Ankara Kriz ve Siyasi Çalışmalar Merkezi (ANKASAM), Güney Kore’nin küresel yapay zekâ yarı iletken tedarik zincirindeki değişen rolünü, üretim kapasitesindeki artışın küresel tedarik zincirlerine etkilerini ve ülkenin yapay zekâ yarı iletken ekosistemindeki geleceğini değerlendirmek üzere Amerika Kore Ekonomi Enstitüsü (KEI) Araştırmacısı ve Ekonomi Politikası Analisti Tom Ramage ile yapmış olduğu röportajı dikkatlerinize sunmaktadır.
1. Yakın zamanda düzenlenen San Francisco Yapay Zekâ Zirvesi, Güney Kore’nin küresel yapay zekâ yarı iletken tedarik zincirindeki değişen rolü açısından ne ifade etmektedir?
San Francisco’da yakın zamanda düzenlenen Yapay Zekâ Zirvesi, her şeyden önce Güney Kore’nin yapay zekânın küresel ölçekte yaygınlaşması ve yapay zekâ tedarik zinciri açısından vazgeçilmez bir ortak olduğunu göstermektedir. Zirve, aynı zamanda Güney Kore’nin yüksek bant genişlikli bellek (HBM) çiplerindeki teknik uzmanlığı, güçlü teknoloji girişimi ekosistemi ve Nesnelerin İnterneti (IoT) altyapısı sayesinde ABD’li teknoloji şirketlerinin yapay zekâya yönelik planlarında Güney Kore Cumhurbaşkanı’nın giderek daha önemli bir muhatap hâline geldiğini ortaya koymaktadır.
Güney Kore’de veri merkezlerinin kurulması ve geliştirilmesine yönelik anlaşmaların yanı sıra Kore’den ABD’li şirketlere HBM çipi ve ABD’den Koreli şirketlere GPU tedarikine ilişkin işbirliği, Güney Kore’nin yalnızca ABD menşeli yapay zekâ teknolojilerinin yaygın biçimde benimsendiği ileri teknoloji odaklı bir pazar olmadığını, aynı zamanda Kore teknolojisinin ABD’nin yapay zekâ donanım altyapısının önemli dayanaklarından biri hâline geldiğini göstermektedir.
2. Güney Kore’nin üretim kapasitesini artırması, küresel yarı iletken tedarik zincirlerinin daha dayanıklı ve coğrafi olarak daha çeşitlendirilmiş hâle gelmesine nasıl katkı sağlayabilir?
Her şeyden önce Güney Kore hükümetinin taahhüt ettiği şekilde ülkedeki yarı iletken üretiminin artırılması, küresel ölçekte devam eden bellek çipi arz açığının hafifletilmesine önemli katkı sağlayabilir. Kısa ve orta vadede bu durum, özellikle pazarın yakın gelecekte büyümesinin, HBM özelinde ise belki iki katına çıkmasının beklendiği bir ortamda, ABD gibi ülkelerin yapay zekâ donanımına yönelik talebini karşılamada Çin dışında çalışabileceği “güvenilir bir ortak” sunabilir.
Bununla birlikte Güney Kore’de üretimin artırılması, çip sektörünü daha geniş kapsamlı risklere veya öngörülemeyen büyük krizlere karşı tam anlamıyla koruyacak gerçek bir coğrafi çeşitlendirme sağlamamaktadır. Çip üretiminin Güney Kore’de daha da yoğunlaşması, olası bir küresel jeopolitik çatışma ya da küresel taşımacılığı aksatabilecek benzer senaryolarda dünya çip arzını istemeden de olsa daha kırılgan hâle getirebilir.
Buna karşılık Güney Kore’nin yakın zamanda imzalanan ABD-Güney Kore gümrük tarifeleri mutabakatı kapsamında ABD’de yaptığı çip sektörü yatırımları, tedarik zincirlerini kesintiye uğratabilecek gelişmelere karşı dayanıklılık oluşturmak için ihtiyaç duyulan coğrafi çeşitliliği dolaylı olarak sağlayabilir. Ancak bunun gerçekleşmesi, ABD ve Güney Kore teknoloji sektörleri arasındaki yakın işbirliğinin sürmesine ve Washington-Seul hattındaki uzun vadeli uyumun devam etmesine bağlıdır.
3. Önümüzdeki dönemde Güney Kore’nin küresel yapay zekâ yarı iletken ekosistemindeki rolünün; ABD, Tayvan, Japonya ve Avrupa’nın birbirini tamamlayan güçlü yönleriyle birlikte nasal gelişmesini bekliyorsunuz?
Güney Kore’nin yapay zekâ alanında giderek artan önemi, diğer unsurların yanı sıra dijital yönetişim standartlarının nasıl şekilleneceği ve kötü niyetli kullanımlara karşı hangi koruyucu önlemlerin hayata geçirileceği konusunda ülkeye daha öncü bir rol üstlenme imkânı sağlamaktadır. Zirvenin somut çıktılarından biri de Lee Jae Myung tarafından açıklanan “San Francisco Yapay Zekâ Deklarasyonu” olmuştur. Deklarasyon, yapay zekânın sorumlu biçimde kullanılmasını ve farklı ülkelerde adil şekilde yaygınlaştırılmasını öngörmektedir.
ABD, 2024 yılında Uluslararası Yapay Zekâ Güvenliği Enstitüleri Ağı’nın kurulması ve bu yıl G7 çerçevesinde yapay zekânın sorumlu kullanımına ilişkin yürütülen diyalog ve görüşmeler gibi girişimler aracılığıyla, yapay zekâ güvenliği konusunda diğer ülkelerle ortak bir zemin ve uzlaşı oluşturma yönünde önemli ilerleme kaydetmiştir. Güney Kore’nin de önümüzdeki dönemde bu çabalarda giderek daha fazla yer alması beklenmektedir.
Dünya genelinde ülkeler yapay zekâ güvenliği ve dijital yönetişim konusunda daha ortak bir yaklaşım geliştirmeye çalışırken, Güney Kore’nin yapay zekâ yönetişimine ilişkin iç politikası da diğer teknoloji odaklı ülkeler için örnek teşkil edebilir. Bu kapsamda yakın zamanda yürürlüğe giren “Yapay Zekâ Temel Yasası” ve vatandaşlara yönelik “Dijital Haklar Bildirgesi”nin erken dönemde benimsenmesi öne çıkan örneklerdir. San Francisco Yapay Zekâ Deklarasyonu örneğinde olduğu gibi, Güney Kore aynı zamanda yapay zekâ alanında standartların ve uluslararası uzlaşının geliştirilmesinde daha belirgin bir küresel liderlik rolü üstlenebilir.

