Etiyopya’nın kuzeyindeki gelişmeler, 2022 yılında Pretoria’da kurulan barış düzeninin kırılganlığını yeniden ortaya koymuştur. Tigray güçlerinin Mekelle, Aksum ve Şire havalimanlarının kontrolünü ele geçirmesi, federal görevlileri alıkoyması ve sivil uçuşların aksamasına yol açması, Afrika Birliği tarafından anlaşmanın ruhuna aykırı bir adım olarak değerlendirilmiştir.[i] Bir havaalanının el değiştirmesi, ilk bakışta cephedeki taktik bir kazanım gibi görünse de burada tartışılan husus merkezî devletin ülke toprağı, hava sahası ve ulaşım üzerindeki yetkisidir.
Gerilim kısa sürede Tigray sınırlarını aşmış, Afar’daki Abala çevresinde ve Amhara’nın Kuzey Wollo bölgesinde ağır çatışmalar yaşanırken ülkenin kuzeyinde internet bağlantısı da kesintiye uğramıştır.[ii] İletişimin kapanması, savaşın gürültüsünden uzakta kalan sıradan insanların banka hesaplarına, yakınlarına ve güvenilir bilgilere erişimini azaltmaktadır. Önceki savaşta görülen kuşatma korkusu henüz tazeyken, kesinti bölge halkı için teknik bir arızadan çok yiyecek, ilaç ve güvenlik kaygısının yeniden dönmesi anlamına gelmektedir.
Bu askerî hareketliliğin öncesinde yedi silahlı örgüt, Etiyopya Halklarının Hayatta Kalma Güçleri İttifakı adı altında birleştiğini duyurmuştur. Tigray Halk Kurtuluş Cephesi ile Amhara Fano Ulusal Hareketi’nin aynı yapı içinde yer alması dikkat çekmiştir. Zira iki taraf 2020-2022 savaşında karşı cephelerde bulunmuş ve ittifaka Oromiya, Afar ile Benishangul-Gumuz bağlantılı örgütler de katılmıştı.[iii] Farklı yapıların ortak bir metinde buluşması, geçmiş anlaşmazlıkların çözülmesinden çok Addis Ababa yönetimine yönelik hoşnutsuzluğun öne çıktığını anlatmaktadır.
İttifakın gerekçeleri arasında iktidarın merkezde toplanması ve bölgelerin siyasal ağırlığının azalması şikâyeti öne çıkmaktadır. Abiy Ahmed yönetimi ülke çapında ortak bir siyasal düzen kurmaya çalışırken, güçlü bölgesel aktörler bu yönelimi kendi yetki alanlarına müdahale şeklinde okumaktadır. Böylece dün birbirini tehdit sayan çevreler, bugün ortak merkeze karşı hareket ederek nefes alabilecekleri bir alan aramaktadır. Buradaki birlik, duygusal yakınlıktan veya ortak bir gelecek tasarımından ziyade benzer baskıyı farklı yerlerde hissetme düşüncesine dayanmaktadır.
Ancak ittifak içindeki sorunlar yine de göz ardı edilmemelidir. Tigray ve Amhara aktörleri arasında toprak, yerinden edilmiş nüfus ve yerel idare konularındaki anlaşmazlıklar sürerken, Oromo ve Somali bölgelerindeki örgütlerin öncelikleri kuzeydeki hesaplarla örtüşmemektedir. Coğrafi uzaklık, kopuk komuta yapıları ve kaynak paylaşımı ortak askerî hareketi zorlaştırabilir. Dolayısıyla ittifak Addis Ababa üzerinde siyasi baskı kurabilir; ancak uyumlu bir cepheye dönüşmesi açıklanan ortak bildiriden daha karmaşık bir sürece bağlıdır.
Bu gelişmeler Pretoria Anlaşması’nın neden eksik kaldığını da göstermektedir. Anlaşma silahların susmasını sağlamış, insani yardımların ulaşmasına ve temel hizmetlerin başlamasına imkân vermişti, fakat silahsızlanma, tartışmalı bölgelerin statüsü, yerinden edilenlerin dönüşü ve Tigray’daki yönetimin geleceği konusunda kalıcı uzlaşma üretilememiştir. Barış metni savaşın hızını kesmiş, buna karşılık tarafların güvenlik kaygılarını ortak kurumlara bağlayamamıştır. Uygulanmayan her hüküm zamanla karşı tarafın kötü niyetine dair kanıta dönüşmüş ve anlaşmanın taşıdığı güven aşınmıştır.
Havalimanları bu yüzden sıradan altyapı tesislerinden daha büyük anlam taşımaktadır. Mekelle, Aksum ve Şire üzerindeki denetim, Tigray’ın dışarıyla bağlantısını ve federal yönetimin bölgeye erişimini doğrudan etkilerken, kontrolün kimde olduğu egemenliğin gündelik hayattaki karşılığını da belirlemektedir. Sivil uçuşların kesilmesi hastaların, öğrencilerin, iş insanlarının ve yardım kuruluşlarının hareketini sınırlamakta, askerî kazanım ile toplumsal maliyet arasındaki farkı hızla büyütmektedir. Bu alanların taraflardan birinin zafer simgesine dönüşmesi, yeniden müzakere için gereken güveni daha da azaltabilir.
Çatışmanın Afar’a yayılması ise ülkenin ekonomik damarına dokunmaktadır. Dünya Bankası verilerine göre; Etiyopya’nın ithalat ve ihracat yükünün hacim bakımından yüzde 95’ten fazlası Addis Ababa-Cibuti koridorundan geçmektedir.[iv] Yakıt, gıda ve sanayi girdileri bu hatta bağımlı olduğundan, Abala çevresindeki askerî baskı, cephenin kilometrelerce uzağındaki şehirlerde fiyat artışına ve mal kıtlığına yol açabilir. Denize çıkışı bulunmayan Etiyopya açısından Cibuti yolu bir ticaret seçeneğinden öte devletin ve büyük kentlerin günlük işleyişini sürdüren temel ikmal hattıdır.
Etiyopya’nın federal yapısı da gerilimin merkezinde yer almaktadır. Bölgeler dil ve kimlik temelinde geniş yetkilerle kurulmuş olsa da güvenlik güçlerinin denetimi ile ulusal kaynakların paylaşımı uzun süredir Addis Ababa ve bölgesel seçkinler arasında tartışma yaratmaktadır. Merkez ortak vatandaşlık ve idari bütünlük vurgusu yaptıkça bazı hareketler kimliklerinin ve karar gücünün zayıfladığını düşünmektedir. İşleyen bir siyasi uzlaşma kurulamadığında seçimler ile parlamentolar geri plana çekilmekte, silahlı güç talepleri duyurmanın daha etkili yolu hâline gelmektedir.
Kriz aynı ölçüde Afrika Boynuzu’nun güvenliğini ilgilendirmektedir. Eritre ile Etiyopya arasındaki güvensizlik, Sudan’daki savaş ve Kızıldeniz’e erişim tartışmaları, kuzeydeki çatışmanın komşu ülkelerin hesaplarına karışma ihtimalini artırmaktadır. Buna rağmen her dış temas doğrudan askerî destek anlamına gelmez ve doğrulanmamış suçlamalar diplomasinin hareket alanını daraltabilir. Komşuların taraf seçtiği izlenimi güçlendikçe Etiyopya’daki aktörler, yerel uzlaşmadan uzaklaşır ve kendi güvenliklerini bölgesel destek arayışı üzerinden kurmaya başlar.
Çıkış yolu, Pretoria’yı geçmişte kalmış bir belge gibi anmak yerine eksik hükümlerini uygulanabilir adımlara çevirmekten geçmektedir. Öncelikle havalimanlarında sivil uçuşların güvenliği sağlanabilir, federal personelin durumu açıklığa kavuşturulabilir ve iletişim kesintilerinin insani etkisini azaltacak bağımsız bir izleme düzeni kurulabilir. Ardından silahsızlanma, tartışmalı bölgeler ve yerinden edilenlerin dönüşü açık bir takvimle ele alınabilir. Afrika Birliği’nin sahada düzenli temas kuran kıdemli bir temsilci görevlendirmesi de arabuluculuğu açıklama yayımlayan makamdan güvence üreten bir mekanizmaya dönüştürebilir.
Eski düşmanların aynı cephede toplanması, Etiyopya’da barışın ne ölçüde yüzeyde kaldığını göstermektedir. İttifak parçalanabilir ve üyeler farklı yönlere gidebilir, ancak onları buluşturan merkezileşme korkusu ile temsil sorunu ortadan kalkmadıkça yeni birleşmeler ortaya çıkacaktır. Federal hükümetin askerî üstünlüğü çatışmanın yönünü değiştirebilir, lakin kalıcı istikrar bölgelerin güvenlik, yönetim ve kaynak paylaşımında kendilerini ortak devletin parçası hissetmesine bağlıdır. Pretoria’nın son sınavı, taraflara yeniden konuşacak bir zemin verip veremeyeceğidir ve bu imkân kaybolursa anlaşma iki savaş arasındaki kısa bir ara olarak hatırlanacaktır.
[i] “AUC Chairperson Calls For Utmost Restraint And Immediate De-Escalation In Northern Ethiopia”, African Union, https://au.int/en/pressreleases/20260923/chairperson-calls-restraint-and-immediate-de-escalation-northern-ethiopia, (Erişim Tarihi: 27 Eylül 2026).
[ii] “Heavy fighting, internet disruption as Ethiopia conflict rages”, AFP, https://www.afp.com/en/heavy-fighting-internet-disruption-ethiopia-conflict-rages, (Erişim Tarihi: 27 Eylül 2026).
[iii] “Seven Ethiopian armed groups announce anti-government alliance”, Reuters, https://www.reuters.com/world/africa/seven-ethiopian-armed-groups-announce-anti-government-alliance-2026-09-21/, (Erişim Tarihi: 27 Eylül 2026).
[iv] “Addis-Djibouti Corridor to Get Major Upgrade That is Key to Unlocking Connectivity and Trade for Ethiopia and the Horn of Africa”, World Bank, https://www.worldbank.org/en/news/press-release/2023/07/20/addis-djibouti-corridor-to-get-major-upgrade-that-is-key-to-unlocking-connectivity-and-trade-for-ethiopia-afe-hoa, (Erişim Tarihi: 27 Eylül 2026).
