “Çin Rüyası” hedefine doğru yürüyüşünde geri dönülemez bir eşiği aştığı iddiasını pekiştirmeyi amaçlamaktadır. Kitabın yayımlanması, sadece iç kamuoyuna yönelik bir özgüven tazeleme değil, uluslararası topluma “Çin modelinin istikrarı ve sürdürülebilirliği” üzerine verilmiş kurumsal bir teminattır.[ii]
Yumuşak güç bağlamında incelendiğinde 5. Cilt, Çin’in geleneksel kamu diplomasisi araçlarının ötesine geçerek bir “söylem gücü” inşa etme çabasının merkezinde yer almaktadır. Joseph Nye’ın yumuşak güç konsepti Batı liberal demokrasilerinin cazibesine dayanırken, Çin’in metinleri bu kavramı asimetrik bir biçimde yeniden kurgulamaktadır. Çin, kendi yönetişim modelini, yoksullukla mücadeledeki başarısını, devasa altyapı projelerini ve teknolojik sıçramasını bir çekim merkezi olarak sunmaktadır. Kitap, askeri veya ekonomik zorlama olmaksızın salt ideolojik tutarlılık ve pratik başarı öyküleri üzerinden diğer ulusları (özellikle gelişmekte olan ülkeleri) Çin’in yörüngesine çekmeyi hedefleyen devasa bir entelektüel yumuşak güç aygıtı olarak işlev görmektedir.[iii]
Norman Fairclough gibi kuramcıların ifade ettiği üzere, söylem sadece dünyayı yansıtmaz, onu inşa eder. Şi Cinping’in 5. ciltteki söylemi, Batı’nın dayattığı evrenselci anlatılara karşı “Çin’e özgü” vurgusunu her paragrafta yeniden üretmektedir. Eserde sıkça geçen terimler, rastgele seçilmiş politik sloganlar değil, ÇKP’nin ideolojik sözlüğünün dünyaya ihraç edilmek istenen epistemolojik yapıtaşlarıdır. Söylemsel düzeyde bu kitap, normatif bir mücadele alanıdır ve Çin’in kendi kavramsal çerçevesini uluslararası sözlüğe sokma savaşıdır.[iv]
Eserin en çarpıcı içeriklerinden biri, “Çin Tarzı Modernleşme” konseptinin enine boyuna işlenmesidir. Çin, 5. ciltte modernleşmenin Batılılaşma ile eşanlamlı olduğu yönündeki yüzyıllık tarihsel yanılgıyı reddeden radikal bir söylem geliştirmektedir. Çin tarzı modernleşme, devasa bir nüfusun refahını, ortak refahı maddi ve manevi medeniyetin uyumunu, insan ve doğanın ahengini ve barışçıl kalkınmayı içeren beş temel sütun üzerine oturtulmaktadır. Bu anlatı, emperyalizm ve sömürgecilik yoluyla zenginleşen Batı modernleşme patikasına karşı etik ve ahlaki bir üstünlük iddiası taşımaktadır. Çin, bu kavramla Küresel Güney’e “kendi kimliğinizi kaybetmeden de kalkınabilirsiniz” mesajını veren yeni bir reçete sunmaktadır.[v]
Ekonomik yönetişim söylemi boyutunda metin, “yüksek kaliteli kalkınma” ve “yeni üretici güçler” kavramları etrafında şekillenmektedir. Önceki ciltlerde daha çok niceliksel büyüme ve yoksulluğun kökten kazınması ön plandayken; 5. Cilt, Çin ekonomisinin yapısal dönüşümünü, yeşil enerjiyi, yapay zeka devrimini ve teknolojik bağımsızlığı merkeze almaktadır. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile yaşanan çip savaşları ve teknolojik ayrışma süreçlerine bir yanıt olarak, Şi’nin söyleminde “inovasyonun otonomisi” vurgusu dikkat çekmektedir. Kitap, Çin’i sadece bir üretim atölyesi değil, küresel inovasyonun ve sürdürülebilir büyümenin yeni regülatörü olarak konumlandırmaktadır.
Siyasi ideoloji ve meşruiyet zemininde ise 5. Cilt, “Bütün Süreçli Halk Demokrasisi” kavramını sistematize etmektedir. Batı’nın çok partili seçim demokrasisini eleştiren Şi, oy verme eylemine indirgenmiş, kutuplaştırıcı ve sermaye odaklı Batı modeline karşı; karar alma, uygulama ve denetleme süreçlerinin tamamına halkın katılımını öngören Çin modelinin üstünlüğünü savunmaktadır. Söylem analizi bağlamında Çin, “demokrasi” kavramını Batı’nın tekelinden çıkarmayı ve kelimenin içini kendi kurumsal pratikleriyle (örneğin Danışma Konseyleri) yeniden doldurmayı amaçlamaktadır. Bu, Çin’in ekonomik bir güç ve normatif bir siyasal çekim merkezi olma yönündeki yumuşak güç stratejisinin en rafine halidir.
Küresel yönetişim açısından kitabın omurgasını Şi’nin üç büyük küresel inisiyatifi oluşturmaktadır. Bunlardan ilki olan Küresel Kalkınma İnisiyatifi (GDI), Kuşak ve Yol Girişimi’nin (KYG) yazılımsal altyapısı olarak kitapta detaylandırılmaktadır. Şi, kalkınmayı bir insan hakkı olarak çerçeveleyerek söylemsel bir sıçrama yapmakta ve Birleşmiş Milletler 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ile Çin’in dış yardımlarını senkronize etmektedir. Metindeki dil, yardım alan-yardım eden hiyerarşisini reddeden, “kazan-kazan” pragmatizmine dayanan eşitlikçi bir işbirliği illüzyonu veya gerçeği inşa etmektedir. Bu inisiyatif, Çin’in ekonomik devlet aklının yumuşak güçle nasıl ambalajlandığının en net göstergesidir.
İkinci büyük sacayağı olan Küresel Güvenlik İnisiyatifi (GSI), 5. Ciltte Soğuk Savaş zihniyetine, sıfır toplamlı oyunlara ve Batı’nın ittifak bazlı güvenlik mimarisine (NATO, AUKUS gibi) yöneltilen ağır bir ontolojik eleştiridir. Söylemsel olarak Şi, “bölünmez güvenlik” prensibini öne sürerek bir ülkenin güvenliğinin diğerinin güvensizliği pahasına sağlanamayacağını iddia etmektedir. Kitapta kullanılan diplomatik ama kararlı dil, Çin’in artık küresel güvenlik meselelerinde sadece “izleyici” değil, alternatif bir barış mimarisi sunan “kural koyucu” bir aktör olma niyetini deşifre etmektedir. Orta Doğu’daki arabuluculuk rolleri ve Ukrayna Krizi’ne yönelik tutumu bu vizyonun sahadaki yansımaları olarak metinde yer bulmaktadır.
Üçüncü inisiyatif olan Küresel Medeniyetler İnisiyatifi (GCI), doğrudan kültürel yumuşak güce ve medeniyetler çatışması tezinin reddine odaklanmaktadır. 5. Cilt, “evrensel değerler” adı altında Batı değerlerinin tek tipleştirici bir biçimde dayatılmasına şiddetle karşı çıkmakta, bunun yerine medeniyetlerin çeşitliliğini, eşitliğini ve karşılıklı öğrenmesini yüceltmektedir. Söylemsel düzeyde bu, post-kolonyal edebiyata ve Küresel Güney’in tarihsel yaralarına ustaca hitap eden bir retoriktir. Çin, kendi 5000 yıllık medeniyet birikimini bir hegemonya aracı olarak değil, dünyanın kültürel bahçesindeki eşit bir çiçek olarak resmederek Batı’nın kültürel emperyalizmine karşı entelektüel bir kalkan oluşturmaktadır.
Eserin tamamına nüfuz eden en üst düzey kapsayıcı kavram ise “İnsanlık İçin Ortak Kader Topluluğu” inşasıdır. Söylem analistleri için bu ifade, Batı’nın “Kurallara Dayalı Uluslararası Düzen” söylemine karşı üretilmiş en güçlü anti-tezdir. Şi, metinlerinde dünyanın karşı karşıya olduğu iklim krizi, pandemiler ve savaşlar gibi sorunların ulus-devlet sınırlarını aştığını belirterek ortak bir kader bilinci aşılamaya çalışmaktadır.
Kitabın hedef kitlesi ve stratejik yönelimi incelendiğinde, öncelikli hedefin Küresel Güney olduğu açıkça görülmektedir. Çin, gelişmiş Batı ülkelerinin kendi modelini kabul etmeyeceğinin pragmatik bir şekilde farkındadır. Bu nedenle 5. Cilt, Asya, Afrika ve Latin Amerika’daki gelişmekte olan devletlerin siyasi elitlerine, bürokratlarına ve akademisyenlerine hitap edecek bir tonla kaleme alınmıştır. Metinlerdeki sömürgecilik karşıtı vurgular, ulusal egemenliğin dokunulmazlığı ilkesi ve içişlerine karışmama prensipleri, Batı’nın insan hakları şartlı yardımlarından yorulmuş rejimler için oldukça cazip bir alternatif söylem sunmaktadır. Çin, bu kitap aracılığıyla Küresel Güney’in gayri resmi sözcüsü ve ideolojik hamisi rolüne soyunmaktadır.
Kitabın çeviri politikası ve çok dilli yayım stratejisi de söylem analizinin ve yumuşak güç inşasının ayrılmaz bir parçasıdır. Eserin Çince orijinalinin eş zamanlı olarak İngilizce, Fransızca, İspanyolca, Arapça, Rusça ve daha birçok dile çevrilerek dağıtılması, Çin’in küresel iletişim altyapısına yaptığı devasa yatırımın bir sonucudur. Çeviri sürecinde seçilen kelimeler (örneğin “başkaldırı” yerine “yükseliş”, “hegemonya” kavramının sadece ABD’ye atfedilmesi gibi) Çin’in yabancı dildeki siyasi terminolojiyi kendi lehine bükme çabasını göstermektedir. Bu bağlamda çeviri, salt bir dilsel aktarım işlemi değil, ideolojinin hedef kültürün kodlarına uygun bir şekilde yeniden paketlenmesi ve anlamın stratejik olarak kontrol edilmesidir.
Tarihsel bir perspektifle okunduğunda 5. cilt, Deng Xiaoping döneminin “yeteneklerini gizle ve zamanını bekle” şeklindeki düşük profilli dış politika doktrininin kesin ve nihai bir şekilde terk edildiğinin belgesidir. Şi Cinping, artık zamanın beklendiği değil, zamanın ruhunun Çin tarafından şekillendirildiği iddiasındadır. Metin boyunca hissedilen özgüvenli, yer yer talepkâr ve proaktif söylem, Çin’in küresel yönetişimde reform talep eden bir aktörden, bizzat o yönetişimin kurucu aktörü olma evresine geçişini simgelemektedir. Bu durum, Çin’in artan maddi kapasitesinin fikirsel ve normatif bir üstyapıyla desteklenme zorunluluğunun sonucudur.
Bu söylemin küresel dolaşıma sokulmasında Çin’in devlet destekli devasa medya mimarisinin (Xinhua, CGTN, Global Times) rolü hayati önem taşımaktadır. Kitap kendi başına pasif bir nesnedir; onu aktif bir yumuşak güç aracına dönüştüren şey, bu medya organlarının kitaptaki pasajları günlük jeopolitik olaylarla ilişkilendirerek sürekli gündemde tutmasıdır. Yapay zeka algoritmaları, sosyal medya kampanyaları ve akademik fonlamalar aracılığıyla Şi’nin 5. Ciltteki söylemleri küresel bir yankı odasında çoğaltılmaktadır. Böylece metin, bir kütüphane rafında duran statik bir kitap olmaktan çıkıp uluslararası ilişkilerin akışkan zemininde sürekli yeniden üretilen bir hiper-metne dönüşmektedir.
Metindeki söylemsel inşanın bir diğer boyutunu ise “tarihsel determinizm” oluşturmaktadır. Şi’nin dili, Marksist diyalektiğin getirdiği bir özgüvenle, Çin’in yükselişinin ve “ulusal şahlanışının (national rejuvenation)” engellenemez tarihsel bir zorunluluk olduğunu aşılamaktadır. Sonuç olarak Şi’nin “Çin’in Yönetimi” eserinin 5. Cildi, 21. yüzyılın siyasi güç dengelerini anlamak isteyenler için göz ardı edilemeyecek devasa bir birincil kaynaktır.
[i] “Xi Jinping: The Governance of China V”, China.org, http://www.china.org.cn/governanceofchina/volume5/node_9016730.html, (Erişim Tarihi: 20.07.2026).
[ii] “Fifth volume of ‘Xi Jinping: The Governance of China’ published in more languages”, The State Council The People’s Republic of China, https://english.www.gov.cn/news/202605/25/content_WS6a13d7bbc6d00ca5f9a0b395.html, (Erişim Tarihi: 20.07.2026).
[iii] “Event promoting 5th volume of “Xi Jinping: The Governance of China” held in Astana”, Global Times, https://www.globaltimes.cn/page/202607/1366014.shtml, (Erişim Tarihi: 20.07.2026).
[iv] Xi, J. (2025). Xi Jinping: The governance of China (Vol. 5). Foreign Languages Press.
[v] “Event promoting 5th volume of ‘Xi Jinping: The Governance of China’ held in Sri Lanka”, CGTN, https://news.cgtn.com/news/2026-07-04/Sri-Lanka-holds-event-for-Xi-Jinping-The-Governance-of-China-Vol-5-1OuVJKmLGXC/p.html, (Erişim Tarihi: 20.07.2026).
