Türkiye, 17 milyar doları aşan yıllık tarımsal ihracat geliriyle bölgesinin önde gelen gıda ihracatçıları arasındadır. Ancak 52 yıllık ekonometrik veri, yağıştaki %1’lik kalıcı düşüşün tarımsal katma değeri uzun dönemde yaklaşık %0,53 oranında aşındırdığını göstermektedir.[i] Bu esneklik, iklim değişikliğinin tarım sistemi üzerindeki baskısını salt çevresel gündem olarak değil; gıda güvenliğini, ihracat gelirini ve kırsal refahı doğrudan biçimlendiren bir makroekonomik mesele olarak ele almayı zorunlu kılmaktadır.
Türkiye, toplam Gayri Safi Yurt İçi Hasılası’nın (GSYİH) yaklaşık %6’sını tarımsal üretimden sağlamakla birlikte toplam istihdamının yaklaşık %18’ini bu sektörde barındırmaktadır. Bu oran, AB ortalamasının yaklaşık dört buçuk katıdır.[ii]Tarımsal girdi fiyatları, gıda enflasyonu ve kırsal nüfusun gelir yapısı birbiriyle sıkı sıkıya bağlantılıdır. İklim projeksiyonları Akdeniz havzasını ve Orta Anadolu platosunu 21. yüzyılın en stres altındaki tarım bölgeleri arasında konumlandırmaktadır. 2050 yılı itibarıyla ortalama sıcaklığın 1,5-3 derece artması, yağış örüntülerinin mevsimsel olarak daha uç değerler alması beklenmektedir.[iii]
2026 yılı bu açıdan umut verici bir istisna sunmaktadır: Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, geçen yılın don ve kuraklık kayıplarının ardından Mayıs 2026 tarihinde üretimin toparlanacağını, nitekim son 66 yılın en yağışlı yılı yaşandığını ve baraj doluluk oranlarının %75’in üzerine çıktığını kamuoyuyla paylaşmıştır.[iv] Bu değerlendirmeyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da 12 Mayıs 2026 tarihinde Dünya Çiftçiler Günü programında güçlü biçimde desteklemiştir: gübre ve gübre hammaddesi stoklarının yeterli düzeyde güvence altına alındığını vurgulayan Erdoğan, Türkiye’nin sebze üretiminde dünya 3’üncüsü, meyve üretiminde ise 4’üncüsü konumunu koruduğunu açıklamıştır. Aynı toplantıda Dünya Bankası destekli Türkiye Agrifood Sektörü Dönüşüm Projesi de kamuoyuyla paylaşılmıştır.[v]
Dış ticaret boyutunda ABD Tarım Bakanlığı’nın (USDA) Mayıs 2026 projeksiyonları iç toparlanmanın somut göstergelerini ortaya koymaktadır: 2026/27 sezonunda Türkiye’nin arpa ithalatının 1,3 milyon tondan yalnızca 150.000 tona düşeceği öngörülmektedir. Bu dramatik daralma iç arpa hasadının güçlü biçimde toparlandığını teyit etmektedir. Öte yandan USDA, küresel ölçekte tahıl talebinin 2026/2027 döneminde arzı aşacağını tahmin etmektedir. Bu bulgu gıda güvenliğini dış piyasalara bağımlı politikalarla yönetmenin sistematik riskini bir kez daha gün yüzüne çıkarmaktadır.[vi]Çizilen bu olumlu tablo kısa vadede meteorolojik gidişatın iyimser ürünü de olabilir. Ancak bazı yapısal kırılganlıklar kolay kolay değişmemektedir ve bu yönüyle uzun vadede çözüm üretilmesi gereken ve önem arz eden hususlardır.
Yapmış olduğum 1970-2021 dönemini kapsayan, ARDL(4,0,1,0,2,0) sınır testi çerçevesinde yürütülen ekonometrik analiz, F istatistiği 8,71 ile yüzde birlik kritik eşiği aşmaktadır. Gecikmesi Dağıtılmış Otoregresif Ekonometrik analiz uzun ve kısa dönem açısından değişkenleri gözlemlemeye yarayan bir analizdir. Serilerin durağan olmasını gerektirmemesi analiz açısından esneklik ve kolaylık sağlar. Bu analizde uzun dönem esnekliklerin en belirgin olanı yağışa ilişkindir; sulama oranı görece düşük olan Orta Anadolu tahıl havzaları bu duyarlılıktan en doğrudan etkilenen bölgelerdir. Sıcaklık değişkeninin ülke geneli üretimi ölçülebilir ölçüde etkilememesi, sıcaklık etkisinin bölgesel heterojenite aracılığıyla dolaylı biçimde işlemesinden kaynaklanmaktadır diye yorumlanabilir.
Yapısal değişkenler boyutunda ise tarımsal sermaye stoğu esnekliği pozitif ve yüksek anlamlılıktadır; yani tarımsal arazi miktarındaki artışın üretimi azaltması ise marjinal arazilerin devreye girmesinden kaynaklanan ölçek ekonomisi yoksunluğuna işaret etmektedir.
Yukarıdaki analize ek olarak çoklu krizlerden de bahsedilebilir. Örneğin Şubat 2026 tarihinde patlak veren ABD-İsrail-İran Savaşı ve Hürmüz Boğazı’ndaki gemi seferlerinin kısıtlanması, küresel gübre tedarik zincirini ciddi biçimde sarsmaktadır. İran ve Körfez bölgesinin küresel azot gübresi arzında önemli bir paya sahip olduğu göz önüne alındığında bu baskı Türkiye tarım sektörüne doğrudan yansımaktadır.[vii] Öte yandan Nisan 2026 tarihinde Türkiye ekonomisine bakıldığında Tüketici Fiyat Endeksi yüzde 32,37’ye, Üretici Fiyat Endeksi ise yüzde 28,59’a yükselmiştir.[viii] Yani gıda ve girdi enflasyonunun bu düzeyde seyretmesi, tarımsal üretim verimliliğini artırmanın önemi vurgulamaktadır. Arz ve talep enflasyonunun bu seviyelerde seyri, bu açıdan ayrıca altı çizilmesi gereken bir hususu gündeme taşımaktadır.
Anadolu Ajansı’nın bilimsel bir rapordan derlediği verilere göre Karadeniz havzası ve bölgesi, küresel ortalama ısınma hızının dört katı bir eğilimle karşı karşıyadır. Karadeniz havzasında 4°C ısınma senaryosu (2070’e kadar) 2026 itibarıyla bilimsel gündemde kalıcı biçimde yer edinmiştir.[ix] Öte yandan Türkiye, bu baskıya karşı somut adımlar da atmaktadır: 2026 yılı “rüzgâr yılı” ilan edilmiş; YEKA kapsamında 1.500 MW yeni rüzgâr enerjisi ihalesi gerçekleştirilmiştir. Bu tercih yalnızca salım azaltımı için değil, tarımsal girdi enerji maliyetlerini kısmen yenilenebilir enerjiyle ikame ederek tarım sektörünün rekabet gücünü korumaya yönelik doğrudan bir araçtır.
Tüm bu bilgiler ışığında şu sonuca vurgu yapılabilir. Bu bulgular tarım politikası açısından birden fazla acil önceliği gün yüzüne çıkarmaktadır. Birincisi, sulama kapasitesinin genişletilmesi ve su kullanım verimliliğinin artırılması gerekmektedir: Devlet Su İşleri verileri sulama potansiyelinin yalnızca yaklaşık %60’ının kullanılabildiğine işaret etmektedir.[x] İkincisi İran-Hürmüz Krizi’nin yarattığı gübre tedarik kırılganlığına karşı alternatif tedarik ve yerli üretim kapasitesinin ivedilikle geliştirilmesidir. Üçüncüsü tarımsal arazi toplulaştırma programlarının hız kazanmasıdır; toplulaştırılan alanlarda parsel başına üretkenlik ortalama yüzde otuz ila kırk arasında artmaktadır.[xi]
AB’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) kapsamında gübre dahil beş sektör 2026 yılından itibaren nihai döneme girmiştir; Avrupa Komisyonu, 2026 yılı ilk çeyrek CBAM sertifika fiyatını 7 Nisan 2026 tarihinde 75,36 avro/tCO2e olarak yayımlamış, sertifikaların ortak merkezi platformdan satın alınmasının Şubat 2027 tarihinden itibaren başlayacağını açıklamıştır.[xii] COP31’in Antalya’da yapılacak olması bu çerçevede bir müzakere penceresi sunmaktadır: ulusal tarım-iklim uyumu gündemini uluslararası müzakere masasına taşımak, AB ile yeşil standartlar diyaloğunu güçlendirmek ve iklim kaynaklı arz açığından doğan bölgesel talep potansiyelini değerlendirmek açısından konjonktür elverişlidir.
Türkiye için iklim uyumu artık çevresel bir gündem değil, tarımsal rekabet gücünü ve dış ticaret dengesini belirleyen bir ekonomik strateji meselesidir. 2026 yılının olağandışı yağışlı seyri bu yapısal çerçeveyi değiştirmemektedir. Gübre fiyatlarındaki jeopolitik baskı ve Karadeniz havzasındaki hızlı ısınma eğilimi, uyum yatırımlarının ertelenmesinin uzun vadeli maliyetini artırmaktadır.
[i] Özdemir, M.G. (2025). İklim değişikliğinin tarımsal katma değer üzerine etkisi: Türkiye üzerine bir uygulama (Doktora tezi, Tez No: 10596205). Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İktisat Anabilim Dalı. YÖK Ulusal Tez Merkezi. https://tez.yok.gov.tr/ Yağış esnekliği +0,527 (p<0,10); ARDL(4,0,1,0,2,0); F=8,706. Danışman: Prof. Dr. Hacı Bayram IŞIK.
[ii] Dünya Bankası, World Development Indicators; Eurostat, Agriculture, Forestry and Fishery Statistics, 2023 edition.
[iii] IPCC, Sixth Assessment Report — AR6 WG II, 2022, Bölüm 13.
[iv] Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı açıklaması, Mayıs 2026; Daily Sabah. https://www.dailysabah.com/ Baraj doluluk verisi: Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) haftalık bülten, Mayıs 2026. Bkz. https://www.dsi.gov.tr/
[v] Anadolu Ajansı (AA), “Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye Gıda Tedarik Zincirini Çatışmalara Karşı Korudu”, 12 Mayıs 2026. Bkz. https://www.aa.com.tr/ ve https://prizrenpost.com/tr/erdogan-turkiye-catismalarin-ortasinda-gida-tedarik-zincirini-basariyla-korudu/
[vi] USDA, World Agricultural Supply and Demand Estimates (WASDE), Mayıs 2026; Miller Magazine, “USDA Küresel Tahıl Talebi 2026/27”, Mayıs 2026.
[vii] IFA (International Fertilizer Association), Fertilizer Outlook 2024–2028, Paris: IFA, 2024. İran, küresel üre üretiminin yaklaşık %6–8’ini, Körfez ülkeleri (BAE, Suudi Arabistan, Katar) ise yaklaşık %12–15’ini karşılamaktadır. Bkz. https://www.fertilizer.org/
[viii] TÜİK, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE), Nisan 2026. Bkz. https://www.tuik.gov.tr/
[ix] Karadeniz havzasındaki ısınma 2070’e kadar 4 dereceyi bulabilir. Bkz. https://www.aa.com.tr/tr/yesilhat/bilim/karadeniz-havzasindaki-isinma-2070e-kadar-4-dereceyi-bulabilir/1830085
[x] Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, 2023 Yılı Faaliyet Raporu, Ankara: DSİ Yayınları, 2024.
[xi] Tarım Reformu Genel Müdürlüğü, Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Faaliyet Raporu, Ankara: T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı, 2024.
[xii] Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi, Regulation (EU) 2023/956, Official Journal of the European Union, L 130, 16.5.2023; Avrupa Komisyonu, Price of CBAM certificates, Q1 2026 fiyatı 75,36 avro/tCO2e, 7 Nisan 2026. https://taxation-customs.ec.europa.eu/carbon-border-adjustment-mechanism/price-cbam-certificates_en; UNFCCC, COP31 — Antalya, Türkiye, 9–20 Kasım 2026. https://unfccc.int/cop31
