ABD-İsrail-İran Savaşı, uluslararası düzeyde birçok kuralın, anlayışın ve faktörün değişmesine önemli ölçüde katkıda bulunmuştur. Öncelikle küresel enerji sektörü olmak üzere devletlerin ulusal güvenlik, savunma sanayii ve deniz ticareti gibi birçok alanda yeni stratejiler geliştirmesi gündemin önemli bir parçası haline gelmiştir.
ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş sona erse bile hasar gören tesisler, aksayan lojistik ağlar ve deniz taşımacılığına yönelik artan riskler nedeniyle tedarikçilerin yaşadığı zorluklar, dünya genelindeki tüketiciler ve işletmelerin haftalar, hatta aylar boyunca daha yüksek yakıt fiyatlarıyla karşılaşmasına yol açabilir. Savaşın başlamasından bu yana küresel petrol fiyatları yüzde 25’ten fazla artarak dünya çapında yakıt maliyetlerini yükseltmiştir.[1]Çatışma, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini kesintiye uğratması ve bölgedeki enerji altyapısına yönelik saldırılar nedeniyle küresel ham petrol ve doğal gaz arzının yaklaşık beşte birinin durmasına yol açmıştır.[2]Ayrıca Körfez’deki ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmalar nedeniyle deniz taşımacılığı aksayınca sigorta şirketleri, bölgedeki gemiler için savaş riski sigortasını iptal etmeye başlamıştır. Bu karar, tankerlerin zarar görmesi veya limanlarda mahsur kalması gibi operasyonel risklerin artması ve en az iki kişinin hayatını kaybettiği olayların ardından alınmıştır.[3] Daha dar bir çerçevede ele alındığında mevcut kriz, enerji ihracatına büyük ölçüde bağımlı olan bölge ülkelerinin yerel ekonomilerini de olumsuz etkilemesi kaçınılmazdır.
Böylece savaşın maliyetinin her geçen gün arttığı da dikkat çekmektedir. Basra Körfezi’ni Hint Okyanusu’na bağlayan Hürmüz Boğazı, İran ile Umman arasında yer almaktadır. Bu boğaz, Orta Doğu’daki petrol zengini ülkeleri dünyanın geri kalanına bağlayan başlıca deniz ulaşım güzergahlarından biridir. Enerji kaynaklarının ihracatının önemli bir kısmı bu boğaz üzerinden gerçekleştirilmektedir. Bu nedenle yaşanan aksaklıklar piyasaları derinden etkilemektedir.
Bahsetmeye değer bir diğer husus ise, ortaya çıkan jeopolitik algının yeni düzeni özüyle beraberinde getirmesidir. Ancak küresel çapta enerji ihracatçısı konumunda olan Rusya için herhangi bir yeni yapılanma, aslında eski düzene dönmekle benzerlik göstermektedir. Moskova, oluşan durumdan kendi çıkarları doğrultusunda hareket ederek dünya enerji piyasalarının yeniden kendisine odaklanmasını sağlamaya çalışmaktadır. Anlaşılan o ki Moskova, Orta Doğu’daki krizden yararlanmayı amaçlayarak Rus petrolü ve doğalgazına olan talebin artışını dikkatle gözlemlemektedir. Enerji faktörünü de dikkate almakta fayda vardır. Hürmüz Boğazı’nın kapanması veya İran’dan ve genel olarak Körfez bölgesinden enerji tedarikinde bir aksama, küresel bir enerji krizine yol açabilir. Bu senaryo tamamen Rusya’nın çıkarlarına uygun görünmektedir. Ancak Çin’in vizyonuyla hiç bağdaşmamaktadır. Zira Çin, petrol ve doğalgaz ithalatına büyük ölçüde bağımlı ülkelerden biridir.
Gerilimin tırmanması, Moskova’nın ihracat yaptığı gölge filosunun daha da genişlemesi için bir fırsat yaratacaktır. Birçok ülke, özellikle Avrupa ülkeleri, en azından enerji sektöründe Rusya’yla işbirliğinin dinamiklerini yeniden değerlendirmek zorunda kalacaktır. Ve bu durum, Ukrayna Krizi’yle ilgili olarak Moskova lehine bazı tavizlere yol açacaktır. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri Hazine Bakanlığı, Hindistan’daki petrol rafinerilerinin Rus petrolü alımını geçici olarak otuz günlüğüne serbest bıraktığını bildirmiştir. Hindistan, yalnızca denizde halihazırda bulunan Rus petrolünü satın alabilecektir.[4] Genel olarak Rusya tarafı, Hindistan’la yürütülen akaryakıt ticaretinin detaylarını açıklamaktan uzak durmaktadır.
Bununla birlikte İran-Rusya Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması uyarınca Rusya, özellikle askeri alanda İran’ı desteklemeye devam edecektir. Nitekim Tahran’da rejimin bölünmesi Moskova’nın da çıkarlarına uygun değildir. Rejim değişikliği, iki ülke arasındaki ilişkilerde bir sıfırlamaya yol açabilir ve bu da olumlu bir diyaloğu garanti etmemektedir.
Mevcut durumdan yalnızca Rusya yararlanmak niyetinde değildir. Dünya jeopolitiğinde de benzer etkiler gözlemlenmektedir. Antik Yunan’ın Yedi Bilge’sinden biri olan Midillili Pittakos’a atfedilen “Uygun zamanı kollamayı bil” söylemini hatırlatmak gerekir. Yunanistan hükümeti bu ilkeyle yola çıkarak bölgesel hamlelerde bulunmaktadır. Savunma Bakanı Nikos Dendias, açıklamasında Yunanistan’ın Orta Doğu’daki savaşın alevlenmesi üzerine komşu Bulgaristan’ı savunmak amacıyla ülkenin kuzeyine bir Patriot füze bataryası ve iki F-16 uçağı konuşlandıracağını söylemiştir. Hükümet, Yunan topraklarının balistik saldırılara karşı savunmasını güçlendirmek amacıyla Türkiye’nin batı kıyısına yakın On İki Adaları’ndaki Kerpe (Karpathos) Adası’na Patriot füzeleri yerleştirmiştir.[5]Savaşın başından bu yana Yunanistan ayrıca İran yapımı bir dron saldırısına hedef olan Kıbrıs’a iki firkateyn ve dört F-16 savaş uçağı göndermiştir. İki F-16 savaş uçağının Bulgaristan’a ek hava desteği sağlama görevini üstlenmek üzere Yunanistan’ın kuzeyindeki bir havaalanına sevk edileceği bildirilmiştir.[6]
Gayri askeri statüde olma şartıyla 1947 Paris Barış Antlaşması çerçevesinde Yunanistan’a bırakılan bu adalara, özellikle Kerpe gibi noktalara Patriot hava savunma sistemlerinin konuşlandırılması, antlaşmaya aykırı sayılmakta ve bu durum uluslararası hukuk kurallarının açıkça ihlali olarak değerlendirilmektedir. İran etrafında yaşanan çatışma ve krizden faydalanarak Doğu Akdeniz ve Balkanlar’daki konumunu güçlendirmeyi amaçlayan Atina, bu tür bir politikayı izlediğini gizlememektedir. Bununla birlikte Yunanistan’ın çevre devletlere yönelik devam eden jeopolitik baskı çabalarının sınırlı kalacağı öngörülmektedir. Tüm bunlara rağmen Atina’nın karşısında sıradan bir Balkan devleti bulunmamaktadır. Doğu Akdeniz ve Ege Denizi’ndeki askeri hareketliliğe karşılık olarak Türkiye’nin güvenliğini sağlamak amacıyla karşı tarafın agresif eylemlerine benzer şekilde karşılık vererek caydırıcılık politikası yürütme hakkını saklı tutması istisnai bir durum değildir. Türk Ordusu’nun Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) de dahil olmak üzere bölgedeki sularda askeri varlığını pekiştirmek amacıyla aktif bir strateji izlemesi kaçınılmaz görünmektedir. Orta Doğu’daki gerilimin tırmanması nedeniyle Türkiye, KKTC’ye altı F‑16 savaş uçağı göndermiştir.[7]
Bununla birlikte Yunan tarafının Midillili Pittakos’a atfedilen şu sözü dikkate almasında fayda vardır: “Yapmayı tasarladığın şeyi söyleme; beceremezsen sana gülerler.” Türk Ordusu’nu Kıbrıs’tan çıkarma ve Ege’de zayıflatma stratejisi doğrultusunda her türlü fırsatı değerlendirmeye çalışmak ve ikili ilişkilerde tansiyonu yükselten ifadeler kullanmak, sonuç olarak Atina’yı jeopolitik karşılıklılık ilkesiyle yüz yüze bırakabilmektedir.
Bulgaristan ise enerji ve askeri lojistik hatlarının önemi açısından ittifakın güneydoğu kanadı boyunca hava savunma sistemlerinin güçlendirilmesi konusunda komşusu Türkiye’yle yakın temasta bulunmaktadır. Diğer yandan Bulgaristan’ın tek taraflı olarak Yunanistan ile askeri koordinasyon sağlaması, dengeli bir politika izleme ilkesinden uzaklaştığını göstermektedir.
ABD-İsrail-İran arasında yaşanan çatışma yalnızca bölgesel bir askeri gerilim olmanın ötesine geçerek küresel enerji piyasalarını, deniz ticaretini ve uluslararası güvenlik dengelerini derinden etkilemektedir. Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıkların enerji arzını tehdit etmesi, farklı güçlerin ve bölgesel aktörlerin krizden kendi stratejik çıkarları doğrultusunda yararlanma çabalarını hızlandırmıştır. Bu süreçte Rusya gibi enerji ihracatçıları yeni fırsatlar ararken, bazı bölge ülkeleri de jeopolitik konumlarını güçlendirmek amacıyla askeri ve siyasi hamlelerde bulunmaktadır. Ancak artan askeri hareketlilik ve karşılıklı güç gösterileri, özellikle Doğu Akdeniz ve Ege’de yeni gerilim risklerini beraberinde getirmektedir. Bu nedenle mevcut kriz, yalnızca enerji ve ekonomi alanlarında değil, aynı zamanda bölgesel güvenlik mimarisinin geleceği açısından da dikkatle izlenmesi gereken çok boyutlu sonuçlar doğurmaktadır.
[1] “Iran war threatens prolonged impact on energy markets as oil prices rise”, Al Jazeera, https://www.aljazeera.com/news/2026/3/8/iran-war-threatens-prolonged-impact-on-energy-markets-as-oil-prices-rise, (Erişim Tarihi: 09.03.2026).
[2] Ibid.
[3] Sarah Shamim and Reuters, “Maritime insurers cancel war risk cover in Gulf: Will it hike energy costs?”, Al Jazeera, https://www.aljazeera.com/economy/2026/3/3/maritime-insurers-cancel-war-risk-cover-in-gulf-will-it-spike-energy-cost, (Erişim Tarihi: 09.03.2026).
[4] Ася Локина, “Минфин США временно разрешил Индии закупать российскую нефть”, DW, https://www.dw.com/ru/izza-vojny-s-iranom-ssa-vremenno-razresili-indii-zakupat-rossijskuu-neft/a-76239850, (Erişim Tarihi: 09.03.2026).
[5] “Greece to deploy Patriots to protect Bulgaria amid Iran war fears”, Hürriyet Daily News, https://www.hurriyetdailynews.com/greece-to-deploy-patriots-to-protect-bulgaria-amid-iran-war-fears-219687, (Erişim Tarihi: 09.03.2026).
[6] Ibid.
[7] “Türkiye to deploy six F-16 jets to Turkish Cyprus amid Iran war”, Türkiye Today, https://www.turkiyetoday.com/nation/turkiye-to-deploy-six-f-16-jets-to-northern-cyprus-amid-iran-war-3215852?s=1, (Erişim Tarihi: 09.03.2026).
