Analiz

Darfur’la Sınırlı Ambargo ve Sudan Savaşının Coğrafyası

Sudan’daki savaş ülke geneline yayılmışken ambargonun Darfur’la sınırlı kalması, silah tedarikçilerine güzergâh değiştirebilecekleri geniş bir alan bırakmaktadır.
Drone savaşının büyümesi, yaptırım denetiminin mühimmatın yanında yazılımı, yedek parçayı, bakım hizmetini ve finansmanı da izlemesini zorunlu kılmaktadır.
Etkili bir düzen, genel yasakların sivillere yüklediği maliyeti azaltırken ihlali doğrulanan şirketleri, aracıları ve komutanları doğrudan hedef alabilmelidir.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 8 Ekim 2026 tarihinde kabul ettiği 2830 sayılı kararla Darfur’a yönelik yaptırım düzenini 11 Aralık’a, uygulamayı izleyen Uzmanlar Paneli’nin görev süresini ise 11 Ocak 2027 tarihine kadar uzatmıştır.[i] Kararın oybirliğiyle çıkması ilk bakışta Sudan konusunda ortak bir iradenin hâlâ korunduğunu düşündürmektedir. Ne var ki uzlaşı, savaşın bütününe cevap veren yeni bir düzen yerine iki aylık teknik bir uzatma üzerinde kurulmuştur. Ülke çapına yayılan çatışmaya yirmi yılı aşkın süredir Darfur’la sınırlandırılmış bir araçla müdahale edilmesi, yaptırım siyasetinin coğrafyayla kurduğu sorunlu ilişkiyi yeniden görünür kılmaktadır.

Bugünkü düzenin kökü 2005 yılında kabul edilen 1591 sayılı karara uzanmaktadır. O dönemde amaç, Darfur’daki silahlı grupların hareket alanını daraltmak; belirlenen kişi ve kuruluşlara seyahat yasağı ile malvarlığı dondurma tedbirleri uygulamak; silah akışını denetlemekti.[ii] Fakat Nisan 2023 tarihinde Sudan Ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında başlayan savaş, eski bölgesel sınırları aşarak Hartum’dan Kordofan’a, Mavi Nil’den ülkenin doğusundaki altyapı merkezlerine kadar genişlemiştir. Dolayısıyla 2005 yılının Darfur merkezli hukuki düzeni yürürlükte kalırken, denetlenmesi gereken savaş çok daha geniş bir askerî ve ekonomik alana taşınmıştır.

Bu uyumsuzluğun etkisi, harita üzerinde görülen teknik ayrımı çoktan aşmıştır. Darfur içinde bir silahlı aktöre ulaştırılması yasaklanan mühimmat, başka bir eyalette depolanabilir, farklı bir sınır kapısından geçirilebilir veya ticari görünüm taşıyan parçalara ayrılarak sevk edilebilir. Silahın hangi noktada son kullanıcıya teslim edildiğini kanıtlamak ise çoğu zaman sevkiyatı durdurmaktan daha güçtür. Ambargonun uygulama alanı dar kaldıkça tedarikçiler rotalarını değiştirebilmekte, savaşan taraflar da ülke içindeki lojistik ağlardan yararlanabilmektedir. Böylece coğrafi sınırlama, yaptırımın hedefini belirlerken onu aşmanın yolunu da istemeden tarif etmektedir.

Savaşın teknolojik dönüşümü bu boşluğu daha belirgin hâle getirmiştir. Birleşmiş Milletler soruşturmasına göre 2026 yılının ilk beş ayında insansız hava aracı saldırılarında binden fazla kişi hayatını kaybetmiş; yabancı menşeli sistemler hastaneler, pazarlar, okullar, enerji tesisleri ve yerinden edilmiş insanların bulunduğu alanları vurabilen uzun menzilli kapasite sağlamıştır.[iii] Aynı soruşturma, Hızlı Destek Kuvvetleri’ne ulaşan silah, eğitim, lojistik destek ve yabancı personel konusunda birden fazla ülkeye uzanan ağlara işaret etmektedir. Bu şartlarda ambargoyu tüfek ve mühimmat sevkiyatıyla sınırlı düşünmek; yazılımı, yedek parçayı, uydu bağlantısını, bakım ekibini ve finansmanı gözden kaçırmaktadır.

Washington’ın ambargoyu bütün Sudan’a yayma girişimi bu değişime cevap verme arayışından doğmuştur. Ancak Moskova, ülke çapındaki yasağın Sudan’ın egemenliğini ve ordunun kendini savunma hakkını zedeleyeceğini savunurken Pekin, genişletilmiş tedbirlerin insani krizi ağırlaştırabileceği ve devlet yapısını daha fazla parçalayabileceği uyarısında bulunmuştur.[iv] Her iki itirazın da bütünüyle temelsiz sayılması güçtür; çünkü kapsamı geniş fakat denetimi zayıf bir yasak, devletin resmî tedarikini sınırlandırırken kayıt dışı ağları tümüyle durduramayabilir. Bununla birlikte mevcut düzenin korunması da savaşın yeni coğrafyasını ve kullanılan yeni araçları karşılıksız bırakmaktadır.

Buradaki temel problem, yaptırım kararının kime silah satılmayacağını söylemesi kadar bu yasağın nasıl uygulanacağını açıklayamamasıdır. Sudan’ın uzun kara sınırları, Kızıldeniz’e açılan limanları ve komşu ülkelerdeki güvenlik boşlukları dikkate alındığında, hukuki yasak koymak tek başına sahadaki akışı kesmeye yetmemektedir. Uçuş kayıtlarının izlenmesi, kargo şirketlerinin denetlenmesi, şüpheli ödemelerin takip edilmesi ve çift kullanımlı teknolojilerin son kullanıcısının doğrulanması gerekir. Uzmanlar Paneli bu ağları belgeleyebilir; fakat limanda arama yapacak, sınır geçişini kapatacak veya bankacılık işlemini durduracak yetki ulusal yönetimlerde bulunmaktadır.

Egemenlik tartışması da bu nedenle tek yönlü okunamaz. Sudan yönetimi, ülke çapındaki ambargonun meşru ordunun savunma kapasitesini azaltacağını ileri sürmektedir. Buna karşılık sivillerin korunamadığı, sağlık ve enerji altyapısının vurulduğu bir ortamda egemenlik, dışarıdan silah alma serbestisiyle sınırlı bir hak biçiminde ele alınamaz. Devletin toprak bütünlüğünü savunma yetkisi kadar halkın yaşamını koruma sorumluluğu da vardır. Yaptırımın meşruiyeti, bu iki ilke arasında kurulacak dengeden; ayrıca tedbirlerin bütün savaşan taraflara ayrım gözetmeden ve doğrulanabilir ölçütlerle uygulanmasından doğacaktır.

Güvenlik Konseyi’ndeki ayrışma ise Sudan’ın ötesine uzanan daha geniş bir güç mücadelesini yansıtmaktadır. ABD ve bazı müttefikleri dış silah akışını ülke çapında sınırlamaya çalışırken Rusya ile Çin, yaptırım araçlarının devlet egemenliğine müdahale için kullanılmasından kaygı duymaktadır. Bu karşıtlık, bir tarafın insan haklarını, diğer tarafın egemenliği bütünüyle sahiplenmesi şeklinde okunursa gerçek ilişkiler gözden kaçar. Büyük güçlerin tutumunda ilkesel söylemler kadar bölgesel ortaklıklar, limanlara erişim, maden ve enerji çıkarları ile Afrika’daki diplomatik nüfuz hesabı da rol oynamaktadır.

Daha etkili bir düzen için ülke çapında ve süresiz bir yasak ilan etmek tek başına çözüm üretmez. Silah, drone bileşeni, yakıt, bakım hizmeti ve ödeme kanallarını birlikte ele alan; buna karşılık insani yardım, sivil iletişim ve temel ekonomik ihtiyaçlar için açık istisnalar tanıyan kademeli bir sistem kurulabilir. İhlali doğrulanan şirketlere, aracılara ve komutanlara hızlı biçimde hedefli tedbir uygulanması, genel bir ambargonun siviller üzerinde oluşturabileceği yükü azaltabilir. Komşu ülkelerle gümrük ve uçuş verisinin paylaşılması da Uzmanlar Paneli’nin hazırladığı raporları sahada uygulanabilir bilgiye dönüştürebilir.

2830 sayılı karar, Konsey’e zaman kazandırmış olsa da Sudanlı sivillere güvenlik sağlayan kalıcı bir uzlaşma ortaya koymamıştır. Önümüzdeki iki ayın değeri, eski düzenin bir kez daha uzatılmasından ziyade savaşın değişen niteliğine uygun denetim araçlarının hazırlanmasıyla ölçülecektir. Darfur’daki vahşetin unutulmaması gerekir; ancak Darfur’u koruma amacıyla kurulan mekanizma, çatışmanın başka eyaletlerdeki ikmal hatlarını serbest bıraktığı ölçüde kendi hedefinden uzaklaşmaktadır. Sudan için işleyen bir yaptırım siyaseti, haritadaki eski sınırları korumak yerine silahın parasını, parçasını ve güzergâhını aynı anda takip edebildiğinde anlam kazanacaktır.


[i] Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, “Unanimously Adopting Resolution 2830 (2026), Security Council Extends Sudan Sanctions Regime until 11 December 2026”, https://press.un.org/en/2026/sc16470.doc.htm, (Erişim Tarihi: 10.10.2026).

[ii] “UN extends Darfur arms embargo, blocks broader Sudan sanctions proposal”, Al Jazeera, https://www.aljazeera.com/news/2026/10/9/un-extends-darfur-arms-embargo-blocks-broader-sudan-sanctions-proposal, (Erişim Tarihi: 10.10.2026).

[iii] Olivia Le Poidevin, “Foreign support, drones fuel Sudan war and possible war crimes, UN probe says”, Reuters, https://www.reuters.com/world/americas/foreign-support-drones-fuel-sudan-war-possible-war-crimes-un-probe-says-2026-09-03/, (Erişim Tarihi: 10.10.2026).

[iv] “UN extends partial Sudan arms embargo for a month while talks continue on US demand for a total ban”, Associated Press, https://apnews.com/article/fde2c6880c80343bebffb83c243fd3f4, (Erişim Tarihi: 10.10.2026).

Göktuğ ÇALIŞKAN
Göktuğ ÇALIŞKAN
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde lisans eğitimi alan Göktuğ ÇALIŞKAN, aynı süreçte çift anadal programı kapsamında üniversitenin Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde yer alan Uluslararası İlişkiler bölümünde de eğitim görmüştür. 2017 yılında lisans mezuniyetini tamamladıktan sonra Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde yüksek lisans programına başlayan Çalışkan, bu programı 2020 yılında "Hindistan Şiiliği ve İran’ın Hindistan Politikasının Yumuşak Güç Çerçevesinde Değerlendirmesi: Kontrüktivist Bir Bakış" adlı teziyle başarı ile tamamlamıştır. 2018 yılında ise çift ana dal programı kapsamında eğitim gördüğü Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olmuştur. Millî Eğitim Bakanlığı Yurtdışı Seçme ve Yerleştirme (YLSY) programı kapsamında Fransa’da dil eğitimi alan Göktuğ Çalışkan, ardından Fas’ta bulunan Uluslararası Rabat Üniversitesinde 2. yüksek lisansını "La Présence Chinoise En Afrique Et L’évaluation De La Politique Africaine De La Chine Dans Le Contexte Du Projet « La Ceinture Et La Route » : Les Cas du Kenya et de l’Ouganda" (Çin'in Afrika'daki Varlığı ve Çin'in Afrika Politikasının Kuşak ve Yol Projesi Bağlamında Değerlendirilmesi: Kenya ve Uganda Örnekleri) teziyle 2022 yılında tamamlamıştır. Aynı zamanda Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi olan Çalışkan, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde de doktorasına devam etmektedir. Çalışkan, ayrıca YLSY kapsamında Fas’ta yine Uluslararası Rabat Üniversitesi’nde doktoraya başlamıştır. Ankasam Uluslararası İlişkiler uzmanı olarak çeşitli konularda röportajları ve analizleri bulunan Çalışkan, kitap bölümleri, makaleler ve kitap incelemelerine de devam etmektedir. Çalışkan, iyi derecede İngilizce ve Fransızca bilmekte olup, Çin-Afrika İlişkileri, Sahel, Sahel’de Din ve Güvenlik, İran, Şiilik, Hindistan, Gıda Güvenliği, Afrika'da İklim, İsyanlar ve Terörizm, Afrika Jeopolitiği, Kuşak ve Yol Projesi, Orta Asya üzerine akademik çalışmalarını sürdürmektedir.

Benzer İçerikler