Röportaj

Pakistan Denizcilik Mükemmeliyet Merkezi (MCE) Kıdemli Araştırmacısı Dr. Marriyam Siddique: “Suudi Arabistan Öncülüğündeki Bu Koalisyon, ‘Barış Odaklı Minilateralizm’ Olarak Tanımlanabilir”

Koalisyonun savunma amaçlı yapısı ve uluslararası hukuka dayanması büyük önem taşımaktadır.
Bölgesel güvenlik meselelerinde algı son derece önemlidir.
Belirli bir amaca odaklanan ve esnek hareket edebilen bir yapı, kapsamı geniş ancak kırılgan bir güvenlik mimarisinden daha sürdürülebilir olabilir.

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Suudi Arabistan öncülüğündeki Çok Uluslu Deniz Savunma Koalisyonu’nun bölgesel deniz güvenliği açısından önemini ve gelecekte daha kalıcı bir güvenlik mekanizmasına dönüşme potansiyelini değerlendirmek üzere Pakistan Deniz Harp Okulu (PNWC) bünyesindeki Denizcilik Mükemmeliyet Merkezi (MCE) Kıdemli Araştırmacısı Dr. Marriyam Siddique ile gerçekleştirdiği röportajı dikkatlerinize sunmaktadır.

1. 30 Temmuz 2026 tarihinde kurulan Suudi Arabistan öncülüğündeki Çok Uluslu Deniz Savunma Koalisyonu’nu deniz güvenliği alanında daha küçük ve esnek işbirliği modellerine yönelişin bir örneği olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu girişim, pragmatik ve doğru zamanda atılmış bir politika adımı olarak değerlendirilebilir. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, büyük ve katı kurumsal yapıları yeniden oluşturmak yerine daha esnek ve belirli alanlara odaklanan bir deniz güvenliği işbirliği modeline yönelişi yansıtmaktadır. Bu yaklaşım, “barış odaklı minilateralizm” olarak tanımlanabilir.

Koalisyonun savunma amaçlı yapısı ve uluslararası hukuka dayanması büyük önem taşımaktadır. Bölgesel deniz alanı farkındalığını geliştirme potansiyeli de dikkat çekicidir. Ancak koalisyonun uzun vadede sürdürülebilirliği, üye sayısından çok caydırıcılık ile gerçek anlamda diplomatik angajman arasında denge kurabilme kapasitesine bağlı olacaktır. Pakistan da ortak ekonomik çıkarların ve hayati deniz yollarının korunmasını, daha geniş çaplı bir çatışmayı körüklemeden sağlayacak bu tür bir dengeyi istikrarlı biçimde savunmaktadır.

2. Sizce daha sınırlı sayıda ülkenin yer aldığı deniz güvenliği işbirliği mekanizmaları, ticari gemilere ve stratejik geçiş noktalarına yönelik tehditlere karşı mücadelede daha geniş çok taraflı yapılara kıyasla ne gibi avantajlar ve sınırlılıklar sunmaktadır?

Açıkça söylemek gerekirse, minilateral işbirliği mekanizmalarının en önemli avantajı, daha hızlı ve somut sonuç üretmeye elverişli olmalarıdır. Belirli bir stratejik geçiş noktasına ilişkin benzer kaygıları paylaşan az sayıda ülkenin bir araya gelmesi, karar alma ve uygulama süreçlerini hızlandırabilir. Böylece uzun süren komite toplantılarıyla zaman kaybedilmez ve konuyla doğrudan ilgisi olmayan ülkelerin süreci yavaşlatmasının önüne geçilebilir. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon da bu yaklaşımın tipik bir örneğidir. Bölge ülkelerinin doğrudan katılımına dayanması, daha hızlı hareket edilmesini ve en fazla etkilenen ülkeler arasında somut bir yük paylaşımı sağlanmasını mümkün kılmaktadır.

Bununla birlikte bu yaklaşımın bazı önemli dezavantajları da vardır. Daha geniş çok taraflı yapılar dışında hareket edildiğinde, koalisyonun kapalı ve dar kapsamlı bir yapı olarak algılanması riski ortaya çıkmaktadır. Bölgesel güvenlik meselelerinde algı son derece önemlidir. Eğer bir koalisyonun sınırlı bir gündem doğrultusunda hareket ettiği düşünülürse, çözmeye çalıştığı gerilimleri daha da artırabilir.

Bu nedenle asıl önemli olan doğru dengeyi kurabilmektir. Pakistan’ın da savunduğu yaklaşım, minilateralizmin sağladığı esneklikten yararlanırken diplomasiye, şeffaflığa ve uluslararası hukuka bağlılığın da sürdürülmesidir. Güven ve uzun vadeli sürdürülebilirlik yalnızca operasyonel kapasiteyle değil, bu dengenin korunmasıyla sağlanabilir.

3. Sizce bu tür girişimler zamanla Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde daha kalıcı bir bölgesel deniz güvenliği yapısının oluşmasına katkı sağlayabilir mi, yoksa yalnızca belirli sorunlara yönelik işbirlikleri olarak mı kalırlar?

Bence bu tür girişimlerin daha kalıcı yapılara dönüşme potansiyeli var; ancak bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği büyük ölçüde nasıl hareket edeceklerine bağlıdır. Düzenli bilgi paylaşımı ve ortak eğitim gibi kurumsal mekanizmalara yatırım yapılırsa, bu koalisyonlar zamanla daha kalıcı yapılara dönüşebilir. Bununla birlikte, yalnızca belirli sorunlara odaklanmanın da avantajları vardır. Birbiriyle rekabet eden bu kadar çok çıkarın bulunduğu bir bölgede, belirli bir amaca odaklanan ve esnek hareket edebilen bir yapı, kapsamı geniş ancak kırılgan bir güvenlik mimarisinden daha sürdürülebilir olabilir. Burada asıl önemli olan dengeyi korumaktır: şeffaflığı sürdürmek, uluslararası hukuka bağlı kalmak ve caydırıcılığın yanında diplomasiye de öncelik vermek. Bu denge sağlanabilirse, söz konusu yapılar bölgede kalıcı hâle gelebilir.

Dr. Marriyam Siddique
Dr. Marriyam Siddique, Lahor’daki Pakistan Deniz Harp Okulu (PNWC) bünyesinde faaliyet gösteren Denizcilik Mükemmeliyet Merkezi’nde Kıdemli Araştırmacı olarak görev yapmaktadır. Aynı zamanda Pakistan Deniz Harp Okulu’nda yardımcı doçenttir ve denizcilik konularına odaklanan akademik araştırma dergisi The Beacon Journal’ın genel yayın yönetmenidir. Çin’de eğitim gören Siddique, Jilin Üniversitesi’nden Uluslararası İlişkiler alanında doktora derecesine sahiptir ve Çin Burs Konseyi’nin prestijli bursuna layık görülmüştür. Hakemli makaleler, kitap bölümleri ve politika değerlendirmelerinden oluşan kapsamlı çalışmaları; deniz jeopolitiği, Güney Asya’daki stratejik dinamikler ve çatışma çözümü üzerine yoğunlaşmaktadır. Araştırmalarını Maldivler, Hong Kong, Avustralya ve Çin’de düzenlenen uluslararası platformlarda sunmuştur. Siddique’in jeopolitik, kimlik krizi ve dış politika analizlerine ilişkin görüşleri Asia Times, CGTN ve Express Tribune gibi uluslararası yayın organlarında düzenli olarak yer almaktadır.
Banu YAKUBOVA
Banu YAKUBOVA
Banu Yakubova, Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü son sınıf öğrencisidir. Aynı üniversitede Sosyal Adalet ve Politika alanında yan dal eğitimine devam etmektedir. Lisans eğitimi kapsamında Erasmus+ Değişim Programı ile Fransa’da Sciences Po Lille’de bir dönem eğitim almıştır. Başlıca ilgi alanları; Orta Asya, dış politika analizi, güvenlik çalışmaları, uluslararası hukuk ve insan haklarıdır. Banu, ileri düzeyde İngilizce, Türkçe, Rusça ve Türkmence bilmekte olup Fransızca öğrenimine devam etmektedir.

Röportaj

Kıdemli Stratejik Danışman Alejandro Reyes: “Avrupa ve Asya Güvenliği Artık Ayrı Sahneler Olarak Ele Alınamaz”

Ankara Kriz ve Siyasi Çalışmalar Merkezi (ANKASAM), NATO’nun Asya-Pasifik’e artan ilgisini değerlendirmek üzere Hong...

Pakistan Denizcilik Mükemmeliyet Merkezi (MCE) Araştırmacısı Basit Ali: “Çok Uluslu Deniz Koalisyonu, Savunma Amaçlıdır ve Uluslararası Hukuk Çerçevesinde Faaliyet Göstermektedir”

Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Suudi Arabistan öncülüğünde kurulan Çok Uluslu Deniz...

Prof. Dr. Adam Saud: “Trans-Afgan Demiryolu Koridoru, Avrasya İçin Önemli Bir Dönüm Noktası Olabilir”

Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Özbekistan-Afganistan-Pakistan demiryolu projesi ve bölgesel bağlantıları güçlendirmeye...

KEI Araştırmacısı Tom Ramage: “Güney Kore, Yapay Zekâ Alanında Daha Belirgin Bir Küresel Liderlik Rolü Üstlenebilir”

Ankara Kriz ve Siyasi Çalışmalar Merkezi (ANKASAM), Güney Kore’nin küresel yapay zekâ yarı iletken...