Röportaj

Kıdemli Stratejik Danışman Alejandro Reyes: “Avrupa ve Asya Güvenliği Artık Ayrı Sahneler Olarak Ele Alınamaz”

Avrupa-Atlantik ve Hint-Pasifik güvenlik ortamları birbiriyle bağlantılıdır.
NATO, Kuzey Atlantik’teki bir kolektif savunma ittifakı olmaya devam etmektedir ve 5. madde Hint-Pasifik bölgesine genişletilmemiştir.
Daha olası olan, birbiriyle örtüşen esnek koalisyonlar, çok az sayıda ülkenin yer aldığı gruplar, ikili ittifaklar ve belirli konulara yönelik düzenlemelerdir.

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Ankara Kriz ve Siyasi Çalışmalar Merkezi (ANKASAM), NATO’nun Asya-Pasifik’e artan ilgisini değerlendirmek üzere Hong Kong Üniversitesi (HKU) Siyaset ve Kamu Yönetimi (PPA) Bölümü Misafir Profesörü Alejandro Reyes ile yapmış olduğu röportajı dikkatlerinize sunmaktadır.

1. NATO’nun 2022 Madrid Zirvesi’nin Ardından Hint-Pasifik Bölgesine Artan İlgisini Nasıl Değerlendiriyorsunuz?

Madrid Zirvesi gerçek bir değişimi işaret etti, ancak iki şeyi ayırmak isterim: NATO’nun Hint-Pasifik’e daha fazla ilgi göstermesi ve NATO’nun Hint-Pasifik’e genişlemesi farklı şeylerdir.   Değişimin arkasındaki nokta, Avrupa ve Asya güvenliğinin artık ayrı sahneler olarak ele alınamayacağıdır.  Rusya’nın Ukrayna’daki savaşı, Rusya ve Çin arasındaki daha yakın stratejik ilişki, Kuzey Kore’nin Rusya’ya desteği, siber ve teknolojik rekabet, tedarik zinciri zayıflıkları ve deniz güvenliği, bir bölgede meydana gelen gelişmelerin diğerinde nasıl sonuçlar doğurduğunu gösteriyor. Bu nedenle NATO için Avustralya, Japonya, Güney Kore ve Yeni Zelanda ile daha yakın bir etkileşim, esas olarak siyasi danışma, dayanıklılık, siber güvenlik, yeni teknolojiler, birlikte çalışabilirlik, savunma sanayi işbirliği ve ortak güvenlik zorluklarının değerlendirilmesi konularını kapsıyor. İttifakın Tokyo’da bir ofis açmasından bahsedilmesine rağmen, buna NATO’nun coğrafi genişlemesi demek doğru olmayacaktır. NATO, Kuzey Atlantik kolektif savunma ittifakı olmaya devam ediyor ve 5. Madde, Hint-Pasifik’e hiç uzatılmadı. Ortaklık ile ittifak üyeliği arasında önemli bir çizgi vardır.

2. 2022 yılından günümüze Hint-Pasifik Dörtlüsü (Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda) ülke liderlerinin NATO zirvelerine her yıl farklı düzeylerde (cumhurbaşkanı, başbakan veya bakan) katılmaları, neye işaret etmektedir? Bunu nasıl yorumlarsınız?

Bunu esas olarak, halihazırda gelişmekte olan bir ilişkinin kurumsallaşması olarak görüyorum. Dört Hint-Pasifik ortağının 2022 yılında Madrid’de yer alması sembolik açıdan önemliydi; zira liderleri ilk kez toplu olarak bir NATO zirvesine katılmışlardı. O zamandan bu yana katılımları, bu diyaloğu rutin hale getirdi. Bu durum, her iki tarafın da Avrupa-Atlantik ile Hint-Pasifik güvenlik ortamlarının birbiriyle bağlantılı olduğunu kabul ettiğini yansıtıyor. Ancak temsil düzeyi değişiklik göstermiştir. Dört ülke de 2022 ve 2023 zirvelerine ulusal liderlerini gönderdi, ancak Avustralya Başbakanı 2024 zirvesini atlayarak bakanlardan oluşan bir heyet gönderdi. 2025 yılında ve ardından 2026 yılında Ankara’da düzenlenen zirvelerde ise temsil, liderler ile üst düzey bakanlar veya yetkililer arasında karışık bir yapıya sahipti. İlişki derinleşiyor, ancak NATO üyeliğine ya da NATO’nun kolektif savunma yükümlülüklerinin genişletilmesine yönelik sabit bir yol bulunmuyor. Aslında bu esneklik, bu ortaklık düzenlemesinin güçlü yanlarından biri olabilir. Bu ülkeler, çıkarlarının örtüştüğü alanlarda yeni bir resmi ittifak yapısı kurmadan NATO ile yakın işbirliği içinde çalışabilirler; ki Asya Pasifik bölgesinde böyle bir şeyin gerçekleşeceğini sanmıyorum.

3. Sizce Batılı müttefiklerin desteği olmadan Hint-Pasifik Dörtlüsü ülkeleri, bölgede kendi-savunma-güvenlik ittifaklarını kurabilirler mi? Bunun önündeki engeller nelerdir?

Burada önemli bir konu var. Avustralya ve Yeni Zelanda genel olarak Batı ülkeleri olarak kabul edilirken, Japonya ve Güney Kore uzun süredir ABD’nin antlaşma müttefikleridir. Mevcut güvenlik düzenlemeleri zaten daha geniş ABD ittifak sistemiyle derinden bağlantılıdır. Teoride özerk bir IP4 kolektif savunma ittifakı mümkün olsa da bunun olası olmadığını ve muhtemelen gereksiz olduğunu düşünüyorum. Dört ülke aynı tehditlerle karşı karşıya değil. Güney Kore büyük ölçüde Kuzey Kore’ye odaklanmış durumda. Japonya ise Çin, Kuzey Kore ve Rusya’yı izliyor. Avustralya giderek daha geniş bir Hint-Pasifik bakış açısına sahipken; Yeni Zelanda, geleneksel olarak güney Pasifik’e odaklanarak tamamen farklı bir savunma duruşu sergilemiştir. Ayrıca, özellikle Japonya ve Güney Kore arasında tarihsel ve siyasi hassasiyetler, savunma yeteneklerinde, anayasal düzenlemelerde, Çin ile ekonomik ilişkilerde ve ulusal düzeyde kolektif askeri yükümlülüklere duyulan istekte gerçek farklılıklar bulunmaktadır. Her şeyden önce, NATO’ya benzer bir şey, siyasi işbirliğinden çok daha fazlasını gerektirir. Güvenilir bir karşılıklı savunma taahhüdü, entegre askeri planlama, komuta yapıları, birlikte çalışabilirlik ve nihayetinde nükleer caydırıcılık konusunda bir yanıt gerektirir. Benim kanaatimce, Hint-Pasifik bölgesinin tek bir NATO tarzı örgütlenmeden ziyade birbirini tamamlayan düzenlemeler ve “mini-çok taraflı” ortaklıklar ağı aracılığıyla gelişmesi çok daha olasıdır. QUAD, AUKUS, ABD-Japonya-Güney Kore işbirliği ve diğer üçlü ve ikili düzenlemelerin hepsi bu yolu işaret etmektedir.

4. Gelecekte dünyanın farklı kıtalarında NATO benzeri örgütler kurulabilir mi? Bu ihtimali nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bunu yapabilirler, ancak NATO’yu yeniden oluşturmak alışılmadık derecede zordur. NATO, belirli bir tarihsel deneyimden doğdu. Bunlar; nispeten açık bir dış tehdit, üyeleri arasında güçlü siyasi yakınlaşma, sürekli ABD katılımı, entegre askeri yapılar ve konvansiyonel ve nükleer yeteneklerle desteklenen güvenilir bir kolektif savunma garantisidir. Birçok bölge, bu unsurlardan birine veya daha fazlasına sahip değil. Ülkeler, hangi tehdidin en önemli olduğu, birbirleri adına savaşacakları veya kimin liderlik etmesi gerektiği konusunda hemfikir olmadan güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya olduklarını kabul edebilirler. Bu nedenle daha fazla bölgesel güvenlik işbirliği bekliyorum, ancak mutlaka daha fazla NATO veya NATO modelinin uygulanmasını değil. Daha olası olan, esnek koalisyonlar, mini-çok taraflı gruplaşmalar, ikili ittifaklar ve birbirleriyle örtüşen konuya özgü düzenlemelerdir. Hint-Pasifik bunun en açık örneği olabilir. “Asya NATO’su” yerine, farklı ülke gruplarının farklı sorunlar üzerinde işbirliği yaptığı ağ tabanlı bir güvenlik mimarisi ortaya çıkıyor gibi görünüyor. NATO, bu mimariye merkez olmadan veya kendi coğrafi yetki alanını Asya’ya genişletmeden bağlanabilir.

Alejandro Reyes
Alejandro Reyes, Asya’nın siyasi ekonomilerini, bölgesel jeopolitiği, Hint-Pasifik’in küresel düzendeki rolünü, küreselleşme/yeniden küreselleşmenin etkisini ve yapay zekâ dahil Dördüncü Sanayi Devrimi’ni analiz etme konusunda 30 yılı aşkın deneyime sahip kıdemli bir Stratejik Danışman ve eski Kanada Hükümeti Politika Planlama Sorumlusu’dur. 2017 ile 2019 yılları arasında Kanadalı yetkililere ve bakanlara Asya-Pasifik stratejisi ve dış politika konularında danışmanlık yapan Reyes, etkili analizler sunma, çeşitli paydaşları harekete geçirme ve uluslararası konumlandırma ile mesaj verme süreçlerini destekleme konusundaki yetkinliğini kanıtlamıştır. Hong Kong’da yaşayan Reyes, bölgesel strateji, küresel ticaret, çok taraflı diplomasi, çevik politika geliştirme ve planlama alanlarında kapsamlı deneyime sahiptir.-
Dr. Cenk TAMER
Dr. Cenk TAMER
Dr. Cenk Tamer, 2014 yılında Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olmuştur. Aynı yıl Gazi Üniversitesi Ortadoğu ve Afrika Çalışmaları Bilim Dalı’nda yüksek lisans eğitimine başlamıştır. 2016 yılında “1990 Sonrası İran’ın Irak Politikası” başlıklı teziyle master eğitimini tamamlayan Tamer, 2017 yılında ANKASAM’da Araştırma Asistanı olarak göreve başlamış ve aynı yıl Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Doktora Programı’na kabul edilmiştir. Uzmanlık alanları İran, Mezhepler, Tasavvuf, Mehdilik, Kimlik Siyaseti ve Asya-Pasifik olan ve iyi derecede İngilizce bilen Tamer, Gazi Üniversitesindeki doktora eğitimini “Sosyal İnşacılık Teorisi ve Güvenlikleştirme Yaklaşımı Çerçevesinde İran İslam Cumhuriyeti’nde Kimlik İnşası Süreci ve Mehdilik” adlı tez çalışmasıyla 2022 yılında tamamlamıştır. Şu anda ise ANKASAM’da Asya-Pasifik Uzmanı olarak görev almaktadır.

Röportaj

Pakistan Denizcilik Mükemmeliyet Merkezi (MCE) Araştırmacısı Basit Ali: “Çok Uluslu Deniz Koalisyonu, Savunma Amaçlıdır ve Uluslararası Hukuk Çerçevesinde Faaliyet Göstermektedir”

Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Suudi Arabistan öncülüğünde kurulan Çok Uluslu Deniz...

Prof. Dr. Adam Saud: “Trans-Afgan Demiryolu Koridoru, Avrasya İçin Önemli Bir Dönüm Noktası Olabilir”

Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Özbekistan-Afganistan-Pakistan demiryolu projesi ve bölgesel bağlantıları güçlendirmeye...

KEI Araştırmacısı Tom Ramage: “Güney Kore, Yapay Zekâ Alanında Daha Belirgin Bir Küresel Liderlik Rolü Üstlenebilir”

Ankara Kriz ve Siyasi Çalışmalar Merkezi (ANKASAM), Güney Kore’nin küresel yapay zekâ yarı iletken...

Ukraynalı Sinolog Vita Golod: “Çin’in ‘İlkeli Tarafsızlığı’, Sabit Bir Doktrinden Çok Esnek Bir Diplomatik Stratejidir”

Çin’in son yıllarda uluslararası krizler karşısında izlediği diplomasi, Pekin’in küresel siyasetteki artan rolünün önemli...